ABD, ağ bağlantılı İHA sürüsüyle hedef imhasını test etti - M5 Dergi
Öne ÇıkanSavunma Haberleri

ABD, ağ bağlantılı İHA sürüsüyle hedef imhasını test etti

Abone Ol 

ABD Ordusu, Kaliforniya’daki Fort Irwin’de gerçekleştirilen geniş kapsamlı Project Convergence-Capstone 6 tatbikatı kapsamında, ağ bağlantılı bir taarruz zincirini başarıyla test etti.

Ordunun Havacılık Gelecek Yetenekleri Direktörlüğü tarafından yayımlanan ve Nelson Ballew tarafından kaleme alınan habere göre, yüksek çöl arazisinde gerçekleştirilen senaryoda iki keşif drone’u bir tehdidi tespit ederek tanımladı. Ardından silahlandırılmış üçüncü bir drone bölgeye intikal ederek hedefi imha etti.

Tatbikatın merkezinde, ABD Ordusu’nun Launched Effects (LE) olarak adlandırdığı sistem ailesi yer aldı. Uçaklardan fırlatılmak üzere tasarlanan bu insansız hava araçları, tek tip ve tek görevli bir sistem yerine farklı menzil ve faydalı yük seçeneklerine sahip modüler platformlar olarak geliştiriliyor.

Bazı Launched Effects varyantları yalnızca keşif amacıyla sensörler taşıyarak düşman mevzilerini tespit ve takip ederken, bazıları düşman haberleşmesini ve radarlarını karıştırmak üzere elektronik harp sistemleri taşıyor. Diğer varyantlar ise doğrudan taarruz gerçekleştirmek üzere silahlandırılıyor.

Keşif dronları hedefi buldu, üçüncü drone imha etti

Fort Irwin’deki gösteride iki adet Aktif/Pasif Kızılötesi Launched Effects platformu, ordunun “tespit et, tanımla, konumlandır ve bildir” olarak tanımladığı görevi gerçekleştirdi.

Bu iki drone, tehdidi önceden tespit ederek konumunu belirledi ve elde edilen bilgileri dost unsurlara aktardı. Ardından Uzun Menzilli Hassas Mühimmat taşıyan üçüncü, “öldürücü” Launched Effect platformu devreye girerek gerçek taarruzu gerçekleştirdi.

Bu görev paylaşımı, pahalı insanlı uçakların ve pilotlarının muharebenin en tehlikeli bölümünden uzak tutulmasına imkân sağlıyor.

Entegre Hava Savunma Sistemleri; radarlar, karadan havaya füzeler ve uçaksavar silahlarından oluşan yapılarıyla hava araçlarına yönelik en ölümcül tehditler arasında yer alıyor. Bu nedenle düşman hava savunma ağlarının güvenli bir mesafeden aşılması ve ardından diğer müşterek kuvvetler ile insansız sistemlerin taarruz koridorlarının açılması, ABD Ordusu havacılık planlamacılarının temel hedeflerinden biri haline gelmiş durumda.

Launched Effects, ağ bağlantılı bir “kurt sürüsü” oluşturacak

ABD Ordusu, 2020 yılından bu yana yeni sensörlerin, silahların ve komuta ağlarının müşterek kuvvetler ile çok uluslu ortaklar arasında nasıl birlikte çalışabileceğini test etmek amacıyla benzer geniş kapsamlı deneyler gerçekleştiriyor.

Bu yılki Capstone 6 faaliyeti ise Launched Effects ailesini kontrollü laboratuvar ortamları yerine gerçekçi ve yoğun tehdit altındaki muharebe senaryolarında test etti.

Tatbikatın önceki Launched Effects denemelerinden en önemli farkı, sistemlerin arkasındaki ağ yapısı oldu. Orduya göre orta menzilli Launched Effects varyantı gibi keşif unsurları, Integrated Tactical Network adı verilen ağ üzerinden çalıştı ve Next Generation Command and Control olarak adlandırılan daha geniş komuta-kontrol sistemiyle bağlantı kurdu.

Bu yapı sayesinde gerçek zamanlı hedef koordinatları, temas hattından uzakta bulunan kolordu seviyesindeki komutanlara aktarılabildi. Hedefleme verilerinin kendisi de bir silah sistemi gibi değerlendirilerek taarruz kararlarının daha hızlı alınması hedeflendi.

ABD Ordusu ayrıca bu drone’ların tek başına ve birbirinden bağımsız sistemler olarak tasarlanmadığını vurguladı. Birden fazla Launched Effects platformu, ordunun “kurt sürüsü” olarak tanımladığı bir yapı içerisinde ağ üzerinden koordineli şekilde hareket edebiliyor.

Bu sistemler, aynı anda farklı yönlerden ve irtifalardan senkronize saldırılar düzenleyerek düşman hava savunmalarını aşırı yüklemeyi amaçlıyor. Konsept, son yıllarda dünyanın farklı çatışma bölgelerinde sürü halindeki drone saldırılarının geleneksel hava savunma sistemleri üzerinde oluşturduğu baskıya benziyor.

Düşük maliyetli ve gerektiğinde kaybedilebilir şekilde tasarlanan bu sistemler, insanlı uçaklarla gerçekleştirilemeyecek ölçüde riskli görevlerde kullanılabilecek. Böylece ABD Ordusu, düşmanın pahalı savaş uçaklarını uzak tutmak amacıyla oluşturduğu erişimi engelleme ve bölgeye giriş karşıtı hava sahalarına daha düşük maliyetli sistemlerle nüfuz edebilecek.

Uzun menzilli otonom mühimmat 2027’de sahaya çıkabilir

Bu ekosistemin taarruz unsuru da tatbikatta önemli bir aşamaya ulaştı.

ABD Ordusu, ilk üretim hattı Uzun Menzilli Hassas Mühimmatların doğrulandığını açıkladı. Kurt sürüsü senaryosundan ayrı bir gösteride insanlı bir uçak, yüksek öncelikli bir hedefe karşı bu mühimmatı başarıyla kullandı.

Mühimmatın, yoğun tehdit altındaki hava sahasında hedefini bağımsız şekilde tanımlayarak imha ettiği belirtildi.

Bu başarılı değerlendirme, mühimmatın prototip aşamasını geride bıraktığı anlamına geliyor. ABD Ordusu, sistemi 2027 mali yılına kadar geniş ölçekte hizmete almayı hedefliyor.

Bu takvim gerçekleşirse, gerçek anlamda otonom ve uzun menzilli bir taarruz mühimmatı yaklaşık bir yıl içinde Muharebe Havacılık Tugaylarının kullanımına girebilir.

Bu kapasitenin sahaya aktarılabilmesi için kamuoyunun genellikle fazla dikkat etmediği iki kritik sistem de önem taşıyor: Launched Effects Dispenser for Ground and Rotorcraft (LEDGR) ve Universal Vehicle Control.

Bu iki sistem, her drone varyantı için ayrı fırlatma tüpleri ve kokpit kontrol sistemleri geliştirmek yerine standartlaştırılmış ve modüler bir arayüz oluşturuyor. Böylece hava mürettebatı, görevin ihtiyaçlarına göre farklı Launched Effects faydalı yüklerini platformlara entegre edip kontrol edebiliyor.

ABD Ordusu, her iki sistemin de 2027 mali yılına kadar geniş ölçekli hizmete almayı destekleyecek seviyeye ulaşmasını bekliyor.

Havacılık Gelecek Yetenekleri Direktör Yardımcısı Dan Bailey, sistemlerin standartlaştırılmasının stratejik amacını şu sözlerle açıkladı:

“Launched Effects yalnızca bağımsız araçlar değildir; ağ bağlantılı muharebe kolaylaştırıcılarıdır. Fırlatma ve kontrol sistemlerimizi standartlaştırarak Muharebe Havacılık Tugaylarına birden fazla yeteneği dinamik şekilde konuşlandırma, kritik hedefleme verilerini anlık olarak paylaşma ve denk rakiplere karşı belirleyici bir üstünlük sağlama esnekliği kazandırıyoruz.”

Drone ağı, kara kuvvetleri için koruyucu şemsiye oluşturacak

ABD Ordusu, ağ bağlantılı bu taarruz kapasitesinin değerinin yalnızca havacılık personelini korumakla sınırlı olmadığını belirtiyor.

Launched Effects sistemleri, düşmanın derinlikteki uzun menzilli topçu sistemlerini, drone ağlarını ve roket unsurlarını sistematik şekilde etkisiz hale getirerek kara manevra kuvvetlerinin muharebe gücünün korunmasına katkı sağlayabilir.

Ordu bu yapıyı, Manevra Tugayları üzerinde koruyucu bir şemsiye oluşturacak ve genel kuvvet bekasını artıracak bir kapasite olarak değerlendiriyor.

ABD Ordusu ayrıca Capstone 6 kapsamında orta menzilli Launched Effects kategorisindeki yeni teknoloji göstericilerini de test etti. Daha yüksek hız ve menzil için tasarlanan bu platformlar, göreve bağlı olarak öldürücü veya öldürücü olmayan faydalı yükler taşıyabilecek.

Ancak bu sistemler henüz resmi program statüsüne ulaşmış değil ve teknoloji gösterimi aşamasında bulunuyor. ABD Ordusu, bu platformların ne zaman veya herhangi bir zamanda operasyonel kapasiteye dönüşüp dönüşmeyeceğine ilişkin bir takvim açıklamadı.

Bununla birlikte ordu, tatbikatta Entegre Hava Savunma Sistemi’ni temsil eden düşman tehdit sistemlerinin hangileri olduğunu, kurt sürüsü senaryosunda kaç Launched Effects platformunun kullanıldığını ve 2027 mali yılında başlayacak Uzun Menzilli Hassas Mühimmat tedarikinin toplam miktarını açıklamadı.

Bu bilgiler, ağ bağlantılı drone ve füze kombinasyonunun teknolojik açıdan gelişmiş bir rakibe karşı gerçek bir savaşta ne ölçüde kullanılacağını henüz belirsiz bırakıyor.

Kaynak: M5, Defence Blog

Abone Ol 

İlgili Yazılar

Abone Ol 
Back to top button
Close
Close