Güney Kore, İHA’lar için yerli turbofan motor programı başlattı

Güney Koreli savunma şirketi Hanwha Aerospace, Kore Havacılık ve Uzay İdaresi (KASA) ile birlikte insansız savaş uçakları için 4.500 libre sınıfında turbofan motor geliştirme programı başlattı. 2029 yılında tamamlanması hedeflenen proje, şirketin daha geniş insansız hava aracı tahrik portföyü kapsamında yaklaşık 500 milyon dolarlık toplam yatırım planıyla destekleniyor.
Özellikle İşbirlikçi Muharebe Uçağı (Collaborative Combat Aircraft-CCA) ve diğer insansız platformlar için tasarlanan motor, Güney Kore’de geliştirilen ve marş-jeneratör sistemini doğrudan motor miline entegre eden ilk motor olacak.
Sistem, otonom savaş uçaklarının ihtiyaç duyduğu sensörler, radarlar ve elektronik harp sistemleri için 100 kilovata kadar elektrik üretme kapasitesine sahip olacak.
CCA konsepti ve stratejik dönüşüm
Programın merkezindeki CCA konsepti, askeri havacılık anlayışında son neslin en önemli dönüşümlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Bu modelde insanlı savaş uçakları tek başına görev yapmıyor; onlara eşlik eden otonom insansız “kanat adam” platformları, sensör menzilini genişletiyor, tehdit maruziyetini azaltıyor ve bir görev kolunun taşıyabileceği mühimmat miktarını artırıyor.
ABD Hava Kuvvetleri, Anduril ve General Atomics ile yürüttüğü programlar kapsamında kendi CCA konseptini geliştirirken, Avustralya da MQ-28 Ghost Bat platformuyla benzer bir yaklaşım izliyor.
Güney Kore’nin bu kategori için yabancı motorlara bağımlı kalmak yerine yerli tahrik sistemi geliştirmeyi tercih etmesi, yalnızca hava aracını değil, tüm kritik teknoloji zincirini milli imkanlarla oluşturma hedefinin göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Yakıt verimliliği ve yüksek elektrik gücü
Yeni motorun yüksek bypasslı turbofan tasarımı, ham itki gücünden ziyade yakıt verimliliğine öncelik veriyor.
Bu yaklaşım, temel avantajı yüksek hızdaki hava muharebesi performansından çok uzun havada kalış süresi ve geniş görev menzili olan CCA platformları için uygun görülüyor.
Yüksek bypasslı turbofan motorlar, havanın büyük kısmını motor çekirdeğinin çevresinden geçirerek düşük bypasslı süpersonik motorlara kıyasla daha verimli itki üretiyor. Bu durum, görev seyir hızlarında daha uzun operasyon süresi, daha fazla menzil ve düşük işletme maliyeti anlamına geliyor.
Motor miline entegre edilen 100 kilovatlık marş-jeneratör sistemi ise modern insansız savaş platformlarının karşı karşıya olduğu en kritik teknik ihtiyaçlardan birine çözüm sunuyor.
Gelişmiş sensör paketleri, aktif elektronik taramalı radarlar (AESA), elektronik harp sistemleri ve otonom karar alma süreçlerini yöneten işlemciler, önceki nesil İHA’ların tasarlanmadığı seviyelerde elektrik tüketiyor.
Hanwha Aerospace’in jeneratörü ayrı bir yardımcı güç ünitesi yerine doğrudan motor sistemine entegre etmesi; ağırlığı, bakım ihtiyacını ve sistem karmaşıklığını azaltırken güç üretiminin motor performansıyla eş zamanlı artmasını sağlayacak.
Genişleyen motor ailesi
Mayıs ayında duyurulan 4.500 libre sınıfı motor, Hanwha Aerospace’in Güney Kore hükümeti desteğiyle oluşturduğu daha geniş motor ailesinin yalnızca bir bölümünü oluşturuyor.
Defence Blog’un Kasım 2025 tarihli haberine göre, Güney Kore’nin Low Observable Unmanned Wingman System (LOWUS) adlı düşük görünürlüklü insansız kanat adam projesi için geliştirilen 5.500 libre sınıfındaki düşük bypasslı turbofan motor da Ocak 2026’da yer testlerine başladı.
Güney Kore Savunma Geliştirme Ajansı (ADD) ile ortak geliştirilen bu motorun, LOWUS prototipinde geçici çözüm olarak kullanılan Ukrayna yapımı AI-222 motorunun yerini alması planlanıyor.
Hanwha’nın portföyü bununla da sınırlı değil. Şirket, orta irtifa insansız platformlar için 1.400 beygir gücünde turboprop motor geliştirirken, düşük görünürlüklü platformlara yönelik 10.000 libre sınıfı turbofan için de temel teknolojiler üzerinde çalışıyor.
Bu yapı, Güney Kore’nin yalnızca tek bir program için motor geliştirmediğini; orta irtifa keşif İHA’larından gelişmiş otonom savaş uçaklarına kadar tüm insansız hava ekosistemine güç verecek sanayi altyapısını kurmayı hedeflediğini gösteriyor.
Katmanlı üretim ve ticari potansiyel
Hanwha Aerospace, geliştirme sürecini hızlandırmak ve maliyetleri azaltmak amacıyla katmanlı üretim (additive manufacturing) teknolojisini kullanacağını açıkladı.
Dijital tasarımlardan katman katman parça üretimine dayanan bu yöntem, geleneksel işleme tekniklerinin üretemediği karmaşık geometrilerin geliştirilmesini mümkün kılıyor, parça sayısını azaltıyor ve tasarım değişikliklerinden fiziksel test aşamasına geçiş süresini aylardan haftalara indiriyor.
2029 hedefli bir program açısından bu hız, operasyonel açıdan önemli avantaj olarak görülüyor.
Hanwha Aerospace yetkilileri, yatırımın arkasındaki ticari mantığın da giderek büyüyen küresel CCA ve insansız platform pazarına dayandığını belirtiyor.
Şirketten yapılan açıklamada, “CCA ve insansız platformlara yönelik küresel talep büyürken, bu sistemlerin seri ölçekte sahaya sürülmesinde tahrik sistemleri belirleyici unsur olacak. Bu program Hanwha Aerospace’i müşterilerin ihtiyaç duyduğu performans, maliyet etkinliği ve teslimat hızını sağlayabilecek konuma getiriyor” ifadeleri kullanıldı.
Motorun yüksek bypasslı yapısı yalnızca askeri kullanım için değil, küçük iş jetleri ve çeşitli ticari hava araçları için de potansiyel sunuyor. Bu durum, geliştirme maliyetlerinin daha geniş üretim hacmine yayılmasını ve askeri kullanıcılar açısından birim maliyetlerin düşmesini sağlayabilir.
Bu yaklaşım, tarihte askeri kökenli olup daha sonra ticari havacılıkta büyük başarı elde eden CFM56 motor ailesi gibi örneklerle savunma-havacılık sektöründe bilinen bir model olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: M5, Defence Blog



