Yatırım Ve Hırs: Orta Doğu Uzay Araştırmalarının Tarihi - M5 Dergi
GenelÖne Çıkan

Yatırım Ve Hırs: Orta Doğu Uzay Araştırmalarının Tarihi

BAE’nin Amal aracının Mars’ın yörüngesine girişi, bölgenin uzay operasyonları için uzun ve karışık bir geçmişin ardından geldi.

Ocak ayının başlarında, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bir uzay aracını Mars’ın yörüngesine başarıyla gönderen ilk Orta Doğu ülkesi oldu ve bunu başaran yalnızca beşinci ülke oldu.

Pazartesi günü, BAE’nin son yıllarda uzay sektörüne hızlı girişi sonrası gezegenin ilk resmini çekti.

Amal’ın başarısı, bölgedeki diğer ülkeler tarafından geliştirilen geçmişteki uzay programlarının yeniden canlanmasına yardımcı oldu.

Orta Doğu ve Afrika bölgesindeki ülkelerin yarısından fazlası uzay programına sahip.

Euroconsult’un hükümetlerin uzay programları hakkındaki raporuna göre, bölgede bu alanda yapılan harcamalar 2010’da toplam 755 milyon dolar iken, 2020’de yaklaşık 1,3 milyar dolara, son on yılda ise neredeyse iki katına çıktı.

Gizli füze programları

Bölgedeki modern uzay araştırmalarının geçmişi 1960’ların başlarına kadar uzanıyor.

Determann, Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdül Nasır’ın 1960’ların başında Alman uzmanlığının yardımıyla ulusal bir uzay programı geliştirmeye başladığını, ancak 1967’de İsrail ile olan savaş nedeniyle rafa kaldırıldığını anlatıyor.

Bu gecikmeye rağmen, Mısır son otuz yılda Kuzey Afrika’da rekor kırdı ve asıl amacı iletişim ve TV yayıncılığı olan uzaya dokuz uydu fırlattı.

Merkezi Mısır’da bulunan Afrika Birliği, 2023’te faaliyete geçmesi beklenen bir uzay ajansı kurmaya 2017 yılında karar verdi.

Determann, “Orta Doğu’daki çatışmalar, bölgedeki ülkeleri komşuları üzerinde üstünlük elde etmek amacıyla savunma teknolojisi ve roket geliştirmelerine yatırım yapmaya teşvik etti. Uzay programları da kullanışlıdır çünkü roket programlarını gizleyebilir ve onlara başka bir meşruiyet biçimi verebilirler.”

Hatıra posta pulu

Orta Doğu’daki uzay girişimlerinin başarısı, çeşitli ülkelerin her birinin bu alana yeni bir dinamizmle ilgi göstermesi nedeniyle son yıllarda değişiklik gösterdi.

Orta Doğu’da uzay araştırmaları için ilk bilimsel deneylerden biri 1960-1964 yılları arasında Lübnan’da yapıldı.

Ülke, Beyrut’un Haygaz Koleji’nden bilimsel amaçlı roket geliştirme topluluğu kuran bir grup öğrenci sayesinde ilk sivil uzay programına ev sahipliği yaptı.

Profesör Manug Manugyan liderliğindeki Haygazyan Koleji Roket Topluluğu (HCRS) bu dönemde birkaç roket fırlattı. İlk fırlatmanın ardından Lübnan ordusu HCRS ile işbirliği yaptı.

Haygazyan Üniversitesi halkla ilişkiler direktörü Mira Yardemian, “Her roket fırlatışı Lübnan’da ayrı bir olaydı. Ulusal fenomen haline geldi. 1963 yılında, 140 km yüksekliğe ulaşan IV. Cedar roketinin fırlatılmasına yaklaşık 15.000 kişi katıldı” dedi.

Lübnan, bu gelişme için özel posta pul da bastırdı.

Ancak Profesör Manugyan ABD’ye döndüğünde, Lübnan ordusunun askeri amaçlar için roket geliştirme arzusu, ayrıca Manugyan ve Haygazyan Koleji’nin bilimsel araştırmaya bağlı kalmayı tercih etmesiyle proje sona erdi.

Uzaydaki ilk Arap

Uzaya giden ilk Arap’ı görmek için Ortadoğu’nun 1985’e kadar beklemesi gerekiyordu.

Suudi Kralı Salman bin Abdülaziz El Suud, 1985’te Nasa’nın uzay mekiği Discovery sayesinde uzaya giden ilk Arap oldu.

Suudi Arabistan ayrıca, 21 üye ülkeye uydu tabanlı, resmi ve özel telekomünikasyon hizmetleri sunmak için oluşturulan iletişim uydusu operatörü Arabsat (Arap Uydu İletişim Organizasyonu)’nun en büyük hissedarı oldu.

Krallığın uzay araştırmalarına ilgisi, 2018 yılında Suudi kralının Suudi Uzay Komisyonu başkanlığına atanmasıyla yeniden arttı.

Suudi Arabistan, 2030 yılına kadar uzay programına 2,1 milyar dolar yatırım yapmayı planladığını söyledi.

‘Uzayda her şey farklı’

Suriyeli askeri havacı Muhammed el Fares ise Suud kralından iki yıl sonra uzaydaki ikinci Arap oldu.

1980’lerde Suriye, Fares’i Sovyetler Birliği’ne gönderdi ve sonunda Interkosmos programında araştırma kozmonotu olarak Temmuz 1987’de Mir uzay istasyonundan uçarak yaklaşık 8 gününü uzayda geçirdi.

Fares, ‘Fiziksel ve kimyasal 13 bilimsel deney ve testler yaptım. Ayrıca, hava ve su kirliliğinin etkisini görmek için uzaydan Dünya’nın bazı fotoğraflarını çektim. Dahası, Dünya atmosferinin farklı katmanlarını 200 km yüksekliğe kadar incelemek için Suriye’de bir makine inşa ettirdim.” dedi.

Fares, 30 Temmuz 1987’de Sovyetler Birliği Kahramanı unvanı ile ödüllendirildi. Kendisine Lenin Nişanı da verildi.

Fares, “Uzaydayken, hayatı farklı bir perspektiften gördüm çünkü uzayda olduğunuzda her şey farklıdır. Vücudunuz anormal bir durumda olduğunu hissediyor. Ama uzaydan döndüğümde, daha fazla empatiye sahip olduğumu hissettim. Dünya’nın annem gibi olduğunu hissettim, onu kurtarmalıyız” dedi.

‘Mossad’ suikastı

Mısır gibi bölgede siyasi kargaşa yaşayan ve uzay programını durdurmak zorunda kalan bir diğer ülke, eski başkan Saddam Hüseyin’in Irak’ıydı. Irak’ın uzay programı 1988’den 1990’a kadar sürdü. Al-Ta’ir (Kuş) adı verilen, güneş enerjisiyle çalışan bir uydu aracı geliştirildi. 1989’da Bağdat yakınlarındaki fırlatma rampasından 25 metre boyunda bir roket fırlatıldı.

Ertesi yıl Al Kharief (Sonbahar) adlı ikinci bir fırlatma testi planlandı ancak Ağustos 1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgali tüm faaliyetlerin askıya alınmasına yol açtı.

1988’de Saddam, 25 milyon dolarlık peşinat alan Kanadalı mucit ve önde gelen uzman Gerald Bull’ı uzay silahı geliştirmesi için görevlendirmişti. Babylon Projesi, uyduları yörüngeye çekmeyi amaçlayan bir küre üretmek için tasarlandı.

Bebek Babylon adlı kürenin daha kısa bir prototipini teslim edebilmesine rağmen proje, İsrail istihbaratına atfedilen bir cinayet olarak 1990’da Bull’un suikaste uğramasının ardından durduruldu.

Roket araştırmalarının barışçıl olmayan uygulamalar potansiyeline sahip olduğu açıkça görülürken, İran’ın 2003 yılında geliştirdiği uzay programı, askeri potansiyeli nedeniyle ABD ve Avrupa tarafından eleştirildi.

İran, 2013 yılında uzaya bir maymun gönderdiğini iddia ederken, dört araştırma uydusu fırlattı ve iki uzay roketini test etti.

İsrail’in uzay kazası

Bölgedeki diğer ülkelerden farklı olarak İsrail, kendi başına uydular ve fırlatıcılar inşa eden yedi ülkeden biri.

İsrail Uzay Araştırmaları Ulusal Komitesi (NCSR) 1960 yılında hükümet tarafından kuruldu. Ardından 1983 yılında bir uzay ajansı kuruldu. Keşif ve ticari amaçlar için uydular geliştiren ajans, uzay araştırmaları da dahil olmak üzere çeşitli projeler üzerinde çalışıyor.

Ulusal ajansın yanı sıra, özel olarak finanse edilen İsrail kuruluşu SpaceIL, 4 Nisan 2019’da Ay’ın yörüngesine girecek Beresheet adında bir yer aracı fırlattı. Bir hafta sonra, iniş prosedürü sırasında Beresheet ile iletişim kesildi ve araç aya düştü.

Bu ay gerçekleşen Mars görevi başarısıyla birlikte, küresel uzay endüstrisinde gözler, 2014’te kurulan Birleşik Arap Emirlikleri Uzay Ajansı’nın (UAESA) üzerinde.

Bilim adamları, Mars’taki hava olaylarını, alt atmosferdeki hava olaylarını inceleyecek. Atmosferdeki hidrojen ve oksijen kaybı, ayrıca Mars’ta radikal iklim değişikliklerine yol açan diğer muhtemel nedenler hakkında bilgi toplayacak.

BAE’de resmi, özel ve yarı resmi kuruluşlardan yaklaşık 5,2 milyar dolarlık fon toplayan ajans, 2024’te ayı incelemek için Raşid adında kompakt bir gezici ay aracı göndermeyi de hedefliyor.

Türkiye de dahil olmak üzere bölgedeki diğer ülkeler araştırma ve uzay programları geliştiriyor. Türkiye bu ay 2023 yılına kadar Ay’a yönelik bir görev içeren 10 yıllık program açıkladı. Misyonun ilk aşaması “uluslararası işbirliği ile” olacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ikinci aşamada Türk roketlerinin kullanılacağını söyledi.

Orta Doğu’daki ülkeler, son birkaç yılda 20’den fazla uydu fırlattı ve çok daha fazlası planlama aşamasında. Umman, ilk uydusunu 2024’te fırlatmayı hedefliyor.

Bu arada Euroconsult’tan Seminari, son yıllarda Batılı uzay ajansları ve Elon Musk’un SpaceX gibi özel şirketlerin yürüttüğü yeni uzay yarışının Orta Doğu’daki ülkeler üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu söyledi.

Seminari, “Bu ilgi ve dinamizmi açıklamaya yardımcı olan birçok neden var, bunların arasında petrol ve gaz kaynaklarına olan bağımlılığı azaltma ve ekonomiyi çeşitlendirme arzusu da var” dedi.

Gençlere İlham Vermek

BAE uzay programının başarısı, uzaya yatırım yapma şevkini artırmış gibi görünüyor ve uzmanlar, Ortadoğu’nun uzaydaki güçlü dinamizminin devam etmesini bekliyor.

Seminari, Euroconsult’un 2020’de 300 milyar dolardan fazla değer verdiği ticari uzay ekonomisinde de devam eden bir heyecan olduğunu söyledi.

Seminari, “Hükümetler tarafından uzaya yapılan yatırımlar iş fırsatlarını artırabilir. Yeniliği, teknolojik gelişmeleri ve yeni başlayanlar için işletmeler doğmasını teşvik edebilir” dedi.

Uzaya bu tür bir ilgi, gençlere bilim, mühendislik, matematik ve teknoloji dahil olmak üzere çeşitli alanlarda derece kazanmaları için ilham verebilir, ülke nüfusunda genel insan kaynağını artırabilir.

Ancak Determann, başarılı bir uzay programı için uluslararası işbirliğinin şart olduğunu söyledi.

Determann, “Bölgede hala eksik olan şey, büyük ölçüde ihtiyaç duyulan uluslararası uzmanlıktır. ABD gibi bir ülkenin bile uzay programını geliştirmek için yabancı uzmanlığa ihtiyacı var. Emirates Mars misyonu Amerikan uzmanlığına ihtiyaç duydu” diye konuştu.

Bilimsel araştırma açısından, eski Suriyeli astronot Fares, Dünya dışında herhangi bir keşfin insanlık için faydalı olacağını düşünüyor. Fares, “Umarım BAE Mars misyonu olumlu sonuçlarla geri döner ve Dünya için faydalı bir şeyler bulurlar” dedi.

Dario Sabaghi / Middle East Eye

İlgili Yazılar

Back to top button
Close
Close