KapakMakalelerSayı 348 Temmuz 2020

Hiper savaşlar, hibritleşme ve re-simetri zırhlı süvarinin rönesansı

Bu makalede dönüşüme giren savaş ve konsept ilişkisi gözden geçirilmekte, nihai tahlilde operatif Çok Alanlı Savaş (Multi-Domain Operations) konseptinin taktik sahaya uzantısı küme savaşlarının (Swarming War) taktik birlik yapılanmasına etkisi tartışılmaktadır.

Güvenlik politikalarında meydana gelecek gelişmelerin Uluslararası İlişkiler disiplini veya diğer sosyal bilimlerin araştırma ve analiz yöntemleri ile öngörülmesi son derece güçtür. “Sosyal bilimlerin rastgeleyi ve düzensizi, istisnayı, ayrıksılığı (eksantrik) ve sürprizi kontrol altına almaya çalışan soyutlayıcı metodolojisine karşılık stratejik analizler bu tür şeylere özel önem vermektedir. Strateji ve taktik, sürpriz ve istisnaları sever. Savaş bilimlerinin çözümleme metodolojisi farklıdır. Nitekim Freedman’ın ifadesiyle “strateji her zaman farklılıkları belirlemek, özel fırsatları ya da kırılganlıkları ortaya çıkarmakla ilgilidir. Kritik bir asimetriyi hayati bir avantaj olarak belirleyip zaferi kazanmayı amaç edinir (s. 399). Bu makale doktriner gelişmelerdeki farklılıkların belirlenmesine ve asimetrilere odaklanmaktadır.

Uluslararası Siyasetin sosyal bilim metodolojisi ile incelenmesinde ortaya çıkan önemli diğer bir sıkıntı “örtülü operasyonlar” ve politik etkilerinin öngörülme güçlüğüdür. ABD farklı işlevleri ve sorumlulukları olan 17 istihbarat örgütünün yıllık bütçesi 80 milyar dolarlık hacimle 1 Rusya’nın tüm savunma bütçesini aşmıştır. İstihbarat örgütlerinde, sıradan telsiz operatörlerinden en tepeye, yaklaşık 200 bin kişi çalışmaktadır.2 Mali desteği Rusya’nın 61,4 milyar dolarlık savunma bütçesini 3 aşan bu kurumların, propagandadan ekonomik mali operasyonlara, sabotajdan, silahlı grupların desteklenmesine kadar bir dizi örtülü operasyon görevlerinin olması önümüzdeki dönemin örtülü operasyonlarla geçeceğinin işaretidir.

Genel bir kabule göre bir ordunun kurumsal yapısını belirleyen üç temel faktör vardır. (1) Ülkenin jeopolitik şartları, (2) savaşın değişen doğası, (3) ülkenin siyasi kültürü. Bu faktörler bugün Türk Ordusunda da hem kurumsal hem yapısal hem de literal (konseptten taktik doktrine uzanan eksende) değişimi zorunlu kılmaktadır.

Genel bir kabule göre bir ordunun kurumsal yapısını belirleyen üç temel faktör vardır. (1) Ülkenin jeopolitik şartları, (2) savaşın değişen doğası, (3) ülkenin siyasi kültürü.4 Bu faktörler bugün Türk Ordusunda da hem kurumsal hem yapısal hem de literal (konseptten taktik doktrine uzanan eksende) değişimi zorunlu kılmaktadır.

Özellikle ilk iki faktörün izi sürülerek makalenin ilk bölümlerinde savaş (warfare) ve muharebelerin (war) siyasal stratejilere paralel olarak çok alanlı etkileşime dönüşümü, hibritleşmesi/melezleşme ve asimetrikleşmesi ele alınmaktadır. İlerleyen bölümlerde yapay zekanın muharebelere etkisi ve bu teknolojik gelişmelere karşı re-simetrinin üretilmesi için atılması gereken öncelikli adımlar taktik ve operatif analiz seviyesinde ele alınmakta ve sonuç bölümü için taktik ve operatif saha birimlerine yönelik teklif alt yapısı hazırlanmaktadır.

1. Uluslararası Siyasi Alanda Hibritleşme

Yerkürenin siyasal düzleminde neredeyiz sorusu artık kolay cevap bulamamaktadır. Jeostratejik yön tespitinde kutup (Doğu-Batı) referansı yerini hegemonik tercihler ikilemine bırakmıştır. Nye ve Welch’e göre Realizm ve Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık iki uç kutupta-ideal tipler-dir ve gerçek dünya bunların arasında bir yerdedir. Bazı ülke ilişkileri konum kaynaklı Hobbesçu bir “doğal hal” ile neoliberal “karmaşık karşılıklı bağımlılık” (Kantçı) tayfı arasında etkileşimdedir. Orta Doğu tayfın realist ucuna daha yakındır ama Kanada ile ABD arasındaki ilişkiler veya Fransa ile Almanya arasında bugün gelinen noktada ilişkiler tayfın karmaşık karşılıklı bağımlılık ucuna çok yakın düşer. Gerçekte ülkeler tayf üzerinde yerlerini değiştirebilirler. ABD- SSCB arasındaki ilişki açık bir biçimde tayfın realist ucuna yakındı ama soğuk savaşın sona ermesi ile birlikte merkezi bir yere yaklaşmış 5 iken şu dönemde eksenin realist ucuna tekrar kaymaktadır. Dolayısı ile belirli hatlara ve kutuplara bağlı olmayan bir akışkanlık mevcuttur.

Şekil 1 Uluslararası Siyasal Yapı

KAYNAK: (Nye ve Welch, 2011, s. 368-369) ve (Wendt, 2016, s.318)’den istifade edilmiştir.

Normlara dayalı ittifaklar düzeni uluslararası hakem görevi gören organizasyonların etkisizleşmesi ile ad hoc koalisyonlar dönemine yönelmiştir. Ülkeler bir coğrafyada hasım bir başka coğrafya da ortak veya müttefik olabilmektedir (Türkiye ve Rusya örneği). NATO üyelerinin SSCB’nin çöküşü sonrasında “neyi temsil ettikleri” konusunda edinilmiş ortak kimlik üzerinde anlam kaybına uğraması, ittifak politikaların belirlenmesinde sıkıntı yaratmıştır. İttifak ilişkilerinin farklılaşması ittifak içi rol kimlikleri ile ulusal kimlikler arasında çatışma yaratmaktadır.

Mega kent insanları Soğuk Savaş döneminde taraflar arasında nükleer dehşet dengesinin rehinesi olarak kilit taşı görevini görmüştür. Obezleşen kentler ikinci bir rehine krizi yaşatmaktadır. Vekalet savaşlarında yerel milli orduların yerini alan devlet dışı aktörler ve terörist gruplar şehir insanını yeni rehinecileridir. Terörizmin kentleşmesi kamu güvenliği ve ulusal güvenlik kavramlarında da hibritleşmeyi ortaya çıkarmıştır. Ülke yönetimleri birbirlerini “uzun zamandır şehirlerinizde bomba patlamıyor” kabilinden zımni şantaja maruz bırakmaktadır.

Uluslararası sisteminin Kissinger’in betimlemesiyle “karşıtlıklar sistemine kaydığı XXI. Yüzyılda”6 savaş ve şiddet kendi karakterini sisteme uyumlamış, asimetrik karaktere bürünmüştür”. Aron’un stratejik düşüncenin ilhamını kendi yüzyılından ya da tarihin o anından aldığı 7 savı her sahada gözlemlenmektedir. Savaşın vasıtaları, dönemin teknolojik ve politik mantığına uygun vasıtalarla bezenmekte, dönüşüm geçirmektedir.

2. Hibrit Stratejinin Stratejik Damarları

Yazıya dökülmüş kuramsal stratejik yaklaşımlara M.Ö. IV ve V. yüzyıllarında Asya’da rastlanmakta ise de M.Ö. V. Yy. da strateji alanında temel dikotomi (ikileşim) Homeros’ta yansıtılmaktadır. Genel hatları ile iki tutum üzerinden stratejik düşüncenin geliştiği gözlenmektedir. Homeros’ta “Bie” ve “Metis” olarak adlandırılmış olan tutumlar özetle şu yapıdadır;

Tablo 2 Stratejik Ana Damarlar

Bir noktada “metis” puslu/bulanık mantık alanında hayat bulurken, “bie” çelişmezlik alanının uç sınırında oturmaktadır. “Metis” pragmatik etiği izlerken, “bie” erdemci veya görev etiğini tercih etmektedir. Gerek Arthashastra’nın yazarı Hintli Kautilya gerekse Savaş Sanatı kitabı ile Sun Tzu dönemin Asya yaklaşımı “metis” çizgisini kutsamıştır. “Metis” (dolaylı tutum) karşısındakinden daha küçük ve kısa sürede nihai hamleye dayanan kesin sonuçlu savaşlarda kazanma ihtimali olmayan tarafların tercih ettiği yöntem olarak gelişmiş ise de Asya’da hile ve kurnazlıklar bilgelik olarak (Zhi) kabul görmüştür. Nitekim Sun Tzu (M.Ö. 500) “Büyük stratejist kandırmacanın ustası olmalıdır. Kuvveti en etkili olacağı zaman kullanmalıdır” önermesi ile dolaylı tutumu destekler, “Bütün mücadele aldatmaya dayalıdır”

Stratejik tutum her zaman hibrit karakterlidir, ağırlık “metis” veya “bie” tayfının değişik ağırlıklı noktalarında olabilir. Ancak günümüzde konvansiyonel savaşın ağırlıklı “doğrudan” tutumundan bariz kayma görülmekte olup gayri nizami harbin dolaylı tutumu ile önemli ölçüde rol ve aktör değişimi yapmaktadır. Jeopolitik güç mücadelesinde, terörize edilmiş “sosyal güçler” vekalet savaşlarında yerel milli orduların yerini almakta ve Ağ Tabanlı Terörizm mimarisi üzerine kurgulanan “Küresel İç Savaş” dünyanın yeni düzenini şekillendirmektedir ya da kural koyucuların istemi dışında şekillenmeyi önlemektedir.

Terörizm, silahlı kuvvetlerin direnme gücünü ortadan kaldırmaktan ziyade, cesaret kırıcı bir korku yaratmak suretiyle insanların hükümete destek olma duygusunu tahrip ederek hükümet politikalarının arkasında durmalarını engelleme hedefi içeren dolaylı stratejik bir tutumdur. Sivil ve yasaklanmış hedeflere yönelir.

