Polonya ve İngiltere’den 155 mm mühimmat üretiminde stratejik ortaklık

Polonya ve Birleşik Krallık, büyük ölçekli topçu mühimmatı üretimi alanındaki iş birliğine gittiklerini duyurdu.
Varşova’daki İngiltere Büyükelçiliği ile Britanya-Polonya Ticaret Odası, 29 Mayıs tarihinde Polonya Silahlanma Grubu (PGZ) ile BAE Systems’a, Polonya’da yeni bir 155 mm topçu mühimmatı üretim tesisi kurulmasına yönelik ortak girişimleri nedeniyle “Britanya-Polonya İş Birliği Ödülü”nü verdi.
Ödül, iki şirket arasındaki savunma sanayi iş birliğinin yalnızca ticari değil, aynı zamanda stratejik sonuçlar doğuran örnek bir model olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.
Bu gelişme, Polonya ile Birleşik Krallık’ın aynı hafta Londra’da yeni bir savunma ortaklığı anlaşması imzalamasının ardından geldi. Böylece PGZ-BAE Systems iş birliği, Rusya-Ukrayna savaşının ortaya çıkardığı güvenlik gerçekleri doğrultusunda hızla derinleşen ikili savunma ilişkilerinin önemli bir parçası haline geldi.
155 mm mühimmat, Avrupa’daki mevcut güvenlik krizinin en yoğun tüketilen topçu mühimmatlarından biri olarak öne çıkıyor. Ukrayna ordusu tarafından 2022’den bu yana yüz binlerce kez kullanılan bu mühimmat, NATO ülkeleri tarafından da hızla stoklanıyor. Ancak Batılı üretim hatları, talepteki artışı karşılamakta ciddi zorluk yaşıyor.
Avrupa savunma sanayisinde kapasite arayışı
Polonya, Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalinin ardından NATO içerisindeki en agresif askerî yatırım programlarından birini başlattı. Varşova yönetimi, savunma harcamalarını GSYH’nin yüzde 4’ünün üzerine çıkararak ittifak içerisindeki en yüksek oranlardan birine ulaştı.
Bu süreçte Amerikan HIMARS çok namlulu roket sistemleri, Güney Kore üretimi K2 ana muharebe tankları ve K9 kundağı motorlu obüsler ile F-35 savaş uçakları için Avrupa tarihinin en büyük silah alım anlaşmalarından bazıları imzalandı.
Ancak bu geniş çaplı modernizasyon, mühimmat alanında da büyük bir talep doğurdu. Mevcut kapasitesiyle kendi ihtiyacını tam olarak karşılayamayan Polonya için, NATO müttefiki ve köklü üretim tecrübesine sahip İngiltere ile yerli 155 mm üretim kapasitesi oluşturmanın stratejik mantığı oldukça net görülüyor.
Yerli mühimmat üretimi, tedarik zinciri kırılganlıklarını azaltırken Polonya’yı yalnızca müttefik üretimine bağımlı bir tüketici olmaktan çıkarıp Avrupa savunma sanayi dayanıklılığına katkı sunan bir üretici konumuna taşıyor.
Teknoloji transferi ve çift yönlü iş birliği
Galler ve İsveç’teki tesislerinde topçu mühimmatı üreten İngiliz savunma devi BAE Systems, Eylül 2025’te PGZ ile Polonya’daki yeni üretim tesisine yönelik stratejik ortaklık anlaşmasını imzalamıştı.
Anlaşma yalnızca 155 mm mühimmatın fiziksel üretimini değil, aynı zamanda teknoloji transferi ve bilgi paylaşımını da kapsıyor. Bu model sayesinde Polonyalı mühendis ve çalışanların sadece lisanslı üretim yapması değil, sürdürülebilir mühimmat üretim kapasitesini destekleyecek kurumsal bilgi ve teknik uzmanlığı da kazanması hedefleniyor.
PGZ Başkanı Adam Leszkiewicz, ortaklığın iki taraf için de somut kazanımlar ürettiğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:
“İngiltere Büyükelçiliği ve BPCC’nin, bugün verilen ödülle Polska Grupa Zbrojeniowa ile BAE Systems arasındaki iş birliğini takdir etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu ortaklık, yabancı bir partnerle gerçekleştirilen örnek bir iş birliğidir. Bir yandan BAE Systems’ın geniş deneyimi ve bilgi birikiminden faydalanıyoruz, diğer yandan ise patlayıcı üretim teknolojilerimizi tanıtabileceğimiz Britanya pazarına açılan bir yol oluşturuyoruz. Bu iş birliğinin her iki tarafın yanı sıra özellikle Polonya Silahlı Kuvvetleri ve savunma sanayisi için faydalı bir yönde gelişmeye devam edeceğine inanıyorum.”
Leszkiewicz’in Britanya pazarına yönelik patlayıcı teknolojileri vurgusu, ortaklığın tek yönlü bir teknoloji transferinden ibaret olmadığını gösteriyor. Polonya, mühimmatların temel bileşeni olan enerji verici kimyasal bileşikler alanında önemli deneyime sahip bulunuyor. Bu uzmanlık, BAE Systems ve genel olarak İngiliz savunma sanayisi için de değerli bir katkı olarak değerlendiriliyor.
BAE Systems Polonya Direktörü Miroslaw Janicki ise iş birliğini operasyonel çıktı perspektifinden değerlendirdi:
“PGZ’deki dostlarımızla birlikte bu şekilde takdir edilmekten onur duyuyoruz. Polonya’nın güvenilir savunma ortağı olarak BAE Systems, ulusal güvenliğin sağlanmasına katkı sunmak amacıyla yüksek miktarda ve yüksek kalitede 155 mm topçu mühimmatı sağlamaya kararlıdır.”
Ukrayna savaşı mühimmat krizini görünür hale getirdi
Avrupa’da 155 mm mühimmat tartışmasının merkezinde kalite değil, üretim hacmi yer alıyor. Ukrayna savaşı, yüksek yoğunluklu modern topçu savaşlarının mühimmat tüketim hızının, NATO’nun barış dönemi üretim planlamalarının çok ötesinde olduğunu ortaya koydu.
2022’den bu yana ittifak planlamasında en fazla tartışılan kırılganlıklardan biri, Batı’nın mevcut üretim kapasitesi ile Avrupa’da uzun süreli bir çatışmanın gerektireceği mühimmat miktarı arasındaki fark oldu.
Bu nedenle her yeni üretim tesisi, her teknoloji transferi ve tedarik zincirini çeşitlendiren her ortaklık, Avrupa savunmasının dayanıklılığını artıran kritik unsurlar olarak görülüyor.
İngiltere’nin Varşova Büyükelçisi Dame Melinda Simmons da ödül töreninde yaptığı açıklamada iş birliğinin daha geniş ikili ilişkilere işaret ettiğini belirtti:
“Birleşik Krallık ile Polonya arasındaki ekonomik ortaklık bugün her zamankinden daha güçlüdür. Birleşik Krallık-Polonya İş Ödülleri’nin ikinci edisyonu, doğrudan yatırımlar ve ticaretten enerji dönüşümü, yeni teknolojiler ve güvenlik alanındaki ortak girişimlere kadar iş birliğimizin ne kadar dinamik biçimde geliştiğini göstermektedir. Bu ödüllerin sahipleri, ortaklığımızın potansiyelini ve iddiasını mükemmel şekilde yansıtmaktadır.”
Yaklaşık 43 kilogram ağırlığındaki 155 mm topçu mühimmatı, NATO’nun ağır saha topçuları için standart kalibre olarak kabul ediliyor. Amerikan M777 obüsü, Alman PzH 2000, Fransız Caesar sistemi ve Polonya üretimi Krab kundağı motorlu obüs gibi platformlarda kullanılan bu mühimmatın daha hızlı ve daha fazla sayıda üretilmesi, bugün Avrupa kolektif savunmasına yapılabilecek en somut katkılardan biri olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: M5, Defence Blog



