WGI World Analiz: "Çin ve Rusya, Bölgede Türkiye Gibi Üçüncü Bir Güce İzin Vermemeye Çalışacak" - M5 Dergi
Öne ÇıkanStrateji Analiz

WGI World Analiz: “Çin ve Rusya, Bölgede Türkiye Gibi Üçüncü Bir Güce İzin Vermemeye Çalışacak”

Türkiye’nin yumuşak gücünün Güney Kafkasya’da yayılması, bölgedeki ve ötesindeki diğer ülkeler için güvenlik sorununun daha da kötüleşmesine yol açmıştır. 

World Geostrategic Insight’de yayımlanan analiz M5 tarafından çevrilmiştir.

Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan arasında imzalanan üçlü ittifak, sadece Recep Erdoğan’ın pan-Türk planlarının uygulanmasını ve başta askeri olmak üzere çeşitli alanlarda işbirliğini değil, aynı zamanda bu ülkelerin tartışmalı topraklar konularında karşılıklı desteğini de ifade ediyor. Örneğin Türkiye ve Azerbaycan, Pakistan’ın Keşmir meselesine bakış açısını desteklerken, Pakistan da Bakü’deki kardeşleriyle Dağlık Karabağ meselesinde dayanışmasını dile getirdi.

Azerbaycan’da bir Türk üssü kurma olasılığı inkar edilmemelidir (özellikle de “bir millet, iki devlet” kavramını hatırlarsak). Dahası 2020’de yaşanan olaylar, Türk “Sultanlığının” silah temininde yardım bahanesi altında askeri etkisini ve  kaynaklarını nasıl kullandığının canlı bir örneğidir.

Ancak bir de Türkiye’nin bölgesel komşuları prizmasından bir üs kurma ihtimalini ele alalım. Her şeyden önce, Erdoğan’ın hamleleri Kremlin’i harekete geçirmeli. Çünkü NATO ittifakının bir parçası olan Türkiye, Sovyet sonrası oluşan topraklarda bir saatli bomba etkisi yaratıyor. Aynı zamanda Rusya’nın Güney Kafkasya’daki etkisine de şüphe düşürüyor. Mesala; Rusya’nın ortağı olan Azerbaycan devleti, Pantürkizm hedefleri doğrultusunda yavaş yavaş Türkiye’nin bir sıçrama tahtası haline geliyor.

İran ise zor durumda. Büyük Turan’ın yaratılması konusunda İran, Türkiye’nin bir antipodu olarak görünmektedir. Çünkü İran İslam Cumhuriyeti’nin kuzey kısmı gelecekteki gelişmelerin ana merkezi haline gelebilir. Pantürkizm fikirlerinin uygulanması için Türkiye’nin İran topraklarına ihtiyacı var ve pan-Türk ideologlarının gözünde İran’ın Kuzey kısmı “Güney Azerbaycan”dır.

Turan kavramının gelişimi kuşkusuz ki Orta Asya ülkeleri ve Karabağ’taki savaşla da bağlantılıdır. Türk yumuşak gücünün Güney Kafkasya’da yayılması, bölgedeki ve ötesindeki diğer ülkeler için güvenlik sorununun daha da kötüleşmesine yol açmıştır.

Aslında Orta Asya ülkeleri mevcut gerçeklerde Rusya ve Çin’in etki alanıdır. Kuşkusuz bu iki süper güç, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (CSTO), Tek Kuşak Tek Yol (OBOR), Şanghay İşbirliği Örgütü (SCO) vb. anlaşmalar ve girişimler yoluyla bölgedeki konumlarını pekiştirebilmiştir.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC) Rusya Federasyonu (RF) ile etkileşiminin, beş Orta Asya ülkesinden dördü (Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan) ile ortak kurumlar tarafından büyük ölçüde kolaylaştırıldığı da açıktır. Türkmenistan resmi olarak Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi olmasa bile o da, yine de bu örgütün üye devletleriyle etkileşim süreçlerine fiilen katılmaktadır.

Bu dengeler doğrultusunda Türkiye’nin etkisinin Orta Asya topraklarına yayılmasını iki senaryo altında değerlendirmek gerekir.

Birincisi; Çin ve Rusya, kendi topraklarının güney ve batı cephelerinde Türkiye gibi üçüncü bir gücün ortaya çıkmasına izin vermemeye çalışacaktır. Taliban’ın Çin liderliği ile yakın ilişkiler içinde olduğunu ve bu tür bir işbirliğinin hakları Türkler tarafından savunulan Uygurların anavatanı olan kuzeybatı Çin’in korunmasına hizmet ettiğini hatırlamakta fayda var.

İkincisi ise; Türkiye’nin uzun süredir sahip olduğu rüyanın gerçekleşme ihtimali olmasıdır. Ancak bu son derece kafa karıştırıcı bir konu. Avrupa’nın Çin’in girişimlerini (ABD baskısı altında) reddetmesiyle ilgili son olayları göz önünde bulundurursak, Türkiye’nin daha sonraki adımları için ana sıçrama tahtası giderek Asya, Ortadoğu ve Afrika olacağını söyleyebiliriz.  Türkiye’nin kökenleri ve izlediği politikalar da bu senaryoyu olabilir hale getiriyor. Fakat söylemek gerekiyor ki; günümüz dünyasında etnik kökenler ne kadar güçlü olursa olsun her şeye ekonomi ve siyaset karar veriyor.

Burada ayrıca Azerbaycan’ın; “Diğer devletlerin askeri üslerinin ülke topraklarına yerleştirilmesini yasaklayan” Bağlantısızlar Hareketi’nin (uluslararası örgütü birleştiren uluslararası örgüt) üyesi olduğunu belirtmek gerekiyor.  Ve Azerbaycan Anayasası’na da atıfta bulunmalıyız. Azerbaycan anayasasına göre; ülke topraklarına yabancı bir askeri üssün yerleştirilmesinin ülkenin ana hukukuna aykırı olduğunu ve bu nedenle mümkün olmadığını açıkça söyleyebiliriz. .

Ancak, kağıt üzerindeki bu anayasal faktörün, Türk birliklerinin Azerbaycan topraklarında klasik konuşlandırılmasını sınırlandırmasına rağmen, Türk askeri varlığının mevcudiyetini engelleyemeyecektir ve görünen o ki Türk varlığı daha da artacaktır. Dolayısıyla klasik anlamda Türkiye hedeflerine ulaşmak için bölgede bir üsle sınırlı kalmayacaktır.

Kaynak: M5
Çeviri/Analiz: Adem KILIÇ

İlgili Yazılar

Back to top button
Close
Close