Çin-Vietnam İlişkileri: Sömürgelikten Yoldaşlığa, Oradan Nereye?

Çin, bölgesel ve küresel olarak yükselirken, ABD geriliyor. Bu, Vietnam’ın karasularındaki hak arama çabalarının zayıflayacağını gösteriyor. Vietnam liderliği, bu durumun farkında (Thuy, 2016). Dahası, ABD ve Çin ekonomilerinin karşılıklı bağımlılığını dikkate alırsak, bu iki süper güç, çatışmak yerine işbirliğine gidebilir (Gezgin, 2017c). Vietnam’ın karasuları talepleri haklı ve doğru olsa bile, bölgede Çin’i durduracak bir güç bulunmuyor. Bu nedenle Çin’in tartışmalı karasularında daha etkin olacak olması kimseyi şaşırtmamalı.

Giriş: Çin ve Vietnam: Sömürgelikten Yoldaşlığa

Vietnam’ın bağımsızlık kavgası çok eskidir ve bu kavgada Çin çoğunlukla sömürgeci olarak, kısa bir dönem için ise (1930’lardan 1972’ye) bir yoldaş, bir silah arkadaşı olarak yer alır. Vietnam, İsa takvimine göre ilk bin yıl Çin sömürgesi idi. Bu tarih, süreklilik değil, etkisi kısa süren ayaklanmalarla bir kesiklilik gösterir. Diğer bir deyişle bu tarihte Vietnam her zaman Çin sömürgeciliğine karşı direnir; ancak bir türlü tümüyle bağımsız olamaz.

İsa takvimine göre 2. bin yılda ise Vietnam artık bağımsızdır. Bu bağımsızlık, 1860’larda Fransız sömürgecilerinin gelişine dek sürer (Vien, 2007). Vietnam, 1945’te bağımsızlık ilan edene ve 1954’te Fransız ordusuna karşı sonul zaferi kazanana dek, Fransız sömürgeciliği altında inim inim inler (Toan, 2006). Bu dönemde Çin bir sömürge olmamakla birlikte Avrupalı sömürgecilerle mücadele etmek ve bu yolda kimi topraklarını (Hong Kong, Macau vb.) kaybetmek durumunda kalır.

Ho Amca’nın liderliğinde birleşen Vietnamlı komünistler için Çin, 1930’lardan başlayarak artık bir eski sömürgeci değil, bir silah arkadaşıdır. Vietnam’ın önder kadrosunun neredeyse tümü Çin’de askeri ve ideolojik eğitim alıp
Vietnam’a döner. Çin, Vietnam’a eğitim dışında silah yardımı ve maddi destekte de bulunur. Fakat 1956’yla birlikte ilişkide iki ülkeden kaynaklanmayan büyük bir sorun ortaya çıkar: 1956’da Stalin’in ölümünün ardından (1953) gerçekleştirilen Sovyet kongresiyle birlikte, dünya solunda bölünme başlar. Kimi, Stalin’i desteklemeyi sürdürürken kimisi ona ilişkin revizyonist bir tarih yazımına soyunur. Bu süreç kısa sürede kara sınırı çatışmasını da içerecek ölçüde bir Çin-Sovyet ayrışmasına dönüşecektir (İvanov, 1979; van de Ven, 2015).

Sovyetler’in 1968’deki Çekoslavakya işgali, Çin’in kuşkularını büsbütün artıracaktır. Tüm dünya solu, bu ayrışmayla parça parça bölünürken Vietnam, bu süreçten nadir olarak etkilenir. Bunun temel nedeni, Vietnam lideri Ho Çi Min’in klikler ve gruplaşmalar üstü birleştirici bir önder olmasıdır. Vietnam Komünist Partisi’nde Çin yanlısı ve Sovyet yanlısı gruplar oluşur, bunlar aralarında yer yer çatışırlar. Fakat Ho Amca, birleştirici önderliğiyle bu iki grup arasındaki sürtüşmeleri yatıştırmakla kalmaz; aynı zamanda iki ülkeden de gelen maddi-manevi desteğin sürmesini sağlar (Gezgin, 2017b).

Hiep (2017), kendi ülkesi olan Vietnam’ı Güneydoğu Asya’da kültürel anlamda en Çinlileşmiş ülke olarak değerlendiriyor. Singapur bir yana bırakılırsa bu, uygun sayılabilecek bir yorum. Birçok gelenek ve dinsel inanış benzerlikler taşıyor. Ay yılbaşısı, yılbaşının 1-2 haftaya yayılan resmi bir tatil olması, cenazelerde yas simgesinin beyaz olması, mutfak tanrısı (cini) inancı gibi örnekler, Vietnamcanın 20. yüzyıla kadar Çin harfleriyle yazıldığı bilgisiyle birlikte benzerliği imliyor (Gezgin, 2017a).

Fransız sömürgecilerinin işgaline dek uygulanılagelen Mandarin sistemi de tarihsel olarak Vietnam’ın Çin’le yakınlığını bir kez daha doğrulamış oluyor. Ancak bütün bu kültürel ve tarihsel öğeler, artık Çinli unsurlar olarak değil Vietnam halk kültürü içinde erimiş bir biçimde var kalıyor. Vietnam kültürü Çin kültürüyle birçok açıdan benzeşse de ortalama Vietnamlıya kendi deneyimlediği kültürel biçimsellikler Çin kültürü değil Vietnam kültürü gibi geliyor (Gezgin, 2017b).

Çin ve Vietnam: Yoldaşlıktan Düşmanlığa

1975’te Vietnam-Amerikan Savaşı’nı kazanan Vietnam, bu kez de bir başka savaşın içine girer. Pol Pot yönetimindeki Kamboçya, Vietnam-Kamboçya sınırının Fransız sömürgeciliği döneminde Kamboçya zararına çizildiğini öne sürerek, sınırın yeniden çizilmesini istemektedir. Fakat bu istek diplomatik bir biçim kazanmadan doğrudan savaşa evrilir. Sınır köylerine baskın düzenleyen Pol Pot güçlerine Vietnam karşılık vermekle kalmaz, ordusunu Kamboçya’ya sokup Pol Pot rejimini devirir. Peki, bunun Çin’le ne ilişkisi olabilir ki?..

O zamanki Çin, bugünkü ticari ilişkilere öncelik veren pragmatik Çin’in tersine, ideolojik bir dış politika izlemektedir. Pol Pot, Maoist bir ideolojiye sahiptir ve kısa ve kanlı rejiminde bu ideolojiyi soykırım politikalarıyla uygulama şansı da bulur. Çin, hem ‘sosyal emperyalist’ olarak niteleyip siyasal ve askeri olarak cephe aldığı Sovyetler ile Vietnam yakınlaşmasından rahatsızdır hem de Vietnam’ın kendi ideolojik bağlaşığı olan Maoist bir Kamboçya’yı karşısına almasını kabullenemez (Westad, 2012).

Devamı M5 Dergisi Mayıs 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir