Küresel Güçlerin Dizaynı: Dayton ‘Barış’sızlık Antlaşması

Yirminci yüzyılın son çeyreğinde Kıta Avrupa’sında büyük trajedilere yol açan bu iç savaş, 1995 yılında Dayton ‘Barış’sızlık Antlaşmasının imzalanmasıyla sona ermiştir. Bu antlaşma, savaşı sona erdirmekle kalmamış yeni devletin Anayasası’nı da oluşturmuştur. Kanlı bir savaşı acilen sona erdirmek için yapılan bir antlaşma içerisinde kabul edilen anayasa, geçici bir devlet düzeni kurmuştur.

Balkanlar eski dünyanın medeniyet köprüsüdür. Bu özelliği dolayısıyla eski dünyadaki etnik ve kültürel zenginliğin bu coğrafyaya yansıdığı görülmektedir. Bosna-Hersek’in çoğulculuk bakımından, Balkan coğrafyasının tüm unsurlarını içinde barındırdığı bir realitedir. Roma İmparatorluğu’ndan Osmanlılara, Avusturya-Macaristan İmparatorluğundan sosyalist Yugoslavya’ya varan serüvenin medeniyet birikimini bünyesinde barındıran bu topraklar, her daim derin/çetin mücadelelere sahne oldu. Bu mücadele sosyalizm sonrası Bosna-Hersek’te iç savaşa dönüşmüştü bile. Yirminci yüzyılın son çeyreğinde Kıta Avrupa’sında büyük trajedilere yol açan bu iç savaş, 1995 yılında Dayton ‘Barış’sızlık Antlaşmasının imzalanmasıyla sona ermiştir. Bu antlaşma, savaşı sona erdirmekle kalmamış yeni devletin Anayasası’nı da oluşturmuştur. Kanlı bir savaşı acilen sona erdirmek için yapılan bir antlaşma içerisinde kabul edilen anayasa, geçici bir devlet düzeni kurmuştur.

İLK SIRAYA VATANDAŞI DEĞIL, KURUCU HALKLARI KOYAN ANTLAŞMA…

Tito (sonrası) Yugoslavya’sının dağılması/parçalanması, barışı sağlama ve diplomasinin yeni tekniklerini uygulamak için bir fırsattı. Bosna-Hersek’te savaş zamanında, küresel güçler kendi geliştirdiği yeni mekanizmaları denemeye çalışmıştı. Yugoslavya ve Bosna-Hersek bir deneme tahtasına dönüşmüştü. Savaş süresince, yeni teknikler Bosna-Hersek’te uygulandı. Dayton’da imzalanan antlaşma, çatışma sonrası toplumlar için küresel güçlerin barış mekanizmalarının test edilmesi açısından uygun bir platform oldu. Dayton Anayasasına göre Bosna-Hersek iki devletçik (Bosna-Hersek Federasyonu, Sırp Cumhuriyeti ve Özerk Brçko) ve üç kurucu halktan (Boşnak, Sırp ve Hırvat) oluşmaktadır.

Yani, Bosna-Hersek‘te yaşayan azınlıklar, kurucu halklar gibi aynı haklara sahip değildirler. Dayton antlaşması, ilk sıraya vatandaşı değil, kurucu halkları koymaktadır! Böylece Dayton Anayasası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini de (AİHS) ihlal etmektedir. Dayton antlaşmasının, devletçiklere büyük yetkiler vermesiyle Bosna-Hersek – bilinçli şekilde – devlet organları yetkisi açısından zayıf bırakıldı. Dayton Anayasası, siyasal süreçlerde de işlevsiz kalmıştı. Küresel güçler tarafından inşa edilen yetki paylaşım sistemi Dayton Anayasasının özelliklerinden biridir.

Dayton antlaşması, ilk sıraya vatandaşı değil, kurucu halkları koymaktadır! Böylece Dayton Anayasası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini de (AİHS) ihlal etmektedir. Dayton antlaşmasının, devletçiklere büyük yetkiler vermesiyle Bosna-Hersek – bilinçli şekilde – devlet organları yetkisi açısından zayıf bırakıldı. Dayton Anayasası, siyasal süreçlerde de işlevsiz kalmıştı.

