Öne ÇıkanStrateji Analiz

Biden kazandı, Trump kaybetmedi

ABD’de 3 Kasım seçimlerinin galibi Biden olsa da, ABD toplumunun yarısının desteğiyle meşruiyet kazanarak güçlenen Trump’ın ve seçmen tabanında pekişen Trumpizmin kaybetmediği açık.

ABD’de son yüz yirmi yılın en yüksek seçim katılım oranına (yüzde 67) sahip olan 3 Kasım 2020 başkanlık seçimlerinde, günler süren belirsizlik ve kaos atmosferinden sonra, Demokrat aday Joe Biden 78 milyonu aşan oylarla ABD’nin 46. başkanı oldu. Donald Trump yenilgiyi kabul edemiyor ve seçimlerde hile iddialarını yineleyerek sonuçlara itiraz ediyor. Twitter hesabından “Seçimleri kazandım!” mesajını yayımlayan Trump, Biden’ın yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde işbirliği davetini kabul edecek gibi görünmüyor. Demokrat Joe Biden ise 20 Ocak 2021’de başlayacağı başkanlık için bir geçiş ekibi hazırlığına çoktan başladı. Seçimleri kazanarak ABD Başkanı olan Biden’ı, Temsilciler Meclisi ve Senato’daki ağırlığını koruyacak olan Cumhuriyetçiler ve “bölünmüş Amerika” krizi bekliyor.

ABD seçim sonuçları görünenin aksine, Demokrat Joe Biden’ın galibiyetinden ibaret değil. Adeta bir buz dağını andıran seçimin sosyolojik, ekonomik ve siyasal sonuçları, ABD’de uzun süredir yaşanan düşüşün (decline) semptomları niteliğinde. Bu sonuçlar elbette ABD’nin köklü sorunlarından kaynaklanıyor; fakat 2020 Kovid-19 pandemisi ve kaos atmosferi içinde yaşanan başkanlık seçimleriyle yüzeye vurduğu da aşikâr. Seçimlerde hile ve dış müdahale şüphesi, seçim ve oy sistemindeki aksaklıklar ve ABD toplumundaki siyasal kutuplaşma gibi sorunlar, ABD’de başlayan gerilemenin dışavurumuna ve “Amerikan rüyasının” sona erdiğine dair iddialara ivme kazandırdı.

Uzun süren başkanlık yarışında Cumhuriyetçi Donald Trump Demokrat oylara yakın bir seçim sonucu elde etti ve görevdeyken en fazla oyu alan ikinci başkan adayı oldu. 2016’da yaklaşık 59 milyon 440 bin oy alan Trump, 2020 seçimlerinde destekçi sayısını 73 milyonun üzerine çıkardı. Biden ise Demokrat oyları 2016’daki seçimlere göre yüzde 8 oranında artırabildi. Diğer bir deyişle, Trump seçimleri kaybetti ama Cumhuriyetçi seçmen kitlesini kaybetmedi; küskün Cumhuriyetçilerden ve azınlıklardan aldığı beklenmedik destekle, 2016’da aldığı oyların üzerine çıktı. Uzmanlara göre seçimleri Trump karşıtı oylarla kazanan Demokratlara rağmen, sonuçlar “Trumpizmin” ya da diğer bir deyişle “Trumpçılığın” devam edeceğine işaret ediyor. Peki Trumpizm ne demek ve Trump neden kaybetmedi?

Trumpizm, Trump’ın başkanlık dönemi boyunca yaşanan belirsizlik, uygulanan ırkçı politikalar, bilimsel bulguları reddetme meyli, dini bağnazlık, sağ popülist siyasetle kutuplaştırma, ideolojik tutarsızlık, anti-diplomasi, anti-elitizm, anti-çoğulculuk, yasa tanımazlık, göçmen karşıtlığı, gerçek-ötesi (post-truth) söylem, otoriterlik gibi olumsuz kavramlarla nitelendirilen politikaları kapsayan ve Trump’ın kişiliğiyle özdeşleşen ideoloji anlamında kullanılıyor.

14 Kasım’da yaptığı konuşmada “Gelecekte hangi yönetim olur, kim bilir?” sözleriyle Kasım seçimlerinde yenilgiyi kabullendiği söylenen Donald Trump, attığı tweetlerle yenilgiyi kabullenmediğini bir kez daha vurguladı. 2024 seçimlerinde tekrar aday olabileceği ya da ailesinden bir aday çıkarması mümkün görünen Trump’ın ABD seçmeninden aldığı yoğun desteğin boşluğunu dolduracak bir halef olmaması durumunda, aldığı oy potansiyelinin kazandırdığı meşruiyet zeminiyle, kendisinin önemli bir güç olarak kalabileceği de ihtimaller arasında. Bunun yanı sıra Cumhuriyetçi Parti seçim anketörü Frank Luntz gibi, Trumpizmin Trump üzerine inşa edildiğini ve görevden ayrılmasıyla etkisini kaybedeceğini iddia edenler de mevcut.

