Makaleler

Kara Havacılığı ve Sabit Kanatlı Hava Araçları

Topyekûn savaşların yerini bölgesel çatışmaların, soğuk savaşın yerini tek kutuplu güç gösterilerinin alması, muharebelerin meskûn mahallere kayması ve asimetrik savaş, sadece savaşın şeklinin değiştiğinin göstergeleridir. Her ulus, mevcudiyetini sürdürmek için mümkün olan en yüksek teknolojiyi kullanarak proaktif ordular hazırlamaya devam edecektir.

Belli ki insanoğlu, daha uzun süre barış içinde yaşamaya hasret kalacak. Topyekûn savaşların yerini bölgesel çatışmaların, soğuk savaşın yerini tek kutuplu güç gösterilerinin alması, muharebelerin meskûn mahallere kayması ve asimetrik savaş, sadece savaşın şeklinin değiştiğinin göstergeleridir. İnsanlığı birbirine düşürmeyi sonsuza kadar görev edinmiş bir “Kaos Tanrıçası” var sanki! Doğal olarak, her ulus ve askerleri de mevcudiyetini devam ettirmek ve hizmet ettikleri değerlerin istikbali için mümkün olan en yüksek teknolojiyi kullanarak proaktif ordular hazırlamaya devam edeceklerdir. Gelecekteki muharebe sahasını hayal etmek ve hazırlanmak, hemen her seviyedeki askerin görevidir. Muharebe sahası gelecekte nasıl olacaktır? Nasıl bir ordu ülkemizin ve cumhuriyetimizin geleceğinin teminatı olacaktır? Hangi donanıma ve taktiklere sahip bir Kara Gücü, geleceğin meçhullerle dolu dinamik muharebe sahasında başarılı olabilecektir?

DEĞİŞEN SAVAŞ TEKNOLOJİSİ VE TEHDİTLER

Gelecek 10-20 yıl için ise klasik kuvvetlerle yapılan harpler yerine çok sayıda bölgesel çatışmalar ve terör orduları beklenmektedir. Savaş teknolojisinde beklenen diğer gelişmeler ve bazı strateji uzmanları tarafından belirlenen tehditler ise şunlardır.
• Birçok etnik politik çatışmaların ve küresel terörist faaliyetlerin bazı devletlerce desteklenmesi, nüfus artışı, ekonomik düzensizliğe bağlı altyapı ve sağlık sorunları
• Etnik, dini, kültürel çekişmeler, kökten dinci akımlara yöneliş, doğal afetler, kıt kaynaklar, yetersiz yönetimler sosyal rahatsızlıklar
• Uluslararası uyuşturucu trafiğinde ve suç örgütlerinde artış, ülkeler ve bölgeler arası güç hareketleri
• Tekno-savaş kültürü, 4’ncü nesil NBC silahlarında gelişmeler
• Bilgisayar korsanlarının (Hacker) olumsuz etkileri
• Karadan-denize, denizaltından-diğer hedeflere, havadan-havaya füzelerin yaygınlığı
• Yönlendirilmiş enerji silahları (Direct Energy Weapons-Dew), radyo frekans silahları (RFW), lazer silahları ve yüksek enerji parçacık silahlarındaki (PBW) gelişmeler
• Alçak frekans ses silahları ve iyonosferik savaş sistemleri
• Uzay kapsamlı hassas algılayıcılar (Sensors)
• Küresel iletişim ve bilişim teknolojisindeki gelişmeler
• Akıllı mühimmattaki gelişmeler
• Tekno terörizm, nano teknolojiler (Minyatür Takip Edici Algılayıcılar)
• Biyo-teknoloji öldürücü olmayan silahlarda gelişmeler
• Asimetrik harp (Ekim 2000 Yemen ABD Harp Gemisine Lastik Botla Saldırı, Eylül 2001 New York ABD Ticaret Merkezine Uçakla Saldırı)

KARA HAVACILIĞINA İHTİYAÇ ARTACAK

Ulu Önder ve dâhi asker Mustafa Kemal Atatürk “Zafer Süngünün Ucundadır” özdeyişiyle kesin sonucun nasıl elde edileceğini ifadesi, hala geçerliliğini korumaktadır. Kara gücü, gelişmiş her ordunun başarısında en önemli rolü üstlenmektedir. İşte geleceğin savaşlarında rol oynayacak, bu kadar değişik parametrelerin önemli olacağı bir muharebede, Kara Kuvvetlerine muharebe, muharebe destek ve muharebe hizmet desteği sağlayan Kara Havacılığına olan ihtiyaç daha da artacaktır. Kara Kuvvetleri Havacılığının sahip olacağı her kabiliyet, Kara Kuvvetlerinin başarısını direkt olarak etkileyecektir.

Kara Havacılığı, öncelikle Kara Kuvvetlerinin tüm görevlerini her türlü arazi ve hava koşullarında 24 saat kesintisiz yapabilmek için hazırlanmalıdır. Genel maksat, hücum, taarruz helikopterlerinin yanı sıra, sabit kanatlı hava araçlarına da sürat, manevra kabiliyeti, servis tavanı, iyi bir silah platformu sağlaması vb. özellikleri nedeniyle duyulan ihtiyaç artacaktır. İHA’ların ve SİHA’ların çatışma ve muharebe ortamındaki etkileri de artarak devam edecektir.

Günümüz askerlik anlayışı, tek eri bile silahı, keskin nişancı dürbünü, gece görüş teçhizatı, GPS cihazı, ilk yardım kiti vb. ile kendine yeterli donanımla teçhiz ederken, Kara Kuvvetlerini destekleyen Kara Havacılık sınıfın ihtiyacı olan kabiliyetlerden yoksun olması düşünülemez. Hele bu sınıf, muharebenin en ön cephesinden en gerisine kadar geniş bir görev sahasında görev yapıyorsa… Yapacağımız değerlendirmelerin bu bilgiler ışığında olması uygun olacaktır.

BİZİM İHTİYAÇLARIMIZI KARŞILAYACAK BİR YOL HARİTASINA İHTİYACIMIZ VAR

Kara Havacılık Sınıfında muhtelif tiplerde uçak ve helikopterler bulunmaktadır. ABD Kara Kuvvetleri Havacılığı Yol Haritasını incelediğimizde, hayati kabiliyetlerini muhafaza ederken sabit ve döner kanatlı hava araçlarında miktar ve tip olarak bir azalmaya gidildiğini görmekteyiz. ABD Kara Ordusu Havacılığında, uzun yıllar döner kanatlı hava aracı olarak OH-58 A/C/D, AH-1, UH-1 H/V, CH-47 D/ICH, UH-60 A/L/Q ve AH-64 A/D tiplerinde, sabit kanatlı hava aracı olarak U-21, C-12, C-20, C-23 ve RC-12N tiplerinde helikopterler ve uçaklar kullanılmıştır. 2000’li yılların yol haritası ise 2020 yılında Kara Havacılık envanterini CH-47 D/ICH, UH-60 A/L/Q, AH-64 D ve RAH-66 olmak üzere 4 tip helikopter ile C-XX (Short Range Utulity), C-XX (Medium Range Utulity), C-20 (Executive Transport), C-XX (Multi- Mission Tactical Transport) kategorilerinde 4 uçak tipi olacak şekilde planlamaktadır. Bu yol haritası ABD Kara Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını karşılayabilir. Ya bizim ihtiyaçlarımızı hangi yol haritası karşılar?

Zaman tasarrufu ve görevde elastikiyet, kıta görevlerinde çok iyi bir planlamanın gereğidir. Maliyet ise, kıt’a görevlerinde ülkemizin genelinde hassas olarak değerlendirilmelidir. Aynı görevi yapabilecek hava araçları içinden daha ucuz ve belki de daha emniyetli olanı tercih etmek daha maliyet-etkin olacaktır. Evet, belki de daha emniyetli; çünkü hava aracı tipine bağlı olarak değişmekle birlikte genelde sabit kanatlı hava araçları herhangi bir motor arızasında daha uzun bir süzülüş mesafesi ve dolayısı ile emercensiyi uygulama ya da paraşüt kullanma fırsatı temin ederler. Risk yönetimi açısından bu konu iyi değerlendirilmelidir.

