Makaleler

Doğu Akdeniz’de Yeni Dönem Nasıl Başladı

“Yunanistan-Mısır ve Yunanistan-GKRY arasında deniz yetki alanlarının paylaşımına dair antlaşmaların imzalanması” ulusal hak ve menfaatlerimize zarar verebilecek en kötü senaryodur. GKRY ve Yunanistan ikilisinin savunduğu ve AB tarafından desteklenen tezlerin gerçekleşmesi durumunda yaklaşık 189 bin kilometrekarelik deniz yetki alanımız 41 bin kilometrekare ile sınırlandırılacak, bir başka deyişle; egemenlik haklarımızın bulunduğu 148 bin kilometrekarelik alan gasp edilecektir.

DOĞU AKDENİZ’DE SON DÖNEMDE YAŞANAN GELİŞMELER

Doğu Akdeniz Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarına göre mer­kezi konumda bulunan Ortadoğu’nun, Kafkasya ve Orta Asya’nın enerji kaynaklarının Avrupa’ya ulaşımını sağlayan enerji ulaşım hatlarını kontrol eden, tüm Akdeniz coğrafyası ile birlikte dünya ticaretinin yaklaşık üçte birini bünyesinde barındıran çok önemli bir deniz ulaşım bölgesi ve kesişme noktasıdır.

Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenlik ortamı, çok uzun bir sü­redir bu deniz alanını çevreleyen ya da bizzat içinde bulunan kara parçalarında yaşanan sorunların deniz ortamına yan­sımaları ile biçimlenmektedir. Filistin Sorunu ve Arap-İsrail çatışması, Kıbrıs Sorunu, Lübnan İç Savaşı, Suriye İç Savaşı, düzensiz göç, terörizm gibi kara kaynaklı sorunlar, Doğu Akdeniz’deki deniz alanlarını on yıllardır güvenliksizleştir­mekte ve istikrarsızlaştırmaktadır.

DOĞALGAZ ARAMA ÇALIŞMALARI…

2000’li yıllarda Doğu Akdeniz’de gerçekleşen doğalgaz ara­ma çalışmaları bölgede büyük bir ekonomik potansiyelin bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. 8 Nisan 2010 tarihinde ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS-US Geological Survey) tarafından yayımlanan raporda, Kıbrıs, Lübnan, Su­riye ve İsrail arasında kalan bölge olan Levant Havzasında 3,45 trilyon metreküp (122 trilyon kübik feetlik) doğalgaz ve 1,7 milyar varil petrol bulunduğunun tahmin edildiği yer al­maktadır. Bu tahmin dünyanın en büyük doğalgaz yatakla­rından birinin Doğu Akdeniz’de bulunduğuna işaret etmek­tedir.

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi tarafından Nil Delta Havzasında ise yaklaşık 1,8 milyar varil petrol; 6,3 trilyon metreküp (223 trilyon kübik feet) doğalgaz ve 6 milyar va­ril sıvı doğalgaz rezervi olduğunun tahmin edildiği, Kıbrıs Adası’nın çevresinde ise 8 milyar varil olduğu söylenen pet­rol rezervinin yaklaşık değerinin 400 milyar dolar civarında olduğu açıklanmıştır. Ayrıca “Herodot” olarak adlandırılan Girit’in güney ve güneydoğusundaki alanda biri 1,5, diğeri 2 trilyon metreküp olmak üzere toplam 3,5 trilyon metreküp­lük doğalgaz bulunduğu ifade edilmektedir.

Bu bağlamda; Doğu Akdeniz’de yaklaşık olarak toplam değeri 1,5 trilyon dolar olan 30 milyar varil petrole eşdeğer hidrokarbon yatakları bulunduğu değerlendirilmektedir. 2010 yılı tüketim miktarları dikkate alındığında, Doğu Ak­deniz’deki hidrokarbon rezervinin, Türkiye’nin yaklaşık 572 yıllık, Avrupa’nın ise 30 yıllık doğal gaz ihtiyacını karşılayabi­lecek seviyede olduğu anlaşılmaktadır. Arama çalışmaları­nın halen birçok bölgede devam ettiği ve olası yeni sahaların keşfi ile ilan edilmiş bu rezervlerin daha da artacağı düşü­nüldüğünde, enerji bağlamında Doğu Akdeniz’in önemi bir kat daha artmaktadır.

Söz konusu zengin kaynakların araştırılması ve işletilmesi, Doğu Akdeniz’de başta kıyıdaş ülke ve yönetimler olmak üzere uluslararası aktörlerin iştahlarını kabartmış, deniz yetki alanları sınırlandırma faaliyetlerinin hızlanmasına ne­den olmuştur. Bölgesel güvenlik ortamında, genel eğilimin aksine, bu kez deniz kaynaklı bir sorunun karadaki etkileri ile karşı karşıya kalınmıştır. Bahse konu sorun, Doğu Akde­niz bölgesinde temel bir sorun haline gelmiştir.

GKRY’NİN, KÜRESEL ENERJİ FİRMALARINI VE BÖLGE DIŞI AKTÖRLERİ MÜDAHİL ETME GAYRETLERİ…

Bölgesel aktörler arasındaki enerji kaynaklarının paylaşımı odaklı olarak deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına iliş­kin uyuşmazlıklar incelendiğinde; ilk ihtilafın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Türkiye arasında olduğu görül­mektedir. GKRY; 2000’li yılların başından beri tek-taraflı fa­aliyetler icra etmek ve bazı bölge devletleri ile ikili anlaşma­lar yapmak suretiyle, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları sınırlarını, azami ölçüde kendi çıkarlarına uygun bir biçimde şekillendirmek yönünde aktif bir siyaset izlemektedir.

GKRY, Avrupa Birliği’nin desteğini de alarak 2 Nisan 2004’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye’nin haklarını yok sayarak “Kıbrıs Cumhuriyeti” adına 21 Mart 2003 tarihinden geçerli olmak üzere Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ila­nında bulunmuştur. GKRY, 17 Şubat 2003 tarihinde Mısır, 17 Ocak 2007 tarihinde Lübnan ve 17 Aralık 2010 tarihin­de İsrail ile MEB sınırlandırma antlaşmaları imzalamıştır. GKRY’nin Lübnan ile imzaladığı anlaşma Türkiye’nin giri­şimleri neticesinde Lübnan iç hukukunda henüz onaylan­mamıştır. Ayrıca, GKRY’nin Suriye ile sınırlandırma antlaş­ması müzakereleri yürüttüğü, Libya ile de bir sınırlandırma antlaşması yapma arayışı içinde olduğu bilinmektedir.

Bu dönemde cüretkâr girişimlerini sürdüren GKRY; 26 Ocak 2007 tarihinde kabul ettiği yasa ile sözde MEB’i içerisinde 13 adet sözde petrol arama ruhsat sahası ilan etmiş, mü­teakiben bu sahalarda (Mayıs 2007, Aralık 2012, Mart 2017) 3 tur ruhsat ihalesi yapmıştır. İhale edilen sahalardan 12 numaralı sahaya ait haklar ABD’nin Noble Energy Şirketi tarafından alınmıştır.

Son olarak sözde 7 no.lu parsel için İtalyan ENI ve Fransız TOTAL firmalarıyla görüşmelerin tamamlandığını açıklayan GKRY’nin, Türkiye ile arasındaki sorunlara küresel enerji firmalarını ve bölge dışı aktörleri müdahil etme gayretleri devam etmektedir.

Ayrıca, GKRY tarafından 2019-2020 döneminde 8 farklı son­daj faaliyetinin hedeflendiği (öncelikle 6, 7 ve 11 no.lu par­sellerde olacak şekilde) açıklanmıştır.

ABD’li EXXON-MOBİl’in sözde 10’uncu parseldeki “Anthea” veya “Glafkos” hedeflerinden birinde sondaja başlayacağı, Fransız TOTAL firmasının İtalyan ENI ile yarı yarıya ruhsat sahibi olduğu sözde 6’ıncı parseldeki “Kalypso” sahasında teyit sondajı yapacağı açık kaynaklarda ifade edilmektedir.

Öte yandan, sözde GKRY ruhsat sahalarından 2, 3, 6, 7, 8, 9, 11 numaralı ruhsat sahalarında TOTAL-ENİ konsorsiyumu­nun faaliyetlerde bulunabileceği, belirtilmektedir.

Doğu Akdeniz’de yaklaşık olarak toplam değeri 1,5 trilyon dolar olan 30 milyar varil petrole eşdeğer hidrokarbon yatakları bulunduğu değerlendirilmektedir. 2010 yılı tüketim miktarları dikkate alındığında, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon rezervinin, Türkiye’nin yaklaşık 572 yıllık, Avrupa’nın ise 30 yıllık doğal gaz ihtiyacını karşılayabilecek seviyede olduğu anlaşılmaktadır.

GKRY’nin izlediği bu siyasete temel teşkil eden deniz yetki alanları iddiaları, iki temel sebep ile Türkiye tarafından ka­bul edilmemektedir: Birincisi, GKRY’nin hak iddia ettiği de­niz yetki alanlarının önemli bir bölümü, Türkiye’nin kendisi için öngördüğü deniz yetki alanları ile örtüşmektedir. İkinci­si, GKRY bu siyaseti izlerken Kıbrıs’taki tek yetkili otorite gibi hareket etmekte, adadaki Türklerin ve onların siyasi yapısı olan KKTC’nin haklarını göz ardı etmektedir.

Tümamiral Cihat YAYCI

Bu metin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı’nın, 29 Mayıs 2019 tarihinde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yaptığı konuşmadan alınmıştır.

Devamı M5 Dergisi Aralık 2019 Sayısında…

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to top button
Close
Close