Makaleler

Geçmişten Geleceğe Türkiye’nin İnsansız Hava Araçları Mücadelesi

Başta yabancı devletler, firmalar ve bunların Türkiye uzantıları olmak üzere yurtiçi geliştirme projelerini engellemeye, en azından geciktirmeye çalışan çok farklı girişimler olmuştur. Yarım asırdan uzun bir süre sadece yabancı savunma sistemlerini kullanan ve bunlardaki standartlara alışan kullanıcı personelin, yerli ve milli sistemlere karşı güvensizliği ise bir diğer önemli bariyer olarak karşımıza çıkmıştır. Sistem olarak olgunlaşmış hazır yabancı ürünlerden, henüz geliştirme yani emekleme aşamasında olan yerli ve milli ürünlere geçişi gerektiren kültür değişimi çok kolay olmamıştır. Bugün İHA sistemleri üretimi kapsamında Türkiye, aralarında ABD, Çin ve İsrail’in de olduğu lider dört ülkeden biridir.

Türkiye’de İHA Sistemleri

Silahlı İnsansız Hava Aracı (İHA) tedariki için 2009 yılında ABD’ye giden ekibin bir üyesiydim. Terörle mücadelenin sıkıntılı dönemlerinden biriydi. İHA’ların terörle mücadeleye yapacağı katkının önemi anlaşılmaya başlanmıştı. Yurtiçinde İHA geliştirme projeleri çoktan başlatılmıştı, ancak bunların Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) teslim edilmesi için biraz daha zaman gerekiyordu. Denize düşen yılana sarılır misali, ‘Yerli ve Milli’ İHA’lar envantere girinceye kadar, geçici kısmi çözüm olarak yurtdışından İHA’lar tedarik edilmeye çalışılıyordu.

Keşif gözetleme rolündeki İsrail İHA’larına ilave olarak, ABD’den de az sayıda silahlı MQ-1 Predator ve MQ-9 Reaper İHA’larının alınması planlanmıştı. ABD’de yapılan alt seviye ikili müzakereler beklenenden iyi geçmişti. İHA’ların kısa bir süre içinde envantere alınabileceğine yönelik çok olumlu bir hava oluşmuştu. Ancak ihracat izinleri bir türlü çıkmadı ve zamanla olumlu havadan eser kalmadı. Sözde dost ve müttefikimiz ABD, en üst seviyede söz vermesine rağmen, bu İHA’ları bize vermeye hiç yanaşmadı.

Benzer problemleri daha önce de yaşamıştık. F-35 savaş uçaklarının ilk teslimatının yaklaştığı günümüzde de aynı durumla karşı karşıyayız. Vatanımızın bekası için savunma sanayinde tam bağımsızlık elde edilmediği sürece, şüphesiz benzer sorunlar gelecekte de sürekli karşımıza çıkacak.

Kötü komşu insanı ev sahibi yaparmış; İHA alanında bunu yaşayarak bir kez daha gördük. Çıkarılan dersler sayesinde yerli ve milli projelere daha fazla odaklanıldı. Devletin her kademede tüm gücüyle desteklediği havacılığın bu yeni alt sektörü, Savunma Sanayii Başkanlığı’nın (SSB) liderliğinde gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda gurur duyulacak bir seviyeye çıktı.

Taktik ve üzeri sınıflarda onlarca yerli ve milli İHA’mız, hem TSK hem İçişleri Bakanlığı bağlıları hem de Milli İstihbarat Teşkilatı envanterine alındı ve yurtiçi ve yurtdışı operasyonlarda hem keşif gözetleme hem de taarruz rollerinde çok etkin bir şekilde kullanılıyor. Zeytin Dalı Harekâtı’nda 4 bin saatten fazla uçuş gerçekleştiren silahlı ve silahsız yerli ve milli İHA’larımız, Başbakan Binali Yıldırım’ın ifadesiyle bu harekâtın kaderini değiştiren faktör oldu.

Türkiye’de İHA tedarik çalışmaları 1980’li yılların sonunda başlamıştır. Meggitt firması üretimi olan Banshee sistemi, 1989 yılında TSK tarafından ilk insansız hedef uçağı olarak kullanılmıştır. 1990’lı yılların başında ilk örnekleri görülmeye başlayan yurtiçi geliştirme çalışmaları, 2004 yılı ve sonrasında SSM tarafından atılan adımlar sayesinde, son yıllarda büyük ivme kazanmıştır.

Ne yazık ki bu duruma ulaşmak kolay olmamıştır. Başta yabancı devletler, firmalar ve bunların Türkiye uzantıları olmak üzere yurtiçi geliştirme projelerini engellemeye, en azından geciktirmeye çalışan çok farklı girişimler olmuştur. Yarım asırdan uzun bir süre sadece yabancı savunma sistemlerini kullanan ve bunlardaki standartlara alışan kullanıcı personelin, yerli ve milli sistemlere karşı güvensizliği ise bir diğer önemli bariyer olarak karşımıza çıkmıştır. Sistem olarak olgunlaşmış hazır yabancı ürünlerden, henüz geliştirme yani emekleme aşamasında olan yerli ve milli ürünlere geçişi gerektiren kültür değişimi, tahmin edilebileceği gibi çok kolay olmamıştır. Son 10 yıllık dönemde, hem sistemleri kullanan personelin hem tedarik organizasyonlarının hem de üretici firmalarımızın hep birlikte başardığı, müşterek geliştirme ve sahada kullanarak olgunlaştırma odaklı bu kültür değişimi, belki de ülke olarak en önemli kazanımımızdır.

Gelinen noktada, Türkiye’de İHA sektöründe faaliyet gösteren geniş bir sanayi altyapısı oluşmuştur. Bayraktar serisi İHA’ları geliştiren BAYKAR MAKİNA ile ANKA serisi İHA’ları geliştiren TUSAŞ firmaları, sektörde lokomotif rolünü üstlenmektedir. Alpagu ve Kargu İHA’larını geliştiren STM firması da mini sınıf vurucu İHA alanında sektördeki önemli bir boşluğu doldurmuştur. Bahse konu üç firmanın yanında çok sayıda firma ve üniversite tarafından İHA geliştirme çalışmaları gerçekleştirilmektedir.

İHA sistemleri, birçok alt sistem ve ünitenin birleşiminden oluşmaktadır. Yerli ve milli çözümler için kritik öneme sahip bu alt unsurların da mutlaka yurtiçinde geliştirilmesi gerekmektedir. ASELSAN, BAYKAR, BİTES, CTECH, ESEN, FEMATEK, HAVELSAN, METEKSAN, MİLSOFT, ROKETSAN, SAVRONİK, SDT, STM, TUSAŞ, TEI ve VESTEL Savunma firmaları dâhil olmak üzere oldukça fazla sayıda firma tarafından İHA üniteleri, alt sistemler, silahlar ile kamera, radar gibi faydalı yükler geliştirilmektedir.

İHA sektöründe geleceğe daha umutla bakılabilecek bir seviyeye ulaşılmıştır. Taktik ve operatif sınıf İHA sistemleri üretimi kapsamında Türkiye, aralarında ABD, Çin ve İsrail’in de olduğu lider dört ülkeden biridir. Önce Akıncı, sonrasında ise İnsansız Savaş Uçağı projeleriyle de Türkiye çok daha iyi bir konuma ulaşmayı hedeflemektedir.

Geleceğin Harekât 
Ortamında İHA Sistemleri

İlk örnekleri 1900’lü yılların başında görülen ancak potansiyel faydaları oldukça geç anlaşılan İHA’lar, 2000’li yılların başından itibaren hızla yayılmaya başlamıştır. Son yıllarda İHA’ların sayısı ve çeşitleri artarken teknik kabiliyetleri de oldukça gelişmiş ve bu da sonuçta askeri güvenlik ortamına yeni bir anlayış getirmiştir.

1980’li yıllardan itibaren birçok ülke silahlı kuvvetleri envanterine giren İHA’lar Bosna-Hersek, Kosova, Afganistan, Irak, Filistin, Lübnan, Yemen, Pakistan, Libya, Mali ve Suriye çatışma alanlarında yoğun olarak kullanılmıştır. Başlangıçta bir gözetleme/keşif platformu olarak kullanılan İHA’lar, üzerlerine takılan lazer güdümlü silahlar sayesinde, özellikle değerliği yüksek, zamana karşı hassas hedeflere karşı etkin bir silah sistemi haline gelmiştir. Hâlihazırda mikro sınıf 18 gram ağırlığındaki Black Hornet İHA’sından, yaklaşık 15 ton azami kalkış ağırlığına sahip stratejik sınıf Global Hawk İHA’sına kadar değişik kabiliyet ve özelliklerde binlerce farklı İHA operasyonel olarak kullanılmaktadır.

İHA’lar insanlı hava araçlarına göre oldukça uzun süre görev bölgesinde kalabilmektedir. Bu sayede istihbarat maksatlı uygulamalarda, “anlık keşif” kavramının önüne “sürekli gözetleme” geçmiştir. İHA’lardan gerçek zamanlı yakın şekilde alınan video görüntüleri ve diğer istihbarat verilerinin harekât ve istihbarat füzyon merkezlerinde anında kıymetlendirilmesi sayesinde, karar vericilerin daha hızlı ve daha doğru kararlar alması mümkün olabilmektedir.

Son 10 yıllık dönemde hızla gelişen İHA sektörünün büyümesinin artarak devam etmesi beklenmektedir. Pazar araştırma raporlarına göre önümüzdeki 10 yıllık dönemde, sektörün her yıl yaklaşık %15-20’lik bir büyüme göstereceği tahmin edilmektedir.

Geçmişte geliştirilen İHA sistemlerinin büyük bir kısmı, hava savunma ve elektronik harp tehditlerinin oldukça düşük seviyede olduğu “Anavatan Güvenliği” ve “Barışı Destekleme Harekâtı” kapsamındaki özellikle terörle mücadele odaklı harekât ortamlarına uygundur. Ancak Doğu Ukrayna ve Suriye’den alınan dersler dikkate alındığında, gelecekte “Hibrit ve Konvansiyonel Savaş” ortamlarına uygun İHA sistemlerine ihtiyaç olacağı öngörülmektedir. Bu kapsamda; geleceğin askeri harekât ortamlarına uygun İHA’larda hız, menzil, irtifa, manevra, düşük görünürlük, otonomi, sürü, link güvenliği, kendini koruma gibi kabiliyetlerin ön plana çıkacağı değerlendirilmektedir.

Geleceğin harekât ortamlarında görev yapacak İHA’ların geliştirme çalışmaları birçok ülkede devam etmektedir. Yakın gelecekte İHA sistemlerinin mevcut insanlı hava araçlarına benzer kabiliyetlere sahip olacağı öngörülmektedir. Orta ve uzun vadede ise fazla pilot müdahalesi gerektirmeden sürü halinde görev yapacak olan robot İHA’lar görülmeye başlanacaktır.

Günümüzde insanlı hava araçlarıyla gerçekleştirilen hava harekât görevlerinin büyük bir kısmı, teknolojinin gelişmesine bağlı olarak gelecekte İHA’larla yapılmaya başlanacaktır. Hava kuvvetlerinin asli unsuru olan savaş uçaklarının insansız versiyonları, 2035 yılı ve sonrasında harekât alanlarında görülmeye başlanacaktır. Bu durum, gelecekte bir noktada hava kuvvetlerinin sadece İHA’lardan oluşacağı ve pilotların işsiz kalacağı anlamına gelmemektedir. Bazı hava harekât görevleri sadece İHA’larla gerçekleştirilirken, birçok görev ise hem insanlı hem de insansız hava araçları ile yapılacaktır.

Uzayın harekât ortamına eklenmesiyle hava harekâtı hava-uzay harekâtına dönüşürken, Hava Kuvvetleri de Hava-Uzay Kuvvetleri olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Bu kapsamda, hâlihazırda geliştirme çalışmaları devam eden ve kısmen de çeşitli görevlerde kullanılmaya başlanılan X-37B gibi İnsansız Hava-Uzay Araçları çoğalmaya başlayacaktır. ABD tarafından 1999 yılında geliştirme çalışmaları başlatılan X-37B İnsansız Hava-Uzay Aracı, bir roket yardımıyla uzaya fırlatılmakta, uzayda uzun süre görev yapmakta, atmosfere girdikten sonra uçak gibi inmektedir. 2010 yılında gerçekleştirilen ilk uçuş 224 gün 9 saat, 2011-2012’de gerçekleştirilen ikinci uçuş 468 gün 14 saat, 2012-2014’te gerçekleştirilen üçüncü uçuş 674 gün 22 saat ve 20 Mayıs 2015’te başlayıp 7 Mayıs 2017’de sona eren dördüncü uçuş ise 717 gün 20 saat sürmüştür. X-37B’nin 5. görevi 7 Eylül 2017 tarihinde başlamıştır.

İHA’ların çeşitli şekillerde görev alacağı “Sürü Halinde Harekât”, geleceğin hava harekât ortamının temel kullanım konsepti olacaktır. Hava harekât ortamında görev alacak İHA’lara ilave olarak, kara harekât ortamında İnsansız Kara Araçları (İKA) ile robot askerler, deniz harekât ortamında İnsansız Deniz Araçları (İDA) ve hava-uzay harekât ortamında ise İnsansız Hava-Uzay Araçları yoğun bir şekilde kullanılacaktır.

Sürü halinde harekât, aynı anda birçok sistemin, tamamen otonom ve birbiriyle koordineli olarak hareket etmesi olarak tanımlanabilir. Sürü halinde harekât gelişmiş seviyede otonomiyi, otonomi ise belirli oranda yapay zekâyı gerektirmektedir. Sürü halinde harekât kabiliyetinin eklenmesiyle, İHA’lar gelecekte çok daha etkili bir silah sistemine dönüşecektir. Teknolojinin gelişmesine paralel olarak bu ilerleme iki temel aşamada gerçekleşecektir.

Aşama 1: 
İnsanlı Hava Araçlarıyla Birlikte Görev Yapacak İHA’lar

2030’lu yılların ortasına kadar devam edeceği tahmin edilen bu aşamada İHA’lar, insanlı hava araçlarıyla icra edilen hava harekâtını destekleyici rolde üç temel amaca yönelik katkı sağlayacaktır.

• Dost Unsurların Güvenliğini Artırma: Dost unsurlara tehdit olabilecek unsurların tespiti; dost unsurlar için risk oluşturmadan önce tehditlerin etkisiz hale getirilmesi; tehlikeli ve kirli ortamlarda görev.

• Dost Unsurların Gücünü Artırma: İnsanlı hava araçlarının kabiliyetini artırma.

• Dost Unsurlara Uygun Harekât Ortamı Oluşturma: Düşman savunmasında açıklar oluşturma.

Aşama 2: 
Sürü Halinde Görev Yapacak İHA’lar

2030’lu yılların ortasından itibaren başlayacağı tahmin edilen bu aşamada İHA’lar, hava harekâtının asli unsuru olacaktır. Sadece İHA’lardan oluşan görev paketleri halinde hava harekâtı icra edilecektir. Belirli derecede yapay zekâya sahip olan İHA’lar, insan komutanlar tarafından verilen görevlere uygun şekilde planlamayı, koordinasyonu ve icrayı, bu döngü içinde hiç insan unsuru olmadan yapabilecektir. Dost-düşman ayrımı yapabilen İHA’lar, insan müdahalesi gerektirmeden, kendi kendine hedeflere angajmana karar verebilecektir.

Geleceğin Kritik Teknolojileri

Geleceğin İHA’ları için takip eden kısımda listelenenler başta olmak üzere birçok alanda teknolojik ilerlemeye ihtiyaç olacaktır.

