
Yönetilemediği takdirde iktidarların değiştirildiği, terör saldırılarına maruz kalındığı, ekonomilerin dahi felç edilebildiği bir algılar dünyasında yaşamaktayız. Bu durumda algının yönetimi de artık en basit nitelikli organizasyonlardan en karmaşık yapılardan biri diyerek nitelendirebileceğimiz devletlere kadar çok değerli hale gelmiştir.
Eski çağlardan günümüze başta strateji içerikli eserler olmak üzere yazılmış onlarca eserden rahatlıkla anlıyoruz ki karşı tarafın dengelerini sarsmak ve hakikat ile aldatmanın binlerce tonunu birbirine karıştırıp farklı bir tablo ortaya koymak maksadıyla farklı seviyelerde ve farklı yöntemler ile algı oluşturmak yeni bir fenomen değildir. Tarih boyunca mücadele içine giren grupların en yoğun bir şekilde kullandığı yöntemler arasında en etkin olanının, hasım kitleleri istediğimiz doğrultuda hareket etmelerini sağlamak maksadıyla bir algı oluşturma ve bu algıyı başarı ile yönetmek olduğudur.
Kuşkusuz yaratılmak istenilen algı ne olursa olsun, salt algıyı oluşturanlar değil aynı zamanda bu oluşturulmuş algıyı başarıyla yönetenler kurumları, toplumları ve coğrafyaları dönüştürebilmişler, hedef olmaktan kurtulup karşı taraftaki hasmın özgür iradesini elinden alacak bir saldırı boyutuna olayları getirmişlerdir. Günümüzde algı etkin bir şekilde yönetilmediği takdirde propaganda, psikolojik savaş ve enformasyon savaşı teknikleri ile bireyin elinden karar verme özgürlüğü alınabilmektedir. Birey, maruz kaldığı algı operasyonlarının farkına varamadığı için özgür davrandığını zannederek hareket etse ve düşünce geliştirse de hakikatte algıyı hazırlayıp ortaya sunan ve onu başarılı bir şekilde yönetenin artık avı konumuna gelmiştir.
İletişim ve etkileşimin korkunç bir yoğunlukta kullanıldığı günümüzde işte bu perspektiften konuya bakıldığında günümüz toplumlarında algı yönetiminin bir devlet siyaseti olarak ele alınmasının ne kadar zaruret kesbettiği ortadır.
Yönetilemediği takdirde iktidarların değiştirildiği, terör saldırılarına maruz kalındığı, ekonomilerin dahi felç edilebildiği bir algılar dünyasında yaşamaktayız. Bu durumda algının yönetimi de artık en basit nitelikli organizasyonlardan en karmaşık yapılardan biri diyerek nitelendirebileceğimiz devletlere kadar çok değerli hale gelmiştir. Günümüzde algı yönetimi artık iletişimden, halkla ilişkilere, psikolojiden, uluslararası ilişkilere, siyaset biliminden, işletmeye birçok bilimsel alanın yakından ilgilendiği bir kavram olmakla birlikte; psikolojik operasyonlar, propaganda, kamu diplomasisi hatta halkla ilişkiler gibi kavramlarla da birlikte anılmaktadır.
Başarılı bir algı yönetimini gerçekleştirmek günümüzde çok zor hale gelmiştir. Bu zorluğun en önemli parametrelerinden biri iletişimin ve etkileşimin tarihin hiçbir devrinde olmadığı kadar yoğun ve kontrol dışına çıkmış olmasıdır. Saniye geçmiyor ki modern insan sosyal medya ve internet ile konvansiyonel medya üzerinden bir uyarıya maruz kalmasın. Bu kadar çok uyarıcının olduğu günümüzde, kuşkusuz kitleleri harekete geçiren hususların bilinmesi, grup ve kitlelerin hassas olduğu noktalar, değer yargıları ve alışkanlıklarının çok iyi analiz edilerek algının oluşturulması ve sonrasındaki süreçte de bu algının yönetilmesi hayati bir değere haizdir.
Bu iletişim ve etkileşim yoğunluğunda algının yönetimi bir psikolojik harekat haline gelmiş ve gelişmiş toplumlarda bu yönetim artık disiplinler arası bir alanın konusu haline gelmiştir. Gelişen dünyada sosyal medya üzerinden algı yönetimine maruz kalmamak mümkün olmamakla birlikte, bu algı bombardımanından en az zayiat ile çıkmanın yolu daha çok kaynaktan daha fazla bilgi edinmeye çalışmak ve tek kaynakla yetinmemekten geçmektedir.
Günümüzde algı etkin bir şekilde yönetilmediği takdirde propaganda, psikolojik savaş ve enformasyon savaşı teknikleri ile bireyin elinden karar verme özgürlüğü alınabilmektedir. Birey, maruz kaldığı algı operasyonlarının farkına varamadığı için özgür davrandığını zannederek hareket etse ve düşünce geliştirse de hakikatte algıyı hazırlayıp ortaya sunan ve onu başarılı bir şekilde yönetenin artık avı konumuna gelmiştir.
Algı yönetimi ve uygulamaları genelde toplumun bireylerinin farkına varmadıkları bir tarzda uygulandığı için genelde açık ve net bir şekilde hissedilmezler lakin algı yönetiminin hedefine ulaşıp ulaşmaması karşı tarafta hissedilen etkiyi yaratıp yaratmadığının tespiti ile mümkündür.
Birinci Körfez harekâtında, küresel dünyanın en önemli aygıtlarından birisi olarak hayatımıza giren uydulu kanallar vasıtası ile Saddam Hüseyin tarafından ateşe verilen petrol kuyuları ve tevzi istasyonlarından denize petrolün karışması sonucu gözümüzün ve vicdanlarımızın içlerine zerk edilen petrole bulanmış karabatak kuşunu yaşı yeten her birey rahatlıkla hatırlamaya devam ediyordur. Ancak olaydan yıllar sonra söz konusu görüntünün konuyla yakından uzaktan alakası olmayan başkaca bir coğrafyadan insanlık ve çevre düşmanı Saddam algısının oluşturulması ihtiyacına binaen servis edildiğini anladığımızda, arzu edilen algı yönetiminin de başarı ile uygulandığını tescillendirmiş olduk.
Algının oluşturulması ve yönetilmesi konunun önemine göre farklılıklar gösterse de uluslararası ortamda toplumların ikna edilmesi ve manipüle edilmesi gibi geniş ölçekte bir konuyu ihtiva edecekse büyük planlamaları ve alternatif senaryoları ve gizliliği zaruri kılar. Zira algı yönetimini uyguladığınız kitleleri yönetenler, bu konularda hazırlıklarını yaparak algı yönetimine karşı tedbirler almışlar ise bu adeta bir bumerang etkisi ile sizin aleyhinize rahatlıkla dönebilir. Bu durumlarda dahi alternatif senaryoların hazırlanmasında hayati fayda vardır. Artık bu coğrafyada kadife devrimler altında piyasaya sürülen birçok hakikat ötesi argümanın bu coğrafyada alıcısının kalmaması ve sahaya sürülen birçok algı yönetiminin başarısızlıkla sonuçlanması buna en güzel örneklerdendir. Hatta bu tür algı yönetimleri karşı tarafın tam aksi istikamette birçok hakikat ötesi algılar oluşturmasının da zeminini oluşturabilmekte ve kendi kitlesinin konsalidasyonunu da sağlayabilmektedir.
ALGI YÖNETİMİ
İnsanlık tarihi kadar kökü eskilerde bir kavram olan algı yönetimi, ilk çağlardan bu yana savaşların kazanılması, hedef kitlelerin ikna edilmesi, savaşmadan hasmımızın kendi safımıza çekilmesi, kendi düşünce ya da paradigma kalıplarımız doğrultusunda karşı tarafın paradigmalarının dizayn edilmesi hususlarını ihtiva etmektedir. Artık strateji ile ilgili her yazının baş aktörü olan Çin’li stratejist Sun Tzu, yine burada algı yönetimine misal olabilecek sayısız söylem geliştirmiştir.
Meşhur eseri Harp Sanatı’nda günümüz toplumlarında dahi geçerliliği tartışma götürmez ve algı yönetimine dair sayısız örnekler sunmaktadır. Bunlardan hala günümüzde dahi geçerli olan;
– Hasım ülkelerin hakanlarının başarılarını küçük göstererek şöhretlerine gölge düşürün ve zamanı geldiğinde de kendi halkının onları hor görmesini sağlayın.
– Adi ve aşağılık kişilerin iş birliğinden yararlanın.
– Düşman halkın kendi aralarında olan uyuşmazlık ve kavgalarını yayın.
– Hasmınızın geleneklerini gülünç hale getirin gibi öğütleri birkaç örnekten biridir.
Saniye geçmiyor ki modern insan sosyal medya ve internet ile konvansiyonel medya üzerinden bir uyarıya maruz kalmasın. Bu kadar çok uyarıcının olduğu günümüzde, kuşkusuz kitleleri harekete geçiren hususların bilinmesi, grup ve kitlelerin hassas olduğu noktalar, değer yargıları ve alışkanlıklarının çok iyi analiz edilerek algının oluşturulması ve sonrasındaki süreçte de bu algının yönetilmesi hayati bir değere haizdir.
Tarihsel perspektiften bakıldığında Çin’de algı yönetimine dair bu örnekleri verirken Moğollarda algı yönetimi muharebe alanında zorluk çıkartıldığında Moğolların acımasızlığı üzerine kısmen hakikat de olsa bir algı yaratılmıştır.
Günümüzde de ABD’nin, dünyada en fazla insanın cezaevinde bulunduğu ve yaşam şartlarının adeta güçlünün hayatta kalması gibi zorlayıcı bir prensip üzerine kurulu olan ve hakikatinin tersine düşler ülkesi kıvamında sunulması, kitlesel anlamda her türden eylemin oluşmasına imkan vermeyecek bir hayat kurgulanmışken özgürlükler ülkesi diyerek pazarlanması, en çok demokrasi ve insan hakları kavramlarını kullanan Batı ülkelerinin bu değerleri sadece kendi vatandaşları için istemesi lakin dünyanın geri kalan toplumlarını yönetilmesi gereken alt insan grubunda tasnif etmesi hakikatin yerine ikame edilen algıların yönetimine dair güzel örnekler olarak sunabiliriz. Günümüzde olgular toplum tarafından nesnel olarak görülen hususlar olduğu için olgular üzerinden toplumları yönlendirmek artık pek mümkün olmamaktadır. Bunun yerine olgular ile alakası ve illiyet bağı olmayan algıların, hedef kitlenin iyi etüt edilmesinin bir sonucu olarak oluşturulması ve bu oluşturulan algının yönetilmesi özellikle günümüzde artık çok daha başarı ile uygulanan bir yöntem halini almıştır. Bu sayede birçok farklı konuda farklı davranış kalıplarını geliştirmek, toplumları korku ve paniğe sevk edecek davranışların içerisine sokmak maksadıyla sabah uyandığımız andan akşam başımızı yastığa koyduğumuz ana kadar birçok algı yönetiminin etkisi altındayız. Bu geniş spektrum sadece uluslararası ilişkiler zaviyesinden düşünülmemelidir. Gıdadan sağlık ile ilgili konulara, Suriyeli sığınmacılardan deprem gerçeğine kadar yeni hayatımızın her alanı bir algı empozesi ve yönetiminin tesiri altındadır. İnsan psikolojisinin doğasının dış etkenlere açık ve bencil olan yapısı günümüzde uluslararası şirketlerden medyaya, terör örgütlerinden çıkar gruplarına kadar bu algı pompalaması üzerinden kazançlı çıkma yarışını güden doymak bilmez iştahlı gruplara büyükçe bir alan da açmaktadır. Hiç kuşkusuz bu algı bombardımanı uygulanırken dikkat edilmesi gereken en önemli husus yaratmak istenilen algının arasına hakikat boyutu rahatlıkla gözlemlenebile küçük parçacıkların yerleştirilmesidir. Böylece ikna edilmek istenen grubun psikolojisinin, algı yönetimiyle yeni duruma alıştırılması sağlanmaktadır.
PSİKOLOJİK SAVAŞ YÖNTEMİ OLARAK ALGI YÖNETİMİ
Algı yönetimi reklam sektöründen sağlık sektörüne kadar gündelik hayatta yıkıcı tezahürleri daha limitlenmiş noktalarda dahi kullanılsa da toplumsal olayların şekillendirilmesinde kullanılması ister istemez bizleri algı yönetimi konusunda psikolojik harekat kapsamında da ele almamızı zorunlu kılmaktadır. Gerçi kuş gribi konusunda oluşturulmuş algı ve algı yönetimi sayesinde Türkiye’de köy tavukçuluğunun adeta bitirildiği ve küresel sermayenin sahibi olduğu endüstriyel et üretimine alan açıldığı gibi ekonomik bir mücadelenin parçası olarak algı yönetiminin kullanıldığına dair elimizde net örnekler olsa da bu konuyu ikincil derecede önemli kılacak toplum mühendisliğinin parçası sayılabilecek uygulamalara da şahitlik ettik.
Psikolojik savaş, hem savaş hem barış ortamında kitlelerin duygu, düşünce ve davranışlarını değiştirmek amacıyla bilginin kullanılmasıdır. Psikolojik savaşın hedefleri arasında, düşmanın savaş gücünü zayıflatmak, yenilen düşmanın savaşma azmini kırmak, itaat duygusu oluşturmak, kamuoyunu yanıltmak, yönetim ile halkın arasını açmak, kültür değişimi sağlamak bulunmaktadır. Günümüzde normal savaşlar her ne kadar düşük yoğunluklu çatışmalar olarak çok yaygınlaşmış ise de, psikolojik savaş günümüzde toplumları en fazla dönüştüren bir husus olarak sürekli uygulanır hale gelmiştir.
Devamı M5 Dergisi Şubat 2020 Sayısında…