Liberal seçkinciliğe ve çoğulculuğa karşı duruşuyla popülist siyasetin ana unsurlarını sergilemenin açık bir örneği olan Trump, Beyaz üstünlükçü, yabancı düşmanı ve ırkçı ideolojinin temsilcisi konumunda olsa da hâlâ Cumhuriyetçi Parti içi pek çok siyasetçi tarafından destekleniyor.

Trump destekçisi seçmenler

Günümüzün en bölücü ve kutuplaştırıcı seçimlerinden biri olarak tanımlanan seçimin sonuçlarıyla adeta tam ortadan ikiye bölünen ABD’de, uzmanlar Trump’ın popülist dürtülerine katılan yüzde 47’lik seçmenin tercihlerini sorguluyor, Trump’ın tutarsız, ırkçı, popülist siyasetine, Kovid-19’la mücadele sürecindeki başarısızlıklarına rağmen nasıl bu kadar çok destek aldığını tartışıyor ve sosyolojik olarak anlamlandırmaya çalışıyor. Zira Trump, aldığı oyla Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi ve Senato’da etkinliğini korumuş oldu. Hâlâ milyonlarca Amerikalı tarafından sevilen ve desteklenen Trump’ın başkanlık süreci bitse de Trumpizmin bitmediği söylentileri, Amerikan sokaklarındaki hareketlerle de görünür olmaya başladı.

Atlanta, Philadelphia, Washington ve diğer şehirlerde “Daha bitmedi”, “Oyları çalmayı durdurun” sloganlarıyla protesto gösterilerine başlayan, bir kısmı silahlı aşırı sağ gruplardan oluşan Trump destekçileri, Kasım’ın ortasına gelinmesine rağmen sakinleşmedi. “Freedom Works”, “Çay Partisi Hareketi”, “Trump için Latinler” ve diğer muhafazakâr gruplar ve aktivistler de seçim sonuçları protestolarına katıldı. Özellikle sağcı, beyaz üstünlükçü Proud Boys (Gururlu Çocuklar) grubunun ABD sokaklarındaki protesto gösterileri dikkatleri üzerine topladı. Zira 29 Eylül’de adayların seçim vaatlerini yarıştırdığı ilk başkanlık tartışmasında, Joe Biden Trump’ı Proud Boys grubunu kınamaya ve geri çekilmeye çağırmaya davet etmiş ve Trump da “Proud Boys, geri çekilin ve hazır olun” cevabını vermişti. Trump’ın bu sözleri “harekete geçmek için bekleyin” talimatı olarak yorumlanmıştı. Destek tabanının çoğunluğunun beyaz üstünlükçü ve ırkçılardan oluştuğunun farkında olan ve beyazların şikayetleri üzerinden politikalar yürüten Trump, seçim öncesindeki tartışmada da tabanını bahsi geçen söylemle etkilemeye çalışmıştı.

Demografik olarak 2016 seçimlerine benzetilen 3 Kasım 2020 ABD başkanlık seçimlerinde, Trump’ın cinsiyetçi söylemlerine rağmen, kadınlarla erkekler arasında beklenen derin farklılık görülmedi. Beklenmedik şekilde bu fark, yaşlı seçmen ve 30 yaş altı seçmenler arasında görüldü. Otuz yaş altı gençler çoğunlukla Biden’ı tercih ederken, 30-44 yaş arasındaki seçmenler yüzde 67 oranında Trump’ı tercih etti ve yaşlılarda da Trump oylarında beklenen düşüş görülmedi. Düşük ve yüksek gelirli seçmen oylarının çoğunluğu Biden’a kaydı. Trump beyazların oylarının yaklaşık yüzde 60’a yakınını alsa da Afro-Amerikalılar, Latin kökenliler ve Asyalı Amerikalıların büyük çoğunluğunu Biden’a kaptırdı. Fakat Trump beklenmedik şekilde, 1996 yılından beri Demokratları destekleyen Teksaslı ve Floridalı Kübalılar ve Venezuelalılar tarafından desteklendi. Eğitim seviyesi yüksek olanlar Biden’ı tercih ederken, eğitim seviyesi düşük seçmenlerin Trump’ı tercih ettikleri de tespit edilenler arasında. Kırsal kesimde ya da kasabalarda yaşayan seçmenler Trump’ı tercih ederken, sanayileşmiş eyaletlerde yaşayan insanların tercihleri Biden oldu. ABD genelinde seçim katılım oranlarındaki yükseliş ise Latin kökenlilerin oy kullanma oranlarındaki artışa bağlanıyor.

Uzmanlar 3 Kasım başkanlık yarışının belirsizlik atmosferi, anketlerdeki hata oranlarının yüksekliği gibi nedenlerle daha çekingen bir tavır sergilese de bazı veriler netleşti. Trump seçimlerde Latin, Hispanik ve Siyah oylarda artış yaşasa da kilit önemdeki orta sınıf tabanda kan kaybetti. Demokratik kıyılar/kentler, Cumhuriyetçi orta-Amerika/kırsal kesim dengesinde oynama oldu. Nitekim seçimlerden önce yapılan anketlerin sonuçlarını yorumlayan analistler, Trump’ın kazanıp kazanmayacağını Pennsylvania, Michigan, Ohio, Florida ve Wisconsin gibi salıncak eyaletlerdeki orta sınıf, beyaz ve mavi yakalı banliyö nüfusundan alacağı oyların belirleyeceğini söylüyorlardı. Seçim öncesi yapılan ulusal anketlerin yanılgılarına rağmen, bu konuda haklı çıktıkları söylenebilir. Wisconsin, Minnesota, Pennsylvania, Michigan, Georgia ve Arizona’da yaşayan ve hükümetin çalıştığını görmek isteyen, ırkçılıktan ve zenofobiden (yabancı düşmanlığı) uzak orta sınıf banliyö seçmen kitlesinin oyları Biden’a kaydı. Bunun yanı sıra, özellikle Arizona’daki beyaz seçmenin ve yüzde 5’lik yerli nüfusun Biden desteği de Trump’ın oy kayıpları arasında zikrediliyor.

Buna rağmen pek çok Hristiyan seçmenin muhafazakâr önceliklerine göre oy verme davranışı gösteriyor olması da Trump’ın kazançları arasında. Reagan’dan bu yana Cumhuriyetçileri destekleme eğiliminde olan ve Pennsylvania, Michigan, Wisconsin eyaletlerindeki Katolik seçmen kitlesinde yaşanan Trump karşıtı hareketliliğe rağmen, Trump’ın Florida’da Hispanik Katoliklere yaptığı kur, seçimlerde etkisini gösterdi. ABD seçmen kitlesinin yüzde 64’ünü oluşturan Hristiyanların yoğun Trump desteği 2020 seçimlerinde de istikrarını sürdürürken, seçmenlerin yüzde 5’ini oluşturan Beyaz Evanjelik Hristiyanlar da Trump’a bağlılıklarını korudu ve yüzde 75’i Cumhuriyetçileri destekledi. Seçimlerden hemen önce Yahudi lobilerinin ve Evanjeliklerin oylarını hedefleyen Donald Trump, İsrail ve Sudan arasında arabuluculuk yaparak normalleşme evresine girdiklerini ilan etmişti ve amacına ulaşarak Evanjelik seçmen kitlesinden oluşan tabanını korudu.

Başkanlık yarışında ter döken Trump ve Biden seçim kampanyaları için, ABD’de çok tartışılan Siyasi Eylem Komiteleri (PAC) yoluyla bağışlar toplamışlardı. Donald Trump “Great America PAC”, “Honoring American Law Enforcement PAC”, “America First Action” ve “Preserve America PAC” tarafından desteklendi. Bunlardan ilki olan America First Action, aralarında en kuvvetli olanı. Bu başkanlık adayları PAC’ler aracılığıyla potansiyel siyasi müttefikleri için bağışlarda bulunabilir, dış gruplardan sınırsız bağış talep edebilir ve bu fonları rakibini geçmek için kullanabilir. PAC’lerin yanı sıra “Committee to Defend the President”, “Coalition for American Veterans”, “Our American Century”, “Black Americans to Re-Elect the President”, “Tea Party Patriots Citizens Fund” isminde organizasyonları da içeren bağış destek kampanyaları da bulunuyor.

Donald Trump’ın başkanlık seçimleri için düzenlediği sanal bağış kampanyası ise tüm bu organizasyon ve PAC’lerden daha fazla bağış topladı. Donald Trump başkanlık seçimleri için düzenlediği bağış kampanyasında seçmen tabanından 595 milyon dolar bağış toplamıştı. 3 Kasım seçim sonuçlarına itiraz eden Trump, bu süreçte kullanılmak üzere yeniden bağış kampanyası başlattı. “GoFundMe” web sitesi üzerinden yürütülen kampanyada toplanan bağışların yüzde 50’sinin seçim kampanyası borçları için harcanacağı ve bir kısmının da Cumhuriyetçi Parti’ye bağışlanacağı açıklandı.

