United World International Analiz: "Libya, uluslararası güçlerin Türkiye ile küresel bir çatışma alanıdır" - M5 Dergi
Öne ÇıkanStrateji Analiz

United World International Analiz: “Libya, uluslararası güçlerin Türkiye ile küresel bir çatışma alanıdır”

“Libya’da cumhurbaşkanlığı seçimleri 24 Aralık gibi çok yakın bir tarihte yapılacak. Ancak seçimlerin hangi kurallara göre yapılacağı henüz tam olarak belli değil.”

United World Internatonal’de yayımlanan analiz M5 tarafından çevirilmiştir.

“Eylül ayında, Temsilciler Meclisi, Abdülhamid Dbeibah’ın birlik hükümetini hedef alan bir güven oylamasını kabul etmişti. Fakat Danıştay, cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin yasayı reddetti.

Çatışmanın nedeni basit: Batı Libya’daki siyasi ve askeri gruplar, ülkenin doğusundaki gücün çoğunu elinde tutan General Hafter’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmasına karşı çıkıyor. Doğuda yer alan parlamentonun çıkardığı yasa ise Hafter’in iktidara gelmesine izin veriyor. Bu çatışmanın sonucu, Libya’nın farklı bölgelerindeki seçimlerin farklı kurallara uyması ve sonuçların her iki taraf tarafından tanınmaması ile sonuçlanabilir.

Büyük olasılıkla, Libya’daki yeni seçimler, ülkenin fiili birliğine yol açmayacak. Kim kazanırsa, kaybedenlerin sonuçlara itiraz etmek için bir bahanesi olacak. Aslında, güç iki merkezin elinde kalacak: Trablus’ta askeri ve siyasi güçler koalisyonu, Bingazi ve Tobruk’ta ise General Haftar.

Libya, NATO işgali ve Muammer Kaddafi’nin devrilmesinin ardından 2011’den beri bir iç savaş halinde. Son yıllarda iki ana askeri ve siyasi güç ortaya çıktı: doğuda General Haftar ve onun Libya Ulusal Ordusu; batıda uluslararası kabul görmüş Libya hükümetleri tarafından desteklenen Trablus ve Misrata grupları.

Libya, birkaç yıl boyunca Trablusgarp ve Sirenayka arasında tarihsel  bir bölünmeyle doğu ve batı olarak bölünmüş durumda kaldı. Libya’nın üçüncü tarihi eyaleti olan Fizan ise ayrı bir güç merkezi oluşturamadı.

Doğu Libya’daki hükümet Fransa, BAE, Mısır ve Suudi Arabistan tarafından destekleniyor. Başkenti Trablus ve BM tarafından tanınan bir hükümet olan batı bölgesi, Türkiye tarafından destekleniyor. Trablus’un Katar ve İtalya ile iyi ilişkileri var.

Rusya ve ABD, Libya’daki tüm güç merkezleriyle ilişki kurmaya çalışıyor. Aynı zamanda Rusya, Moskova’nın İslami aşırılık tehdidine karşı bir siper olarak gördüğü Hafter’e daha fazla destek vermekle suçlanıyor.

ABD Libya’ya girmeye çalışıyor

ABD en tehlikeli oyunu oynuyor. Aslında, mevcut Ulusal Birlik Hükümeti’nin kurulmasının arkasında olanlar, Libya’daki eski Maslahatgüzarı Stephanie Williams tarafından temsil edilen Amerikalılardı. ABD, Stephanie Williams’ın öne sürdüğü şartlarla Libya Siyasi Diyalog Forumu’nu (LPDF) düzenlediğinde BM mekanizmasını etkin bir şekilde kendi yararına kullandı.

Eylül ayının sonunda, Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdul Hamid Dbeibah, AFRICOM komutanı General Stephen Townsend ile bir araya geldi . Aralık 2021 seçimleri öncesinde Libya’da artan gerilimleri, ülkedeki güvenliği artırmanın ve AFRICOM birimlerinin yardımıyla seçim sürecini sağlamanın yollarını tartıştılar. ABD’nin Libya’da özel bir çıkarı var ve ülkeyi kendi himayesi altında birleştirmeye çalışıyor.