Algıla ve Sakın Sistemi

Kontrol istasyonu içerisinde görev yapan İHA pilotlarının görsel imkânları ve dolayısıyla durumsal farkındalığı son derece düşüktür. İHA üzerinde bulunan kameralar ile çevre kontrolü kısıtlı olarak yapılabilmektedir. Hem ilgili İHA hem de etrafında bulunan insanlı ve insansız diğer hava platformları için önemli seviyede uçuş emniyet riskine neden olan bu olumsuzluğu gidermek için TCAS veya ADS-B sistemlerinden daha gelişmiş algıla ve sakın sistemlerine ihtiyaç olacaktır. Bu sistemler sayesinde, muhtemel bir hava çarpışması olasılığında, pilot müdahalesi olmadan otomatik olarak tehdit tespit edilip uygun kaçınma manevrası gerçekleştirilebilecektir.

Düşük Görünürlük

Düşman hava savunma tehdidinin belirli bir seviyenin üstünde olduğu ortamlarda görev yapacak geleceğin insansız savaş uçaklarının bekası için çeşitli tedbirlere ihtiyaç olacaktır. Bu kapsamda, radar ve kızılötesi görünmezlik kabiliyetlerine ilave olarak RF (telsiz, veri linki) ve akustik (motor, pervane, uçağın havayla sürtünmesi) olarak da düşük görünürlüğe sahip olunması gerekecektir.

Yeni Nesil Motor ve Bataryalar

Hâlihazırda dünyada hava kuvvetleri tarafından kullanılan İHA’lar, genelde bir gün seviyesinde görev yapabilmektedir. 2020’li yıllarda önce haftalar seviyesinde, sonrasında ise aylar seviyesinde havada kalabilen İHA sistemleri envantere girmeye başlayacaktır. Günümüzün İHA’larıyla yapılan uzun süreli uçuşlarda meydana gelen en kritik arızalar, önemli oranda motor ve batarya kaynaklıdır. Gelecekte uçuş sürelerinin daha da artmasıyla, uzun süreli uçuşlar boyunca arıza yapmadan çalışabilen ve sık bakım gerektirmeyen motorlar ve bataryalara ihtiyaç olacaktır.

Gelişmiş Seyrüsefer Sistemleri

Mevcut İHA sistemlerinin büyük bir kısmı, GPS benzeri Uydularla Konum Belirleme Sistemleri (Global Navigation Satellite Systems-GNSS) tabanlı seyrüsefer yardımcıları kullanarak uçuşlarını gerçekleştirmektedir. Son derece zayıf bir sinyale sahip uydu tabanlı konumlama sistemleri kolayca karıştırılabilmektedir. Ayrıca daha güçlü sinyaller kullanılarak aldatma yapılması da mümkündür.

Gelecekte elektromanyetik spektrumu kullanmanın daha zor olacağı öngörüsünden hareketle, geleceğin harekât ortamında görev yapacak İHA sistemleri için kolayca karıştırılamayan, güvenilirlik seviyesi yüksek ve yedekli seyrüsefer sistemlerinin geliştirilmesi gerekecektir.

Güvenilir Haberleşme

Geleceğin askeri İHA sistemleri çeşitli seviyelerde otonomiye sahip olsa da zaman zaman bir kontrol linki üzerinden İHA’nın kontrol istasyonuna irtibatlı olması gerekecektir. Komuta kontrol linkinin kaybı veya kesintiler, görev etkinliğinin azalmasına, görevin başarısız olmasına veya en kötü ihtimalle İHA’nın kaybına neden olabilir. Bu nedenle karıştırmaya veya dışarıdan müdahale edilmeye dayanıklı güvenilir kontrol ve veri linkleri geliştirilmesine ihtiyaç olacaktır. Ayrıca frekans spektrumunun belirli bir kısmının kullanılamaz olması riskine karşı, kontrol ve veri linklerinde frekans yedeklemesi bulunacaktır.

İnsanlı uçaklarla birlikte görev yapacak İHA’lar ile insanlı uçaklar arasında ve ayrıca sürü halinde görev yapacak İHA sistemlerinin kendi arasında bilgi paylaşımı ve görevlendirme için sürekli ve güvenilir taktik data linklerine ihtiyaç olacaktır. Link-16 veya Link-22 benzeri veya daha gelişmiş özellikteki bu taktik data linkleri, icra edilecek görevin özelliğine, sürüde rol alacak İHA’ların niteliklerine ve sürü içi veya dışıyla yapılacak iletişimin özelliğine göre birçok alt linki içerebilecektir.