3. Hibrit Savaş

Kavramlar sadece iletişimimizin içeriğini değil aynı zamanda düşünce ve davranış tarzımızı da şekillendirir. Melez/ Hibrit savaş kavramının herkes tarafından kabul edilmiş bir tanımının olmaması zihinlerde müşterek bir resim oluşmasını engellemektedir. Bu kavram 1998 yılında ilk kez Walker tarafından Deniz Kuvvetleri ve Özel Operasyonlar dergisinde kullanılmıştır. Bu kullanımda da “hibrit savaş” özel ve geleneksel savaş (konvansiyonel harp) ara bölgesinde bulunmaktadır.10 Hibrit savaş başlangıçta düzenli/nizami ve düzensiz/gayri nizami savaş arasındaki farkların harmanlandığı bir savaş olarak dar çerçevede ele alınmıştır. Terimin anlamı ve kullanımı, 2002 ve 2015 arasındaki dönemde (bazı kaynaklar 1998-2014) önemli ölçüde değişmiştir. Batı savaş çevrelerinde melez savaş kavramının anlamı, devlet dışı aktörler tarafından yürütülen yeni bir savaş biçimden devletler tarafından yürütülen farklı bir savaş biçimine doğru farklılıklar göstermiştir.

Walker’ın yaklaşımına sadık kalarak konuya konvansiyonel ve gayri nizami harp çerçevesinden bakacak olursak, Terörizm, silahlı kuvvetlerin direnme gücünü ortadan kaldırmaktan ziyade, cesaret kırıcı bir korku yaratmak suretiyle insanların hükümete destek olma duygusunu tahrip ederek hükümet politikalarının arkasında durmalarını engelleme hedefi içeren dolaylı stratejik bir tutumdur. Sivil ve yasaklanmış hedeflere yönelir.

Konvansiyonel konseptlerin değişim döneminde hava gücüne konsept arayışları çerçevesinde İtalyan Hava Generali Douhet, “düşman ordularını bertaraf etmek için ikmal yollarının ve kaynaklarının imha edilmesi gerektiğini, sivil halkın bombalanmasıyla bir milletin savaşma azminin daha çabuk kırılacağını ve böylelikle zaferin daha kısa sürede kazanılacağını”12 öne sürerek Etki Odaklı Harekât konseptinin önünü açmıştır. Konvansiyonel harbin Etki Odaklı yaklaşımında (Effects-based Operation-EBO), düşmanı mağlup etmek için doğrudan siyasî sonuçlar doğuran etkiler yaratılmaya çalışılmaktadır. Ancak halka ve yaşam kaynaklarına yönelik yıkım 1949 tarihli Cenevre Sözleşmesi ve 1977 Protokollerinin açık ihlalidir. Konsept hukuka aykırılık üzerine inşa edilmiştir ve “yasa dışı şiddet kullanımı” yoluyla terör eylemi niteliği taşımaktadır. Nizami savaşta sivillerin öldürmesi savaşın arızî bir neticesi olması gerekirken siviller hedef alınması önerilmektedir. Teröristler için ise sivilleri öldürmek zaten bir gerekliliktir ve bu nedenle terörizm öncelikle sivilleri hedef almaktadır. Douhet’in yorumlarından birçoğuna katılan Amerikalı General Mitchell, hava kuvvetlerinin kullanılmasındaki öncelikler ve düşmanın ağırlık merkezleri konularında görüşler ortaya koymuştur. Ulaşım, endüstri ve insanların savaşma azminin düşmanın ağırlık merkezlerini oluşturduğunu belirterek hava kuvvetlerinin öncelikli olarak düşman halkının savaşma azmini yok edecek şekilde kullanılması gerektiğini söylemiştir. Ancak Mitchell, sivil halkın bombalanması yaklaşımını savunmamıştır.13 Savunmamış olması engellemiş olması anlamına gelmemekle beraber halkın yaşam kaynaklarına yönelik saldırılar da Cenevre protokollerine aykırı dolayısı ile yasadışıdır.

İtalyan Hava Generali Douhet, “düşman ordularını bertaraf etmek için ikmal yollarının ve kaynaklarının imha edilmesi gerektiğini, sivil halkın bombalanmasıyla bir milletin savaşma azminin daha çabuk kırılacağını ve böylelikle zaferin daha kısa sürede kazanılacağını” öne sürerek Etki Odaklı Harekât konseptinin önünü açmıştır.

Terör eylemlerinin yeni versiyonunda gerek PKK gerekse YPG’nin sabit mevzi türevi hendek çatışmaları veya DAEŞ işgallerinde görüldüğü üzere meskûn mahallerin işgali ve savunulması terör örgütlerinin konvansiyonel tutumlar takındığını göstermektedir. Terörize konvansiyonel savaş ve konvansiyonel hedefleri/taktikleri olan terör eylemleri, hibrit savaşların farklı bir versiyonunu yansıtmaktadır. Stratejik tutum hibritleşmiş, doğrudan konvansiyonel eylemlerle gayri nizami harbin/ dolaylı tutumu birbirlerine karşılıklı olarak alan açmaya başlamıştır.

Askeri stratejik alanda karşıtlık, esasen konvansiyonel harbin destek alanı olan Gayri Nizami Harbin (GNH) başat aktörünü değiştirmesi ile kendisini göstermiştir. Başat aktörü yerel halkın oluşturduğu gerilladan terörist yapılara
kaymıştır. Konvansiyonel Harp ise evirilerek ağırlıklı olarak GNH’ın destek ve alan açma unsuruna dönüşmüştür. Yine Vekalet Savaşları’nın başat aktörü yerel Milli Orduların yerini kimine göre terörist örgütler kimine göre ise “Yeni Silahlı Devlet Dışı Organizasyonlar” almıştır. Konvansiyonel motiflere bürünen GNH “sektörü” yakın gelecekte insansız savaş araçlarının ötesinde otonom silah üreticilerinin pazarı olmaya ciddi bir adaydır. İnternetin karanlık yüzü illegal piyasalarda devrim yaratmıştır. Hatta sosyal medya dahi kullanılmaktadır. Resimde Libya’da sosyal medya üzerinden satışa sunulan termobaric tansavar roketi görülmektedir.