Kara Kuvvetleri birliklerinin (Ordu, Kolordu ve Tugaylar) komuta-kontrol keşif, gözetleme, kurye, personel ve malzeme nakli, hasta-yaralı-şehit nakli vb. görevleri, kara birlik komutanlarının kolayca koordine ederek çok kısa sürede planlayabilmeleri için gerekli sabit kanatlı hava araçları Kara Havacılık Sınıfı envanterinde yani kara birlik komutanının hemen elinin altında bulunmalıdır. Halen oldukça geniş sorumluluk sahalarına sahip Ordu Komutanlarının emrinde, özellikle komuta kontrol görevlerini icra edebilecek kabiliyette sabit kanatlı hava aracı bulunmamaktadır. Bu noktada Hava Kuvvetleri ile barışta ve savaşta görevlerin ayrıntılı koordinasyon ihtiyacı, görev yoğunluğu, muharebe şartlarında ise öncelikli ve stratejik görevlerinin dikkate alınmasında fayda vardır. Hava Kuvvetlerinin muharebedeki öncelikli görevleri Kara Kuvvetlerine vereceği hava desteğini her zaman azaltacaktır.

Gelecekteki muharebelerde, hızla gelişen durumlara müdahale edecek komutanların kullanacağı komuta-kontrol uçaklarına ne zaman, nerede ihtiyaç olacağını bilmek zordur. Bilinen şudur ki; günümüzün gelişmiş muhabere ve elektronik sistemlerine rağmen herhangi bir kuvvetten istek yapılarak bu ihtiyacın karşılanması fazladan bir koordinasyon ve zaman kaybına sebep olacaktır. Bu sebeple Kara Havacılığında her seviyede komuta kontrol uçaklarına ihtiyaç vardır.

Sabit kanatlı hava araçlarının oksijen teçhizatları, kabin basınçları ve yüksek servis tavanları helikopterlere nazaran daha yüksek irtifaları gerektiğinde seçebilme imkânı tanır. Bu ise görevde elastikiyet sağlayarak görevin yapılabilme olasılığını arttırır.

Yakın hava desteğinde, taarruz helikopterlerinin yeri inkâr edilemezse de bu görevler için tasarlanmış A-10 vb. sabit kanatlı yakın hava destek uçakları menzil, sürat ve performans yönünden değerlendirilmelidir. Kara birliklerinin yakın hava desteğinin sadece taarruz helikopterleri ile desteklenmesi günümüzde eksik bir konsepttir. Her zaman keşif, gözetleme, radar ve hedef tespiti yapabilecek bir başka helikoptere veya uçağa ihtiyaç duyar. Bu desteği barışta veya muharebe ortamında Kara-hava birlik komutanı emrinde bulundurmak görevin yapılmasına büyük katkıda bulunacaktır. Bu noktada sabit ve döner kanatlı insansız silahlı hava araçlarını kullanmak oldukça etkin bir muharebe üstünlüğü sağlayacaktır.

ÜSTÜN MANEVRA GÜCÜNE SAHİP HAVA ARAÇLARINA İHTİYACIMIZ VAR

Gelecekte de gelişen hedef tespit, radar, süpersonik hava savunma füzelerini tespit ve elektronik karşı koyma tedbirleri, keşif gözetleme ve taarruz kabiliyeti olan uçakların performanslarından faydalanılarak sağlanmalıdır. Bu maksatla kullanılabilecek üretilmiş çok sayıda uçak mevcuttur. Küçük, süratli ve kısa pistlere (1200-1500 fit iniş kalkış mesafeleri ) inebilme özelliği olan bu uçakların bazıları, birçok pervaneli uçak ve helikopterden bile küçüktür. Yakın hava desteği için kullanılacak uçak, süratli, alçak irtifa uçuşu için uygun performansa sahip, taarruz kabiliyetine sahip bir jet uçağı olmalıdır. Kısaca yakın hava desteği için yalnız taarruz helikopterleri kısmen ihtiyacı karşılar. Muharebede yüksek süratli üstün manevra gücüne sahip hava araçları gereklidir. Yer birlikleri tarafından kullanılan güdümlü hava savunma silahları ve namlulu hava savunma silahlarına karşı yüksek süratli hava araçları daha iyi koruma sağlar.

Sabit kanatlı hava araçlarının göreve hazır olma süresi daha kısa, menzili ise daha uzundur. Bakım yönünden döner kanatlı hava araçlarına göre kısa süren, uzun bakım periyotlu hava araçlarıdır. Parça ihtiyaçları daha azdır. Dolayısıyla elde aktif (faal) hava aracı tutma imkanı artar.

Birçok sabit kanatlı hava aracı, muharebede tek pilotlu olarak görev yapabilir ki bu da reel olarak %50 personel tasarrufu sağlar. Sabit kanatlı hava araçları Kara Havacılığı sınıfına %100 hareket kabiliyeti sağlayacaktır. Bu husus, harbe hazır olma süresini 24 saatin altına indirmede etkili olacaktır. Sabit kanatlı hava araçlarını Kara Havacılığı için değerlendirirken, maksadın helikopterlerin muharebe sahasında sağladığı avantajları görmezlikten gelmek veya azımsamak olmadığının altını çizmek isterim. Değerlendirmelerim, bu avantajlara pozitif katkıda bulunacak uçak tipleri ve görev planlamalarına ışık tutmaktır.

KARA HAVACILIĞI EĞİTİMİ

Kara Havacılığı, her sene kendi hava araçları için Kara Havacılık Okulunda pilotlar yetiştirmektedir. Konuya eğitim açısından bakarsak söyleyebileceğimiz şeyler şunlardır;

Sabit kanat, havacılığın temelidir. Her pilot sabit kanatlı hava araçları ile uçmalı ve havacılık yeteneklerini geliştirmelidir. Helikopterler, yapısı ve aerodinamiği gereği bir uçağın yapabildiği bazı manevraları sınırlı olarak yaparlar ve bazı manevralar için ise çok özel helikopterler dizayn edilmiştir. Bence her pilot, eğitiminin başında sabit kanatlı bir hava aracı ile eğitim alarak uzayda değişik pozisyonlara girmeli, üç boyutlu havacılık hissini tam anlamıyla yaşayarak öğrenmelidir. Ancak bu şekilde temel manevralar reflekslerine doğru olarak yerleşecektir.
Bana göre sabit kanatlı uçaklarla pilotaj eğitimi daha kolaydır. Başarı yüzdesi her zaman yüksek olmuştur. Üstelik pilot olan bu personel gerektiğinde yüzde yüz başarı oranı ile kısa sürelerde helikoptere de intibak ettirilebilmektedir.

Sabit kanatlı hava aracı ile pilot yetiştirmek çok daha ucuzdur. Önce sabit kanat eğitimi sonra da helikopter intibakı gören bir pilotun maliyeti, sadece helikopter kursu gören bir pilotun maliyetinden yaklaşık 43.000$ daha ucuzdur. Sadece maliyetine bakmak sureti ile Kara Havacılıkta pilotaj eğitiminin önce sabit kanatlı hava araçları ile başlamasının devamında helikoptere geçiş yapılmasının ve bu şekilde Kara Kuvvetlerine daha az maliyetle helikopter pilotu yetiştirilmesinin mümkün olacağı söylenebilir.

Sabit kanatlı uçaklar, eğitim safhasında sürat, menzil, performans vb. özellikleri ile bir eğitim periyodu içinde pilot adaylarına, bir çok meydana, gerektiğinde değişik irtifalardaki IFR yolları kullanarak seyrüsefer yapma ve ülkemizdeki birçok meydana iniş kalkış yapma imkânı vermektedir. Bu da eğitime zaman tasarrufu, elastikiyet temin eder ve pilot adaylarına daha geniş bir vizyon sağlar.

Bence herhangi bir ülkede uygulanıp uygulanmadığına bakmak yerine, önce sabit kanatlı hava araçları ile müteakiben döner kanatla pilot yetiştirilmesinin faydaları değerlendirilmeli ve uygulanmalıdır. “Bizim Sistemimiz En İyidir, Çünkü Bizim İhtiyaçlarımıza Cevap Verir” ilkesi ile hareket etmek gerektiğini düşünüyorum. Sabit kanatlı uçakların, eğitimlerde sağladıkları bu avantajlar, kıtalarda, Kara Kuvvetlerinin mevcut görevlerinde artarak devam etmektedir.

1993-1996 yılları arasında görev yaptığım bir Kara Havacılık birliğinde, sorumluluk sahası geniş bir kolordunun haftalık evraklarını kurye görevi ile dört buçuk saat gibi bir sürede halen de kara havacılık envanterinde bulunan U-17 uçakları ile yapardık. İniş kalkış yaptığımız birliklerin meydanları kimisinin zemini beton kimi çimen kimi sert toprak olmak üzere çabuk ve kısa sürede hazırlanabilen pistlerden oluşmaktaydı. Dört buçuk saat içinde ana meydanımızdan kalkıp Ağrı, Patnos, Tatvan, Muş ve Bingöl’e kurye hizmetini yapmış olarak dönerdik. 2003 yılı maliyetlerine göre U-17 uçağının bir saatlik uçuş maliyeti yaklaşık 380 $ iken UH-1 helikopterinin bir saatlik uçuş maliyeti ise yaklaşık 1000 $’dır. Bugünün maliyetleriyle U-17 uçağı ile yapılan bu görev dört buçuk saat içinde gerektiğinde tek pilotla 1700 $’a yapılabilirdi. Aynı görevin UH-1 helikopteri ile yapılması ise altı saatte (düşük sürat ve iki yakıt ikmal molası) 5900 $’a mâlolacaktı! Kara Havacılık birliğinin envanterinde bu uçağın olmamasının veya aynı görevi helikopterle yapmanın fazladan maliyeti görev başına yaklaşık 4200 $’dır. Geri kalan hesap okuyucunun takdirindedir.

Sabit/Döner kanat konusundaki uzun süredir geliştirilen hava aracı, tiltrotor teknolojisidir. Gerçekte 1955’li yıllardan beri geliştirilmeye devam eden “Tiltrotorlar”, kalkış ve iniş performansı olarak helikopter kabiliyeti sergileyen, rotorlarının açısını değiştirmek sureti ile de sabit kanatlı bir hava aracının sürat, menzil ve performansını veren hava araçları artık ütopya olmaktan çıkmış Amerika’dan sonra İtalya’da da üretilmeye başlamıştır. Amerika’daki birçok eyaletin bu tip hava araçlarının inebileceği paneller yapmak üzere bütçelerinden milyonlarca dolar ayırdığını havacılıkla ilgili dergilerden okumaktayız. Önce uçakla gideceği bölgede bir meydana götürdüğümüz oradan da helikopterle meskun mahallere ulaştırdığımız komuta heyetlerimizi, devlet büyüklerimizi veya görevli personeli neden hiç vakit kaybetmeden “tiltrotorlu” bir hava aracı ile ilk noktadan alıp en uzaktaki hedef noktaya daha süratle, daha az maliyetle ve emniyetle intikal ettirmeyelim.

25.000 feet servis tavanı 240 deniz mili süratleri, 500 deniz millik hareket sığaları, opsiyonel teçhizatları ile tanker uçağından keşif-gözetleme uçağına, nakliye uçağından ambulans uçağına, muharebe arama kurtarmadan (CSAR) hava platformuna kadar versiyonları ile çok geniş bir görev yelpazesine sahip, geniş ve zor arazi-hava koşulları olan ülkemizin, ihtiyaçlarına cevap verebilecek bu hava araçlarına neden lider ülkelerle beraber sahip olmayalım. Kara Havacılık Sınıfı, CH-53 filolarını tiltrotorlu hava araçları ile değiştirmek için sipariş veren diğer bir ülkeden tiltrotorlu hava araçlarına daha mı az ihtiyaç duymaktadır?

Kendi ülkemizin ihtiyaçlarını belirlerken mutlaka dünyanın bir başka köşesinde uygulaması olup olmadığına bakmak zorunda mıyız? Elbette inceleyelim. Fakat “Global Düşünüp Yerel Davranmak” kendi aklımızla ülkemizin ihtiyaçlarını teşhis ve tespit etmek daha doğrudur.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

3 Yorum

  1. Gökhan Bey değişen dünya ve geleceğin ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurarak yazılmış kapsamlı ve güzel bir çalışma olmuş. Elinize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı