ABD uzun menzilli JDAM LR füzesini test etti

ABD Donanması, Joint Direct Attack Munition Uzun Menzil (JDAM LR) varyantının testlerini başarıyla tamamladığını açıkladı.
Verilen bilgilere göre testler, mühimmatın taşıyıcı uçaktan güvenli şekilde ayrılabildiğini doğrularken mevcut uçak arayüzleriyle uyumluluğunu teyit etti. Ayrıca her iki uçuşta da yaklaşık 200 deniz mili menzil boyunca kontrollü serbest uçuş ve hassas güdüm kabiliyeti başarıyla gösterildi.
Uzun menzil ve standoff kabiliyeti öne çıkıyor
JDAM LR, 1990’lardan bu yana Amerikan hassas taarruzunun bel kemiğini oluşturan GPS güdümlü JDAM kitinin motorlu ve daha uzun menzilli bir evrimi olarak öne çıkıyor. Standart JDAM, yüksek irtifadan bırakılan ve GPS ile ataletsel seyrüsefer sistemiyle hedefe yönelen güçsüz bir süzülüş mühimmatıyken, Uzun Menzil varyantı buna itki sistemi ekleyerek bırakıldıktan sonra kat edebileceği mesafeyi ciddi ölçüde artırıyor.
Yaklaşık 200 deniz mili menzil, sistemi tam anlamıyla “standoff” kategorisine taşıyor; yani mühimmatı bırakan uçağın, modern hava savunma sistemlerinin menziline girmeden hedefi vurabilmesini sağlıyor.
Mevcut uçak arayüzlerinin kullanılması, özellikle filo entegrasyonu açısından kritik önem taşıyor. Uçak gemisi konuşlu hava unsurları; güverte alanı, lojistik ve eğitim açısından sınırlı imkânlarla faaliyet gösteriyor. Yeni bir silahın modifiye pylonlar, yeni yazılım yükleri veya kapsamlı pilot eğitimleri gerektirmesi, operasyonel kabiliyet kazanımını yavaşlatan bir unsur olarak öne çıkıyor.
JDAM LR’nin mevcut sistemlerle uyumlu olduğunu göstermesi, bu mühimmatın uçak gemisi hava kanatlarına mevcut görev planlama ve icra konseptlerini köklü şekilde değiştirmeden entegre edilebileceğine işaret ediyor.
PMA-201 bünyesinde Hassas Taarruz Silahları Program Yöneticisi Kaptan Sarah Abbott, programın aciliyetine dikkat çekti. Abbott, “Harekât sahasındaki Deniz Hava Kuvvetleri JDAM sistemlerine yoğun şekilde bağımlı olmaya devam ederken, filoya daha geniş standoff menzil kazandırma ihtiyacının kritik olduğu görülüyor” dedi. “Bu yeni kabiliyet, pilotların hedefleri çok daha güvenli mesafelerden angaje etmesine imkân tanıyarak, çekişmeli ortamlarda taktik üstünlüğün korunmasına yardımcı oluyor.”
Bu yaklaşım; çekişmeli harekât ortamları, standoff avantajı ve pilot beka kabiliyeti gibi unsurların, ABD Donanması’nın karşı karşıya olduğu tehdit ortamını doğrudan yansıttığını gösteriyor. Modern entegre hava savunma sistemleri, ölümcül etki alanlarını önemli ölçüde genişleterek taarruz uçaklarının güvenli operasyon sahasını daraltıyor ve her görevde risk ile nüfuz derinliği arasında hassas bir denge kurulmasını zorunlu kılıyor.
200 deniz mili mesafeden, savunma şemsiyesine girmeden hassas vuruş yapabilme kabiliyeti, hem taarruz planlamasında hem de karşı tarafın savunma kurgusunda ciddi değişikliklere yol açabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: M5, Defence Blog