Çoklu İHA Kontrolü

Hâlihazırda bir İHA pilotu, bir adet YKİ üzerinden sadece bir adet İHA’yı kontrol edebilmektedir. Envanterdeki İHA sayısı artıkça, ihtiyaç duyulan pilot sayısı da katlanarak artmaktadır. Pilot sayısında tasarruf sağlamak için bir pilot ve bir adet YKİ kullanarak birden fazla İHA’nın aynı anda uçurulmasına yönelik kabiliyetin kazanılması gerekecektir.

Gelişmiş Veri İşleme

İHA sistemlerinde kullanılan kamera, radar, akustik, lazer vb. faydalı yüklerin çeşitleri devamlı artarken, aynı zamanda bunların sağladığı verinin boyutu logaritmik olarak sürekli büyümektedir. Gelecekte daha da artması beklenen bu verinin klasik yöntemlerle değerlendirilip bilgiye ve istihbarata dönüştürülmesi, çok fazla sayıda istihbarat personeli gerektirecek; bir noktadan sonra ise insanoğlunun limitlerinin çok ötesine ulaşacaktır.

Bu kapsamda, mümkün olduğunca az sayıda insan kullanılarak otomatik veri işlemesi ve kıymetlendirilmesi yapan sistemlerin geliştirilmesi gerekecektir.

İHA Silahları

Taktik ve üzeri sınıflardaki İHA sistemlerinden atılacak, İHA’ya benzer tek kullanımlık silahlar yaygınlaşacaktır. İHA’dan atılan bu küçük silahlı İHA’lar, sürü halinde hareket ederek birçok hedefi aynı anda etkisiz hale getirebilecektir. Ayrıca günümüzde deneme uygulamaları devam eden lazer esaslı yönlendirilmiş enerji silahları yakın gelecekte İHA’larda kullanılmaya başlanacaktır.

Siber Güvenlik

İHA sisteminin tüm alt unsurlarında çalışan çeşitli yazılımlar bulunmaktadır. İHA’lar haberleşme sistemleri üzerinden kısıtlı seviyede de olsa dış etkilere maruzdur. Yeterli karşı tedbir alınmaması durumunda hassas verilerin alınması, uçuşun aksatılması, İHA’nın düşürülmesi ve hatta İHA’nın kontrolünün ele geçirilmesi mümkün olabilir.

Bu nedenle geleceğin İHA’larının dış etkilere karşı koruma sağlayan siber güvenlik kabiliyetine sahip olması gerekecektir.

Gelişmiş İnsan-Makine Arayüzü ve Düşünceyle Kontrol

İnsanın düşünme ve karar verme hızı, gelişmiş sistemlerin kabiliyetlerinin oldukça gerisinde kalmaya başlamıştır. Sürü halinde görev yapmaya başlayacak İHA’larda bu sorunun giderilmesi için hem otonominin artırılması hem de düşünceyle kontrolü içerecek şekilde insan-makine arayüzünün geliştirilmesi gerekecektir.

Otonom ve Sürü Halinde Uçuş

Doğrudan pilot kontrolünde görev yapan günümüzün İHA’ları, geleceğin harekât ortamında otonom görev yapma kabiliyetine sahip olacaktır. Bunun en temel nedeni, insanoğlunun düşünme ve karar verme hızının, geleceğin gelişmiş sistemlerin çok gerisinde kalacak olmasıdır.

İHA’ları da içeren otonom silahlar, barut ve nükleer silahların ardından savaş alanındaki “üçüncü devrim” olarak adlandırılmaktadır. Belirli seviyede yapay zekâya sahip otonom İHA sistemleri, verilen göreve uygun şekilde uçuş görevlerini icra edebilecek, sürü halinde görev yaparken diğer İHA sistemleriyle iletişime girerek görev koordinesi ve görev paylaşımı yapabilecek, hedefleri kendisi tespit ederek insan müdahalesi olmadan doğrudan hedeflere angaje olabilecektir.