Şekil 2 A WPF89-2 thermobaric rocket launcher advertised in a Libyan social media group used to trade arms

KAYNAK: SANA,The Online Trade of Light Weapons in Libya, 06.04.2016, http://www.smallarmssurvey.org/fileadmin/docs/R-SANA/SANA-Dispatch6-Online-trade.pdf

4. Yapay Zeka ve Hiper Savaş

ABD’li emekli General ve Brookings Enstitüsü düşünce kuruluşu başkanı John R. Allen 2019 yılının başlarında Bratislava’da düzenlenen bir konferansta “hiper savaş” kavramını yapay zekanın (YZ), özerk ve otomatik sistemlerin savaşta belirleyici hale geldiği bir savaş aşaması” olarak ifade etmiştir. Hiper savaş karar verme sürecinin bugün tasavvur edemeyeceğimiz ölçüde hızlandığı bir savaş türü olacaktır.14 YZ’nin “Gözlem, Yönlendirme, Karar Verme ve Hareket Etme” yeteneğimizi artırma kabiliyeti ile savaşı nasıl yürüttüğümüzü temelde değiştirme yeteneğine sahip olacağı öngörülmektedir.15 “Yapay zekâ” terimi 60 yaşın üzerindedir. 1956’da Dartmouth’daki bir konferansta John McCarthy tarafından kullanılmıştır.

ABD’li emekli General ve Brookings Enstitüsü düşünce kuruluşu başkanı John R. Allen 2019 yılının başlarında Bratislava’da düzenlenen bir konferansta “hiper savaş” kavramını yapay zekanın (YZ), özerk ve otomatik sistemlerin savaşta belirleyici hale geldiği bir savaş aşaması” olarak ifade etmiştir.

Silahlı Kuvvetlerin “Askeri Karar Verme Süreci” en temel analitik parçalarına ayrılmış karar vermenin örneğidir. Günümüzde bu sürece yönelik yapay zekâ ve buna ait sinir ağlarını geliştirme projeleri hız kazanmıştır. Örneğin ABD Ordusu’nda kamuoyuna yansıyan projelerinden biri olan “AlphaWar” projesi ile hava durumu, arazi ya da birim yetenekleri gibi girdileri, geliştirilmekte olan sinir ağlarına alınmakta ve askeri birimler için muhtemel sonuçlar ya da harekât planları üretilmektedir. “Muharebe Sahası İstihbarat Hazırlığı” (MSİH) olarak bilinen düşmanı anlama ve hareket tarzlarını çözümleme faaliyeti adım adım öğretilmektedir. Yapılan oyunlamalarda “Karar Destek Şablonu”na17 ihtiyaç duymadan uygun verileri aldığı anda kararlarını şaşırtıcı derecede hızlı vermiştir. Ancak AlphaWar zafer için optimize edildiğinden kendi zayiatlarını sınırlamadığı gözlemlenmiştir. Sonuç güvence altına alındığı sürece kaç tane “asker” kaybettiği umurunda olmamıştır.18 Kendi zayiatına karşı insani duyarsızlığın karşı tarafa nasıl yansıdığı, hasmın sivil ve askerine, çevreye yönelik ürettiği yok edici şiddetin derecesi ise yazıda belirtilmemiştir.

2014 yılında dönemin ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel tarafından açıklanan savunma yenilik inisiyatifi ABD ordusunun teknolojik hakimiyetini (robotikler, siber savaş, otonomi, 3D baskı, elektrikli silahlar, minyatürleştirme, siber savaş, algoritma hakimiyeti) geliştirmeyi hedeflemektedir. Nitekim ABD ordusu iç yayınlarında ve değişik akademik makalelerde kendilerini 21’nci yüzyılda, “Robotik İmparatorluk” olarak tanımlamaya başlamışlardır.19 Ancak bu yarışta yalnız değildirler.

Çin Komünist Partisi Temmuz 2017’de yapay zekayı kilit büyüme alanlarından biri olarak kabul etmiş ve yönetim Çin ekonomisini YZ ‘nin gelişmesi için fonlamaya başlamıştır. Son zamanlarda, Pekin Şehri, kentin eteklerinde YZ sanayi parkı inşa etmek için 2,1 milyar dolar ayırmıştır. Şangay ve diğer 17 Çin şehri de benzer hedeflere sahiptir. Tianjin Şehri 16 milyar dolarlık bir yatırım gerçekleştirmiştir. YZ ve robotikte Çin (özel ve resmi) yatırımların toplam hacminin 300 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir. Şansölye ise Almanya’yı yapay zekâ açısından “dünya lideri” yapmak istemekle beraber yılda 500 milyon avroluk bir bütçenin Çin fonlarıyla karşılaştırıldığında, bu bir cep harçlığı seviyesinde olması eleştirilere neden olmaktadır.20 Rusya kanadında Devlet Başkanı Vladimir Putin 2017 yazının sonlarında öğrencilere hitaben, “teknolojinin muazzam fırsatlar sunduğunu, ancak aynı zamanda değerlendirilmesi zor olan tehlikeleri de getirdiğini ifade ederek; “Alana kim lider çıkarsa dünyayı da yönetecek” ifadesi 21 yarışı bir adım önde götürme niyetini ortaya koymaktadır.

Birleşmiş Milletler teşkilatında yıllardır devam eden ölümcül Otonom Silah Sistemleri (LAWS) olarak adlandırılan katil robotların yasaklanma çalışmaları başarı vadetmemektedir. Bu sistemlerde kilit soru öldürme kararının kimde olacağı üzerinedir. Otomatik silahların aksine, otonom/özerk silahlar kimi ve ne zaman öldüreceğine bağımsız olarak karar verebilir.22 Öte yandan, ABD resmi görüşü tam özerk silahların kullanılmasının sivil nüfusun daha iyi korunması için bir fırsat olduğu23 yönündedir. Ancak yapay zekâ üzerine çalışan İngiliz bilim adamı Walsh Birleşmiş Milletlere YZ silah sistemlerine karşı açıkça uyarıda bulunan açık bir mektup yazmıştır. Elon Musk ve yakın zamanda ölen Stephen Hawking ile 100’den fazla parlak bilim adamının imzaladığı bu belge durumun vahametini dile getirmektedir.24 Askeri endüstriyel kompleksin istihdam ve finans alanında ciddi bir kazanım sağlayacağı bu sektörden vazgeçmelerini düşünmek mümkün değildir.

Silahlarda yapay zekâ projeksiyonlarının bir “yutturmaca” olduğunu bu silahların insan kontrolü dışında otonom karar veremeyeceğini öne süren uzmanlar da bulunmaktadır. Ancak diğer uç noktada yer alan Bouquin (Emekli General, Tales yüksek teknoloji ve teçhizat şirketinde görevli) bir adım daha ileri giderek otonom sistemlerin savaş alanında taktik planlamayı devralacağını öne sürmektedir. “Geleceğin savaşını dijital devrime hâkim olan kazanacaktır.” Otonom “sürüler” eski savaş yöntemlerini kullanılmaz hale getirecektir.

Bouquin (Emekli General, Tales yüksek teknoloji ve teçhizat şirketinde görevli) otonom sistemlerin savaş alanında taktik planlamayı devralacağını öne sürmektedir. “Geleceğin savaşını dijital devrime hâkim olan kazanacaktır.” Otonom “sürüler” eski savaş yöntemlerini kullanılmaz hale getirecektir

5. Asimetrik Zorunluluk

Freedman’ın açıkça ifade ettiği gibi; “Amerika’nın konvansiyonel askeri yeteneklerine sahip olmayanlar için optimal stratejiler, savaşı “asimetrik savaş”a çevirmekle ilgili olacaktır.26 Aktörlerin simetrik oldukları (devlete karşı devlet gibi) her savaş türü (siyasi, ekonomik veya askeri) kendi içerisinde farklı alanlarda pozitif ve negatif asimetriler içermektedir. Sorun kendi negatif asimetrilerini örtmek, rakibin pozitif asimetrik üstünlük alanlarından kaçınmakla ilgilidir. RAND analistleri asimetrik stratejilerin özelliklerini şöyle açıklamaktadırlar; “asimetrik stratejiler, hedef tarafından hesaplanamayan güvenlik açıklarını hedef alır veya tehdide karşı sınırlı hazırlıktan faydalanır. Hasmın takip etmediği politik ve stratejik hedef alanlarına ve bağımlılıklarına yönelir. Bu saldırılar görünen hedeften farklı politik ve stratejik hedeflere yönelir ve farklı silahlar kullanır. Simetrik ve asimetrik stratejilerin göreceli olarak tanımlandığını bilmek önemlidir: Bazı stratejiler diğerlerinden daha asimetriktir.

“Zaman”ın önemi konusunda “üreticiler” farkındalık üstünlüğünü elden bırakmamaktadır.28 Günümüzde drone savaşları orduya yayılan robot devriminin29 sadece başlangıcı olarak görülmektedir. “Gelecek drone’lar daha küçük, özerk ve sürüler içerisinde etkileşime girebilecek nitelikte olacaktır. Bu durum ‘Amerikan savaş biçimini’ temelden değiştirme potansiyeline sahip” olarak görülmektedir.30 Buna paralel olarak pozitif asimetrik tehdit altındakiler de savaş biçimlerini yeni duruma uyarlamak ve re-simetrik karşılık üretme gayretine girmek zorundadır. Bunun sahaya yansıması özellikle ABD tarafından açıkça tehdit edilen ülkelerde (İran gibi) kısmen görülmektedir.

Savaşın tip veya tür olarak simetrik olması yöntem ve araçlar gibi güç dinamikleri açısından simetrik oldukları anlamına gelmez. Nye ve Welch’in belirttiği gibi simetri konudan konuya değişiklik gösterir. Grange stratejilerin asimetrik savaş türünü, “normlara aykırı” veya “dolaylı yaklaşım ile kuvvetin dengelenmesi” olarak tanımladıklarını ifade etmektedir. Grange’ye göre “Asimetrik Savaş”ta esasen yeni bir form söz konusu değildir. Savaşan taraflar, stratejik, taktik veya silah kullanımında, ya kendi güçlerinden (pozitif asimetri) ya da rakibin zafiyetlerinden (negatif asimetri) istifade ederler. Asimetrik etkinin önemli örnekleri olarak, Birinci Dünya Savaşı’nda uçakların kullanılması ile savaşa üçüncü boyutun getirilmesi, II. Dünya Savaşında Fransa’ya karşı zırhlı birliklerin yıldırım harbi, ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki nükleer silah yarışının sona ermesine yardımcı olan Stratejik Savunma Girişimi ve Vietnam’da gerilla savaşının yarattığı etki gösterilmektedir.

6. Stratejik Operatif ve Taktik Dönüşüm

a. Çok Alanlı Savaş (ÇAS) (Multi-Domain Operations-MDB) ve Hatlara Bağlı Olmayan Harekât (HBOH)

Küme savaşları düşüncesinin stratejik konsept uzamında yer alan Çok Alanlı Savaş konseptinde “alanları arası etki” (Kara, Deniz, Hava, Uzay ve Siber-uzay) den “çok alanlı etkiye” geçiş söz konusudur. Etki alanları, iki etki alanı içinde veya arasında çalışmak yerine hedeflere ulaşmak için birlikte çalışır. Savaş “esneklik, seçenek oluşturma, hareket özgürlüğünü etkinleştirme, senkronizasyonu arttırma ve düşmanı, birden fazla ikilemin boynuzu üzerine yerleştirme” üzerine kurgulanmaktadır. Bunun yanı sıra bir alanda diğerinde de etki oluşturan bir etki yaratmak gerekmektedir.”33 Çok Alanlı Etki, söz konusu edilen Etki Odaklı Harekât yaklaşımındaki (Effects-based Operation-EBO) (EOH), düşmanı mağlup etmek için doğrudan siyasî sonuçlar doğuran etkiler yaratılmaya çalışmasından vazgeçmek anlamına gelmemektedir. Etki birçok alan üzerinden pekiştirilmekte, hasım veya düşman çaresizlik sendromuna sürüklenmektedir. Bununla birlikte, ortak bir güç olarak etkin bir şekilde çalışmak için Ortak Profesyonel Askeri Eğitim (JPME) düzeyinde yeniden eğitim modellemesi gerekli görülmektedir.

RAND analizinde Hizmet düzeyinde (Kara, Hava, Deniz, Uzay Kuvvetleri vd. Komutanlıklar) bir öğrenme deneyimi yerine tüm askeri yüksek okullarda ortak bir temel eğitim sağlamak için standartlaştırılmış bir müfredat kullanılması önerilmektedir. Ortak bir eğitim deneyimi, ÇAS yapısında nasıl çalışılacağı konusunda Hizmetler arasında daha iyi bir anlayış geliştirecektir. Büyük silah sistemlerinin işletilmesi ve kullanılması da ortak bir öğrenme ortamında gerçekleştirilmeli ve Hizmetlerin ortak hedeflere ulaşmak için birlikte çalışmasını sağlayan ortak eğitim senaryoları geliştirilmelidir. Taktik düzeyinde, liderlerin daha üst, yatay ve alt birimlerle açık bir diyalog sağlaması önemsenmektedir.

Çok alanlı etki kavramı bazı yeni teknolojiler gerektirse de en çarpıcı etki muharip teşkilatın geliştirilmesi ve eldeki teknolojilerin yeni kullanım yöntemlerini bulmakla ilgilidir. Ordunun çok alanlı etkilere ulaşmak için mevcut askeri işlere kilitlenmek veya yanlış teknolojik çözümler üretmek yerine yaratıcı yaklaşımlar geliştirmesi gerekmektedir.34 Bu bağlamda re-simetri mevcut teşkilatı, araçları veya teknolojiyi yenilikçi bir şekilde kullanarak hasmın üstünlüğünü karşılamak anlamına gelmektedir.

ABD Genelkurmay Başkanlığı, Joint Vision 2010’da dört yeni operasyonel kavram belirlemiştir; “hassas angajman, etkin manevra, odaklanmış lojistik ve tam boyutlu koruma”. Etkin manevra; Hava, Kara, Deniz ve Uzay Kuvvetleri tarafından görevin yerine getirilmesinde bilgi, angajman ve hareket kabiliyetinin çok boyutlu kullanımı olarak tanımlanmaktadır. Bu kavram, geleneksel lineer/hatlarla bölümlenmiş savaş alanlarından radikal bir ayrılma olan hatlara bağlı olmayan bir savaş alanı öngörmektedir. Bu alanda, hava, deniz ve uzay kuvvetinin desteklediği hafif sahra birlikleri, savaş alanının genişliği ve derinliği boyunca faaliyet gösterecektir.35 Bitişik ve Bitişik olmayan muharebe sahalarında icra edilebilen HBOH, büyük ölçüde inisiyatife dayanmakta, azami sayıda arazi hedefinin ele geçirilmesinden ziyade, düşmanın imhası esas alınarak, muharebeler hatlardan ziyade bölgelere istinat ettirilmektedir. 2000’li yılların başında Kolordular seviyesinde gündemde olan bu konsept Küme/ Sürü savaşları olarak taktik seviyeye yansımıştır.

