Türkiye’nin Kararlılık ve Tecrübe Yılı 2019’da Terörle Mücadele ve 2020’ye Potansiyel Etkileri

Türkiye için 2019 yılı yeni terörle mücadele konseptinin tamamlandığı, konsolide olduğu bir yıl olmuştur. Gerek ülke içinde kesintisiz mücadele yaklaşımı, gerekse ülke dışında hukuki ve stratejik açıdan yaşanan dönüşümler yeni terörle mücadele konseptinin kökleşmesini sağlamıştır. 2020 yılı bu bağlamda değerlendirildiğinde, terörle mücadelede yeni gerekliliklerin ve risk alanlarının ortaya çıkabileceği bir yıl olabilecektir.

2019 yılı küresel siyasetin dinamiklerinde yol açtığı kırılmalar ve özellikle Orta Doğu’da ortaya çıkardığı etkiler dolayısıyla önemli bir yıl olarak siyasi tarihteki yerini almıştır. Bu yıl boyunca ABD ve Avrupa ülkelerinde yaşanan iç siyasi gerginlikler ve dış politika alanındaki gelişmelerin yanı sıra bölgesel düzeyde Irak, Lübnan ve İran’da yaşanan toplumsal hareketler uluslararası politika gündeminin ilk sıralarına yerleşmiştir.

Bu gelişmeler arasında bir aktör, gerçekleştirdiği dış politika hamleleri ile küresel ve bölgesel denkleme aynı anda etki etmiştir. Türkiye, 2019 yılında ortaya koyduğu devlet davranışları ile küresel ve bölgesel denkleme aynı anda etki edebilme yeteneğini ve niteliğini de sergilemiştir.

Bu yetenek ve niteliğin sergilendiği ilk ve en önemli süreç “S-400 ve F-35 gerilimi” olarak tanımlanan, ABD–Rusya-Türkiye arasında yaşanan gerilim sürecidir. Türkiye bu süreçte ABD’nin siyasi ve ekonomik yaptırım tehditleri karşısında kendi tehdit ve güvenlik algıları ve tanımlamaları doğrultusunda S-400 sistemlerini ülkesinde konuşlandırmıştır. Bununla birlikte Türkiye’nin, Suriye’de siyasi çözüm adına aldığı inisiyatif, Doğu Akdeniz konusunda atılan adımlar ve Türkiye’nin egemenlik haklarının korunması yolunda gösterilen hassasiyet de 2019 yılının Türkiye açısında bir “kararlılık yılı” olarak anılabilmesini sağlamaktadır.

2019 yılının Türkiye açısından “kararlılık yılı” olması ve küresel-bölgesel denklemin Türkiye tarafından etkilenmesi sürecinde ön plana çıkan en önemli konu; terörle mücadele konsepti kapsamında gerçekleştirilen hamlelerdir. Bu bağlamda Türkiye 2019 yılında, 4 yıllık süreçte önemli değişimler ve tecrübelerle inşa ettiği yeni terörle mücadele konseptini pekiştirmiş ve tamamlamıştır. Söz konusu konsept farklı dinamiklere ve farklı bileşenlere sahiptir.

Sınır ötesi harekât konseptindeki değişimden, uluslararası hukuk açısından meşruiyet zeminine kadar geniş bir bileşen toplamına sahip olan yeni terörle mücadele konsepti, Türkiye’nin ulusal güvenlik adına elde ettiği en önemli kazanımlar arasında konumlanmaktadır.

2019 yılının Türkiye açısından “kararlılık yılı” olması ve küreselbölgesel denklemin Türkiye tarafından etkilenmesi sürecinde ön plana çıkan en önemli konu; terörle mücadele konsepti kapsamında gerçekleştirilen hamlelerdir. Bu bağlamda Türkiye 2019 yılında, 4 yıllık süreçte önemli değişimler ve tecrübelerle inşa ettiği yeni terörle mücadele konseptini pekiştirmiş ve tamamlamıştır.

TERÖRLE MÜCADELE STRATEJİSİNDE İNŞA VE TAMAMLANMA

Türkiye’nin 2015 yılının ortalarında uygulamaya koyduğu yeni terörle mücadele hamleleri, aynı zamanda yeni bir konsept inşası sürecine de işaret etmiştir. Bu süreçte öncelikle PKK’nın “çatışmayı şehirlere taşıma” hedefi ile yürüttüğü “Hendek Stratejisi” ile mücadele öncü bir aşama olmuştur. Çatışma ve eylem alanlarının şehirlere ve meskûn mahale taşınma çabası, terörle mücadele konseptinde de kır odaklı yaklaşımın meskûn mahal odaklı bir hale gelmesi gereksinimini doğurmuştur. Bu bağlamda, 2015 yılının son aylarından itibaren Türkiye, PKK’nın “şehir savaşı” stratejisine karşı yeni bir konseptte mücadele etmiş; sivil-militan ayrımında, meskûn mahalde operasyon icra etmenin hukuki ve sosyo-psikolojik sınırları ve boyutları gibi farklı konularda ciddi bir tecrübe elde etmiştir.

2016 yılında başarıyla sona erdirilen “Hendek Operasyonları” sürecinin ardından PKK ve DAEŞ’in gerçekleştirdiği bombalı eylemler ve hemen ardından yaşanan 15 Temmuz darbe girişimi, terörle mücadelede odağın ülke içine yönelimine yol açmıştır. Bu bağlamda Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihi sonrasında PKK, DHKP/C, MLKP, DAEŞ ve FETÖ olmak üzere temel terör yapılanmaları ve uzantıları ile mücadeleyi ana hedef olarak belirlemiştir. Bu süreçte yeni strateji ise ülke içinde ve ülke dışında bu örgütler ve uzantılarına yönelik operasyonlar şeklinde belirlenmiştir. Yeni strateji ile birlikte ülke içinde kesintisiz terörle mücadele operasyonları gerçekleştirilirken 2016 Ağustos ayında ise Fırat Kalkanı Harekâtı ile birlikte ülke dışında terörle mücadele konseptinde bir dönüşüm kendisini göstermeye başlamıştır.

Devamı M5 Dergisi Ocak 2020 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

maltepe escort