Sürü olarak görev yapan otonom İHA sistemlerinin dört temel kabiliyete sahip olması gerekecektir

• Algılama: İHA üzerindeki çeşitli sensörlerden alınan veriler ve diğer sistemlerden alınan bilgiler kullanılarak sistemin etrafındaki anlık durumsal farkındalığın elde edilmesi.

• Karar Verme: Sistemin etrafındaki değişen duruma göre harekât tarzını belirleyerek reaksiyon göstermesi.

• Eylem: Karar verme mekanizması tarafından alınan kararların bilgisayar ortamında (siber) veya fiziksel olarak uygulanması.

• Takım Olma: Birden fazla İHA’nın sürü halinde hareket etmesi.

Geleceğe Yönelik Öneriler

Türkiye’nin savunma, güvenlik ve istihbarat birimleri, sahip oldukları sistemleri çok etkin bir şekilde operasyonlarda kullanmaktadır. Hatta çoğu zaman, sistemi üreten yabancı ülkeden bile daha iyi kullanıcılardır. Türkiye’de son yıllarda sağlanan gelişmeler sayesinde daha da ileri gidilmiş; çok iyi “sistem kullanan” anlayışına, “teknoloji ve sistem üreten” anlayışı da eklenmeye başlamıştır.
15. ve 16. yüzyıllarda yaşamış ünlü İtalyan düşünür Makyavel’e göre, “başkalarının silahı ya üstünüzden dökülür ya ağır gelir ya da sıkar”.

Sözün özü; başkasının ürettiği silah, gerçek anlamda ihtiyacınız olduğunda, bir şekilde size sıkıntılar çıkarır. Bu gerçeğin ışığında, İHA sistemlerinin geleceğin harekât ortamındaki kilit rolü dikkate alınarak çalışmaların yönlendirilmesi gerekmektedir. Silahlı Kuvvetlerimize, istihbarat ve güvenlik unsurlarımıza, her zaman çalışacak, sürekli desteklenebilir, gerektiğinde değişen ihtiyaçlara göre yeniden geliştirilebilir İHA çözümleri sunacak şekilde, kritik teknolojilerin yurtiçinde geliştirilmesine ihtiyaç vardır.

Ülkeler arası sorunlar, Füze Teknolojisi Kontrol Rejimi (MTCR), ülkelerin ihracat rejimleri, vb. sorunlar ve kısıtlamalar nedeniyle, belirli bir büyüklüğün üzerindeki İHA’lar için gerekli alt sistem ve ünitelerin yurtdışından tedarik edilmesi çok kolay değildir. Bu nedenle, gelecekte başlatılacak İHA projelerinde, %100 yerliliği hedeflemek gerekecektir.

Türk Hava Kuvvetleri tarafından 1986 yılından beri kullanılan, üçüncü nesil bir uçak olan F-16’nın tasarım ve üretim sürecine 100 binden fazla insanın katkı sağladığı ifade edilmektedir. Belki de altıncı nesil olacak olan insansız savaş uçağı için çok daha fazla mühendise ve teknisyene ihtiyaç duyulacaktır.

Geleceğin İHA projeleri için üç katmandan oluşan bir savunma sanayi yapılanması uygun olacaktır. İç katmanda bulunan sistem entegratörü ve platform üreticisi firmalar, alt sistemleri ve üniteleri kullanarak nihai ürünü geliştirecektir. Orta katmandaki alt sistem üreticisi firmalar, geliştirilen teknolojileri kullanarak alt sistem ve üniteleri geliştirecektir. En dış katmanda bulunan üniversiteler, araştırma kurumları ve ARGE firmaları, en kritik katkıyı yaparak ihtiyaç olan teknolojileri geliştirecektir. Dış katman ne kadar büyürse, dışa bağımlılık da o derecede azalacaktır.

İnsansız savaş uçağı benzeri savunma sistemlerine yönelik teknolojilerin geliştirilmesi ve bunların kullanılabilir sistemlere dönüştürülmesi oldukça uzun zaman gerektirmektedir.