Etki birçok alan üzerinden pekiştirilmekte, hasım veya düşman çaresizlik sendromuna sürüklenmektedir. Bununla birlikte, ortak bir güç olarak etkin bir şekilde çalışmak için Ortak Profesyonel Askeri Eğitim (JPME) düzeyinde yeniden eğitim modellemesi gerekli görülmektedir

b. Küme/Sürü 36 Savaşları (Çok Kollu Akınlar)

John Arquilla ve David Ronfeldt 2005 yılında kavramsallaştırdıkları kümelenmeyi (Swarming) “her yönden bir düşmana eşzamanlı olarak ateşle veya kuvvetle/birliklerle saldırmak” olarak tanımladılar. Ayrıca ABD Hava Kuvvetleri, kümelenmeyi “ortak hedeflere ulaşmak için iş birliği içinde çalışan bir grup özerk ağ bağlantılı küçük insansız uçak sistemi (SUAS)” olarak tanımlamaktadır. Kablosuz, Internet Protokolü (IP) tabanlı bir ağ veya başka tür bir iletişim mimarisi, SUAS’ı birbirine bağlar.37 Benzer çalışmalar insansız su altı araçları üzerinde yapılmaktadır.

Kavramın Almanca karşılığı oğul vermekte olan bir arı kovanındaki kaynaşmadan mastarını almıştır (Schwärmerei). “Swarming” 38 ordusu tek bir kitlesel cisim olarak başlıyor, daha sonra parçalara ayrılıyor ve hedefte birleşen bir saldırı gerçekleştiriyor. “Sürü ağları” (Akıncı ağları) bir hedef üzerinde hızlı ve gizli bir şekilde bir araya gelebilmeli, sonra yeniden dağıtılmalı ve yeni bir darbe için yeniden bir araya gelebilmelidir.39 Edwards’da küme savaşları konseptinde sürülerin dört aşamada hareket ettiğini belirtmektedir; yerini belirle/tespit et, yaklaş, saldır ve dağıl. Her üç uzman bu harekâtın bilgi yoğun bir manevra şekli olduğu konusunda hemfikirdir.

RAND Raporunda Edwards, teknolojik inovasyonun hızla ilerlemesi savaş alanında hedefleri görme, izleme ve öldürme yeteneğini arttırması, aynı zamanda, kitle imha silahlarının yayılmasından bahisle küme ve hassas güdümlü mühimmatın artan ölümcüllüğü, gelecekteki kara kuvvetlerinin mümkün olduğunca dağınık kalmasını zorunlu kılacağını vurgulamaktadır ve ABD Kuvvetleri için gelecekteki doktrin hakkında tartışma, dağınık operasyonlar, ağ kurma ve küçük üniteler için alışılmış olduğundan daha fazla özerklik (ademi merkeziyet) gibi kavramları içermektedir.

Ordunun çok alanlı etkilere ulaşmak için mevcut askeri işlere kilitlenmek veya yanlış teknolojik çözümler üretmek yerine yaratıcı yaklaşımlar geliştirmesi gerekmektedir . Bu bağlamda re-simetri mevcut teşkilatı, araçları veya teknolojiyi yenilikçi bir şekilde kullanarak hasmın üstünlüğünü karşılamak anlamına gelmektedir.

fif piyadeler konvansiyonel kuvvetlere karşı başarılı olmuşlardır. Asıl soru olarak, bugün veya gelecekte “swarming” için bir rol olup olmadığı soran Edwards, tarih cevabının üç yeteneğin başarılması durumunda “evet” olduğunu açıkça ortaya koyduğunu ifade etmektedir; durumsal farkındalık üstünlüğü, belirsizlik/tespit güçlüğü ve uzak mesafeli ateş gücü. Örnek olaylar belirsizlik/tespit edilme güçlüğü ve durumsal farkındalığın, menzil kabiliyetinden daha önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu üç önemli avantajın birleşimi sinerjik bir etkiye sahiptir.

Gelişen teknoloji ABD ordusunun da dağınık fakat entegre operasyonları içeren modern bir “kaynaşma havzası”na girme tehlikesi taşımaktadır. Küme/Süre savaşlarının tarihi örnekleri Malazgirt Muharebesi, Haçlılara karşı Selçuklu Türklerinin uyguladığı yıpratma savaşları, 19. yüzyılda Amerika yerlilerinin savaşları, Alman Denizaltı harekâtı, Alman Hava Kuvvetlerinin II. Dünya Savaşı sonuna doğru uyguladığı bazı savunma taktikleri vb. olarak verilmektedir. Esasen profil olarak Akıncı birliklerinin derin harekât profili ifade edilmeye çalışılmaktadır.

John Arquilla ve David Ronfeldt 2005 yılında kavramsallaştırdıkları kümelenmeyi (Swarming) “her yönden bir düşmana eşzamanlı olarak ateşle veya kuvvetle/birliklerle saldırmak” olarak tanımladılar. Ayrıca ABD Hava Kuvvetleri, kümelenmeyi “ortak hedeflere ulaşmak için iş birliği içinde çalışan bir grup özerk ağ bağlantılı küçük insansız uçak sistemi (SUAS)” olarak tanımlamaktadır.

 

Tarih, sürü orduların, rakiplerinden kaçabileceklerini, uzak ateş gücüne sahip olduklarında daha başarılı olduklarını göstermektedir. Önceden de ifade edildiği gibi taktik olarak, kaynaşma kavramsal olarak dört aşamaya ayrılabilir: tespit et, birleş, saldır ve dağıl.

Swarming, aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli taktiksel avantajlar sunmaktadır;

• Bir kaynaşan ordunun her taraftan bir savunmacıya saldırması sinir bozucu bir psikolojik etkiye sahiptir ve ölüm bölgeleri yaratmaktadır

• Geri çekilme ve pusu gibi aldatıcı swarmer taktikleri, disiplinsiz rakiplere karşı çok başarılıdır

• Ordunun iletişim hatlarını kesebilir.

