Pentagon’dan drone sürülerine karşı lazer hamlesi - M5 Dergi
Öne ÇıkanSavunma Haberleri

Pentagon’dan drone sürülerine karşı lazer hamlesi

Abone Ol 

ABD Savunma Bakanlığı, küçük insansız hava araçlarına karşı geliştirilen yönlendirilmiş enerji silahlarının gerçek operasyon koşullarındaki performansını değerlendirmek amacıyla dört sistemi seçti.

Müşterek Kurumlararası Görev Gücü 401 (JIATF-401) tarafından yürütülecek pilot program kapsamında AeroVironment’ın Palletized High-Energy Laser, Epirus’un Leonidas yüksek güçlü mikrodalga sistemi, Kord’un Firefly yüksek enerjili lazeri ve Boeing’in Compact Laser Weapon System’i sahada test edilecek.

Programın yaklaşık bir yıl sürmesi ve ABD askeri personeline bu sistemlerin kullanımı, bakımı ve operasyonel sürdürülebilirliği konusunda doğrudan deneyim kazandırması planlanıyor.

Lazer ve mikrodalga farklı yöntemlerle çalışıyor

Seçilen sistemler iki temel yönlendirilmiş enerji teknolojisini temsil ediyor.

Yüksek enerjili lazerler, elektrik enerjisini yoğunlaştırılmış bir lazer ışınına dönüştürerek hedef drone üzerinde belirli bir noktaya yüksek miktarda ısı aktarıyor. Yeterli enerji hedef üzerinde tutulduğunda gövde, elektronik sistemler veya uçuş açısından kritik bileşenler hasar görebiliyor.

Bu yaklaşımın en önemli avantajlarından biri, klasik önleyici mühimmatın aksine her angajmanda fiziksel bir mühimmat harcanmaması. Bunun yerine sistemin kullanılabilir elektrik enerjisi ve soğutma kapasitesi, angajman sürecinin temel sınırlarını oluşturuyor.

Yüksek güçlü mikrodalga sistemleri ise farklı bir yöntem kullanıyor. Elektromanyetik enerjiyi hedef bölgeye yönlendirerek drone içerisindeki elektronik sistemleri etkisiz hale getirmeyi amaçlıyor. Bu nedenle mikrodalga silahları özellikle aynı anda çok sayıda küçük İHA’nın kullanıldığı saldırılara karşı dikkat çekiyor.

Drone sürülerine karşı yeni yaklaşım

ABD’nin bu pilot programı başlatmasının arkasında, küçük drone tehditlerinin hem sayısal hem de taktik açıdan değişmesi bulunuyor.

Tek bir FPV veya küçük keşif drone’una karşı klasik bir önleme yöntemi yeterli olabilirken, aynı anda çok sayıda İHA’nın farklı yönlerden saldırdığı sürü tipi tehditlerde mühimmat tüketimi ve angajman süresi kritik sorunlara dönüşüyor.

Yönlendirilmiş enerji silahları bu noktada farklı bir seçenek sunuyor. Özellikle yüksek güçlü mikrodalga sistemlerinin aynı anda birden fazla elektronik sistemi etkileyebilme potansiyeli, yoğun drone saldırılarında önemli bir operasyonel avantaj sağlayabilir.

Bununla birlikte Pentagon, lazer veya mikrodalga silahlarının diğer karşı-drone sistemlerinin yerini almasını beklemiyor.

Pentagon: Tek bir çözüm yok

JIATF-401 Direktörü Matt Ross, drone tehdidine karşı tek bir sistemin bütün senaryolarda yeterli olmayacağını belirterek, yönlendirilmiş enerji silahlarının mevcut karşı-drone mimarisini tamamlayacağını vurguladı.

Bu yaklaşım, ABD’nin gelecekte katmanlı karşı-İHA savunmasına yöneldiğini gösteriyor. Lazerler, yüksek güçlü mikrodalgalar, elektronik harp sistemleri, kinetik önleyiciler, topçu sistemleri ve diğer hava savunma unsurlarının tehdit tipine göre birlikte kullanılması hedefleniyor.

Dolayısıyla Pentagon’un amacı yalnızca yeni bir silahı sahaya sürmek değil, farklı teknolojilerin hangi tehditlere karşı ve hangi koşullarda daha etkin olduğunu gerçek operasyon ortamında belirlemek.

Fort Bliss’te operasyonel kullanım

Yönlendirilmiş enerji sistemlerinin saha koşullarındaki potansiyeline ilişkin ABD’nin elinde şimdiden bazı operasyonel veriler bulunuyor.

Ağustos ayında ABD kuvvetleri, güney sınırındaki operasyonları desteklerken Fort Bliss yakınlarında üç düşman drone’unu Army Multipurpose High Energy Laser sistemiyle etkisiz hale getirdi.

Bu kullanım, yüksek enerjili lazerlerin kontrollü test ortamlarının dışına çıkarak gerçek operasyon koşullarında karşı-drone görevlerinde kullanılabildiğini gösteren örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.

Enerji mühimmata dönüşüyor

Yönlendirilmiş enerji silahlarının ABD’nin karşı-drone stratejisindeki en önemli potansiyel değişimlerinden biri, mühimmat ekonomisini değiştirme ihtimali.

Klasik hava savunma sistemlerinde her drone için bir önleyici füze veya mühimmat kullanılması gerekebilirken, lazer sistemlerinde temel “mühimmat” elektrik enerjisi. Bu nedenle sistemlerin etkinliği yalnızca hedefi vurabilmesine değil, aynı zamanda güç üretimi, enerji depolama, soğutma ve ardışık angajman kapasitesine bağlı olacak.

Pentagon’un bir yıllık pilot programı da tam olarak bu operasyonel sorulara yanıt arayacak: Sistemler gerçek sahada ne kadar hızlı yeniden angaje olabiliyor, yoğun drone saldırıları altında ne kadar süre çalışabiliyor ve bakım-idame gereksinimleri ne seviyede?

ABD’nin seçtiği dört sistem üzerinden elde edilecek sonuçların, gelecekte yüksek yoğunluklu drone saldırılarına karşı yeni nesil katmanlı savunma mimarisinin şekillendirilmesinde kullanılması bekleniyor.

Kaynak: M5, Defence Post

Abone Ol 

İlgili Yazılar

Abone Ol 
Back to top button
Close
Close