ABD’nin amacı ne?

Rusya ve Türkiye’yi Libya’dan çıkarmak. Türk ve Rus askeri personelinin Libya’dan çekilmesi için baskı yapan Fransa ve İtalya ile birlikte ABD’dir.

2021 gibi erken bir tarihte, ABD’nin BM Büyükelçi Yardımcısı Richard Mills, “Türkiye ve Rusya, güçlerinin ülkeden çekilmesini ve işe aldıkları, finanse ettikleri, konuşlandırdıkları ve destekledikleri yabancı paralı askerlerin ve askeri vekillerin çıkarılmasını derhal başlatmaya çağırdı.”

Türkiye, General Haftar’ın 2020’de Trablus’a yönelik saldırısını püskürtmeye yardım ettikten sonra Libya’da kilit bir aktör haline geldi.

Rusya ise General Haftar’ın ülkenin doğusunu elinde tutması ile kilit bir aktör haline geldi.  Libya’da Türkiye ile Rusya arasındaki güç dengesi, her iki hükümetin de tüm ülke üzerinde kontrol kurmasını engelliyor. Öte yandan ise savaşın yeni bölgelere yayılma potansiyelini sınırlıyor. Türkiye ve Rusya’nın Libya’da oynadığı kilit rol, başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin hoşuna gitmiyor.

Aslında ABD’nin baskıyla Libya’dan çıkarmaya çalıştığı Türkiye ve Rusya’dır. Geçen hafta ABD Temsilciler Meclisi , Libya’daki savaşan grupları destekleyen yabancı oyunculara yaptırımlar getiren bir yasa tasarısını onayladı.  

Libya ihtilafında hem Rusya’nın hem de Türkiye’nin Batılı ortaklarının artık Ankara ve Moskova’yı Libya’dan çıkarmaya yönelik Amerikan girişimlerini destekleme olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Tanınmış bir İngiliz siyasi gazeteci ve Guardian’ın diplomatik editörü Patrick Wintour’un belirttiği gibi, hem ABD hem de İtalya ve Fransa, “Libya’da askerleri olan Türkiye ve Rusya petrol zengini ülkeyi daha sıkı kontrol altına alacak. ” ifadelerini kullanıyor.

Ulusal Birlik Hükümeti’ndeki bazı kişilerin Türkiye’nin arkasından ABD’ye ulaştığı gerçeği, Trablus ile ABD’li lobicilik şirketi Mercury Public Affairs arasında Nisan ayında imzalanan lobicilik sözleşmesiyle kanıtlanıyor . ABD DOJ için Mercury Public Affairs raporlarına göre bu sözleşme hala yürürlükte.

Türkiye ve Rusya’nın geri çekilmesi – yeni bir savaşın başlangıcı mı?

Ancak şu anda Libya’yı büyük çaplı çatışmanın dışında tutan iki ülkenin tamamen geri çekilmesi yeni bir savaşı tetikleyebilir. Afganistan ve Irak’ta başarısız olan ABD, terörle etkin bir şekilde mücadele etme ve devlet kurumları inşa etme konusunda yetersiz olduğunu gösterdi. Fransa’nın Mali ve Sahel’e genel olarak düzen getirme çabalarının çökmesi de Paris’in Libya’yı istikrara kavuşturmakta başarısız olacağını gösteriyor.

Türkiye ve Rusya çatışmanın her iki tarafını da kontrol altına almazsa, Libya’da herkesin herkese karşı büyük çaplı bir savaşı patlak verecektir. IŞİD teröristleri yeniden yükselecek, Libya her türlü aşırılık yanlısı için bir sığınak olacaktır. Türkiye ve Rusya’yı kontrol altına almanın, Doğu Akdeniz ve Afrika’da ABD ve Avrupa hegemonyasına bedeli bu olacaktır.

Batılı ülkelerin bu kadar ısrarlı olduğu Libya’dan Türkiye ve Rusya’nın çekilmesi, barışa değil savaşa yol açacağı için her şeyden önce Libyalıların kendileri için bir fayda sağlamayacaktır. Bunun etkisi ülkenin birleşmesi değil, savaşan küçük gruplara bölünmesi olacaktır.

Böyle bir durumda Moskova ve Ankara’nın Libya’da yeni bir yasal zeminde kalmaya çalışmak gibi ortak hedefleri var. Bunu yaparak hem kendi çıkarlarını hem de Libyalıların güvenliğini sağlayacaklardır.

Güvenlik bölgeleri – olası bir çıkış yolu

Türkiye’nin Libya’daki hedefi, Mavi Vatan’ın haklarını ve güvenliğini sağlamaktır. Rusya buna karşı değil. Haftar’ı veya ABD’yi destekleyen Fransa’nın aksine Moskova, Doğu Akdeniz’in gaz ve petrolü için savaşmıyor. Hem Fransa hem de İtalya, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz açıklarında doğalgaz taşıma haklarına karşı çıkmaktadır. 

BAE ve Suudi Arabistan’ın aksine Moskova, bir bütün olarak İslam dünyasında nüfuz için Ankara ile rekabet etmiyor. Bu ülkeler ve ABD, AB gibi ülkeler için Libya’daki çatışma, Türkiye ile küresel çatışma ortamıdır; Rusya için ise öyle değil.

Rusya, Libya’da Haftar’ı destekledi, çünkü Trablus’taki önceki hükümet (Ulusal Mutabakat Hükümeti) o sırada ABD ile işbirliği yapıyordu ve Moskova, Haftar’ı ABD karşıtı bir güç tarafından desteklenirse ABD’yi dışarı atabilecek bir rakip olarak görüyordu. 

Türkiye ve Rusya, Suriye’de olduğu gibi çetrefilli konularda müzakere edebileceklerini gösterdiler. Libya’daki zorluk da benzer bir durum. 

Aslında Türkiye için en faydalı olan mevcut statükodur: Türkiye, Trablus’ta hala Türkiye’ye dost olan müttefik hükümeti savundu ve savunuyor. Rusya ve Türkiye için en mantıklı adım, her iki tarafın da garantör olarak hareket etmesiyle Libya’nın toprak bütünlüğünü korumak için prensipte anlaşmaya varmak olacaktır. Rusya Doğu Libya’nın güvenliğini garanti edebilir, Türkiye Batı Libya’nın güvenliğini garanti edebilir. Bu, bir çözüm için en gerçekçi ihtimal olacaktır. İki güvenlik bölgesi arasındaki sınır Sirte boyunca uzanabilir.

ABD ve diğer oyuncuların Türkiye ile Rusya arasında yapılacak bir anlaşmada çıkarları yok. Bu nedenle, Haftar’ın Trablus’u geri almak için teklif vermesi durumunda Türkiye, Haftar ve Rusya’ya karşı durmaya teşvik edilecektir. Fakat tersine, Rusya ve Türkiye barışı kabul ederse ve gerekli güçleri Libya’da sahada tutarsa, diğer oyuncuların Libya’daki oyuna girmesi engellenecek.

Libya’da, aralarındaki tüm süreçleri koordine edecek olan Türk ve Rus olmak üzere iki güvenlik alanının ortaya çıkması, Libyalıların kendi çıkarlarına da katkıda bulunacaktır. Libya’ya müdahale etmeye çalışan dış güçlerin sayısı sınırlı olacaktır.

Libya’da Rusya ve Türkiye herkesten daha fazla ortaktır. Moskova ve Ankara’nın bu ülkede aynı hedefleri var.  “

Kaynak:M5
Çeviri/Analiz: Adem KILIÇ

İlgili Yazılar

Back to top button
Close
Close