Patria yeni nesil insansız kara aracı konseptini sergiledi

Finlandiyalı savunma şirketi Patria ile Alman transmisyon üreticisi RENK Group’un Paris’teki Eurosatory 2026 fuarında tanıttığı araç, komutanların gitmesini istediği yere gidebilen ve ihtiyaç duyulan görevi hiçbir askeri riske atmadan yerine getirebilen bir sistem olarak tasarlandı.
Paris Nord Villepinte fuar alanında tam ölçekli bir maket olarak sergilenen TRACKX tabanlı insansız kara aracı (UGV) konsepti, Avrupa’nın önde gelen iki savunma sanayi şirketinin, tamamen mürettebatlı zırhlı araç döneminin artık farklı bir savaş alanı anlayışıyla paylaşılmaya başladığı yönündeki en net mesajlarından biri olarak değerlendiriliyor. Bu yaklaşımın arkasında ise Ukrayna’daki savaşın ortaya çıkardığı gerçekler bulunuyor. Günümüz çatışmalarında personelin en tehlikeli kara görevlerinden uzak tutulması artık teorik bir hedef değil, operasyonel bir gereklilik olarak görülüyor.
TRACKX platformu temel alındı
Merkezi Helsinki’de bulunan ve Finlandiya devleti ile Norveçli savunma şirketi Kongsberg ortaklığında faaliyet gösteren Patria, iş birliğine TRACKX paletli platformunu sağladı.
TRACKX, ABD yapımı M113 gibi Soğuk Savaş döneminden kalma yaşlanan zırhlı personel taşıyıcıların yerini almak amacıyla geliştirilen yeni nesil hafif paletli bir araç olarak öne çıkıyor. İlk kez 1960’larda hizmete giren M113, bugün hâlâ dünyanın birçok ordusunda kullanılmasına rağmen özellikle Ukrayna’daki yoğun muharebe ortamında yaşının getirdiği dezavantajlarla karşı karşıya bulunuyor.
Patria, TRACKX’i ilk kez Eylül 2025’te Londra’daki DSEI savunma fuarında tanıttı. Araç, 13 ila 18 tonluk sınıfta konumlandırılırken sürücü ve komutan dahil toplam 12 personel taşıyabiliyor. Maksimum muharebe ağırlığı ise 15,5 ton olarak açıklandı.
Platform; geniş kauçuk paletler, her yol tekerinde bağımsız ayarlanabilir hidropnömatik süspansiyon sistemi ve kar, bataklık, ormanlık arazi ile asfalt yollarda yüksek hareket kabiliyeti sağlamak amacıyla tasarlanmış düz tabanlı gövde yapısıyla dikkat çekiyor.
Mürettebatlı araçtan insansız sisteme dönüşüm
TRACKX saatte 80 kilometre azami hıza ulaşabiliyor ve 500 kilometreye kadar operasyonel menzil sunuyor. Bu değerler, aracı eski nesil hafif paletli platformların önemli ölçüde önüne taşıyor ve modern yüksek yoğunluklu savaş ortamlarının gerektirdiği hızlı yeniden konuşlanma kabiliyeti sağlıyor.
Ancak Eurosatory’de sergilenen konseptte TRACKX asker taşımıyor. Bunun yerine, personel taşımak üzere geliştirilen aynı platformun mürettebatsız bir sisteme dönüştürülebileceğini ve savaş alanında insanlı araçlarla birlikte görev yapabileceğini göstermeyi amaçlıyor.
Dijital transmisyon teknolojisi öne çıkıyor
Dünyada en yaygın kullanılan zırhlı araçların birçoğunda transmisyon sistemleri bulunan Almanya merkezli RENK Group ise konseptin çalışmasını sağlayan temel teknolojiyi sundu.
Şirket tarafından geliştirilen HSWL 076 güç aktarım sistemi, 10 ila 20 ton sınıfındaki araçlar için tasarlanmış olup “drive-by-wire” yani elektronik sürüş kontrol kabiliyetine sahip. Bu teknoloji, sürücünün direksiyon, fren ve gaz komutlarını mekanik veya hidrolik bağlantılar yerine elektronik sinyaller üzerinden iletilmesini sağlıyor.
Otonom otomobillerin teorik olarak mümkün hale gelmesini sağlayan bu mimari değişim, uzaktan kontrollü askeri araçların da pratik olarak kullanılabilmesinin önünü açıyor. HSWL 076; sürüş fonksiyonlarını kompakt dijital bir mimaride birleştirerek insanlı-insansız araç iş birliğini ve gelecekteki otonom platform konseptlerini destekliyor.
Uzmanlara göre dijital komutları doğrudan kabul eden bir güç aktarım sistemi olmadan, sensörler veya yazılımlar ne kadar gelişmiş olursa olsun bir aracın uzaktan kontrol edilmesi ya da otonom şekilde görev yapması mümkün değil.
Ukrayna savaşı yeni ihtiyaçları ortaya çıkardı
RENK, HSWL 076’yı güvenlik sertifikasına sahip ve farklı platformlara uyarlanabilen insansız kara aracı konseptlerinin temelini oluşturan bir sistem olarak tanımlıyor. Bu durum özellikle askeri uygulamalarda büyük önem taşıyor.
Çünkü insansız kara araçlarına yönelik en önemli soru işaretlerinden biri; sistem arızalandığında, haberleşme karıştırıldığında veya aracın yazılımının öngörmediği bir durumla karşılaşıldığında ne olacağı. Güvenlik sertifikalı bir transmisyon sistemi, bu sorulara yalnızca vaatlerle değil, mühendislik çözümleriyle cevap verilmesini amaçlıyor.
Patria CEO’su Panu Routila da tanıtım sırasında yaptığı açıklamada iş birliğinin arkasındaki operasyonel gerekçeyi açık şekilde ortaya koydu.
Routila, “Ukrayna’daki savaş bize modern ve geleceğin savaşlarının nasıl görüneceğini gösteriyor. Günümüzde insansız sistemler artık bir seçenek değil, savaş alanının zorunlu bir unsuru haline geldi. Patria platform uzmanlığını sunarken, RENK’in drive-by-wire kabiliyetine sahip dijitalleştirilmiş HSWL 076 transmisyonu, kullanıcılar açısından insanlı ve insansız araçlar arasında daha yüksek ortaklık sağlıyor” ifadelerini kullandı.
Ukrayna savaşında insansız kara araçları son dönemde giderek daha sık kullanılmaya başlandı. Bu sistemler özellikle ateş altında lojistik ikmal, yaralı tahliyesi ve keşif görevlerinde tercih edilirken, personelin yüksek riskli bölgelere gönderilmesinin önüne geçiyor.
Avrupa savunma sanayisinde yeni dönem
RENK Group CEO’su Dr. Alexander Sagel ise iş birliğini askeri araç tasarımının geleceği açısından değerlendirdi.
Sagel, “Kara operasyonlarının geleceği dijital olarak etkinleştirilmiş ve ölçeklenebilir araç mimarilerine bağlı olacak” ifadelerini kullanırken, bu ortaklığın Avrupa savunma iş birliğinin yenilikçi teknolojileri hızlı şekilde ölçeklenebilir ve geleceğe hazır insansız kara kabiliyetlerine dönüştürebildiğini gösterdiğini belirtti.
Uzmanlara göre burada öne çıkan unsur “ölçeklenebilir mimari” yaklaşımı. Dijital komutları kabul eden bir transmisyon sistemi, bu komutların kilometrelerce uzaktaki bir operatörden mi yoksa araç üzerindeki otonom yazılımdan mı geldiğiyle ilgilenmiyor. Böylece aynı donanım altyapısı hem kısa vadede uzaktan kontrol edilen sistemleri hem de yazılımlar geliştikçe gelecekteki tam otonom görev kabiliyetlerini destekleyebiliyor.
Kaynak: M5, Defence Blog



