ABD’den AMRAAM için dev üretim sözleşmesi

ABD Hava Kuvvetleri, Raytheon ile AIM-120 AMRAAM hava-hava füzelerinin üretimini 2033 yılına kadar sürdürecek ve toplam tavan değeri 20,7 milyar dolara ulaşabilecek çok yıllı bir sözleşme imzaladı.
25 Eylül’de açıklanan anlaşma, ABD’nin hava-hava füzesi stoklarını genişletme ve üretim kapasitesini savaş dönemlerinde ihtiyaç duyulabilecek seviyelere çıkarma politikasının en önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor.
Sözleşme kapsamında Arizona’nın Tucson kentindeki Raytheon tesislerinde tamamlanmış AMRAAM füzeleri, yedek güdüm bölümleri ve ilgili üretim faaliyetleri gerçekleştirilecek. Anlaşmanın geçerlilik süresi 30 Haziran 2033’e kadar uzanırken, belgelerde satın alınacak kesin füze sayısı açıklanmadı.
AMRAAM üretiminde rekor hedefi
Raytheon tarafından AIM-120 AMRAAM olarak adlandırılan füze, orta menzilli, radar güdümlü ve görüş ötesi hava-hava muharebesi için tasarlanmış bir sistem. Füzenin en yeni nesli, modern savaş uçaklarının hava üstünlüğü ve hava savunma görevlerinde kullandığı temel mühimmatlar arasında yer alıyor.
Raytheon’un verilerine göre AMRAAM bugüne kadar 14 hava aracı ve kara konuşlu platformda kullanıma alındı ve 44 ülkeye yayıldı. Sistem ailesinin test ve gerçek operasyonlardaki başarılı atış sayısı ise 7.000’in üzerine çıkmış durumda.
Füzenin yaygın kullanımının arkasındaki temel avantajlardan biri, farklı savaş uçağı ve hava savunma mimarileriyle entegre edilebilmesi. Bu durum AMRAAM’ı yalnızca ABD Hava Kuvvetleri’nin envanterindeki bir mühimmat olmaktan çıkararak geniş bir uluslararası kullanıcı ağına sahip stratejik bir füze ailesine dönüştürüyor.
Raytheon, yeni sözleşmeyle birlikte üretimin tarihi rekor seviyelere çıkarılacağını belirtiyor.
NASAMS ve Ukrayna faktörü
AMRAAM’ın önemini artıran bir diğer unsur ise füzenin yalnızca savaş uçaklarında kullanılmaması.
AIM-120, Norveç ile Raytheon tarafından geliştirilen NASAMS kara konuşlu hava savunma sisteminin temel önleyici mühimmatlarından biri. Ukrayna da NASAMS üzerinden AMRAAM ailesini kullanarak Rus seyir füzeleri ve insansız hava araçlarına karşı hava savunma kapasitesi oluşturuyor.
Bu nedenle ABD’nin AMRAAM üretimini artırması, yalnızca F-15, F-16, F/A-18 ve diğer savaş uçaklarının mühimmat stoklarını güçlendirmeye yönelik değil. Üretim artışı aynı zamanda kara konuşlu hava savunma sistemlerinin mühimmat ihtiyacının karşılanması açısından da kritik önem taşıyor.
Bu çift kullanım konsepti, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı gibi yüksek mühimmat tüketiminin yaşandığı çatışmalardan sonra ABD ve müttefiklerinin stok yenileme ihtiyacını daha da belirgin hale getirdi.
Yıllık en az 1.900 füze üretilecek
Yeni sözleşmenin arka planında Şubat 2026’da imzalanan ayrı bir çerçeve anlaşması bulunuyor. Raytheon ile ABD Savunma Bakanlığı arasında 4 Şubat’ta imzalanan bu anlaşma kapsamında şirket, yıllık en az 1.900 AMRAAM üretme taahhüdünde bulunmuştu.
Bu çerçeve, Tomahawk seyir füzeleri ve üç farklı Standard Missile önleyici füze varyantını kapsayan toplam beş üretim anlaşmasından biri olarak şekillendi.
Raytheon’un ana şirketi RTX ise 2025 yılında AMRAAM üretimini 2024’e kıyasla yaklaşık iki katına çıkardığını açıkladı. Şirket, üretim kapasitesinin daha da artırılması amacıyla ABD genelindeki küçük ve orta ölçekli tedarikçilerle çalışıyor. Ayrıca uluslararası ortaklarla ortak üretim seçenekleri de değerlendiriliyor.
