İngiltere, DragonFire lazer silahını savaş gemilerine entegre ediyor

İngiltere’nin geliştirdiği ve atış başına yaklaşık 13 dolarlık maliyetle insansız hava araçlarını etkisiz hale getirebildiği belirtilen DragonFire lazer silah sisteminin, 2027 yılında Kraliyet Donanması destroyerlerine entegre edilmesi planlanıyor.
Bu gelişmeyle birlikte Birleşik Krallık, operasyonel gemi konuşlu yönlendirilmiş enerji silahını hizmete alan ilk Avrupalı NATO üyesi ülke olacak.
Sistemin geliştirilmesinde görev alan İngiliz-İtalyan savunma şirketi Leonardo, geçtiğimiz hafta Portsmouth’ta düzenlenen NATO Endüstriyel Danışma Grubu (NIAG) Genel Kurulu kapsamında DragonFire sistemini ve diğer bazı yeteneklerini sergiledi.
Yüksek hassasiyetli lazer sistemi
DragonFire, MBDA UK liderliğinde; Leonardo UK, QinetiQ ve Birleşik Krallık Savunma Bilimi ve Teknolojisi Laboratuvarı’nın (DSTL) yer aldığı bir konsorsiyum tarafından geliştirilen 50 kilovat sınıfı bir lazer silah sistemi olarak öne çıkıyor.
Sistem, çok sayıda fiber lazer kaynağının tek bir yüksek güçlü ışın halinde birleştirildiği “koherent ışın birleştirme” teknolojisini kullanıyor. Bu yöntem sayesinde lazer ışını uzun mesafelerde dağılmadan yoğunluğunu koruyabiliyor.
Leonardo tarafından geliştirilen stabilize edilmiş taret sistemi içerisinde elektro-optik sensörler ve ikincil bir takip lazeri bulunuyor. Böylece sistem, geminin denizdeki hareketlerinden bağımsız olarak hareketli hedefleri sürekli takip altında tutabiliyor.
Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı, DragonFire’ın hassasiyetini “1 kilometre uzaklıktaki bir madeni parayı vurabilecek seviyede” olarak tanımlıyor. Sistemin azami menzili ise gizli tutuluyor. Ancak DragonFire’ın görüş hattı içerisindeki tüm hedeflere angaje olabildiği belirtiliyor.
Type 45 destroyerlerine entegre edilecek
DragonFire’ın operasyonel bir sisteme dönüşmesini sağlayan üretim sözleşmesi, Kasım 2025’te imzalandı. Bu kapsamda MBDA, ilk iki üretim sisteminin Type 45 hava savunma destroyerlerine entegrasyonu için 316 milyon sterlin değerinde sözleşme aldı.
Başlangıçta 2030’lu yılların ortalarında hizmete girmesi planlanan sistemin takvimi, İskoçya’daki Hebrides test sahasında gerçekleştirilen başarılı denemeler sayesinde yaklaşık beş yıl öne çekildi.
Bu testler arasında, Birleşik Krallık’ın ufuk ötesindeki hızlı hava hedeflerine karşı gerçekleştirdiği ilk lazer angajmanı da yer aldı.
MBDA’nın ardından QinetiQ da lazer kaynağı geliştirme faaliyetlerinin sürdürülmesi amacıyla 67 milyon sterlinlik alt yüklenici sözleşmesi imzaladı.
İlk gemi entegrasyonunun 2027 yılı sonundan önce gerçekleştirilmesi planlanırken, İngiliz hükümeti ilerleyen dönemde performans değerlendirmelerine bağlı olarak dört adede kadar Type 45 destroyerinin DragonFire ile donatılmasını hedefliyor.
Füze stoklarını koruyacak
Kraliyet Donanması’nda Daring sınıfı olarak bilinen Type 45 destroyerleri, İngiltere’nin en gelişmiş hava savunma platformları arasında yer alıyor.
Yaklaşık 7.350 ton deplasmana sahip gemiler, uzun menzilli hava araçları ve balistik füzelere karşı aynı anda çok sayıda hedefe angaje olabilen Sea Viper hava savunma sistemiyle donatılmış durumda.
DragonFire’ın Sea Viper sisteminin yerini alması planlanmıyor. Bunun yerine sistem, pahalı hava savunma füzelerinin tüketilmesine yol açan yakın menzilli ve yoğun insansız hava aracı tehditlerine karşı görev yapacak.
Bir insansız hava aracının yüksek maliyetli hava savunma füzeleriyle vurulması, savunma yapan taraf açısından ciddi ekonomik yük oluşturuyor. DragonFire’ın atış başına yaklaşık 10 sterlinlik (13 dolar) maliyeti ise bu denklemi kökten değiştiriyor.
Bu sayede savaş gemilerinin, füze stoklarını stratejik tehditlere karşı muhafaza ederken sürü İHA saldırılarına karşı da uzun süre savunma yapabilmesi amaçlanıyor.
On yıllık mühendislik çalışmasının ürünü
Portsmouth’ta düzenlenen NIAG Genel Kurulu kapsamında Leonardo, DragonFire’ın yanı sıra iki farklı sistemi daha tanıttı.
Bunlardan ilki, Kraliyet Donanması ile ortak geliştirilen ve 2026 yılında ilk başarılı uçuşunu gerçekleştiren insansız döner kanatlı hava aracı demonstratörü Proteus oldu.
İkinci sistem ise İngiliz ordusunda “Orcus” adıyla kullanılan Falcon Shield modüler anti-drone çözümü olarak öne çıktı. Söz konusu sistem, kritik askeri tesislerin ve büyük kamu etkinliklerinin korunmasında aktif olarak kullanılıyor.
DragonFire’ın temelini oluşturan koherent ışın birleştirme teknolojisi, mevcut lazer silahlarının kademeli gelişiminden öte önemli bir mühendislik atılımı olarak değerlendiriliyor.
Daha önce ABD tarafından USS Ponce gibi platformlarda gerçekleştirilen lazer silah gösterimleri, daha basit ışın birleştirme yöntemlerine dayanıyordu. DragonFire ise çok sayıda fiber lazer kaynağını senkronize ederek silah seviyesinde enerji üretirken yüksek hassasiyeti de koruyabiliyor.
Konsorsiyumun yaklaşık on yıl boyunca çözmeye çalıştığı temel mühendislik problemi ise deniz şartlarında hareket eden bir gemi üzerinden, saatte 650 kilometre hızla uçan bir İHA üzerindeki yaklaşık 50 milimetrelik bir noktaya lazer ışınını sabit tutabilmek oldu.
Geminin mevcut elektrik üretim altyapısından beslenebilen, mühimmat stokuna ihtiyaç duymayan ve atış başına yalnızca 13 dolara mal olan DragonFire’ın, deniz harp ortamında giderek yaygınlaşan düşük maliyetli İHA tehditlerine karşı önemli bir asimetrik avantaj sağlayacağı değerlendiriliyor.
İlk Type 45 destroyeri 2027 yılında DragonFire ile göreve başladığında, İngiltere modern deniz savaşlarının en kritik taktik sorunlarından birine füze kullanmadan çözüm üretmiş olacak.
Kaynak: M5, Defence Blog



