Bir güvenlik parametresi olarak Tarımda Türkiye - M5 Dergi
MakalelerSayı 351 Ekim 2020

Bir güvenlik parametresi olarak Tarımda Türkiye

Türkiye’de tarım sektörünün bittiği biçimindeki ifadeleri çok sık görebiliyoruz. Oysa tarımsal üretim rakamları bu ifadelerin yalan olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Tarımsal üretim hakkında gerçekler neler? Rakamlar yalan söylemezler, sadece olanı gösteren bir aynadır.

Bir ekonominin kalkınma sürecinde tarımsal üretim gerilemez, ama sanayi ve hizmetler sektörü çok hızlı geliştiği için tarımsal üretimin milli gelir içindeki payı geriler. Corona sürecinden sonra ülkelerin milli güvenlik stratejilerinde değişimler olması ve tarımsal üretimde ülkelerin kendilerine yeterli olmayı ön plana almaları beklenmektedir.

2018 itibariyle Türkiye’nin ihracatında en büyük kalem motorlu kara taşıtları ve bunların aksamları iken ikinci sırada kazanlar, makineler ve mekanik cihazlar bulunmaktadır. Bu esnada tarımsal üretimin hangi seyri izlediğini FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) verilerinden yararlanarak inceleyeceğiz. Bu arada 2000 yılında 67.8 milyon olan Türkiye nüfusunun 2020 yılında 83 milyona ulaştığını yani %22 arttığını belirtmekte fayda var. Bu arada 2000 yılında Türkiye’yi ziyaret eden turist sayısı 10 milyon iken 2019 yılında ziyaret eden turist sayısı 51.7 milyona ulaştı. Doğal olarak Türkiye’nin gıda ihtiyacı artmıştır.

Türkiye hayvancılık sektöründe de milli güvenlik odaklı yaklaşım yerine piyasa odaklı stratejik yaklaşımı benimsemiştir. Sığır, koyun, keçi gibi geleneksel hayvancılık alanlarından çok arıcılık ve balık yetiştiriciliğine yönelmiştir. Hayvancılık sektöründe canlı sığır, koyun, keçi, Arıkovanı ve su ürünleri artış göstermiştir.

2003 ile 2019 yılları arasında Türkiye’nin toplam tarımsal üretiminin yıllık %2.7 oranında büyümüştür (TUİK). Ürün bazında yapılacak inceleme daha detaylı rakamlar verecektir. Üretimi %5 artan veya azalan ürünlerin üretim miktarının sabit olduğunu varsayabiliriz. Zira mevsim etkisi vb. gibi dış faktörleri de dikkate almak gerekli. Buna göre üretimi %5’den daha fazla oranda azalan, %5 artan veya azalan, %5 ile %25 arası artan, %25 ile %100 arası artan ve %100 üzeri artan biçiminde yapılan sınıflandırma Tablo 1’de verilmiştir.

