ABD ve Japonya'dan müşterek savunma konsepti - M5 Dergi
Öne ÇıkanSavunma Haberleri

ABD ve Japonya’dan müşterek savunma konsepti

Abone Ol 

ABD ve Japonya’nın Keen Sword 27 ortak tatbikatında, ABD merkezli Splash Industries tarafından geliştirilen Typhoon insansız deniz aracı (İDA), deniz üzerinde önleme senaryosunda test edildi.

Jet tahrik sistemiyle çalışan yüksek hızlı platform, küçük deniz araçlarını takip etme ve durdurma kabiliyetleriyle öne çıkarken, insansız deniz sistemlerinin müşterek askerî operasyonlardaki rolünü de ortaya koydu.

Iwakuni’de yüksek hızlı önleme testi

21 Ekim 2026’da Japonya’daki Iwakuni Deniz Piyade Hava Üssü açıklarında gerçekleştirilen gösteride Typhoon, deniz üzerinde bir önleme senaryosuna katıldı. Faaliyet, ABD Silahlı Kuvvetleri ile Japonya Öz Savunma Kuvvetleri arasında düzenlenen Keen Sword 27 tatbikatı kapsamında icra edildi.

Seto İç Denizi kıyısındaki Yamaguchi eyaletinde bulunan Iwakuni Üssü, ABD Deniz Piyadeleri ile Japonya Deniz Öz Savunma Kuvvetleri tarafından ortak kullanılıyor. Bu ortamda gerçekleştirilen gösteri, yüksek süratli insansız deniz araçlarının deniz güvenliği, hedef takibi ve küçük teknelere karşı önleme görevlerinde kullanılma potansiyeline odaklandı.

70 knot üzerindeki süratiyle dikkat çekiyor

Splash Industries tarafından geliştirilen Typhoon, yaklaşık 3,4 metre uzunluğunda, jet tahrik sistemine sahip kompakt bir insansız deniz aracı. Şirket, platformun 50 knotun (yaklaşık 93 km/sa) üzerinde sürekli sürate ulaşabildiğini belirtiyor. Şirketin CEO’su Ivan Avanesov ise testlerde 70 knotun (yaklaşık 130 km/sa) üzerinde sürate ulaşıldığını ve bu hızın korunabildiğini ifade etti.

Yüksek sürat, Typhoon’un özellikle küçük ve hızlı deniz araçlarının takibi ile önlenmesi gibi zamanın kritik olduğu görevlerde kullanılmasını mümkün kılıyor. Kompakt boyutları ve jet tahrik sistemi de platformun sürat odaklı deniz operasyonları için tasarlandığını gösteriyor.

Typhoon’un ulusal güvenlik görevleri kapsamında yalnızca önleme faaliyetlerinde değil, lojistik destek ve deniz gözetleme görevlerinde de kullanılması hedefleniyor. Bu çok amaçlı yaklaşım, aynı platformun farklı görev paketleriyle farklı operasyonel ihtiyaçlara uyarlanmasına olanak sağlıyor.

RIMPAC 2026’da otonom ikmal kabiliyetini gösterdi

Typhoon, 2026 yılı boyunca ABD Donanması’nın önemli tatbikatlarında da çeşitli kabiliyetlerini sergiledi. Temmuz ayında Hawaii açıklarında gerçekleştirilen RIMPAC 2026 tatbikatında platform, USS Essex (LHD 2) amfibi hücum gemisine otonom biçimde yaklaşarak geminin su alabilen havuz güvertesine insan müdahalesi olmadan giriş yaptı.

Splash Industries, bu faaliyeti seyir hâlindeki bir ABD Donanması savaş gemisine gerçekleştirilen ilk tamamen otonom ikmal operasyonu olarak tanımladı. Ancak bu nitelendirme şirketin açıklamasına dayanıyor.

Aynı tatbikattaki başka bir gösteride ise Typhoon, zorlu deniz koşullarında seyrini sürdürerek kıyıdan 160 kilometreden daha uzakta bulunan bir ABD Donanması uçak gemisiyle buluştu. Bu faaliyetler, platformun yalnızca yüksek süratli bir deniz aracı olarak değil, açık denizde otonom seyir ve deniz unsurlarıyla koordinasyon sağlayabilen bir sistem olarak da geliştirildiğine işaret ediyor.

Hava saldırısı görevleri için yeni modül

Splash Industries, Typhoon’un görev yelpazesini genişletmek amacıyla ağustos ayında Airstrike Pack adlı yeni bir görev modülünü tanıttı. Bu sistem, deniz aracı üzerinden tek yönlü görevler için tasarlanmış insansız hava araçlarının fırlatılmasını sağlıyor.

Şirketin Splash C2 komuta-kontrol yazılımıyla yönetilen modül sayesinde operatörler, hava araçlarının fırlatılma işlemini yazılım arayüzü üzerinden başlatabiliyor. Splash Industries, Airstrike Pack’in kuvvetler arası bir senaryoda test edildiğini de açıkladı.

Bu entegrasyon, Typhoon’un deniz üzerinde hareket eden bir platform olmanın ötesine geçerek farklı insansız sistemleri aynı görev mimarisi içinde bir araya getirebilmesini amaçlıyor. Böylece denizden gözetleme, lojistik destek ve hava unsurlarının kullanılması gibi farklı işlevlerin tek bir insansız platform üzerinde birleştirilmesi hedefleniyor.

Bununla birlikte, modülün operasyonel etkinliği, taşıyabileceği hava araçlarının özellikleri, görev menzili ve gerçek harekât koşullarındaki performansı hakkında ayrıntılı teknik veriler kamuoyuyla paylaşılmış değil.

Keen Sword 27’de müşterek savunma konsepti

19-29 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Keen Sword 27, ABD ile Japonya arasındaki iki yılda bir gerçekleştirilen ortak tatbikatın bugüne kadarki en büyük sürümü olarak öne çıkıyor. Tatbikata yaklaşık 45 bin Japon ve 12 bin ABD personelinin yanı sıra yaklaşık 300 hava ve deniz platformunun katıldığı bildiriliyor.

Faaliyetlerin önemli bir bölümü Japonya’nın güneybatısındaki adaların savunmasına odaklanıyor. Hava ve füze savunması, amfibi harekât, lojistik destek ve deniz operasyonları, tatbikatın temel çalışma alanları arasında bulunuyor.

Typhoon’un Iwakuni’deki gösterisi, tatbikatta kullanılan diğer insansız ve insanlı sistemleri tamamlayan bir unsur niteliği taşıyor. ABD Deniz Piyadeleri, Yonaguni Adası’nda NMESIS gemisavar füze sistemlerini ve MADIS hava savunma sistemlerini de konuşlandırdı.

NMESIS, kıyıdan deniz hedeflerine karşı angajman sağlamak üzere geliştirilen mobil bir gemisavar füze sistemi olarak görev yaparken MADIS, özellikle alçak irtifalı hava tehditleri ve insansız hava araçlarına karşı kısa menzilli hava savunması için kullanılıyor. Bu sistemlerin aynı tatbikatta yer alması, deniz hedeflerine karşı taarruz, hava tehditlerine karşı savunma ve insansız platformlarla operasyonel destek unsurlarının birlikte denenmesine imkân sağlıyor.

İnsansız deniz araçlarının operasyonel rolü genişliyor

Typhoon’un Keen Sword 27’deki gösterisi, insansız deniz araçlarının yalnızca keşif ve gözetleme görevleriyle sınırlı kalmadığını ortaya koyuyor. Yüksek sürat, otonom seyir, denizde ikmal ve farklı görev modüllerinin entegrasyonu, bu tür platformların gelecekte müşterek harekât konseptlerinde daha geniş bir rol üstlenebileceğine işaret ediyor.

Özellikle insanlı savaş gemilerinin riskli veya tekrarlanan görevlerde desteklenmesi, lojistik faaliyetlerin hızlandırılması ve küçük deniz hedeflerine karşı önleme kapasitesinin artırılması, bu sistemlerin öne çıkan kullanım alanları arasında yer alıyor. Bununla birlikte, otonom karar verme sınırları, komuta-kontrol bağlantılarının güvenilirliği, elektronik harp koşullarındaki dayanıklılık ve gerçek operasyonlarda sürdürülebilirlik, platformların etkinliğini belirleyecek temel unsurlar olmaya devam ediyor.

Kaynak: M5, Defence Blog

Abone Ol 

İlgili Yazılar

Abone Ol 
Back to top button
Close
Close