• Savaşın zamanını ve yerini seçme yeteneği verir.

RAND Corporation ABD Ordusuna gelecekteki teknolojik gelişmeler çerçevesinde bu doktrine uygun olarak bir kısım kuvvetlerini yapılandırılmasını önermektedir. Tarih, sürü orduların, rakiplerinden kaçabileceklerini, uzak ateş gücüne sahip olduklarında daha başarılı olduklarını göstermektedir. Önceden de ifade edildiği gibi taktik olarak, kaynaşma kavramsal olarak dört aşamaya ayrılabilir: tespit et, birleş, saldır ve dağıl. Sürü kuvveti, sürdürülebilir darbe yapabilmeli, hızlı ve gizli bir hedef üzerinde birleşebilmeli, daha sonra yeni bir darbe için yeniden dağıtıp yeniden birleştirebilmelidir. Sahadaki birliklerin hava kuvvetlerine ve kitle imha silahların (KİS) karşı hassasiyetinin artması nedeniyle, dağınık sürü manevrası, gelecek için kitlesel sürü manevrasından daha uygundur. Dağınık olan operasyonlar, modern mühimmatların artan ölümcüllüğüne doğal bir tepkidir. Swarming’in savunucuları genellikle akın kollarının birden fazla yönden saldırmak suretiyle kazandığı avantajlara odaklanır; bu, düşmanın saldırılara karşı karar verme, cevap verme ve konsantre olma yeteneğini felç eder. Bu, küçük birimlerin daha büyük oluşumları bozmalarına ve imha etmelerine izin verir. Bir savaş bölgesindeki her birim, bir bilgi işlemcisi olarak hareket eder, çevresi hakkında bilgi toplar, alınacak kararları daha iyi bilgilendirmek için işlemden geçirir ve bu bilgileri gerektiği şekilde astlara ve daha yüksek merkezlere iletir.

Küme/Süre savaşlarının tarihi örnekleri Malazgirt Muharebesi, Haçlılara karşı Selçuklu Türklerinin uyguladığı yıpratma savaşları, 19. yüzyılda Amerika yerlilerinin savaşları, Alman Denizaltı harekâtı, Alman Hava Kuvvetlerinin II. Dünya Savaşı sonuna doğru uyguladığı bazı savunma taktikleri vb. olarak verilmektedir.

Sürü Savaşı kavramı birebir tercüme halinde askeri literatürümüzde kabul görmez. Bunun yerine Çoklu Akınlar, Çok Kollu Akınlar terimi kültürel, taktik ve teknik açıdan daha uygun görülmektedir. Akıncı Kolları (Swarmer-Sürüler) bir hat veya sınır boyunca veya manevra derinliği olmayan herhangi bir alanda savunma yapmak için uygun olmayabilirler. Akıncı birlikleri hatlara bağlı olmayan (Non-linear) harekâtın kuvvet çarpanı işlevi görebilir. “Akıncı’nın (Swarmer’ın) ya düşman taarruzundan önce önleyici olarak iz sürmesine, saldırgan bir şekilde saldırıya geçmesine izin verilmelidir”. Etkili kararları daha çabuk verebilen birimler daha yavaş birimler üzerinde avantaj sağlar. Küçük birim düzeyinde (örneğin piyade, takım gibi) kümelenme, daha hızlı karar verilmesini sağlar.

Yayılmış ve dağılmış birliklerin lojistik ihtiyaçlarının karşılanma güçlüğü üzerinde çalışılması gereken bir konudur. Hafif araçlar ve endirekt ateş kabiliyeti mühimmat ve akaryakıt sorunların hafifletebilir. Birçok küçük birimi koordine etmenin bir yolu, merkezi olmayan bir ağ organizasyonu kullanmaktır. Merkezi olmayan bir ağ (ademi merkezi) yarı otonom birlikler. Küçük birim komutanları, genelde komutanın niyetini takip ederken, yerel düzeyde taktiksel durumla ilgilenme ve inisiyatif kullanma özgürlüğüne sahiptir.

Gelecekteki bir sürü doktrininin ne kadar yüksek teknolojiye bağlı olduğu kilit bir sorudur. Dağınık bir taktik formasyon için iletişim sistemi, yüksek veri akışına ve hayatta kalma kabiliyetine (sürdürülebilirliğe) sahip bir mobil iletişim ağı olmak zorundadır. Sürü ünitelerine ihtiyaç duydukları hareketliliği sağlamak için yeni nesil hafif zırhlı tekerlekli aracına ihtiyaç vardır.44 Kümelerin/Sürülerin stigmerik ve kurallara dayalı karar vermenin etkin hale getirilmesi halinde birliklerin elektronik iletişimi kullanmadan kendi kendine organize olunmasıdır. Stigmergy- karıncalar ve bir dizi diğer organizmalarca kullanılan çevresel etkiler vasıtasıyla dolaylı koordinasyon ve kural tabanlı karar verme işlemidir. Öngörülebilen bir dizi durum için karara esas yanıtlar içerir. Bu alanda “Görev Tipi Emirlerin” verilmesi ve inisiyatif önemli bir yer tutmaktadır. Aksi takdirde elektromanyetik spektrum üzerinden iletişim kurma yeteneğini kaybettiğinde iletişim altyapısı ciddi şekilde bozulacak ve bununla birlikte manevra savaşı yürütme kabiliyeti zayıflayacaktır.

Gelecek sayımızda devam edeceğiz…

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

Back to top button
Close
Close