Biden kazanmış olsa da Trump kaybetmedi ve hatta tabanını genişletti, Cumhuriyetçi Parti’deki yerini sağlamlaştırdı. Alınan oylarla Cumhuriyetçilerin ağırlığını koruyacağı Temsilciler Meclisi ve Senato bölünmüş bir toplumun aynası oldu. Bu koşullarda Biden hükümetinin yaşaması muhtemel engeller, uzun süredir yaşanan politika tıkanıklığını devam ettirebilir.

Cumhuriyetçi Parti’de Trump desteği

Dört yıllık başkanlık döneminde Cumhuriyetçi Parti’de değişim rüzgarları estiren Trump, parti içi karşıtlarının varlığına rağmen, çoğu Trump karşıtı Cumhuriyetçi üyenin partiden ayrılması ya da ihraç edilmesiyle birlikte, partideki en geniş tabana sahip oldu. Bağış toplama listesi en kabarık aday olan Donald Trump, geçmişte görülen başkan adaylarından farklı bir profil sergileyerek parti içi tabanının (yüzde 90 civarında) bağlılığıyla gücünü pekiştirmeye devam ediyor.

Liberal seçkinciliğe ve çoğulculuğa karşı duruşuyla popülist siyasetin ana unsurlarını sergilemenin açık bir örneği olan Trump, Beyaz üstünlükçü, yabancı düşmanı ve ırkçı ideolojinin temsilcisi konumunda olsa da hâlâ parti içi pek çok siyasetçi tarafından destekleniyor. Trump’ın parti içindeki en güçlü politikacı olmaya devam ettiğini belirten Cumhuriyetçi Parti liderleri, Trump’ın partinin güçlenmesinde büyük bir rol oynayacağını söylüyorlar. Trump’ın seçimlerde kazandığı başarıyı destekleyen Cumhuriyetçiler, partiyi yeniden canlandırdığını düşünüyorlar ve Trump’ın seçim itirazlarını destekliyorlar. Dolayısıyla Cumhuriyetçi Parti içinde herhangi bir reform hareketi beklenmiyor ve bunun için belirgin bir adayları da yok. Eski Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush da var olan desteğe katılarak Trump’ın kazandığı oyları “olağanüstü bir başarı” olarak yorumlarken, Cumhuriyetçilerin sesinin hükümetin her kademesinde duyulmaya devam edeceğinden duyduğu memnuniyeti belirtiyor.

Trump destekçisi olmayan Cumhuriyetçiler ise yenilgiyi kabullenmeyen Trump’ı eleştiriyor, Trump’tan ve tabanından korktuklarını ifade ediyorlar. Trump karşıtı Cumhuriyetçiler, parti içinde Trumpizmi destekleyenlerin, bunu Kongre’de yer almak arzusuyla yaptıklarını, bunun kesinlikle bir sevgi değil korku olduğunu vurguluyorlar. Eski Cumhuriyetçilerden oluşan Biden destekçisi Lincoln Projesi üyeleri ise “yabancı düşmanı, ırkçı, popülist, Beyaz-üstünlükçü, bağnaz dindarlarla ittifak kuran ve ana-akım medyayı kendine düşman eden Trump’ın otoriter, faşist ve anti-demokratik yönetiminin” karşısında olduklarını her fırsatta dile getirdiler.

Kısacası, 3 Kasım ABD başkanlık seçimleri çok önemli sonuçlar doğurdu. Biden kazanmış olsa da Trump kaybetmedi ve hatta tabanını genişletti, Cumhuriyetçi Parti’deki yerini sağlamlaştırdı. Alınan oylarla Cumhuriyetçilerin ağırlığını koruyacağı Temsilciler Meclisi ve Senato bölünmüş bir toplumun aynası oldu. Bu koşullarda Biden hükümetinin yaşaması muhtemel engeller, uzun süredir yaşanan politika tıkanıklığını devam ettirebilir. Kovid-19 pandemisiyle katlanan ekonomik bunalımın büyüyebileceği ihtimali üzerinde duruluyor ve Amerika’daki belirsizlik, kriz ve kaos atmosferi kolay kolay geçeceğe benzemiyor. Dolayısıyla 3 Kasım seçimlerinin galibi Biden olsa da, Cumhuriyetçi Parti’nin çoğunluğu ve ABD toplumunun yarısının desteğiyle meşruiyet kazanarak güçlenen Trump’ın ve seçmen tabanında pekişen Trumpizmin kaybetmediği açık.

[Lisans ve yüksek lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi’nde tamamlayan Aslı Nur Düzgün İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde doktora çalışmalarına devam etmektedir]

İlgili Yazılar

Back to top button
Close
Close