MakalelerSayı 348 Temmuz 2020

Sömürü örgütlenmesi: Frankofoni

Yüz yılı aşkın bir şekilde sömürgelerinde zulüm uygulayan Fransa, aynı zamanda ciddi bir din ve dil asimilasyon politikası da yürüttü. Bu asimilasyon politikasının en önemli sonuçlarından biri de, Fransızca konuşulan ülkelerin oluşturduğu Frankofoni. Bu örgütü tanımak, günümüzde Fransa’nın Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika politikalarını anlamak açısından önemli.

Fransızca dünyada yaklaşık 300 milyon insan tarafından konuşulan ve bu alanda dünya dilleri arasında beşinci sırada olan evrensel bir dildir. Bunun kullanımının ve değerlerinin korunması felsefesiyle kurulmuş olan Uluslararası Frankofoni Örgütü (L’Organisation Internationale de la Francophonie- l’OIF) de dünya üzerinde çok geniş bir yetki alanına sahiptir. Bu haliyle OIF, Birleşmiş Milletler üye ülkelerinin üçte birinden fazlasını temsil etmekte ve 1998 yılından bu yana Birleşmiş Milletler’de diğer bölgesel örgütler gibi gözlemci örgüt statüsündedir.

Frankofoni tarafından yapılan araştırmalara bakıldığında örgüt içerisinde en fazla temsil hakkının eski Fransız sömürgeleri olan Afrika devletlerinin olduğu gözlemlenmektedir. Bu ülkelerde Fransızca ya ilk ya da ikinci resmi dil statüsündedir. Fransızların kolonyal dönemde, büyük bir önemle yürüttükleri dil ve din asimilasyonu politikalarının bir sonucu olarak Afrika kıtasında Fransızca en çok konuşulan diller arasında ilk sıralardadır. Bu nedenle, bugün, Fransızca konuşan Fransızların sayısı, Fransızca konuşan Afrikalıların sayısından azdır.

Fransızların kolonyal dönemde, büyük bir önemle yürüttükleri dil ve din asimilasyonu politikalarının bir sonucu olarak Afrika kıtasında Fransızca en çok konuşulan diller arasında ilk sıralardadır. Bu nedenle, bugün, Fransızca konuşan Fransızların sayısı, Fransızca konuşan Afrikalıların sayısından azdır.

AFRİKA MERKEZLİ

Fransa zamanında yürüttüğü asimilasyon politikalarını, günümüzde, Fransızca’nın kıtada eğitim/öğretim dili olarak kullanılmasıyla devam ettirmektedir. Bu nedenle birçok yerel ve köklü dilin varlığına rağmen Fransızca’nın önemini yitirmemesi ve kültürel değerlerinin korunması amacıyla farklı yöntemler benimsenmektedir. Dil temelinde inşa edilmiş bir hükümetler arası örgüt olarak Frankofoni’nin kurumsallaşma süreci ve faaliyetleri de karşılıklı iletişim kuran bir diplomatik yöntemdir. Her ne kadar örgütün Afrika ülkeleri dışında da birçok üyesi olsa da benimsediği misyon itibariyle hitap ettiği yer Afrika kıtasıdır.

Ortak bir dil olan Fransızca’nın paylaşılması fikrine dayanan Frankofon birliği projesinin fikir babaları ülkelerinin bağımsızlık mücadelesinde ön plana çıkan Afrikalı siyasetçiler olmuştur. Senegal’in ilk devlet başkanı (1960-1980) Léopold Sédar Senghor, Tunus devlet başkanı (1957-1987) Habib Bourguiba, Nijer’in ilk devlet başkanı (1960-1974) Hamani Diori Fransızca’yı halklar arasında dayanışma, kalkınma ve yakınlaşma hizmetine sunma fikrinde hemfikir olmuşlardır. Bu doğrultuda 20 Mart 1970 tarihinde Nijer’in başkenti Niamey’de, 21 ülkenin katılımıyla imzalanan antlaşma neticesinde ‘Kültür ve Teknik İşbirliği Ajansı (l’Agence de Coopération Culturelle et Technique (ACCT)’ kurulmuştur. Bu ajans günümüzdeki Uluslararası Frankofoni Örgütü (L’Organisation Internationale de la Francophonie- l’OIF)’nün temelini oluşturmaktadır.

Yeni bir hükümetler arası örgüt olan bu ajansın temel amacı üyelerinin kültürlerini tanıtmak ve yaymak ve aralarındaki kültürel ve teknik iş birliğini artırmaktı. Bu amaç doğrultusunda hareket eden örgüt üyelerinin faaliyetleri sonucunda Kültür ve Teknik İşbirliği Ajansı 2005 yılında Uluslararası Frankofoni Örgütü ismini almıştır.

Örgüt bu tarihe kadar kurumsal varlığını güçlendirmiş, modernize olmuş, ağlarını ve partnerlerini artırmış ve siyasi ve iş birliği eylemlerini zenginleştirmiştir.

2005 yılında güncellenen Frankofoni Şartı’na atfen örgütün amaçları şu şekilde sıralanabilir:

-Fransız dilinin, kültürel ve dilsel çeşitliliğin desteklenmesi,

-Barış ve demokrasinin tesis edilmesi ve geliştirilmesi,

-Eğitim, öğretim, yüksek öğrenim ve araştırmanın teşvik edilmesi,

-Sürdürülebilir kalkınma için ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi,

-Çatışmaların önlenmesi, -Kriz yönetimi ve kriz çözümü,

-Hukukun üstünlüğünün ve insan haklarının tanınması,

-Kültürler ve medeniyetler diyaloğunun yoğunlaştırılması,

Uluslararası Frankofoni Örgütü, uluslararası hukukun tanımına uygun bir hükümetler arası örgüt olarak uluslararası sistemde yer edinmiştir. 2020 yılı itibariyle 50 yıllık bir tarihe sahip olan örgütün tam üyelerinin yarısından fazlası eski Fransız sömürgesi olan Afrika ülkeleridir. Dolayısıyla örgütün en etkin olduğu coğrafya Afrika’dır. OIF tarafından 2018 yılında yayınlanan raporda 2030 yılında Afrika’daki Frankofonların sayısının Avrupa, Amerika ve Asya kıtalarına oranla ciddi bir artış göstererek %50’yi aşacağı iddia edilmektedir. Bu oranın 2070 yılında %80’lere varacağı tahmin edilmektedir. Bu tahminlerin en büyük dayanağı kıtadaki nüfusun hızla artması ve eğitim öğretim alan kesimin genişlemesidir. Kendi dillerinin varlığına rağmen Fransızcanın ortak bir kültürel öge olarak benimsenmesi/benimsetilmesi Afrika ülkelerinin şahıslarına münhasır stratejiler benimsemek yerine taklit stratejilere başvurmalarına sebep olmaktadır.

SÖMÜRGE KÜLTÜRÜNÜN ETKİLERİ

Frankofoni Örgütü her ne kadar dilsel çeşitliliğe vurgu yapsa da okullarda okutulan derslerin müfredatına kadar her alanda Fransızca kültürünün hakimiyeti mevzu bahistir. Elbette ki devletler arasında iş birliğini ve dayanışmayı vurgulayan, şeffaf, demokrasi ve hukuk değerlerini benimseyen, barışı amaçlayan, karşılıklı diyalogları geliştiren uluslararası örgütlenmeler günümüzün küresel dünyasında oldukça önem arz etmektedir. Ancak burada derin bir koloni dönemin bıraktığı bir miras ve sömürge ve sömürgeci devlet söz konusu olduğu için akıllara idealize edilmiş bir düzenden ziyade modern bir manda düzeni gelmektedir. Dolayısıyla söz konusu örgütün faaliyetlerinin yakından takip edilmesi, tarafların kazanç ve kayıplarının iyi analiz edilmesi ve uzun vadeli sonuçların önceden okunması büyük önem taşımaktadır.

2020 yılı itibariyle 50 yıllık bir tarihe sahip olan örgütün tam üyelerinin yarısından fazlası eski Fransız sömürgesi olan Afrika ülkeleridir. Dolayısıyla örgütün en etkin olduğu coğrafya Afrika’dır.

Frankofoni Örgütü’nün günümüzde 54 tam, 7 yardımcı ve 27 gözlemci üyesi vardır. Toplam 88 üyeden oluşan örgüt başta Afrika kıtası olmak üzere Avrupa, Amerika ve Asya kıtalarında da faal durumdadır. 54 tam üyenin 29’unu Afrika ülkeleri oluşturmaktadır. Bu nedenle örgüt içerisinde belirleyici güçlerin Afrikalıların olduğunu iddia etmek yanlış olmayacaktır.

AFRİKA KITASINDAKİ ÜYELER:

Benin, Burkina Faso, Burundi, Kamerun, Yeşil Burun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Komor Adaları, Kongo, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Fildişi Sahili, Cibuti, Mısır, Gabon, Gine, Ekvator Ginesi, Gine-Bissau, Madagaskar, Mali, Fas, Mauritius, Moritanya, Nijer, Ruanda, São Tomé ve Príncipe, Senegal, Seyşel Adaları, Çad, Togo, Tunus.

ÖRGÜTÜN DİĞER TAM ÜYELERİ:

Arnavutluk, Andora, Ermenistan, Belçika, Belçika/Wallonie, Bulgaristan, Kamboçya, Kanada, Kanada/New Brunswick, Kanada/Quebec, Dominik, Fransa, Yunanistan, Haiti, Laos, Lübnan, Lüksemburg, Kuzey Makedonya, Moldova, Monako, Romanya, Saint Lucia, İsviçre, Vanuatu ve Vietnam.

YARDIMCI ÜYELER:

Birleşik Arap Emirlikleri, Güney Kıbrıs, Gana, Katar, Kosova, Sırbistan ve Yeni Kaledonya.

GÖZLEMCİ ÜYELER:

Arjantin, Avusturya, Bosna Hersek, Çek Cumhuriyeti, Dominik Cumhuriyeti, Estonya, Gambiya, Güney Kore, Gürcistan, Hırvatistan, Kanada / Ontario, Karadağ, Kosta Rika, Litvanya, Louisiana, Malta, Macaristan, Meksika, Mozambik, Polonya, Slovakya, Slovenya, Ukrayna, Tayland.

 

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

Back to top button
Close
Close