Ukrayna, Kırım Harekatı'na Hazırlanıyor - M5 Dergi
Öne ÇıkanStrateji Analiz

Ukrayna, Kırım Harekatı’na Hazırlanıyor

Güncel gelişmeleri M5 Dijital Yayınlar Koordinatörümüz Mete Sohtaoğlu analiz edip, değerlendirdi.

Rusya’nın Kırım’da yaşayan çoğunluğun Ukrayna’dan ayrılıp Rusya’ya bağlanmak istedikleri iddiasıyla yarımadayı işgal etti. Rusya yüzyıllarca topraklarını genişletmek için başka ülkelerin topraklarına müdahale etmiştir.

Kırım’da 300 yıl devam eden bir Kırım hanlığı vardı. Kırımlı Tatarlar Kırım devletini kurmuştur. Bu devlet 1783’te Rusya tarafında işgal edildi. Sovyetler Birliği döneminde, Stalin zamanında ise Kırım halkı vatanlarından sürgün edildi.

Sovyetler Birliği, 19 Şubat 1954’te Kırım bölgesini Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlayan kararnamesi ile 50 yıl süren sürgünden sonra Sovyetler Birliği’nin dağılması ile beraber Kırımlılar vatanlarına dönüp yerleşmeye başladı.

Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde 1991’de Ukrayna’da bağımsızlığını ilan etti ve daha önceki anlaşmalara göre de Kırım Ukrayna toprakları içinde kalıyordu.

Ruslar, Büyük Katerina’dan beri Kırım’ı Kırım Tatarlarından arındırmaya çalıştılar. O sebeple Romanya ve Türkiye başta olmak üzere Polonya’da, Litvanya’da ve dünyanın birçok ülkesinde milyonlarca Kırımlı Tatar diasporası yaşıyor.

Rusya yüzyıllardır süren Kırım’ı Slavlaştırma politikasını dün olduğu gibi bugün de devam ettiriyor.1944 Stalin sürgünü de Kırım yarımadasını Kırımlılardan arındırmayı hedefliyordu. Günümüzde insanları gece yarıları evlerinden çıkarıp trenlere bindirip Sibirya’ya göndermek eskisi gibi kolay değil.

Kırım, coğrafi konumu ve korunaklı yapısıyla Karadeniz’e hakim adeta bir askeri üs niteliğinde  bir bölge.  Rusya için Karadeniz’e kıyısı olan ülkelere, Hazar Denizi’ne, NATO müttefiklerine ve en son Suriye örneğinde görüldüğü gibi sıcak denizlere ulaşım için stratejik öneme sahip.

Rusya, şimdiye kadar 500 bin Rus’u bölgeye yerleştirerek, yerleşmeye teşvik ederek demografiyi, etnik tapıyı değiştirmeye çalıştı.

Nitekim Putin, Kırım’ın Rusya’ya yeniden katılıp katılmayacağı konusunda referandum yapılmasına izin vermeyi kabul ederek ve ardından Kırım’ın ilhakını ilan ederek, nihai uzlaşma olasılığını henüz tamamen kapatmamış olsa da krizin daha da tırmanmasına yol açtı.

Kırım üzerinde Rusya kontrolü, Moskova’ya Karadeniz Filosuna ev sahipliği yapan Sivastopol’daki deniz üssüne sürekli erişim sağlıyor.

Sivastopol doğal limanı ve altyapısı, onu Karadeniz’in en iyi deniz üsleri arasında öne çıkarıyor. Rusya’nın mevcut Sivastopol Limanın’daki kira kontratı 2042’ye kadar devam edecek.

Kırım işgali sonrası yaşanan olaylar nedeniyle Rusya, gelecekte bu bölgeye erişiminin tehlikeye gireceğini hissediyor. Sivastopol’dan faaliyet gösteren Karadeniz Filosu, Rusya’ya Karadeniz’in içinde ve çevresinde güç sevketme yeteneği sağlarken, aynı zamanda Rus gücünün güçlü bir sembolü olarak hizmet ediyor.

Örneğin Rusya 2008’de modern gemilerden yoksun olsa da buradaki filoyu Gürcistan’a abluka uygulamak için kullandı.

Sivastopol ayrıca Rus Donanması’na, Türk Boğazlarından savaş gemilerinin geçişine ilişkin Montreaux Konvansiyonu tarafından getirilen belirli sınırlamalara tabi olarak Akdeniz’e ve Güney Atlantik ve Hint Okyanuslarına erişim sağlıyor.

Yukarıda yazılan sebepler sadece askeri faydaların güvence altına alınmasını sağlıyor. Putin, Ukrayna’nın gelecekteki olası siyasi, diplomatik rotası üzerinde de etki sahibi olmak, nüfuz elde etmeyi planlıyor. Putin, başta AB ve NATO için Ukrayna ile entegrasyonu zorlaştırmayı ve ülkenin cazibesini yitirmesini hesaplıyor.

Putin, toprak bütünlüğü zedenlenmiş bir Ukrayna’yı kabul etmede Batı’nın tereddüt edeceğini de düşünüyor.

Putin ,Kırım’ı işgal ederek Ukrayna’yı kuzeydoğu, güneydoğu ve güneyden (Kırım) üç cephede tehdit ediyor.

Kırım, Ukrayna’ya karşı gelecekteki yeni bir Rus askeri harekatı için bir operasyon üssü olarak stratejik işleve hizmet edebilir.

Kırım meselesi Ukrayna’nın toprak bütünlüğü açısından başta doğu bölgesi olmak üzere ülke savunmasını zayıflattı. Ukrayna doğuya yönelse Kırım’dan gelen bir askeri saldırı, birliklerin arkadan çevrilmesine yol açabilir.

Ukrayna’ya güneyden yani denizden bir deniz ablukası yürütülebilir.

Putin, Kırım’ı işgal ederken ilk etap maliyetinin düşük olacağını yani Batı’nın bilindik “yaptırımları” olacağını hesap etmiş olmalı.Daha önce örgütlenen milis güçleriyle yerelden de bir kısım halk tarafından da destek gördüğü de söylenebilir.

Rusya zaten Kırım’ı Rus müdahalesine elverişli bir şekilde eğilimli hale getirmişti.

Neticede Kırım bir kez ele geçirildiğinde, coğrafi izolasyonundan dolayı onu geri alma çabalarına karşı savunmanın kolay olacağı bir bölge. Putin, Kırım’ı ele geçirerek hem Sivastopol üzerindeki kontrolünü muhafaza ederken bir yandan da Ukrayna içindeki olayları şekillendirme yeteneğini korumayı umdu.

2021 yılında Ukrayna, kısmi olarak Kırım’a doğal gaz ve su tedarikini kısıtlayarak baskıyı başlatması olası görünüyor. Ukrayna, küresel jeopolitik düzende uzun süredir önemli, ancak gözden kaçan bir rol oynadı. Ukrayna, yenilenmiş bir büyük güç rekabetinin ön saflarında yer alacak.

Rusya’nın Kırım’ı işgali ve saldırganlığı Soğuk Savaş’tan bu yana Avrupa’da en büyük güvenlik krizini tetikliyor.

Tüm Batılı devletler ve ABD Rusya’ya karşı cezalandırıcı önlemler alırken, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesinde ilerleme kaydedemediler.

Rusya, Ukrayna’nın bir parçası olan Kırım’ı ilhak ederek ülkenin başta NATO ve Avrupa Birliği olmak üzere Batı kurumlarıyla daha uyumlu hale gelmesine izin vermemek istiyor. Ülke, yolsuzluk ile yorularak ve derin bölgesel ayrılıklarla boğuşmaya itiliyor.

Ukrayna, Soğuk Savaş sırasında ABD’nin düşmanı olan Sovyetler Birliği’nin Rusya’dan sonra, on beş Sovyet cumhuriyetinin en kalabalık ve en güçlü ikinci cumhuriyetiydi ve Karadeniz Filosu ve bazı nükleer cephanelik de dahil olmak üzere birliğin tarımsal üretiminin, savunma sanayisinin ve ordusunun çoğuna ev sahipliği yapıyordu.

Ukrayna, yaklaşık otuz yıllık bağımsızlığında egemen bir devlet olarak kendi yolunu çizmeye çalışırken, Avrupa Birliği ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) dahil olmak üzere Batı kurumlarıyla daha yakın bir ilişki kurmaya çalıştı .

Ülkenin batı kesimlerinde daha milliyetçi, Ukraynaca konuşan bir nüfus genel olarak Avrupa ile daha fazla entegrasyonu desteklerken, doğuda çoğunlukla Rusça konuşan bir topluluk Rusya ile daha yakın bağları tercih etti.

Rusya 2014 yılında Kırım’ı ilhak ettiğinde ve ülkenin güneydoğusundaki Donbas bölgesindeki ayrılıkçıları silahlandırmaya ve yataklık etmeye başladığında Ukrayna bir savaş alanı haline geldi.

Rusya’nın Kırım’ı ele geçirmesi, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez bir Avrupa devletinin başka bir ülkenin topraklarını ilhak etmesiydi. 1990’lardaki Balkan Savaşlarından bu yana Avrupa’nın en kanlısı olan çatışmada yaklaşık on dört bin kişi öldü.

Ukrayna’nın başkenti Kiev, kültürel etkisi açısından Moskova ve St. Petersburg ile aynı düzeyde “Rus şehirlerinin anası” olarak anılıyor. Sovyetlerin çökmesinin ardından, birçok Rus politikacı Ukrayna ile “boşanmayı” bir tarihi hata ve Rusya’nın büyük bir güç olarak duruşuna bir tehdit olarak, prestij kaybı olarak değerlendirdi.

Rusya, gazını Orta ve Doğu Avrupa’daki müşterilerine pompalamak için hala Ukrayna boru hatlarına milyarlarca dolar ödeyerek kullanıyordu.

Rusya, 2020’nin başlarında, Baltık Denizi üzerinden geçen ve Ukrayna’yı temel gelir açısından aç bırakması amacıyla gaz boru hattı olan Nord Stream 2 projesini tamamlamak için çalışmalarını hızlandırmıştı.

Rusya’nın Ukrayna’daki saldırganlığının ardındaki nedenler ile ilgili bir fikir birliği olmasa da NATO’nun Soğuk Savaş sonrası genişlemesine vurgu yapılabilir.

Endişeli Rusya’nın 2004’te NATO’nun eski Sovyet Baltık cumhuriyetleri Estonya, Letonya ve Litvanya da dahil olmak üzere beşinci genişlemesini yapması ve yedi üye ülke eklemesi Moskova’da alarm zillerinin çalmasına sebep olmuş olması büyük bir ihtimal.

Daha sonrasında ise NATO’nun gelecekte Ukrayna ve Gürcistan’ı kuruluşa dahil etme niyetini açıklaması da Rusya’nın “kırmızı çizgisi”nin aşıldığını da gösterebilir. Zira Putin,Gürcistan ile savaşa girmişti.

2011’in sonlarında Rusya’da patlak veren hükümet karşıtı protestoların ardından, Putin’in ülkedeki gücü kaybetme korkusu da sebeplerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Putin, çok sayıda etnik Rus ve Rusça konuşanlara ev sahipliği yapan bir bölge olan güneydoğu Ukrayna’daki ayrılıkçılara verdiği desteği haklı çıkarmak için oradaki “zulüm altındaki halkın kurtarılması” bahanesi ile Ukrayna’yı işgale girişti.

Putin, bölgeyi 18. yüzyıl imparatorluk Rusya’sına dayanan bir terim olan Novorossiya (Yeni Rusya) olarak adlandırdı.  Bazı Rus güvenlik teşkilatlarının ajanları da dahil olmak üzere silahlı Rus provokatörlerin, bölgedeki ayrılıkçı hareketleri isyana çevirmede merkezi bir rol oynadıklarına inanılıyor.

Rusya’nın Donbas’taki stratejik kazanımları daha kırılgan. Siyasi istikrarsızlığı teşvik etmek başka faktörler lehine değişene kadar Rusya’nın amacı.

Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski, 1994’ün başlarında Dış İlişkiler’de , sağlıklı ve istikrarlı bir Ukrayna’yı Rusya için kritik bir karşı ağırlık olarak tanımladı ve “Ukrayna olmadan Rusya’nın imparatorluk olmaktan çıkacağı yeterince güçlü bir şekilde vurgulanamaz, ancak Ukrayna boyun eğdirilir ve sonra tabi kılınırsa, Rusya otomatik olarak bir imparatorluk olur” diye yazdı.

