Meskûn Mahal Çatışmalarında İstihbaratın Rolü

Her türlü sürprize açık olan meskûn mahal mücadelelerinde devlet açısından istihbarat faaliyeti, ciddi anlamda ihtiyaçtır. İnsanlarla dolu bir pazar alanı içerisindeki canlı bombanın tespitinden bir sokak ötedeki duvarların arkasını gözlemlemeye, baskınların öngörülmesinden karşı tarafın lider kadrosunun konum bilgilerinin ele geçirilmesine kadar geniş bir yelpazede istihbarat faaliyetlerine gerek duyulmaktadır. Meskûn mahalde istihbarat, çatışma öncesi ve sonrası bilgi toplanılması, sınırlı operasyon gerçekleştirilmesi ve sahada çatışan birliklere anlık destek verilmesi gibi işlevleri üstlenmektedir.

Er Meydanından Meskûn Mahale…

Geleneksel tanımıyla çatışmayı, iki düşman tarafın belirli bir savaş sahasında tahmin edilebilir stratejiler ve büyük oranda benzer silahlarla yaptıkları üstünlük mücadelesi olarak ifade etmek mümkündür. Savaşlar ve çatışmalar, tarih boyunca kale savunmaları ve şehir kuşatmaları gibi durumlar dışında yaşam yerlerinden uzakta gerçekleştirilmiştir. Daha önce sınırlı sayıda örnekleri görülse de İkinci Dünya Savaşı ile birlikte çatışmalar şehir merkezlerine kaymaya, silah sesleri sokaklardan duyulmaya, evlerin balkonları siper olarak kullanılmaya başlamıştır. Meskûn mahalde çatışma; sivil yerleşiminin olduğu bölgelerde cereyan eden ve farklı özellikleriyle açık saha muharebelerinden ayrılan askeri mücadele türünü yansıtmaktadır.

Geleneksel muharebe anlayışında top atışı ve bombardıman dışında çatışmalar büyük oranda yerleşim yerleri dışında tutulmuştur. Sivil kayıpların yaşanmaması, şehirlerdeki kültürel ve tarihi dokuya zarar verilmemesi, savaşın ardından dönülebilecek veya savaşmaya değmiş olan bir yerin var olmaya devam etmesi, çatışma sahnesinin gerisinde kalan insanların günlük yaşamlarını sürdürebilmeleri ve nadir bir yaklaşım da olsa düşman tarafların adil bir şekilde birbirlerinin karşısına çıkması gerektiği gibi düşünceler bir savaş alanı anlayışı geliştirmiştir. Fakat düşmanı bir an önce yenilgiyi kabule zorlama ya da savaş sahasında üstünlüğü belirgin olan bir rakibi dezavantajlı konuma düşürme gibi nedenlerle çatışan taraflar muharebe sahası ve sivil yaşam alanı arasındaki çizgiler giderek azalarak iç içe geçmiştir. Devletlerarası savaşlarda, iç savaşlarda ve terörizmle mücadelede kentler savaşın sahnesi haline gelmişlerdir.

MESKÛN MAHAL ÇATIŞMALARI

Neden köyler, kasabalar ve şehirler savaş sahası olma yükünü taşımaktadır? Şüphesiz ki bu durum savunan tarafın zorunlu ya da bilinçli tercihinin sonucudur. Açık arazide yenilen ve mücadeleyi bırakmak istemeyen tarafın kentlere çekilmesi veya doğrudan sivilleri, binaları, araçları, parkları, sokak lambalarını savaş sahasının birer parçası olarak gören grupların savunmalarını yerleşim yerlerinde kurmaları sonucunda meskûn mahal çatışmaları oluşmaktadır.

Meskûn mahal çatışmalarında savunan tarafın amacı göreceli olarak güçlü olan düşmanı şehrin içerisine çekip çeşitli taktik ve tuzaklarla içinden çıkılmaz bir durum yaratmakken, saldıran tarafın amacı ise düşman unsurlarından arındırarak söz konusu kentte tam hâkimiyet sağlamaktır. Meskûn mahal çatışmaları kimi zaman sivillerin çatışmanın öncesinde ve sırasında terk ettiği kimi zamanda halen hayat akışının devam ettiği bölgelerde gerçekleşmektedir. Meskûn mahaldeki çatışmaya yönelik hazırlıklar sırasında savunan taraf sivillerin tahliyesini sağlayabilirken, tam aksine sivilleri muhabere alanında kalmaya da zorlayabilmektedir. Özellikle terör grupları aşağıda da bahsedilecek bir takım nedenlerle sivilleri çatışma bölgesinde kalmaya, sokağa çıkmaya zorlamakta hatta farklı bölgelerden sivilleri getirmektedir.

Devamı M5 Dergisi Mart 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir