DEAŞ’ın Küresel Mirası: Yabancı Terörist Savaşçılar ve Aileleri

Yabancı savaşçı kavramı, özellikle de 11 Eylül’ün ertesinde Afganistan’a ve sonrasında Irak ve Suriye’ye düzenlenen operasyonlar karşısında, cihatçı motivasyonla bölgeye giden savaşçılar çerçevesinde “yabancı terörist savaşçılar” kavramına dönüşmüştür. “Yabancı Terörist Savaşçıların” temel itibariyle iki açıdan önümüzdeki dönemin küresel güvenlik ajandasında önemli rol oynayabileceğini söylemek mümkündür. Bir taraftan, Irak ve Suriye’de kazandığı toprakları kaybeden DEAŞ’ın halifelik sonrası dönemde toprak kontrolünden ziyade, gerek çevrimiçi etkileşim gerekse hücreleri üzerinden faaliyetlerini sürdürmesinde Yabancı Terörist Savaşçılar etkili olacaktır. Diğer taraftan ise YTS’lerin ve ailelerinin (ki bunların nasıl tanımlanacağı da tartışmalıdır) vatandaşı oldukları ülkelere girişlerinin engellenmesiyle birlikte bunların içinde bulundukları ortamda radikalleşme sürecine girmeden ne kadar sağlıklı bir seyir izleyecekleri uzun dönemli sonuçları itibariyle düşündürücüdür.

Ele geçirdiği topraklardan sökülüp atılsa da varlığını farklı unsurlar üzerinden sürdürmeye devam eden DEAŞ’ın etkisi belli ki uzun dönemde kendini göstermeye devam edecektir. Irak ve Suriye’de DEAŞ saflarında savaşmak için dünyanın farklı coğrafyalarından buraya gelen yabancılar ile bunların aileleri ise, sahipsiz bir şekilde DEAŞ sonrasının mirası olarak ortada kalmıştır. Bir taraftan nasıl tanımlanacağı bile tartışma konusu olan Yabancı Terörist Savaşçıların (YTS) ailelerinin yaşadığı dram, diğer taraftan ise bunların vatandaşı oldukları ülkeler tarafından birer tehdit unsuru çerçevesinde değerlendirilmesi, konunun her yönüyle ne kadar çetrefilli olduğunu gözler önüne sermektedir.

YTS kavramı, uzun bir geçmişe sahip olan yabancı savaşçı olgusuna dayanmaktadır. Yabancı savaşçı kavramı, özellikle de 11 Eylül’ün ertesinde Afganistan’a ve sonrasında Irak ve Suriye’ye düzenlenen operasyonlar karşısında, cihatçı motivasyonla bölgeye giden savaşçılar çerçevesinde “yabancı terörist savaşçılar” kavramına dönüşmüştür. YTS’lerin temel itibariyle iki açıdan önümüzdeki dönemin küresel güvenlik ajandasında önemli rol oynayabileceğini söylemek mümkündür. Bir taraftan, Irak ve Suriye’de kazandığı toprakları kaybeden DEAŞ’ın halifelik sonrası dönemde toprak kontrolünden ziyade, gerek çevrimiçi etkileşim gerekse hücreleri üzerinden faaliyetlerini sürdürmesinde YTS’ler etkili olabilecektir. Bu minvalde Charlie Hebdo (2015), Bataclan (2015) ve Brüksel (2016) örnekleri özellikle Irak ve Suriye’de savaşarak gerek mental gerekse pratik anlamda savaş deneyimi kazanan YTS’lerin şiddeti farklı coğrafyalardaki evlerine ne derece taşıyabileceklerini gösterir niteliktedir. Diğer taraftan ise, YTS’lerin ve ailelerinin (ki bunların nasıl tanımlanacağı da tartışmalıdır) vatandaşı oldukları ülkelere girişlerinin engellenmesiyle birlikte bunların içinde bulundukları ortamda radikalleşme sürecine girmeden ne kadar sağlıklı bir seyir izleyecekleri uzun dönemli sonuçları itibariyle düşündürücüdür.

Hukuki ve siyasi anlamda tartışmalara konu olan YTS’ler, temel itibariyle yabancı savaşçı olgusuna dayanmaktadır. Yabancı savaşçıların tarih içerisindeki örnekleri arasında, Yunan İsyanı (1821-1832), İspanyol İç Savaşı (1936-1939), Arap-İsrail Savaşı (1948), Afganistan Savaşı (1979-1989), Yugoslavya’nın dağılması sürecindeki olaylar (1991-1995) ve Somali’deki çatışmalar (2006-2009) yer almaktadır. Tarihi süreç içerisinde savaş alanlarında, adanılan dava uğrunda savaşan bireyler anlamında kullanılan kavramın özellikle de 11 Eylül sonrası dönemde Cihatçılar odağında, uluslararası terörizm kapsamında kullanıldığı görülmektedir. Son dönemde ise, DEAŞ’ın artan saldırılarının küresel nitelikte tehdit arz etmesi devletleri tehdit odağında belirli bir uzlaşı sağlamaya itmiş ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2014 tarihli 2178 sayılı Yabancı Terörist Savaşçılar konulu kararı almasında etkili olmuştur. Söz konusu karara göre Yabancı Terörist Savaşçılar şu şekilde tanımlanmıştır:

İkamet etmekte veya vatandaşı olduğu bir devletten başka bir devlette terörist faaliyetleri gerçekleştiren, planlayan, hazırlığında olan veya katılma amacıyla seyahat eden; ya da silahlı çatışmalarla ilişkili olanlar dâhil olmak üzere terör eğitimi alan veya veren bireyler

Konuya ilişkin kafa karışıklığının giderilmesi ve ortak anlayış geliştirilebilmesi hedefiyle yapılan tanımlamaya rağmen halen pek çok dokümanda yabancı terörist savaşçı ve yabancı savaşçı kavramının iç içe geçerek birbirinin yerine kullanıldığı görülmektedir. Örneğin EUROPOL tarafından yayınlanan 2017 tarihli AB Terörizm Durum ve Eğilim Raporu (TE-SAT)’nda “yabancı terörist savaşçılar” değerlendirmesi yapılırken, bu analize atıf yapan “Yabancı Savaşçıların AB Topraklarına Dönüşü” başlıklı Avrupa Parlamentosu Raporu’nda söz konusu analiz “yabancı savaşçılar” kavramı üzerinden irdelenmektedir. Ayrıca uluslararası düzeyde YTS’lerle mücadelenin yasal zemininin oluşturulması ve bu anlamda devletlerin sorumluluklarının netleştirilmesi konusunda rol oynayan kararda YTS’lerin son derece geniş bir çerçevede tanımlanması da kadın ve çocukların nasıl tanımlanacağı konusunu tartışmaya açmaktadır. Nitekim terör eylemlerinin gerçekleştirilmesinin ötesine taşınan ifadede planlama, hazırlığında olma veya katılma amacıyla seyahat etme, eğitim alma veya verme unsurları kapsamında çatışma bölgelerine giden aile fertlerinin nasıl değerlendirileceği muğlaklığını korumaktadır.

Londra-merkezli Uluslararası Radikalleşme Çalışmaları Merkezi’nin 2018 tarihli Raporu’nda Irak ve Suriye’de DEAŞ’la bağlantılı (burada doğmuş veya buraya seyahat etmiş) yabancı kişi sayısı 41.490 olarak ifade edilirken, bu sayının yaklaşık olarak yüzde 13’ünü kadınlar, yüzde 12’sini ise çocuklar teşkil etmektedir. Ülkesine dönenlerin sayıları gerek verilere ulaşımın zorluğu gerekse DEAŞ’la bağlantılı (ki burada da sivil veya militan ayrımı yapmanın zorluğu ortaya çıkmakta) kimi üyelerin ortadan kaybolmasından ötürü çeşitli çalışmalarda farklı verilmekle birlikte, bu çalışmada ortaya konan yabancı kişi sayısının yüzde 20’ler civarında (7.145-7.366 kişi) dönüş yaptığı veya süreç içerisinde olduğu, bunun ise yüzde 4’ünü kadınların (256), yüzde 17’sini ise çocukların (411-1,180) oluşturduğu gözlenmektedir. DEAŞ’la bağlantılı yabancı kişi sayısının dörtte birinin kadın ve çocuklardan oluşması DEAŞ’ın devlet vizyonu çerçevesinde anlamlıdır. Nitekim kadın ve çocukların devlet vizyonunun meşrulaştırılması ve devlet-inşası sürecinde rol oynamaları düşüncesinin DEAŞ’ın halifelik sonrası döneminin altyapısına sağladığı katkı soru işaretlerine neden olmaktadır.

Devamı M5 Dergisi Mayıs 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir