Almanya’nın ilk F-35 savaş uçağında kritik aşama tamamlandı

Lockheed Martin, Almanya için üretilen ilk F-35 savaş uçağının motorunun gövdeye entegre edildiğini açıkladı.
Bu gelişme, Berlin’in ilk beşinci nesil hayalet savaş uçağının üretim sürecinde son aşamalara yaklaştığını ve teslimata bir adım daha yaklaştığını gösteriyor.
F-35 programının üreticisi olan ABD merkezli savunma devi Lockheed Martin’in Avrupa birimi, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada motor entegrasyonunu “Almanya’ya gelişmiş beşinci nesil kabiliyetlerin teslim edilmesi yolunda önemli bir üretim kilometre taşı” olarak tanımladı.
Paylaşılan görüntülerde, Almanya’nın ilk F-35A uçağının Pratt & Whitney üretimi F135 motorunun önce montaj için hazırlanırken, ardından da gövdeye yerleştirilmiş hali yer aldı.
Dünyanın en güçlü tek motorlu savaş uçağı motoru
Almanya’nın ilk F-35’ine güç verecek olan F135 motoru, programın en kritik bileşenlerinden biri olarak kabul ediliyor. RTX Corporation bünyesindeki Pratt & Whitney tarafından geliştirilen motor, art yakıcı kullanıldığında yaklaşık 191 kilonewton (43 bin pound) itki üretebiliyor.
Bu değer, F135’i Batı dünyasında tek motorlu bir savaş uçağına entegre edilen en güçlü motor haline getiriyor.
Motor yalnızca yüksek performans sağlamıyor; aynı zamanda F-35’in düşük görünürlük (stealth) mimarisinin de ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Egzoz nozulu ve hava alığı tasarımı, uçağın hem ön hem de arka açıdan radar kesit alanını azaltacak şekilde şekillendirildi.
Bu nedenle F135, sıradan bir motor entegrasyonundan çok daha fazlasını ifade ediyor. Motorun gövdeye yerleştirilmesi, uçağın basit bir hava platformundan operasyonel bir silah sistemine dönüşmeye başladığı aşama olarak görülüyor.
Ukrayna savaşı sonrası alınan stratejik karar
Almanya’nın F-35 satın alma kararı, Soğuk Savaş sonrası dönemde ülkenin aldığı en önemli savunma tedarik kararlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Berlin yönetimi, Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgal girişiminin ardından F-35A tedarik programını resmen duyurmuştu.
Almanya, NATO’nun “nükleer paylaşım” konsepti kapsamında görev yapan yaşlanan Tornado savaş uçaklarının yerini almak üzere F-35A varyantını tercih etti.
Nükleer paylaşım sistemi çerçevesinde Almanya, ABD’ye ait taktik nükleer silahları Alman pilotlar ve Alman hava unsurlarıyla kullanabilme kapasitesini muhafaza ediyor. On yıllardır bu görevi Tornado filosu yürütüyordu. Ancak platformun operasyonel ömrünün sonuna yaklaşması ve Avrupa’da aynı görevi yerine getirebilecek eşdeğer bir alternatifin bulunmaması nedeniyle Berlin tercihini F-35’ten yana kullandı.
Uzmanlara göre Avrupa’da geliştirilen hiçbir savaş uçağı, nükleer sertifikasyon, düşük görünürlük ve yüksek beka kabiliyetini aynı anda sunamıyor.
8,4 milyar dolarlık dev program
Almanya, yaklaşık 8,4 milyar dolar değerindeki anlaşma kapsamında 35 adet F-35A savaş uçağı sipariş etti.
Söz konusu maliyet yalnızca uçakları kapsamıyor; eğitim sistemleri, lojistik destek, simülatörler, mühimmatlar ve gerekli altyapı yatırımları da paketin içinde yer alıyor.
Bu siparişle Almanya; Hollanda, Norveç, Danimarka, Belçika, İtalya, Polonya, Finlandiya ve İsviçre gibi F-35 kullanan veya kullanmayı taahhüt eden Avrupa ülkelerinin arasına katıldı.
Ortaya çıkan geniş kullanıcı ağı, F-35 programını Avrupa hava gücü planlamasının merkezine yerleştirirken, programın gelecekte alternatif bir sistemle değiştirilmesini de hem siyasi hem ekonomik açıdan son derece zor hale getiriyor.
Luftwaffe için nesil değişimi
Lockheed Martin tarafından duyurulan motor entegrasyonu, F-35’in standart üretim sürecindeki önemli aşamalardan biri olarak öne çıkıyor.
Fort Worth üretim tesisindeki nihai montaj sürecinde uçaklar; sistem entegrasyonu, motor montajı ve kapsamlı yer testlerinden geçiriliyor. Motor entegrasyonunun ardından sistem kontrolleri, yakıt sistemi testleri ve motor çalıştırma denemeleri gerçekleştiriliyor.
Bu süreçte motorun uçuş kontrol sistemleri ve güç yönetim yazılımıyla tam uyumlu çalıştığı doğrulanıyor. Tüm testlerin tamamlanmasının ardından uçak ilk uçuşunu gerçekleştiriyor ve sonrasında müşteri ülkeye teslim ediliyor.
Alman Hava Kuvvetleri (Luftwaffe) açısından F-35A, mevcut filoya kıyasla nesiller arası bir sıçrama anlamına geliyor.
Bugün Almanya’nın hava gücünün omurgasını Eurofighter Typhoon ve Tornado savaş uçakları oluşturuyor. Her iki platform da güçlü hava-hava ve hava-yer kabiliyetlerine sahip olsa da düşük görünürlük özelliklerine sahip değil.
F-35 ise özel geometrik tasarımı ve radar soğurucu malzemeleri sayesinde düşman radarları tarafından tespit edilme ihtimalini önemli ölçüde azaltıyor. Bu özellik, yoğun hava savunma sistemleriyle korunan bölgelerde görev icra edebilmesini mümkün kılıyor.
Gelişmiş karadan havaya füze sistemlerine sahip bir rakibe karşı yürütülecek muhtemel bir çatışmada bu avantaj yalnızca performans farkı anlamına gelmiyor. Uzmanlara göre bu durum, görevi tamamlayarak üsse dönebilen bir uçak ile görev sırasında kaybedilebilecek bir uçak arasındaki farkı oluşturabiliyor.
Kaynak: M5, Defence Blog



