ABD Donanması yeni güverte fırlatma sistemini test etti - M5 Dergi
Öne ÇıkanSavunma Haberleri

ABD Donanması yeni güverte fırlatma sistemini test etti

Birleşik Krallık merkezli savunma şirketi BAE Systems, ABD Donanması ve müttefik deniz kuvvetlerinin hava savunma kapasitesini artırmayı hedefleyen Adaptable Deck Launcher (ADL) sisteminin ilk gerçek mühimmatlı atış testini başarıyla tamamladı.

Gemi güvertesine monte edilen sistem, Evolved SeaSparrow Missile (ESSM) hava savunma füzelerinin daha fazla sayıda taşınmasına ve denizde standart gemi ekipmanları kullanılarak yeniden yüklenmesine imkân tanıyor.

İlk canlı atış testi Kaliforniya’da yapıldı

BAE Systems, 27 Ekim’de yaptığı açıklamada, ADL sisteminin ilk canlı atış testinin ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki China Lake silah test sahasında gerçekleştirildiğini duyurdu. Mojave Çölü’nde bulunan tesis, ABD Donanması’nın başlıca silah test merkezleri arasında yer alıyor.

ABD Savaş Bakanlığı sözleşmesi kapsamında NATO Seasparrow Proje Ofisi için geliştirilen ADL, gemilere ilave füze kapasitesi kazandırmayı ve mevcut platformların hava savunma kabiliyetlerini yeni bir dikey lançer altyapısına ihtiyaç duymadan genişletmeyi amaçlıyor.

Şirket, test sırasında kaç füze ateşlendiği veya hangi ESSM varyantının kullanıldığı konusunda ayrıntılı bilgi paylaşmadı.

Mk 41 dikey lançerlerine alternatif bir çözüm

ADL’nin öne çıkan özelliği, geleneksel dikey lançer sistemlerinden farklı bir mimari kullanması. ABD Donanması’nın kruvazör ve muhriplerinde yaygın olarak kullanılan Mk 41 Vertical Launching System (VLS), füzelerin geminin güvertesinin altına yerleştirilen özel dikey hücrelerde muhafaza edilmesini gerektiriyor.

ADL ise güverte üzerine yerleştirilen ve belirli bir açıyla ateşleme yapan füze konteynerlerinden oluşuyor. Bu tasarım, geminin iç hacminde büyük dikey füze kuyuları açılmasını gerektirmediği için özellikle mevcut platformlara sonradan silah sistemi entegre edilmesini kolaylaştırıyor.

Bununla birlikte sistem, Mk 41 ailesinde kullanılan elektronik ve lojistik altyapıyla uyumlu olacak şekilde tasarlandı. BAE Systems’e göre bu ortaklık, işletme maliyetlerinin düşük tutulmasına, mevcut destek altyapısından yararlanılmasına ve sistemin operasyonel güvenilirliğinin korunmasına katkı sağlıyor.

Dörtlü füze konteyneriyle hava savunma kapasitesi

ADL, Mk 25 Quad-Pack füze konteynerleriyle tam uyumlu. Bu konteynerler, tek bir hücre içerisinde dört adet ESSM füzesinin taşınmasına olanak tanıyor. Böylece sistem, güvertede kapladığı alan karşılığında yüksek sayıda önleyici füzenin gemiye kazandırılmasını hedefliyor.

NATO kapsamında geliştirilen RIM-162 ESSM, gemileri sesüstü gemisavar füzelerine, savaş uçaklarına ve diğer hava tehditlerine karşı korumak için kullanılan bir hava savunma mühimmatı. Füze, özellikle gemilere yönelik yakın ve orta menzilli hava tehditlerinin önlenmesinde önemli bir rol üstleniyor.

Sistemin Mk 25 konteynerleriyle uyumlu olması, yeni lançer için tamamen farklı bir füze muhafaza mimarisi geliştirilmesi ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Bu durum, mevcut mühimmat tedarik zincirinin ve lojistik süreçlerinin kullanılabilmesi açısından da avantaj sağlıyor.

Denizde yeniden yükleme kabiliyeti öne çıkıyor

ADL’nin en önemli operasyonel avantajlarından biri, mühimmatın denizde yeniden yüklenmesini kolaylaştırması. Geleneksel dikey lançerlerde kullanılan füze hücrelerine erişim ve yeniden yükleme işlemleri, geminin tasarımına ve mevcut destek imkânlarına bağlı olarak karmaşık süreçler gerektirebiliyor.

ADL’de ise füze konteynerleri güverte üzerinde bulunduğu için boşalan konteynerlerin standart gemi ekipmanları kullanılarak değiştirilmesi hedefleniyor. Böylece uygun deniz ve operasyon koşullarında, özel bir liman altyapısına dönme ihtiyacı azaltılabilecek.

Bu özellik, özellikle uzun süreli görevlerde ve yoğun hava saldırısı tehdidi altındaki deniz harekâtlarında önem taşıyor. Geminin limana dönmeden mühimmat ikmali yapabilmesi, hava savunma kapasitesinin daha uzun süre korunmasına yardımcı olabilir.

Bununla birlikte yeniden yükleme işleminin gerçek operasyonlarda ne kadar süreceği, hangi deniz koşullarında gerçekleştirilebileceği ve kullanılacak destek ekipmanlarının kapsamı konusunda henüz ayrıntılı teknik veriler açıklanmış değil.

Uçak gemileri ve amfibi hücum gemileri için tasarlandı

BAE Systems, ADL’yi uçak gemileri, amfibi gemiler ve diğer suüstü muharip platformlarında kullanılabilecek şekilde geliştiriyor. Sistem için orta boy insansız suüstü araçlarına (İDA) yönelik daha kompakt konfigürasyonlar da değerlendiriliyor.

Özellikle büyük dikey lançer sistemleriyle inşa edilmemiş uçak gemileri ve amfibi hücum gemileri, ADL’nin potansiyel kullanım alanları arasında bulunuyor. Bu platformlara güverte üzerinden ilave füze kapasitesi kazandırılması, geminin mevcut tasarımında kapsamlı değişiklik yapılmadan hava savunma kabiliyetinin geliştirilmesini sağlayabilir.

Orta boy insansız suüstü araçlarına yönelik konfigürasyon ise daha geniş bir konseptin parçası olarak değerlendirilebilir: Füze taşıyan insansız platformların, insanlı savaş gemilerine destek vererek deniz kuvvetlerinin toplam mühimmat kapasitesini artırması.

Ancak ADL’nin bu platformlardaki entegrasyon takvimi, kesin konfigürasyonları ve operasyonel hizmete giriş tarihi henüz açıklanmış değil.

ESSM Block 2 entegrasyonu hedefleniyor

ADL programının geçmişi, ABD Donanması’nın Yeni Nesil Evolved SeaSparrow Füze Fırlatma Sistemi programına dayanıyor. BAE Systems, 2023 yılında NATO Seasparrow Proje Ofisi için güverte tipi lançer prototipleri tasarlamak üzere 37 milyon dolarlık sözleşme almıştı.

Programın temel hedeflerinden biri, ESSM Block 2 füzelerinin uçak gemileri ve diğer geniş güverteli platformlarda kullanılabilmesini sağlamak.

ESSM Block 2, önceki sürümlerden ayrılan en önemli özelliklerinden biri olan aktif radar arayıcı başlıkla donatıldı. Bu teknoloji, füzenin uçuşun son safhasında hedefini kendi radar sistemi üzerinden takip etmesine imkân tanıyor. Böylece füzenin hedefe yönlendirilmesinde geminin ateş kontrol sistemine olan bağımlılığın azaltılması ve aynı anda birden fazla tehdide karşı angajman kapasitesinin geliştirilmesi amaçlanıyor.

Aktif radar arayıcı başlık, özellikle manevra yapan ve yüksek hızla yaklaşan gemisavar füzelerine karşı angajman esnekliği açısından önem taşıyor. Bununla birlikte gerçek performans; hedefin özelliklerine, elektronik karıştırma koşullarına, angajman geometrisine ve füzenin görev profiline bağlı olarak değişiyor.

Mk 41 tecrübesi yeni sisteme aktarılıyor

BAE Systems, Mk 41 dikey lançer ailesinin mekanik tasarım faaliyetlerinde görev alıyor ve bu sistemlerde kullanılan füze konteynerlerini üretiyor. Şirketin ABD Donanması ile Avustralya ve Japonya gibi müttefik ülkelerin deniz kuvvetleri için yürüttüğü konteyner üretim faaliyetleri, ADL’nin geliştirilmesinde mevcut üretim altyapısından yararlanılmasını sağlıyor.

Mk 41 ile ortak lojistik ve mühimmat mimarisinin korunması, yeni sistemin mevcut filolara entegrasyonunu kolaylaştırabilecek unsurlar arasında yer alıyor. Bu yaklaşım, gemilerin yalnızca yeni bir lançer edinmesini değil, aynı zamanda mevcut füze tedarik ve bakım zincirlerinden yararlanmasını da mümkün kılabilir.

Genel değerlendirme: ADL, deniz kuvvetlerinin hava savunma kapasitesini yalnızca yeni gemiler veya büyük ölçekli dikey lançer modernizasyonları üzerinden artırmak yerine, mevcut platformlara ilave füze taşıma ve denizde yeniden yükleme kabiliyeti kazandırmayı hedefliyor. Özellikle güverte alanı uygun ancak Mk 41 gibi büyük sistemleri barındıracak altyapısı bulunmayan gemiler açısından bu yaklaşım önemli bir seçenek oluşturabilir. Sistemin operasyonel değeri ise mühimmat kapasitesinin yanı sıra yeniden yükleme süresi, deniz koşullarındaki kullanım sınırları ve gerçek görevlerdeki entegrasyon performansıyla belirlenecek.

Kaynak: M5, Defence Blog

Abone Ol 

İlgili Yazılar

Abone Ol 
Back to top button
Close
Close