Editörden

Küresel Seferberlik, Ulusal Mücadele

2019 yılının son aylarından itibaren artmaya başlayan ve ilerleyen aylarda giderek artan İdlib’teki rejim saldırıları, Şubat ayında Türk ordusunu doğrudan hedef alan saldırılara dönüşmüştü. Önce Serakib’te, ardından yine İdlib’e bağlı Neyrab’taki saldırılarda 13 şehit verdik. 27 Şubat gecesi ise o kara haber geldi. Şam yönetimine bağlı hava güçlerinin saldırısında 33 askerimiz şehit oldu. Bunun üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri, aynı gece Bahar Kalkanı Harekatı’nı başlattı. Rejime bağlı unsurlara yönelik sürdürülen harekatta 4 Mart’a kadar, rejime ait 3 savaş  uçağı, 3 İHA, 8 helikopter düşürüldü, 151 tank, 8 hava savunma  sistemi, 99 top/obüs/ÇNRA 16 tanksavar/havan, 80 zırhlı araç, 10 mühimmat deposu imha edildi, 3 bin 138 rejim unsuru da etkisiz hale getirildi. Elbette bu yapılanlar şehitlerimizi geri getirmedi. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve silah arkadaşları, şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmadı.

Bahar Kalkanı Harekatı sonrasında 5 Mart’ta, Moskova’da gerçekleşen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin görüşmesinden İdlib’te ateşkesi de içeren “askeri faaliyetleri durdurma” kararı çıktı. Şimdi herkes beklemede. Ancak Bahar Kalkanı Harekatı’nın etkileri hala konuşulmaya devam ediyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin özellikle milli üretim olan silah sistemleri ile yaptığı taarruzlar, sadece ülkemiz değil dünya basınının da gündemine geldi. Özellikle İHA-SİHA ile Sürü Drone taarruzları, dünyada en çok konuşulan savunma alanlarından biri oldu.

Yapılan çalışmalar, katıldığım bir televizyon programının konuğu olan Fenerbahçe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ece Baban’ın kullandığı ifade gibi, “Askerimiz vatanı korumak için canını ortaya koyarken, biz de onların canını korumak için aklımızın son damlasına kadar canla başla üretmeli ve ülkemizin harp ve sanayi teknolojisini geliştirmesine destek olmalıyız” temennisinin vücut bulmuş haliydi. Bütün bu çalışmalar askerlerimizin güvenliği içindi.

Biz de kapak dosyamızda, özellikle Bahar Kalkanı Harekatı’nda kullanılan milli silah sistemlerini işlemeye çalışmıştık. Ancak 11 Mart itibariyle ciddi bir şekilde gündemimize giren Koronavirüs (KOVİD 19) bir anda her şeyi değiştirdi. Bu çerçevede gelişmeleri “Küresel Seferberlik” başlığıyla kapağa taşıdık. Mehmet A. Kancı, Dünya Sağlık Örgütü’nün “Pandemi – Küresel Salgın” olarak tanımladığı virüs ve bağlantılı ekonomik-politik gelişmeleri kapsamlı bir şekilde analiz etti. Ayrıca S Bilişim Danışmanlık’ın hazırladığı ve petrol varil fiyatlarıyla ilgili gelişmeler, kapak dosyamızda yer aldı.

Bahar Kalkanı Harekatı çerçevesinde hazırladığımız dosya da Gökhan Ertaş, Arda Mevlütoğlu, Cemal Acar, Furkan Halit Yolcu, Önder Ege imzasını taşıyor.

Yine savunma sanayimizdeki gelişmeler ile dünyanın iki küresel gücü ABD ve Çin’in askeri anlamdaki hamlelerini ele alan önemli dosyalar da bu sayımızda yer aldı. Özellikle Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın’ın yükselen Çin deniz gücünü ele aldığı yazısı, gelecekte mavi sulardaki donanmalar mücadelesine ışık tutacak nitelikte.

Prof. Dr. İlhan Ege, Türkiye’nin Dördüncü Sanayi Devrimi’nin kapısını Savunma Sanayisi ile açtığını ele alan yazısı ile bu sayımıza önemli katkılar yaptı.

Bu sayımızda Serdar Sement de, bölgemizdeki enerji koridorlarını işlediği yazısında Türkiye’nin Rus doğalgazına bağımlılığının stratejik boyutlarını işledi.

Güney Batı Ferhat, Ali Altunkaya, Çağla Lüleci Sula hazırladıkları yazılarla ülkemizi de ilgilendiren AB’nin göçmenlere bakışı, ABD-Taliban anlaşması, İsrail seçimleri ve Moldova’daki Rus baskısı analizleri okunmaya değer.

Bu sayımızı da ilgiyle okuyacaksınız.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to top button
Close
Close