Japonya ilk yerli uzun menzilli füzelerini konuşlandırdı

Japonya ordusu, yerli olarak geliştirilen stand-off füzelerin ilk operasyonel konuşlandırılmalarının gerçekleştirildiğini açıkladı.
Bu kapsamda yeni adlandırılan Tip-25 karadan gemiye füze ve Tip-25 hiper yüksek hızlı süzülen mühimmat (HVGP), ülkenin gelişen karşı taarruz kabiliyetinin bir parçası olarak resmen envantere alındı.
JGSDF açıklamasına göre, daha önce geliştirilmiş Tip-12 karadan gemiye güdümlü füzenin (kara konuşlu) modernize versiyonu ve ada savunması için yüksek hızlı süzülen mühimmat olarak bilinen sistemler, geliştirme sürecini tamamladı. Bu sistemler, Japonya’nın aktif birliklere konuşlandırılan ilk yerli stand-off füzeleri olarak hizmete girdi.
Artan tehdit algısı ve caydırıcılık hedefi
Konuşlandırmanın aciliyeti, Japonya Savunma Bakanlığı’nın “giderek daha ağırlaşan güvenlik ortamı” olarak tanımladığı tabloyla doğrudan bağlantılı. Söz konusu füzelerin, uzak deniz ve kara hedeflerini risk altına alarak caydırıcılığı ve müdahale kapasitesini güçlendirmesi hedefleniyor.
JGSDF açıklamasında, “Ülkemizi çevreleyen ağır güvenlik ortamına dayanarak, Kara Öz Savunma Kuvvetleri stand-off savunma kabiliyetleri inşa etmek için çalışmalar yürütmektedir” ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, her iki sistemin de resmî olarak Tip-25 karadan gemiye güdümlü füze ve Tip-25 yüksek hızlı süzülen mühimmat olarak adlandırıldığı ve bugün itibarıyla ilk kez birliklere konuşlandırıldığı belirtildi.
Konuşlanma noktaları ve teknik özellikler
Tip-25 karadan gemiye füze, Kumamoto’daki Kengun Üssü’ne konuşlandırılırken; Tip-25 HVGP, Shizuoka eyaletindeki Gotemba yakınlarında bulunan Fuji Üssü’nde konuşlandırıldı. Modernize edilen füzenin yaklaşık 1.000 kilometre menzile sahip olduğu, HVGP’nin ise yüzlerce kilometreyi süpersonik hızlarda ve düzensiz uçuş rotalarıyla kat edebildiği, bu sayede önlenmesinin zorlaştığı ifade ediliyor.
Tip-25 füze, Japonya’ya tehdit bölgelerinin dışından düşman deniz unsurlarını ve sabit hedefleri vurabilecek uzun menzilli kara konuşlu bir taarruz seçeneği sunuyor. HVGP ise yüksek hız ve manevra kabiliyeti sayesinde füze savunma sistemlerine karşı daha yüksek beka sağlamak üzere tasarlandı. Bu gelişme, Japonya’nın kara konuşlu yerli sistemler, Tomahawk füzesi taşıyabilen destroyerler ve 2027 için planlanan deniz ve hava platformlarıyla desteklenecek katmanlı bir stand-off taarruz mimarisi kurduğunu gösteriyor.
Ulusal güvenlik stratejisiyle bağlantı
Söz konusu konuşlandırma, Japonya’nın 2022 Ulusal Güvenlik Stratejisi ile doğrudan bağlantılı. Bu strateji, ülkenin savaş sonrası savunma odaklı doktrinine rağmen karşı taarruz kabiliyeti geliştirmesinin önünü resmen açmıştı. Yeni sistemler, potansiyel fırlatma noktalarını, deniz kuvvetlerini ve lojistik altyapıyı menzil içine alarak caydırıcılık sağlamayı amaçlıyor.
Füze konuşlandırması, Çin’in Japonya’nın güneybatı adaları ve Tayvan çevresindeki artan askerî faaliyetleri ile Kuzey Kore’nin devam eden füze programı gölgesinde gerçekleşti. Açıklanan menzil değerleri, Çin kıyılarının bazı bölümlerinin, Doğu Çin Denizi’nin ve Kuzey Kore’nin neredeyse tamamının mevcut konuşlanma noktalarından erişilebilir olduğunu ortaya koyuyor.
Tomahawk entegrasyonu ile genişleyen kapasite
Bu adım ayrıca, Aegis destroyeri Chokai’de yapılan modernizasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından geldi. Bu modernizasyonla birlikte Chokai, ABD yapımı Tomahawk seyir füzelerini taşıyıp fırlatabilen ilk Japon gemisi haline geldi. Böylece Tokyo’nun uzun menzilli taarruz kapasitesi daha da genişlemiş oldu.
Kaynak: M5, Defence Blog