Brzezinski’nin makalesinin yayınlanmasından sonraki aylarda, ABD, İngiltere ve Rusya, Budapeşte Referandumu aracılığıyla, nükleer olmayan bir devlet haline gelmesi karşılığında Ukrayna’nın bağımsızlığına ve egemenliğine saygı gösterme sözü verdiler.

Ukrayna’nın egemenliğini yeniden tesis etmek ve güçlendirmek, ABD ve AB dış politika önceliği olarak yeniden ortaya çıktı.  Rusya’nın saldırganlığına yanıt olarak Washington, Kiev’e desteğini artırdı ve yıllık 600 milyon dolardan fazla kalkınma ve güvenlik yardımı sağladı.

Ukrayna’da tıpkı Azerbaycan gibi başına bela olan MİNSK ekibinden kurtulmanın yollarını arıyor ve aynı Bakü gibi Türkiye ile ilişkilerini geliştiriyor. Ukrayna üye olmamasına rağmen, Kiev’in hedefinin nihayetinde 2021’de tam NATO üyeliği kazanmak olduğu görülüyor.

Toprak kayıpları ve demografik düşüş sonrası Ukrayna kara kuvvetlerinin çekirdeği, üç zırhlı tugay, on bir mekanize tugay ve büyük deniz piyadeleri ve hava indirme birimleri tarafından desteklenen beş tugaydan oluşuyor.

Geçmişteki askeri faktörler ve coğrafi durum Ukrayna aleyhineydi. Ukrayna, 2014 yılından bu yana birliklerinin hem sayısını hem de kalitesini artırdı. Son dönem Türkiye’den satın aldığı silahlara bakıldığında Ukraynalı birliklerin Rus askeri unsurları kadar hareketli ve yüksek ateş gücüne sahip olmalarının olması amaçlanıyor.

Rusya’nın bölgedeki ana operasyonlarının zırhlı birlikler üzerine kurduğu da hatırda kalmalı. Ukrayna aslında Dinyeper Nehri tarafından ikiye bölünmüş büyük bir ovadır. Açık düz arazi genel olarak tarım ve insan faaliyetleri için çok faydalı ancak savunması da çok zor.

Keza gene Rusya-Ukrayna sınırı, dünyanın en uzun sınırlarından biri.(Yaklaşık 2.000 kilometre ve Kiev için harekat durumunda kontrolü hayli zor. Bu anlamda Ukrayna sınırları boyunca güçlü ve sürekli bir cephe oluşturması gerekir.

En önemli nokta ilk etapta Rusya’nın askeri gücü ile ayrılıkçı milis gücünü bir araya getirmemek olmalıdır.

Ukrayna topraklarında beş farklı ana cepheyi ve olası iki ya da üç Rus ilerleme eksenini de kontrol etmek ve korumak zorunda kalabilir. Ukrayna, beş farklı cepheyi ve beklenen iki veya üç Rus ilerleme eksenini korumak zorunda.

Bu eksenlerin ilki sınırdan Kiev’e kadar iki karayollarına paralel olarak uzanır.

İkincisi Belgorod’dan başlar, Kharkov’dan Dinyeper’e doğru gider.

Üçüncüsü Donetsk’te başlar ve Dnipro’ya ulaşmak veya Kırım’la bağlantı kurmak için batıya yönelir.

Bir diğer potansiyel cephe ise Beyaz Rusya. Belarus-Ukrayna sınırı da Rusların nişan zamanı ve yerini seçebilecekleri uzun bir sınırdır.

Ukraynalılar, Rusların filolarını hava savunma örtüsü ile koruyacağını ve seyir füzeleriyle kara operasyonlarını desteklemek için kullanmalarını beklemelidir.

Moldova’daki ama daha da önemlisi Beyaz Rusya’daki statüko değişirse Ukrayna daha cesur davranacaktır. Ukrayna’nın Minsk’teki siyasi değişim ve Beyaz Rusya ile Batı arasındaki yakınlaşması çıkarına olacaktır.

Ukrayna’da muhtemel bir NATO desteği de gelmesi büyük bir ihtimal olarak görünüyor. Rusya, Ukrayna’nın “tarafsızlığını” tercih etse de tarafsızlık, stratejik önemi sınırlı olan Avusturya, Finlandiya veya İsviçre gibi ülkelerde işe yarayabilir.

Neticede bu ülkeler hiçbir zaman Doğu-Batı güvenlik mimarisi rekabetinde büyük bir öneme sahip olmadı. Bu yüzden bu tarafsızlık meselesi, Ukrayna için geçerli değil. Moskova, Rusya’nın “kalbini”savunma çevresinin Polonya-Ukrayna sınırında başladığını düşündüğünden, Kremlin’in tarafsız veya bağlantısız bir Ukrayna’dan memnun olma ihtimali çok az.

Üç yüzyılı aşkın bir süredir Rus stratejik askeri kültürü, Rus etkisinin üç güney sularına doğru yayılmasıyla şekillendi: Hazar, Azak ve Karadeniz.

Üç deniz, Akdeniz’e, Balkanlar’a ve Orta Doğu’ya Rus – ve daha sonra Sovyet – güç projeksiyonu için kritik stratejik rotalar işlevi görürken, aynı zamanda Rusya’nın sınırlarını korumaya yardımcı olan “ileri deniz savunma bölgeleri” olarak da etkili bir şekilde tampon bölgeleri oluşturdu.

5 Rus stratejik kültürü, Karadeniz’deki ılık deniz limanlarına erişimi sürdürmenin, Türk Boğazları yoluyla dünya okyanusuna erişimin ve Karadeniz ve Hazar denizlerinin askeri ve siyasi erişim kanalları olarak kullanılmasının önemi ile şekillendi.

Rusya’nın Kırım’ı ilhak ve işgal etmesinden bu yana Azak Denizi, askeri çatışma durumunda Kırım yarımadasını Rusya anakarasından izole etmek için kullanılabileceği için Rusya için stratejik olarak kritik hale geldi.

Buna karşılık, Rus donanması Rostov-on-Don’daki deniz kapasitesini hızla geliştirdi ve Rusya, her şeyden önce Kırım ile Rusya anakarası arasında 6 milyar dolarlık karayolu ve demiryolu bağlantısı olan Kırım Köprüsü olmak üzere yeni bir altyapı inşa etti.

Köprü, hem Kerç Boğazı hem de dolayısıyla Azak Denizi üzerindeki Rus kontrolünü pekiştirmeyi amaçladı.

Kerç Boğazı ve dolayısıyla Azak Denizi üzerinde Rusya’nın fiili kontrolünü sağladı ve uluslararası hukukta tanınmamasına rağmen Rusya’nın Karadeniz’deki fiili kıyı şeridini 421 kilometreden 1.200 kilometreye genişleterek Azak Denizi’ne yaklaşık 500 kilometre kıyı şeridi ekledi.

Moskova koridorlarında Karadeniz’in kendi etki alanına girdiği ve Karadeniz’in “Rus Karadeniz Filosunun sorumluluk bölgesi” olduğu görüşü dillendiriliyor. Kısa bir süre önce “arka bahçesi” olarak dillendirilen Karabağ’da kendisine rağmen kendi topraklarını geri almak için askeri harekat düzenleyen Azerbaycan örneği Ukrayna içinde cesaret vermiştir.

Son dönemde Ukrayna’nın savunma sanayisine verdiği önem ve satın aldığı silahlara bakılıp incelendiğinde Kiev’in olası bir Kırım harekatına hazırlık yaptığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Karabağ örneğinde olduğu gibi hava savunma sistemleri ve elektronik haberleşme/harp sistemlerinin ilk etapta vurulacağı olası bir askeri harekatın Kırım’da yaşanması çok yakın.

Karadeniz’de artık denizde seyir özgürlüğünü kullanan başta İngiltere ve ABD savaş gemileri ve hava kuvvetleri yani NATO askeri gücü de düşünüldüğünde 2021-2022 yılları Rusya ile bir çatışma alanı, Kırım ise askeri harekat bölgesi olarak karşımıza çıkacak.

İlgili Yazılar

Back to top button
Close
Close