Makaleler

Mustafa Barzani’den PKK/YPGye Çıkmaz Sokaktaki Umutsuz İttifaklar

Türkiye kamuoyunun vakıf olmadığı ancak dönemin Beyaz Saray yönetiminin Birinci Körfez Savaşı sonrasında Irak’ın kuzeyine yönelik yaklaşımını kapsamlı bir şekilde belirleyen “The Kurds and Their Agas” başlıklı 35 sayfalık rapor, Ulusal Güvenlik Dairesi’nden Richard Haas’ın ilgisine mazhar olmuştu. Haas bu raporu, Beyaz Saray’da elden ele aktardı ve pek çok yetkili tarafından okunmasını sağladı.

2011 yılında Arap Baharı’ndan aldığı ilhamla Zeynel Abidin Bin Ali, Hüsnü Mübarek ve Muammer Kaddafi’nin ardından Beşar Esad’ı devrilen Arap liderleri silsilesine eklemek maksadıyla yola çıkan ve küresel güçlerin vekâlet savaşına dönüşen Suriye’deki iç savaşta düğümün çözüm noktasına yaklaşıldı.

Rejim değişikliği hedefinin, Esad’ın Rusya’ya temin ettiği destekle imkânsız hale gelmesiyle ABD, nihai hedef için dümenini, Fırat Nehri’nin doğusunda su, doğalgaz ve petrol zengini Mezopotamya topraklarında, Irak’ın kuzeyinde yapmış olduğu gibi özerk bir Kürt yönetimi kurma rotasına kırdı.

Bu, Washington yönetiminin, silahlı bir Kürt grubuyla ilk ittifak denemesi değildi. Daha doğrusu, Kürtlerin bağımsız bir devlet hedefiyle başlattıkları yolculuklarda süper güçlerden birini yanlarına alarak, topraklarında yaşadıkları bir üniter devlete karşı silahlı mücadeleye girişmelerinin ilk örneğini teşkil etmiyor.

İTTİFAKLAR TARİHİ 1940’LARA GİDİYOR

Bu ittifakların tarihi, 1940’lı yıllara kadar gidiyor. 1943 yılında Irak yönetimine karşı isyan başlatan Molla Mustafa Barzani, 1945 yılına gelindiğinde uğradığı ağır kayıplar nedeniyle 10 bin adamıyla İran topraklarına sığınmak zorunda kaldı.

O sırada İran’ın kuzeyi Sovyetler Birliği, güneyi ise İngilizlerin işgali altındaydı. Nazi Almanyası sempatizanı Şah Rıza, Güney Afrika Cumhuriyeti’ne sürgüne gönderilmişti ve SSCB, savaşın bitiminde İran petrolleri üzerinde söz sahibi olmanın yollarını arıyordu. Bunun için yaptığı hamlelerden biri, Kürdistan Demokratik Partisi’nin de kurucusu olan Gazi Muhammed’in 22 Ocak 1946’da ilan ettiği Mahabad Cumhuriyeti’ni desteklemek oldu.

Irak’tan kaçan Molla Mustafa Barzani, İran’da kurulan Kürt Devleti’nin ihtiyaç duyduğu askeri gücü sağlayan isimdi. Bir yandan Mahabad Kürt Cumhuriyeti’ni destekleyen SSCB bir yandan da Komünist Tudeh Partisi’ni İran siyaset yaşamına monte ediyor ve İran topraklarını terk etmeyi reddediyordu.

SSCB, İran, Kuzey Afrika, Türk Boğazları ve Kafkaslarda daha fazla hak iddialarını gündeme getiriyordu. İran, Berlin’den daha önce müttefiklerle SSCB arasında bir kriz konusu haline dönüştü. Kremlin yönetiminin İran konusundaki ısrarı, ABD Başkanı Truman’ın donanmasını harekete geçirmesine hatta iddialara göre, Stalin’i nükleer silah ile tehdit etmesine yol açtı. Artan Amerikan-İngiliz baskısı, SSCB’nin bazı petrol imtiyazlarını kabul ederek İran’ı terk etmesiyle sonuçlanırken, ayrılıkçı Kürt hareketlerinin bir süper güç tarafından piyon olarak kullanılıp daha sonra yalnız bırakılmasının da ilk örneğini teşkil etti.

Mahabad Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Muhammed 1946 yılının Aralık ayında ailesiyle beraber teslim olurken ilan ettiği devlet bir yıl bile dayanamamıştı. Molla Mustafa Barzani ise 1947’de SSCB’ye sığındı ve 1958 yılına kadar sürecek sürgün hayatı başladı.

Devamı M5 Dergisi Kasım 2019 Sayısında…

Etiketler

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to top button
Close
Close