Her Seçim Bir Beka Meselesidir

Siyaset bir mücadele alanıdır. Doğası gereği ancak bir kişinin oturabileceği bir koltuğa en az 4-5 güçlü rakip taliptir. Siyasi rekabetin konusu olan bu durum, bir eksenleşmeye ve/veya düşmanlaşmaya kesinlikle dönüşmemelidir. 4. Nesil savaşın örgütleri ve onları kullanan hasım ülkeler bu düşmanlaşma-kutuplaşma dalgasını mutlaka kullanmak isteyecek, hassasiyetleri ve kırılganlığı derinleştirerek, nihai hedefe ulaşmaya çalışacaklardır.

Bozguncu ve Ayrılıkçı Terörün örgütleri ve hamileri seçimin kızgınlaşan rekabetini, sertleşen dilini ve ihtirasları çok iyi kullanıyor. Eksenlere verdiği/vermediği destek ve ‘Tayyip düşmanlığı’ üzerinden var olan kutuplaşmayı, tekfirleşmeyi ve düşmanlığı derinleştirmeye çalışıyorlar.

Her iki eksenin de sorumluluğu çok büyük.

Ve…

Polemik konusu olamayacak kadar hassas bir kavram: BEKA!

Beka aslında gelecek-kalıcılık-ölümsüzlük demek.

Kullandığımız anlamda ise; “ezelden ebede varlık” demek.

Milletin, insanlığın yaradılışıyla ortaya çıkan medeniyet değerlerini, ilkelerini, hedeflerini, kavramlarını kendi varlığıyla-vatanıyla-devletiyle-ordusuyla özdeşleştirerek geleceğe yürümesi, yücelmesi ve yükselmesi demek.

Bu uğurda bütün varlığını ortaya koyması, ortak bir birliktelik, fikir, ideal, hedef, amaç ve ülkü üretmesi demektir BEKA. Ya da bir diğer bakış açısıyla; ‘en azından’ var olanın kaybedilmemesi, korunması, yaşatılması demek.

Bekayı Güç Piramidinde “Kavramlar-İlkeler-Değerler-Ölçüler” ile “Jeo-politik ve Jeo-strateji” arasında yapılandırabilirsiniz.

BEKA dediğinizde, bütün milli güç unsurlarını (-ki bunlar Siyasi , Askeri, Ekonomik, Demografik , Bilimsel ve Teknolojik güç) ve moral ( ya da İnanç) gücünü mutlaka anmanız gerekir.

Ve BEKA, bütün bu milli güç unsurlarının senkronizesini, uyumunu, birbirini beslemesini, desteklemesini, gerçeklere ve güce dair güncellenmesini ve geliştirmesini emreder.

Bir başka açıdan Beka; birbirinden farklı alanlarda varlık ve etki gösteren jeo-politik ve jeo-stratejik güç çarpanları ve bileşenlerinin simbiyotik ilişkisi yani çok boyutlu stratejik eksenlerin birbirlerinden faydalanırken birbirlerine yarar sağlamaları, koordinasyon, sinerji, güç ve caydırıcılık üretmeleridir.

Seçimler açısından bakıldığında ise; ‘sanıldığının aksine’ sadece 31 Mart seçimleri değil, bütün seçimler bir Beka meselesidir. Çünkü her seçim mutlaka Bekayı etkileyecek süreçlerle ve sonuçlarla ortaya çıkar. Ve bu sadece Türkiye için değil, geneli ilgilendiren her seçim ve her ülke için geçerlidir.

Özele inmek gerekirse; 31 Mart seçimlerinin 4. Nesil savaşın ilgi ve etki sahasında, vekâletler savaşının yakıcı ve yıkıcı etkisinde, 4. Nesil savaş hamilerinin terörle ve örgütleriyle iş birliğinin gölgesinde, alınan darbeler sonrasında ülkede zafiyetlerin ve hassasiyetlerin oluştuğu bir konjonktürde gerçekleşecek olması, bu seçimi tam anlamıyla bir BEKA MESELESİNE dönüştürmüştür.

4. Nesil savaşın hamileriyle, yıkıcı-bölücü-ayrılıkçı ve bozguncu akımların seçim angajmanları ve stratejilerinin etkili olacağına dair duyulan endişe, özellikle Cumhur İttifakının konuyu gündeme getirmesine neden olmuştur.

Millet İttifakı ise “gündeme gelen Beka meselesini” Cumhur İttifakının kendi ikballeriyle, siyasi gelecekleriyle ve koltuklarıyla ilgili olduğunu iddia etmektedir.

Önemi ve konunun anlaşılması adına, yakın siyasi geçmişe bir bakalım.

1991 yılında yapılan seçimlerde PKK’nın siyasi türevlerinin SHP’nin içinde seçimlere katılmasına yol verilmişti. Böylece, o gün terör için yeni bir safha başladı. O tarihe kadar terörün stratejik savunma safhasını bir adım bile aşamayan yıkıcı-bölücü terör, bir anda Stratejik Savunma (1) – Stratejik Denge (2) – Stratejik Saldırı (3) safhalarını atlayarak, terörün 4. safhasına yani Siyasallaşma Hedefine ulaştı.

Devamı M5 Dergisi Mart 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir