İsrail Yunanistan ve GKRY'ni nasıl esir aldı? - M5 Dergi
Öne ÇıkanStrateji Analiz

İsrail Yunanistan ve GKRY’ni nasıl esir aldı?

Abone Ol 

Yunanistan’ın son dönemde hayata geçirmeye çalıştığı “Gündem 2030” ve Aşil Kalkanı” projeleri, ülkenin yıllardır Avrupa ülkelerinden aldığı “eski” savunma sanayi ürünleri ile oluşturmak istediği savunma mimarisinin ötesine geçme hedefini açıkça ortaya koyuyor.

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın ortaya koyduğu bu projeler, klasik anlamda birkaç silah sistemi satın alma hamlelerinden çok daha kapsamlı projeler olarak, özellikle savunma sanayinde İsrail’e teslim olma projeleri olarak öne çıkıyor.

“Gündem 2030” projesi

“Gündem 2030” olarak adlandırlan proje ile Yunanistan, 2027-2037 dönemini kapsayan uzun vadeli silahlanma planını, belli bir strateji içerisine oturtmaya çalışıyor.

Resmi kaynaklardan, Reuters gibi uluslararası ajanslara da yansıyan rakamlara göre Yunanistan, bu plan kapsamında 2037 yılına kadar yaklaşık 28 milyar euro seviyesinde bir savunma modernizasyonu planlıyor.

Bu programın içerisinde F-35 savaş uçakları, yeni fırkateynler, uzun menzilli ateş gücü, insansız sistemler, hava savunma sistemleri, füze savunması ve elektronik harp unsurları bulunuyor.

Fakat “Gündem 2030”un belki de en önemli tarafı, Yunanistan’ın savunma sanayisini yeniden yapılandırma çabası.

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, savunma tedariklerinde yaklaşık yüzde 25 oranında dış destek savunma sanayii katılımını bir politika standardı haline getirdiklerini açıkladı ve buradaki amaç; sadece Yunan savunma sanayisini canlandırmak değil, aynı zamanda da yabancı şirketlerin Yunanistan’a teknoloji, üretim, bakım ve know-how taşımasını sağlamaya çalışmak.

Yunanistan Savunma Bakanlığı bunu açık biçimde “Hellenic Defence Ecosystem” olarak tanımlıyor ve bakanlık, yabancı savunma ekosistemlerinin Yunanistan’a taşınmasını ve Yunan şirketleriyle ortak üretim yapılması için büyük tavizlere açık olduğunu ortaya koyuyor.

Aşil Kalkanı” projesi

Bu dönüşümün merkezinde ise Aşil Kalkanı bulunuyor.

Yunanistan’ın 23 Temmuz 2026’da açıkladığı sistem, yaklaşık 3,5 milyar euro değerinde çok katmanlı bir hava ve füze savunma mimarisi ve savunma sanayi ekosistemi olarak tanımlanıyor.

Yunanistan’ın Kathimerini gazetesi, sistemin 35 ay içerisinde tam operasyonel hale getirilmesinin hedeflendiğini yazarken, Jerusalem Post gibi İsrail medyası ise bu projenin temelinde üç İsrail savunma sanayi çözümünün bulunduğunu belirtiyor.

Bunlar;

Rafael SPYDER kısa menzilli hava savunma sistemi, IAI Barak MX orta menzilli hava ve füze savunma sistemi ve Rafael David’s Sling balistik füze savunma sistemi olarak özetleniyor.

Ancak burada; bu üç sistem tek tek çalışan bağımsız bataryalar olarak planlanmıyor.

Yunanistan ve İsrail için asıl hedef, bu üç sistemin katmanlı bir şekilde kurulması ve ortak sensör ve komuta-kontrol mimarisi altında birbirine bağlanması.

Yunan medyası Kathimerini’nin aktardığı plana göre sistemde yapay zeka destekli komuta-kontrol yazılımı bulunacak ve farklı sensörlerden alınan veriler üzerinden tehdide karşı hangi önleyicinin kullanılacağı belirlenecek.

Dolayısıyla “Aşil Kalkanı”, “sensör → karar → önleyici” zincirinin tek bir ağ haline getirilmesinde yatıyor.

Ancak mesele burada da bitmiyor. Yunanistan, orta vadede GKRY ve Ege adalarını da bu sisteme entegre etmeyi planlıyor.

Bu da Yunanistan’ın savunma anlayışında köklü bir değişim anlamına geliyor.

Aşil Kalkanı” projesi sadece hava savunması değil

Burada Dendias’ın tanımlamasına özellikle dikkat etmek gerekiyor.

Zira; Yunanistan Savunma Bakanlığı “Aşil Kalkanı”nı yalnızca uçaklara karşı bir hava savunma sistemi olarak tanımlamıyor.

Yunanistan Savunma Bakanı Dendias, “Aşil Kalkanı”nı balistik füze, hava savunması, karşı İHA, gemisavar ve denizaltı savunması dahil olmak üzere ülkenin genel caydırıcılık mimarisi olarak tanımlıyor.

Yunanistan Savunma Bakanlığı’nın Haziran ayındaki son açıklamasında ise bu yaklaşımın; kara, deniz, hava, siber alan ve uzaya kadar genişletilmek hedefi olduğu görülüyor.

PULS ile başlayan ikinci hat

İsrail-Yunanistan işbirliğinin Aşil Kalkanı’ndan önce başlayan diğer önemli ayağı ise, İsrail’in savunma sanayi üreticisi Elbit Systems PULS roket topçu sistemi.

Yunanistan, geçtiğimz aylarda İsrail ile, 36 adet PULS sistemi için yaklaşık 750 milyon dolar değerinde anlaşma imzaladı.

Anlaşma dört yıllık teslimat sürecini ve bunun ardından 10 yıllık lojistik destek dönemini kapsıyor.

Bu anlaşma kapsamında ayrıca, Yunanistan’a yalnızca PULS sistemleri değil, farklı menzillerde güdümlü roketler ve gezinen mühimmatlar da sağlanacak.

Daha dikkat çekici yanı ise; anlaşma kapsamında, Yunanistan’ın“Gündem 2030” projesi kapsamında, İsrail şirketlerinin Yunan savunma sanayisine %25 ortak olacağı yatırımlar yapacak olması.

İsrail Yunan sanayisine yerleşiyor

Burada asıl stratejik kırılma, silahların satın alınmasından ziyade İsrail savunma şirketlerinin Yunan üretim altyapısına yerleşmesi.

Bunun en somut örneklerinden biri de Elbit System dışında, yine savunma sanayi üreticisi olan Intracom Defense.

Zira; İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii, 2023 yılında Yunan savunma şirketi Intracom Defense’in yüzde 90,91 hissesini yaklaşık 60 milyon euro karşılığında satın aldı.

Şirket bugün hala Yunanistan’da faaliyet gösteren bir savunma şirketi olarak tanımlansa da ve İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii şirketinin Yunanistan ve Avrupa faaliyetlerinin önemli bir ayağını oluşturuyor.

Bu satın almanın önemi sadece şirketin İsrail sermayesine geçmesi değil.

Intracom Defense’in faaliyet alanı füze alt sistemleri, taktik haberleşme, komuta-kontrol, elektronik sistemler, hibrit güç sistemleri ve insansız sistemlere kadar uzanıyor.

Zira; 2025’te şirketin sipariş portföyü 300 milyon euroya ulaştı ve dolayısıyla burada İsrail, Yunanistan’daki mevcut mühendislik ve üretim kapasitesini kendi küresel savunma ağının içine bağlamakla ilgili bir stratejiyi hayata geçiriyor.

Diğer önemli örnek ELVO

Yunanistan’ın tarihi askeri araç üreticisi ELVO, İsrail merkezli Plasan ve SK Group tarafından oluşturulan konsorsiyum tarafından 2025 yılı sonunda satın alındı.

Şirketin Selanik-Sindos’taki tesisi yaklaşık 273 bin metrekare alana yayılıyor ve 66 bin metrekare kapalı üretim, montaj ve test alanına sahip.

Bu nedenle ELVO’yu sadece bir araç fabrikası olarak görmek eksik olabilir.

İsrail açısından burası, Avrupa’nın güneydoğusunda askeri araç üretimi, modernizasyonu, bakım ve potansiyel ortak üretim için hazır bir sanayi altyapısı anlamına geliyor.

Üstelik Yunanistan’ın yüzde 25 yerli sanayi katılımı politikası düşünüldüğünde ELVO, Intracom Defense, Hellenic Aerospace Industry ve diğer şirketler birbirinden bağımsız tesisler olmaktan çıkıp daha geniş bir üretim ağının parçası haline geldiğini gösteriyor.

Kalamata ile entegrasyon

İsrail’in Yunanistan’daki varlığının bir diğer önemli boyutu ise eğitim.

İsrail’in savunma sanayi şirketi Elbit Systems, Yunanistan’ın Kalamata bölgesindeki Uluslararası Uçuş Eğitim Merkezi’nin modernizasyonunda ve işletilmesinde Yunanistan’ın stratejik ortağı olarak bir anlaşma imzaladı.

2021’de imzalanan anlaşma 22 yıllık bir ortaklığı kapsıyor.

Yani bu anlaşmalar kapsamında İsrail şirketleri; Yunanistan askeri sanayisi konusunda, eğitimde, komuta-kontrolde, elektronik harpte, karşı İHA teknolojisinde, füze ve roket sistemlerinde, savunma elektroniğinde, askeri araç üretiminde ve altyapısında merkezi konuma geliyor.

İşte bu nedenle Yunanistan ile İsrail arasındaki ilişki klasik bir “silah satın alan ülke–silah satan ülke” ilişkisinin çok ötesinde gelişiyor.

İsrail’in Avrupa kapısı Yunanistan

İsrail, Yunanistan’ın bir AB ve NATO ülkesi olması özelliklerini kullanmak istiyor.

Dolayısıyla İsrail şirketlerinin Yunan savunma sanayisiyle ortak üretim yapması, Avrupa savunma fonlarına, ortak Ar-Ge programlarına, Avrupa tedarik zincirlerine ve NATO standartlarına erişim bakımından ciddi avantaj yaratıyor.

Örnek vermek gerekirse; Centaur-Barak MX entegrasyonu bunun şimdiden çalışan bir örneği.

Yunanistan ve GKRY’nin, Centaur için Avrupa’nın SAFE mekanizması kapsamında ortak teklif hazırlaması da bu bağlantının nasıl gelişebileceğini gösteriyor.

Dolayısıyla mesele “İsrail silahına AB etiketi vurmak”tan ziyade İsrail teknolojisinin Avrupa savunma sanayi zincirlerine Yunanistan üzerinden satılması olduğu net bir şekilde görülüyor.

GKRY ile denklem tamamlanmak isteniyor

Yunanistan-İsrail ilişkisinin üçüncü ayağı ise GKRY olarak ortaya çıkıyor.

GKRY’nin İsrail’den Barak MX hava savunma sistemi tedarik etmiş olması, Doğu Akdeniz’deki savunma mimarisinin önemli parçalarından biri olarak kabul ediliyor.

Yunan basınında sistemin 2024 sonlarında teslim edilmeye başladığı ve 2025’te operasyonel hale getirildiği aktarılıyor ve buna 2026’da Yunan yapımı Centaur sistemlerinin eklenmesi planlanıyor.

Daha önemlisi, 2025 yılının Aralık ayında Yunanistan, GKRY ve İsrail 2026 yılı için üçlü askeri işbirliği planı üzerinde anlaşmaya vardı.

Plan; ortak hava ve deniz tatbikatları, özel kuvvetler eğitimi, İHA’lara karşı mücadele, elektronik harp ve yeni nesil tehditlere yönelik işbirliğini içeriyor.

Yani bu durum; artık üç ayrı ülkenin ayrı ayrı silahlanması değil, ortak bir yapı inşaa ettiklerini gözler önüne seriyor.

Ortak tatbikat planları ülkeleri sahada da birleştiriyor

2026 yılı için planlanan ortak tatbikatların kapsamının genişletilmesi de ortaya koyduğum tüm bu tezi perçinliyor.

Yunanistan ve İsrail hava ve deniz kuvvetleri arasındaki tatbikatların yanı sıra özel kuvvetler, deniz güvenliği, elektronik harp ve insansız sistemlere karşı mücadelede işbirliğini artırıyor.

İsrail ayrıca Yunanistan’a İHA sürülerine karşı teknoloji ve know-how konusunda destek verme kararı aldı.

Özellikle Ocak ayında, Yunanistan Savunma Bakanı Dendias ile İsrail Savunma Bakanı Israel Katz arasındaki görüşmeler sonrasında karşı İHA ve siber güvenlik işbirliğinin hayata geçirildiği resmi olarak açıklandı.

Bu nokta özellikle önemli.

Çünkü Türkiye’nin İHA ve insansız savaş sistemlerindeki yükselişi düşünüldüğünde, Yunanistan’ın İsrail’den özellikle drone swarm, elektronik harp ve karşı İHA alanlarında teknoloji istemesi tesadüfi değil.

Doğu Akdeniz ve Ege

İşte ortaya koyduğum bütün bu tabloyu, şüphesiz olarak Türkiye’den bağımsız değerlendirmek mümkün değil.

Zira; Yunanistan’ın resmi belgelerinde İsrail “Türkiye’ye karşı ittifak” şeklinde tanımlanmıyor.

Yunan basını ve uluslararası medya da, iki ülke arasındaki savunma işbirliğini Doğu Akdeniz’deki güç dengeleri bağlamında açıkça değerlendiriyor.

Örnek olarak Reuters, Yunanistan’ın uzun vadeli silahlanma programının arka planında Türkiye ile stratejik denge arayışının bulunduğunu ve PULS sistemlerinin Türkiye sınırına ve Ege adalarına yönelik savunma kapasitesini güçlendirmek için yapıldığını Yunan savunma kaynaklarına dayandırarak aktarıyor.

Burada Yunanistan’ın yaklaşımının temel mantığı ise bana göre şu;

Türkiye’nin savunma sanayisi artık sadece envanterindeki F-16, tank veya fırkateyn sayısı üzerinden değerlendirilebilecek bir kapasite değil.

Türkiye; İHA, SİHA, seyir füzeleri, balistik füzeler, elektronik harp, insansız deniz araçları, savaş gemileri ve yeni nesil savaş uçağı projeleriyle ağ merkezli ve çok katmanlı bir askeri ekosistem oluşturmuş durumda.

Yunanistan bunun karşısında tek tek platformlarla yarışmak yerine İsrail’in özellikle hava savunma, füze savunma, elektronik harp ve sensör füzyonu tecrübesini kendi savunma sistemine entegre etmeye çalışıyor.

Ve bu noktada; denklemin diğer tarafını da görmek gerekiyor.

Bu ilişki sadece Yunanistan’ın İsrail’e bağımlı hale gelmesi değil, İsrail açısından da Yunanistan’ın giderek daha değerli hale gelmesi anlamına geliyor.

İsrail’in Avrupa pazarına açılabilmesi, NATO ülkeleriyle ortak üretim yapabilmesi, Avrupa savunma sanayisi zincirlerine girebilmesi ve kendi ürünlerini Avrupa’daki üretim kapasitesiyle destekleyebilmesi dışında, Doğu Akdeniz’deki EASTMED gibi projelerinin bir daha sekteye uğramaması açısından da, Yunanistan önemli bir merkez haline geliyor.

Sonuç

Bütün bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, İsrail-Yunanistan-GKRY işbirliğinin yalnızca savunma sanayisi ve silah tedariki üzerinden okunması artık yeterli değil.

Denklemin üçüncü ve daha kritik ayağı askeri erişim, üs kullanımı ve kuvvetlerin gerektiğinde Doğu Akdeniz’e hızla taşınabilmesi. Burada özellikle GKRY’nin coğrafi konumu İsrail açısından büyük önem taşıyor.

İsrail ile GKRY arasında savunma alanındaki işbirliği uzun süredir devam ediyor ve İsrail’in GKRY’deki askeri altyapıya erişimi konusunda da çeşitli düzenlemeler bulunuyor.

2025’te İsrail’in Paphos Hava Üssü’nde “ayrıcalıklı statü” elde edeceğine ilişkin kararı ve bunun yanında 2026’da Yunanistan, GKRY ve İsrail’in üçlü askeri işbirliği planını genişletmesiyle hava ve deniz tatbikatları, özel kuvvetler, İHA’larla mücadele ve yeni nesil tehditlere karşı ortak çalışmalar yapacağını açıklaması tüm bu bilgileri perçinliyor.

İsrail, Yunanistan ve GKRY’nin 2026 Ortak Eylem Planı’nı Aralık 2025’te imzalaması da bu sürecin kurumsallaştığını gösteriyor.

Bu nedenle yakın gelecekte İsrail’in stratejisinin, Yunanistan ve GKRY ile ilişkilerinde asıl kritik konu silah satışlarından, üs ve erişim mimarisine geçiş olacağı net olarak görünüyor.

İsrail’in Yunanistan’da üretim yapması, Yunan askerlerini eğitmesi, Barak MX ve PULS gibi sistemleri konuşlandırması, Yunan ve GKRY kuvvetleriyle müşterek tatbikatlar gerçekleştirmesi ve gerektiğinde bölgedeki hava-deniz altyapısından yararlanabilmesi, tek tek anlaşmalardan çok daha büyük bir stratejik bütün oluşturuyor.

Sonuç olarak; İsrail’in Yunanistan ve GKRY ile kurduğu tüm bu yapı, Yunanistan’ın İsrail tarafından esir alındığı ve İsrail’in Türkiye’yi sıkıştırmak ve NATO’yu karıştırmak istediği yeni bir plan olarak, büyük oranda gözden kaçan bir gerçeklik olarak hızlı adımlarla hayata geçiriliyor.

Kaynak: Adem KILIÇ, Siyaset Bilimci/Yazar

Abone Ol 

İlgili Yazılar

Abone Ol 
Back to top button
Close
Close