ablo 1’de görüldüğü gibi tarımsal ürünlerin çoğunun üretiminin %100 ve üzerinde arttığı görülmektedir. Diğer bir ifadeyle Türkiye’de tarım sektörünün üretim miktarı açısından son 20 yılda ilerleme kaydettiği görülmektedir. Üretimi %100 ve üzerinde artan ürünler arasında işlenerek veya tesislerde başka ürünlere katılarak satılan soya fasulyesi, ayçiçeği, pirinç, antep fıstığı, mısır, badem, mantar, aspir tohumu, yer fıstığı gibi ürünlerin olduğu görülmektedir. Örneğin; badem, antep fıstığı ve yer fıstığı gibi ürünler bisküvi ve çikolata endüstrisinde yoğun olarak kullanılmaktadır. Benzer biçimde ayçiçeği, soya fasulyesi, badem, mısır, aspir tohumu gibi ürünlerden yağ çıkarılmaktadır. Ayrıca satış fiyatı ve katma değeri görece daha yüksek ve ihracat potansiyeli olan kiraz, kivi, erik, muz, limon gibi ürünlerin olduğu da görülmektedir. Türkiye, Dünya’da en büyük kiraz üreticisi ve ihracatçısıdır. Kivi üretiminin bu dönemde %4322.8; muz üretiminin %679.5; mantar üretiminin %559.2; aspir tohumunun %194344 ve baharat üretiminin %737.2 oranında artış kaydetmesi dikkat çekmektedir. 20 sene önce neredeyse üretimi hiç yapılmayan Aspir tohumunun 2018 yılında üretimi 35.000 tona yükselmiştir. Aspir tohumunun kilo verdirme, kan şekerini düzenleme, cildi nemlendirme gibi faydaları vardır ve kozmetik sanayinde kullanılmaktadır. Ayçiçeği ve soya fasulyesi üretiminde yüksek artışa rağmen Türkiye’nin en yüksek ithalat gerçekleştirdiği ürünler olması dikkat çekicidir. Bu nedenle ayçiçeği ve soya fasulyesi üretiminin artması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. 2000-2020 döneminde Türkiye’nin tarım sektöründe üretim miktarı açısından çoğu üründe artış kaydedildiği görülmekedir. Üretimi artış kaydeden ürünlerin çoğunun ise yurtiçi ve yurtdışı pazarlarda talep gören; gıda sanayinde işlenerek kullanılan yüksek katma değerli ürünler ve meyvelerden oluştukları görülmektedir. Türkiye tarım sektörü pazarda yüksek fiyatla satılabilecek, ihracat potansiyeli olabilecek ürünlere yoğunlaşmıştır.

Üretimi %25 ile %100 arasında artış kaydeden ürün sayısında da artış olduğu görülmektedir. Bu ürünler arasında çeşitli meyvelerin (Elma, kayısı, vişne, incir, greyfurt, portakal, şeftali ve nektarin, armut, ayva ve ceviz) ağırlıkta olduğu görülmektedir. Bu meyvelerin Rusya gibi komşu ülkelere ihracat potansiyelinin yüksek olduğu görülmektedir. Dünya’nın en büyük kayısı ve incir üreticisi olan Türkiye’nin bu ürünlerin üretimini artırmaya devam ettiği görülmektedir. Karadeniz bölgesinde yetişen çay üretiminin de %94.6 gibi oranda artış kaydettiği görülmektedir. Tabloda yer almayan Zeytin üretiminden de bahsetmek gereklidir. Zeytin üretimini iki senelik periyotlarla karşılaştırmak gereklidir, zira zeytin hasadı bir sene iyi diğer sene kötü geçmektedir. 2000 yılında zeytin üretimi 1.8 milyon ton, 2001 yılında 0.6 milyon ton olmuş, yani 2000-2001 yılında 2.4 milyon ton zeytin üretimi gerçekleşmiştir. 2017 yılında 2.1 milyon ve 2018 yılında 1.5 milyon ton zeytin üretimi gerçekleşmiş ve 2017-2018 döneminde toplam 3.6 milyon ton zeytin üretimi gerçekleşmiştir. Dolayısıyla zeytin üretiminde %50’lik bir artış gerçekleşmiştir. Zeytinden yağ, ezme gibi çeşitli ürünler elde edilebilmektedir. Bu ürünlerin de katma değerinin yüksek olduğu görülmektedir.

Türkiye tarım alanında kendi kendine yeterliliğini güçlü biçimde devam ettirmiştir. TGDF (Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu) verilerine göre Temmuz 2020 itibariyle 11.37 milyar$ tarımsal ürün ihracatı gerçekleştirirken 9.23 milyar$ ithalat gerçekleştirmiş ve 2.14 milyar$ dış ticaret fazlası gerçekleştirmiştir

2000 ile 2019 yılları arasında Türkiye nüfusunun %20 civarında artış kaydettiği göz önüne alındığında üretimi %5 ile %25 arası artan üretim miktarı aslında ciddi bir artış olarak ele alınmamalıdır. Bu kalemde sınırlı sayıda ürün bulunmaktadır ve meyve olarak sadece kestane ve üzüm bulunmaktadır. Gıda sanayinde kullanılan fındık üretiminin artışının ise kısıtlandığı görülmektedir. Dünya fındık üretiminde lider durumda olan Türkiye’nin fındık fiyatının düşmemesi için üretim artışını sınırlandırdığı düşünülebilir.

Üretimin %5 azalış ile %5 artış kaydettiği ürünler arasında meyve olarak sadece karpuz bulunmaktadır. Karpuzun da diğer meyvelere göre kg fiyatının ve katma değerinin düşük olduğu dikkate alınmalıdır. Bu ürünlerin üretim miktarının nominal olarak sabit kaldığı düşünülebilir. Sanayi bitkisi olarak şeker pancarının bulunduğu dikkat çekmektedir. Şeker üretiminde pancar üretiminin daha fazla kullanılması şeker pancarı üretiminin artışını destekleyecektir. Mercimek, kuru fasulye, buğday gibi temel gıda malları üretiminin dönem boyunca üretiminin sabit kaldığı görülmektedir. Dünya un ve makarna ihracatında baş sıralarda bulunan Türkiye’nin buğday üretiminin sabit kalması dikkat çekmektedir. Bu durum Türkiye’nin buğday üretimini artırması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Corona salgını sonrasında değişen milli güvenlik paradigmaları Türkiye buğday üretiminde artışa neden olabilir.

Üretim miktarı düşüş kaydeden ürünler arasında meyve olarak kavunun bulunduğu görülmektedir. Arpa, yulaf, patates ve soğan gibi temel gıda ürünlerinin ise üretiminin azaldığı görülmektedir. Üretim miktarı nominal olarak düşen ürünlerin sayısının kısıtlı olması Türkiye’de tarım sektörünün bitmediğini veya gerilemediğini gösteren bir göstergedir. Tütün üretimindeki azalmayı ise vatandaşlarının sağlığını önceleyen stratejik bir davranış olarak nitelendirmek mümkündür.

Türkiye’de tarım sektörü yüksek oranda artış kaydetmiştir ancak üretimi artırılacak ürün seçiminde farklı bir yaklaşım sergilemiştir. Türkiye tarım üretiminde meyveler, Pazarda yüksek fiyatla satılabilecek ve ihracat potansiyeli bulunan Türkiye tarım alanında kendi kendine yeterliliğini güçlü biçimde devam ettirmiştir. TGDF (Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu) verilerine göre Temmuz 2020 itibariyle 11.37 milyar$ tarımsal ürün ihracatı gerçekleştirirken 9.23 milyar$ ithalat gerçekleştirmiş ve 2.14 milyar$ dış ticaret fazlası gerçekleştirmiştir

57ürünler ve gıda sanayinde kullanılabilecek ürünlerin üretimini artırırken arpa, yulaf, patates, soğan, buğday gibi temel gıda ürünlerinin üretimini azaltmıştır. Ancak yurtiçi piyasada arpa, yulaf, patates, soğan gibi ürünlerde arz yetersizliği sorunu yaşanmamıştır. Kısaca Türkiye milli güvenlik odaklı yaklaşımdan ziyade piyasa odaklı bir strateji yaklaşımı sergilemiştir. Corona sonrasında da dış ticaret konusunda değişen paradigmalar bu eğilimin tersine gelişmelere neden olabilir.

Hayvancılık sektöründe ise 2000 yılında 11 milyon olan sığır sayısı %36 artış kaydederek 2018 yılında 15 milyona çıkmıştır. Koyun sayısı ise 30 milyondan 33 milyona çıkmıştır. Sığır ve koyun sayısındaki artışın sınırlı olduğu görülmektedir. Buna karşılık arı kovanı sayısında %86; tavuk sayısında %37; keçi sayısında %37 oranında artmıştır. Su ürünleri yetiştiriciliği ise 2000 yılında 79.031 tondan %249 artış kaydederek 2018 yılında 276.502 tona çıkmıştır. Klasik hayvancılık sektöründe kısıtlı bir artış görülürken arı kovanı ve su ürünleri (yetiştiricilik) alanında yüksek oranda artış görülmektedir.

Türkiye hayvancılık sektöründe de milli güvenlik odaklı yaklaşım yerine piyasa odaklı stratejik yaklaşımı benimsemiştir. Sığır, koyun, keçi gibi geleneksel hayvancılık alanlarından çok arıcılık ve balık yetiştiriciliğine yönelmiştir. Hayvancılık sektöründe canlı sığır, koyun, keçi, Arıkovanı ve su ürünleri artış göstermiştir.

Sonuç olarak Türkiye tarım sektöründe son yirmi senelik dönemde üretim açısından artış kaydedilmiştir. Üretim miktarı artan ürünler arasında yurtiçi ve yurtdışı piyasalarda yüksek fiyatla satış imkanı olan meyveler (muz, kiraz, kivi, portakal, limon vb) ile gıda sanayinde kullanılan (badem, yer fıstığı, antep fıstığı, mısır, mantar, bezelye, pirinç, soya fasulyesi, aspir tohumu, baharat, ayçiçeği vb) ürünlerin ağırlıkta olduğu görülmektedir. Üretim miktarı düşen az sayıda ürün arasında ise patates, soğan, yulaf, arpa gibi ürünler bulunmaktadır. Kısa dönemli konjonktürel hareketler haricinde patates, soğan gibi ürün fiyatlarının aşırı yüksek olmaması da yurtiçi piyasada bu ürünlerde arz yetersizliği gibi bir sorunun olmadığını göstermektedir. Hayvancılık sektöründe de koyun, keçi, sığır gibi geleneksel hayvancılık alanlarından çok arıcılık ve su ürünleri yetiştiriciliği gibi alanları desteklemiştir. Dolayısıyla tarım sektöründe son 20 senede büyük aşama kaydeden Türkiye milli güvenlikten ziyade piyasa odaklı stratejik yaklaşım sergilemiştir.

Bu Türkiye’nin stratejik seçiminden kaynaklanmıştır. Türkiye tarım alanında kendi kendine yeterliliğini güçlü biçimde devam ettirmiştir. TGDF (Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu) verilerine göre Temmuz 2020 itibariyle 11.37 milyar$ tarımsal ürün ihracatı gerçekleştirirken 9.23 milyar$ ithalat gerçekleştirmiş ve 2.14 milyar$ dış ticaret fazlası gerçekleştirmiştir.

Türkiye tarım alanında kendi kendine yeterliliğini güçlü biçimde devam ettirmiştir. 2003- 2019 yılları döneminde Türkiye tarım sektörü yılda ortalama %3,03 oranında büyüyerek Avrupa’da Slovakya’nın ardından ikinciliği elde etmiştir. TGDF (Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu) verilerine göre Temmuz 2020 itibariyle 11.37 milyar$ tarımsal ürün ihracatı gerçekleştirirken 9.23 milyar$ ithalat gerçekleştirmiş ve 2.14 milyar$ dış ticaret fazlası gerçekleştirmiştir.

Türkiye’nin ihracatında yaş meyve ile sert kabuklu meyve sektörünün ön planda olduğu görülmektedir. İthalatında ise bitkisel yağ ve baklagil sektörü ön plandadır. Türkiye’nin tarım sektörü ihracatında en büyük alıcılar Irak, Almanya ve Rusya’dır. Türkiye tarımsal ürün ithalatını gerçekleştirdiği ülkelerde baş sıralarda Rusya, Brezilya ve Ukrayna yer almaktadır. Türkiye, Dünya’nın en büyük Fındık içi, buğday unu ve makarna ihracatçılarından biridir. Makarna ve un ihracatı nedeniyle yüksek oranda buğday ithalatı gerçekleştirmektedir. Türkiye’nin soya fasulyesi ve ayçiçeği üretimi son 20 yılda önemli oranda (%100’den fazla) artmasına rağmen bu iki ürünün yüksek oranda ithal edildiği de görülmektedir. Stratejik olarak Türkiye’nin soya fasulyesi ve ayçiçeği üretimini artırmaya devam etmesi gerektiği, buğday üretimini de artırmaya başlaması gerekliliği görülmektedir.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

Back to top button
Close
Close