Bu yaklaşım, Washington’ın füze üretiminde yalnızca ana yüklenici tesislerini büyütmek yerine bütün tedarik zincirinin kapasitesini artırmaya çalıştığını gösteriyor.
16 ülkenin siparişleri aynı sözleşmede
20,7 milyar dolarlık sözleşmenin dikkat çeken taraflarından biri de yabancı müşterilerin kapsamının genişliği.
Anlaşma kapsamında 16 ülkeye yönelik Yabancı Askeri Satışlar (FMS) bulunuyor. Bu ülkeler arasında Avustralya, Belçika, Kanada, Çekya, Danimarka, Finlandiya, Almanya, İtalya, Japonya, Kuveyt, Hollanda, Norveç, Polonya, İsveç, Tayvan ve Birleşik Krallık yer alıyor.
Dolayısıyla AMRAAM üretim hattındaki kapasite artışı doğrudan ABD’nin kendi stoklarına hizmet etmekle sınırlı değil. NATO üyeleri başta olmak üzere çok sayıda ülkenin savaş uçağı ve hava savunma sistemleri için gerekli mühimmatın aynı üretim ekosistemi üzerinden karşılanmasını sağlayacak.
Özellikle Avrupa’daki ülkelerin hava savunma ve savaş uçağı mühimmatı stoklarını artırmaya yönelmesi, AMRAAM üretimindeki genişlemenin uzun vadeli talep tarafından desteklenmesini sağlıyor.
2033’e kadar üretim kapasitesi güvence altına alınıyor
Sözleşmenin çok yıllı yapısı, ABD’nin mühimmat üretim politikasında önemli bir değişimi temsil ediyor. Pentagon’un birkaç yıllık satın alma taahhüdü vermesi, Raytheon’un üretim hatlarına, makine parkına, ham madde tedarikine ve alt yüklenicilerine uzun vadeli yatırım yapmasını kolaylaştırıyor.
Bu model aynı zamanda üretim maliyetlerinin düşürülmesini ve tedarik zincirindeki kapasite darboğazlarının azaltılmasını amaçlıyor. Özellikle yüksek teknolojili güdüm sistemleri, radar arayıcı başlıklar, roket motorları ve elektronik bileşenler gibi alanlarda üretim kapasitesinin önceden oluşturulması, kriz dönemlerinde üretimin hızla artırılabilmesi açısından kritik.
Anlaşma tek kaynaklı (sole-source) olarak verildi. Bunun yanında sözleşmenin bir bölümü, nihai fiyat ve şartlar kesinleşmeden üretimin başlamasına izin veren undefinitized contract action modeliyle yürütülüyor.
20,7 milyar dolarlık rakam bu nedenle şu aşamada doğrudan ödenmiş bir tutar değil, sözleşmenin ulaşabileceği azami tavan değeri ifade ediyor.
İlk ödeme yalnızca 154 milyon dolar
Sözleşmenin toplam büyüklüğü ile başlangıçta tahsis edilen kaynak arasında önemli bir fark bulunuyor.
Anlaşma imzalandığında ABD Hava Kuvvetleri tarafından 2026 mali yılı silah tedarik bütçesinden yalnızca 85.715 dolar tahsis edildi. Yabancı askeri satışlar kapsamında ise yaklaşık 154,3 milyon dolar kaynak bağlandı.
Dolayısıyla 20,7 milyar dolarlık tavanın büyük bölümü henüz harcanmış değil. Fonların sonraki aşamalarda sözleşme şartlarının kesinleştirilmesi ve ABD’nin gelecek yıllardaki bütçe tahsisatları doğrultusunda serbest bırakılması bekleniyor.
Sözleşmenin yönetiminden ise Georgia’daki Robins Hava Üssü’nde bulunan Hava Kuvvetleri Yaşam Döngüsü Yönetim Merkezi sorumlu olacak.
Bu anlaşma, ABD’nin hava-hava füzesi üretiminde yüksek hacimli ve uzun vadeli bir üretim modeline geçtiğini ortaya koyuyor. AMRAAM’ın hem savaş uçaklarında hem de NASAMS gibi kara konuşlu hava savunma sistemlerinde kullanılması, füzenin stratejik önemini daha da artırıyor. 2033’e kadar uzanan üretim planı ise Washington’ın yalnızca mevcut stoklarını tamamlamayı değil, uzun süreli ve yüksek yoğunluklu çatışmalarda sürdürülebilir füze kapasitesi oluşturmayı hedeflediğini gösteriyor.
Kaynak: M5, Defence Blog