Uçak, tank, gemi, uydu ve benzeri kompleks savunma sistemleri için bu süreç 20 yıldan fazla olabilmektedir. Uzun vadeli hazırlık ve çalışma gerektiren bu süreçte, 20-30 yıl sonrasının muhtemel stratejilerini, kullanım konseptlerini ve kritik teknolojik kabiliyetlerini mümkün olduğunca doğru bir şekilde tahmin edilmesi ve buna göre proje faaliyetlerinin yürütülmesi gerektirmektedir.

Sürecin 1. aşamasında teknoloji tahmini, 2. aşamasında ise sistem tahmini yapılarak nihayetinde sahip olacağımız sistemin kabiliyetleri öngörülmelidir. Aynı süreci rakip ülkelerin de yürüteceği ve benzer sistemlere onların da sahip olacağını dikkate alarak 3. ve 4. aşamalar uygulanmalıdır. Düşman sistemlerinin etkisiz hale getirecek karşı sistemlerin kabiliyetlerinin belirlenmesi için 3. aşamada karşı sistem tahmini, 4. aşamada ise karşı teknoloji tahmini yapılmalıdır.

Teknoloji ve sistem tahmini sonrasında 1. ve 4. aşamalarda tespit edilen teknoloji geliştirme projeleri, savunma sanayisinin dış katmanında bulunan üniversiteler, araştırma kurumları ve ARGE firmaları tarafından gerçekleştirilmelidir. 1. ve 4. aşamalarda gerçekleştirilen bilimsel ve teknolojik çalışmalar sonucunda ulaşılan teknolojik kabiliyet, 2. ve 3. aşamalarda iç ve orta katman firmaları tarafından alt sistemler ve nihai sistem haline getirilerek ürünleştirilmelidir.

Sonuç olarak; havacılığın ve savunmanın geleceğinde insansız sistemlerin daha yaygın olduğu bir döneme hızla yaklaşıyoruz. İHA alanında Türk savunma sanayii gurur duyulacak bir seviyeye ulaşmıştır. Geleceğin çok daha üstün kabiliyetlerdeki İHA’larını yurtiçinde üretmek için çok daha fazla çalışarak daha üst seviyelere çıkmamız gerekmektedir. Pilotundan teknisyenine, bilim insanından mühendisine, kısaca sektörün tümünün katılımıyla gerçekleştirilecek çalışmalar sonucunda, gelecekte de Yerli ve Milli İHA’larımız, vatanın bekası için göklerimizde uçmaya devam edecektir.

ÖZGEÇMİŞ / Cengiz Karaağaç
1989 yılında Hava Harp Okulu’ndan mezuniyeti takiben subay ve jet pilotu olmuştur. 1998 yılında ODTÜ Havacılık Mühendisliği Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamlayarak yüksek mühendis, 2002 yılında Hava Harp Akademisi eğitimini bitirerek kurmay subay olmuştur. Çeşitli tipteki uçaklarda yaklaşık 2.400 saat uçuş gerçekleştirmiştir. Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın harekât, eğitim ve lojistik birliklerindeki görevlere ilave olarak, Belçika’daki NATO SHAPE Karargâhı ile Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı’nda görev yapmıştır. Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın ilk İHA filosunun kurucu filo komutanı olarak filo kuruluş çalışmalarına liderlik etmiştir. 2012 yılında TSK’dan emekli olduktan sonra STM firmasında çalışmaya başlayarak 5 yıl süreyle Savunma Sanayii Başkanlığı’nda İHA sistemleri danışmanı olarak görev yapmıştır. Hâlihazırda STM’de proje yöneticiliği görevini icra etmektedir. İHA sistemleri üzerine çok sayıda çalışması olan Cengiz Karaağaç, SHGM İHA Çalışma Grubu üyesidir.

Etiketler

İlgili Yazılar

One Comment

  1. Emeklerine teşekkürler sevgili Cengiz; her zamanki sistematik yaklaşımınla derleyip toplamış kullanıma hazır bir kaynak yazmışsın…

    Bir katkı önerim bu hava araçlarının kullanım yelpazesine atıfla sonuç paragraflarının girişine olabilir:
    “… keyif ve sportif, ticari ulaştırma, savunma ve kolluk ve istihbari havacılığının geleceğinde insansız sistemler…”

Bir cevap yazın

Back to top button
Close
Close