Dayton antlaşması, çatışma yaşanan bölgelerde ve bu bölgelerdeki etnisiteler arası bir işbirliği yaparak savaşı sonlandırmıştır. 1995 yılından sonra bölgede herhangi bir çatışma yaşanmamasına rağmen, Dayton antlaşması, barışın kendi kendisini devam ettirememesi hususunda eleştirilmektedir. Bu konuda getirilen en temel eleştiri ise antlaşmanın savaş sonrası yeni oluşan kurumlarda farklı etnik grupların işlevselliğini ve verimliliklerini zayıflatmış olmasıdır. Çünkü oluşturulan bu yapılar çözüme yönelik bir işleyişe sahip olmaktansa, farklı etnik grupların birbirlerini engelleyebilmek adına siyasi tıkanmalara kadar gidebilecek bir yapıyla kurulmuş olmasıdır. Aslında Dayton antlaşmasının amacı, geçmişte bu toplumları savaşa sürükleyen problemlerin çözümünü sağlamak ve ileriye yönelik bütünleşik bir toplum oluşturabilmek idi. Dayton antlaşmasının arka planında yalnızca ABD (Amerika Birleşik Devletleri) değil, küresel politikanın oluşumunda etkili olan Rusya Federasyonu, Almanya, Fransa, Birleşik Krallık (İngiltere) ve İtalya’dan oluşan devletler vardır. Yugoslavya özelinde Dayton antlaşmasını anlayabilmek için dönemin ABD Dışişleri Bakanı Richard Holbrooke ait ‘’Bir Savaşı Bitirmek’’ adlı eserdeki şu sözleri manidardır: “Yugoslavya krizi NATO tarafından ele alınmalıydı. NATO, Atlantik kuru¬luşlarının en ağırlık taşıyanıydı, ABD orada kilit üyeydi. Savaşı önleme¬nin en iyi yolu, Yugoslavlara açık seçik bir uyarıda bulunmak, ülkelerin¬deki etnik gerilimle ilgili olarak kuvvet kullanacak taraflara karşı NATO hava gücünün kullanılacağını belirtmek olurdu”. R.Holbrooke, aynı zamanda Dayton antlaşmasının mimarıydı; böylelikle Bosna- Hersek bu antlaşma ile dizayn edildi.

İNSANLIK VICDANINI YARALAYAN ÖDÜL…

Sonuç olarak, Bosna-Hersek’in kaderi, Birinci Dünya Harbinde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından ilhak edilmesiyle başladı; bu ilhak aynı zamanda Birinci Dünya Harbi’nin fitilini ateşleyen gelişmelerden biriydi. Bosna savaşı ve soykırımının (Srebrenitsa) üzerinden 25 yıl geçti. Savaşa ve soykırıma alenen seyirci kalan Kıta Avrupa’sına bu yetmeyecekti herhalde; insanlık vicdanını yaralayan, Sırpların savaş suçlarını savunan ve bunda ısrar eden Avusturyalı yazar – insanlıktan yoksun şahsiyet – Peter Handke’ye ne yazık ki Nobel edebiyat ödülü verildi. Aslında dünyamız ‘’simge-sembol ve algıların’’ dünyası anlayana! İsveç gibi medeniyet diye tabir edilen bir ülke ve Nobel Bilim Kurulu tarafından verilmesi bizleri şaşırtmadı. Çünkü onlar bu ödülü Handke’ye, Srebrenitsa Soykırımı’nı adeta normalleştirmek için bilerek verdiler. Kıta Avrupa’sının Bosna-Hersek’teki soykırımdan bir şey öğrenmediği açıkça ortada. Küresel güçler tarafından dizayn edilen Bosna-Hersek hala tehlike altında. Küresel ve bölgesel ölçekte ‘Dayton’ın tezahürü bir barıştan öte ‘barış’sızlık olmuştur. Bosna-Hersek’te on dört ay sonra yeni hükümetin kurulması bile Dayton’ın çözüm değil çözümsüzlük üzerine kurulduğunun göstergesidir. Zira günümüz dünyasında ‘Dayton’ antlaşmasının modernizesi (güncellenmesi) zaruridir. Ayrıca, Balkanlar ile olan tarihsel bağlarımızdan/soydaşlarımızdan dolayı küresel ve bölgesel aktör konumunda olan Türkiye’nin de ‘Dayton’ın modernizesinde yer alması elzemdir.

İnsanlık vicdanını yaralayan, Sırpların savaş suçlarını savunan ve bunda ısrar eden Avusturyalı yazar Peter Handke’ye Nobel edebiyat ödülü verildi. İsveç gibi medeni diye tabir edilen bir ülkede bu ödülün verilmesi şaşırtmadı. Çünkü bu ödül Handke’ye, Srebrenitsa Soykırımı’nı adeta normalleştirmek için verildi.

Devamı M5 Dergisi Ocak 2020 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

maltepe escort