Kentler, Birlikler, Paktlar ve Doktrinler

Dünya tarihi, bölgesel düzeyde aralarında sıkı rekabet yaşayan, didişen; temel özellikler bakımından aralarında pek de fark olmayan devletlerin, bölge dışı tehditlere karşı, aralarındaki bir ya da birkaç devletin etrafında birleşmesini anlatmaktadır.

Devletlerin varlıklarını sürdürebilme politikalarında, başka devletlerle işbirliği yapma arayışı, tarihsel bir olgu olarak günümüzde de sürmektedir. İşbirliği alanı olarak öne çıkan temel alanlardan biri askeridir; antik çağlardan beri varlıklarından haberdar olabildiğimiz devlet olgusu günümüze kadar evrilerek organizasyonel açıdan daha karmaşık bir mekanizmaya dönüşmüştür. İlkleri, daha az nüfus ve toprakla karşımıza çıkan kadim devletler daha “site” ölçeğinde kabul edildikleri zamanlarda başka devletlerle kümelenme, işbirliği yapma ihtiyacı duymuştur.

Etnik ayniyetleri yanında dil, inanç ve kültürel kimlikleri birbiriyle uyumlu Arkaik Yunan site (polis) devletlerinin bilinen tarihleri, sıklıkla birbirleriyle giriştikleri askeri mücadeleler ve ittifak hikayeleriyle doludur. MÖ 8. yy’dan MÖ 480’de gerçekleşen Pers saldırısına kadar, Anadolu’yu da içine alan Arkaik Yunanistan, siyasal alanında başlangıçta proto-Grek kolonileri olarak ortaya çıkan ve zamanla Ege, Marmara, Karadeniz, Akdeniz kıyılarında Yunan (Grek) orjinli koloniler kurulmaya başlamıştır. Bu koloniler günümüzün devlet tanımıyla karşılaştırılamayacak, basit ve küçük ölçekte ve kralların yönetimindedir. Koloniler arası ticaret ekonomik zenginleşmeyle kolonileri güçlendirmiş ve nüfusun 700 binlerden 12 milyona ulaşmasına neden olmuştur. Zamanla gelişen her kolonide ortaya çıkan site devletlerin kendi aralarında ve bulundukları coğrafyadaki komşularıyla yoğun rekabete girişmeleri, günümüze kadar izleyebildiğimiz savaş tarihini başlatmaktadır.

Arkaik Yunan (Grek) şehir devletleri başlarda bağımsız olsalar da Atina, Sparta, Korint ve Tebai gibi daha büyük olanlar diğerleri üzerinde bazen savaşa başvurularak elde edilmiş üstünlükler sağlamıştır. MÖ 650’de Sparta, Argos ve Achai şehir devletleri dışında tüm site devletleri üzerinde hakimiyet kurmayı başarmıştı. Üstelik bu dönem, Arkaik Yunan alanında monarşinin zayıfladığı ve demokrasinin ortaya çıktığı bir dönemdi. Kleisthnes MÖ 500’de Atinalı olmayanları ve köleleri kapsamayan demokrasisini ilan ettiğinde bile dış politikada diğer site devletlerini egemenliği altına alma çabalarından taviz vermedi.

İçine kapalı Arkaik Yunan alanında site devletler arasında birçok kanlı savaşa da yol açan rekabet, günümüzün Ege’sinde varlığını Bodrum, Marmaris gibi yerleri de kapsayan geniş bir alanda varlığını sürdüren İyonya’nın Pers saldırısına ve işgaline uğramasına kadar sürdü. MÖ 480’lerde yaşanan istila ve işgal, diğer site devletlerinin İyonya’ya verdikleri yoğun askeri desteklerle MÖ 478 Plataea Savaşı’nda Persleri püskürtülmesiyle sona erdirildi.

Devlet, demokrasi gibi iki siyasal olgunun ortaya çıkışı ile başlayan ve bu iki olgunun genetik hafızasını kuran bu dönem, neredeyse tekrarlanarak 19. yy’a kadar izleyebildiğimiz dünya tarihinin genel çerçevesini belirlemiştir:

Dünya tarihi, bölgesel düzeyde aralarında sıkı rekabet yaşayan, didişen; temel özellikler bakımından aralarında pek de fark olmayan devletlerin, bölge dışı tehditlere karşı, aralarındaki bir ya da birkaç devletin etrafında birleşmesini anlatmaktadır.

BÜYÜK DEVLETLERİN,
İMPARATORLUKLARIN ORTAYA ÇIKIŞI

Çin’de MS 208 yılında Chi Bi Savaşı’nda aralarında savaşarak Çin coğrafyasındaki site devletleri egemenlikleri altına almak için rekabete girişen yerel krallardan Cao Cao’nun Çin’i birleştirme doktrini, Çin’in üç parçaya bölünmesine neden olmuştur. Savaş sonrasında da devam eden rekabet ve kargaşa içindeki yerel kent kralları bu savaştan 6 yıl sonra Turan-Türk saldırıları karşısında bu sefer bir araya gelmeye başlamıştır.

İlkçağ döneminde bilinen tüm devletlerin başlangıçta kendi aralarında savaşa kadar varan yoğun rekabet alanından en az bir defa yaşanan, bölge dışı saldırılar karşısında bir araya gelmeleri, aralarından bir ya da birkaçının öne çıkmasıyla, ortak tehdide karşı birleşmeleri durumu; İlkçağ sonlarına doğru, tehdit ortadan kalktıktan sonra da devam etmeye başlamış ve büyük devletlerin, imparatorlukların ortaya çıkmasını sağlamıştır.

MS 2. yy’dan itibaren karşılaşılan bu süreç, yaşanan bölge dışı tehdit karşısında bir araya gelmelerin, dış tehdidin savuşturulmasından sonra da kalıcılaşmaya başlaması geleneğini ortaya çıkarmıştır. Nitekim bu süreç Asya’da ve Ön Asya’da yaşandığı gibi Avrupa’da da yaşanmıştır. MS. 2. yy’da Avrupa site devletleri karşı karşıya kaldıkları bölge dışı tehdit olan Avarlar, Bulgarlar, Hunlar, Macarların yanında birçok Cermen kavim ve Slavların istilasına karşı Roma Devleti etrafında birleştiler. Barbar akınları, tehdit unsurlarının yenilmesi veya Roma kültür alanında yerleşerek Avrupalılaşması sonrasında da birleşik yapı sürdü ve Roma’nın imparatorluğa dönüşümüne yol açarak kalıcılaştı.

Bu gelenekselleşen sürecin, Roma İmparatorluğu’nun ortadan kalktığı MS 476 yılına kadar etkisi; Batı Roma’nın çöküşünden sonra birbirlerinden kopan Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere, İspanya yerel hanedanlarının, diğer yerel hanedanlar ve kentleri üzerinde aynı politikayı uygulayarak devletleşmeleri ve imparatorluklar ortaya çıkarmalarıdır.

SLAV VE İSLAM AKINLARINA KARŞI
YENİ BİR İTTİFAKLAŞMA SÜRECİ

Orta Çağ Avrupası’nın ülkesel alanlarında yaşanan devletleşme süreçleri yeni bir rekabet alanı ortaya çıkardı. İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya alanlarında; ezoterik nitelikler de atfedilen Karolenj soyundan geldiklerini ve ancak bu soyu kendilerinin temsil edebilecekleri iddiasında bulunan hanedanlar arasında süren rekabete dayalı savaşlarla Erken Orta Çağ olarak adlandırılan döneme gelindi. Bu defa yeni bölge dışı tehdit olan Slav ve İslam akınlarına karşı yeni bir ittifaklaşma süreci karşımıza çıkmaktadır. Başı çeken Almanya’da Karolenjler ile Anglosakson kökenli hanedanlar arasındaki rekabeti Anglosaksonlar kazanmış, yükselen dinamizm Almanya’nın diğer Avrupa devletlerini de çekim alanına almasını ve MS 800 yılında Şarlman liderliğinde yeni bir imparatorluğu ortaya çıkarmıştır.

Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Özmen
Hüseyin Murat Lehimler

Devamı M5 Dergisi Ağustos 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir