Jeruselam Post: Dikkat Edilmesi Gereken Eksen "Ankara-İslamabad" - M5 Dergi
Öne ÇıkanStrateji Analiz

Jeruselam Post: Dikkat Edilmesi Gereken Eksen “Ankara-İslamabad”

Ankara-İslamabad ekseni, Batı ve Güney Asya’nın karmaşık jeopolitik satranç tahtasında önemli ve dikkat edilmesi gereken güçlü bir varlık oluşturacak gibi görünüyor…

Jeruselam Post’da yayımlanan makale M5 tarafında çevrilmiştir.

Pakistan’ın Afganistan sınırındaki Khyber Pakhtunkhwa Eyaletinde Türk ve Pakistan Özel Kuvvetlerinin katıldığı ortak bir askeri tatbikat yapıldı. “Atatürk XI-2021” olarak adlandırılan tatbikat, terörle mücadele operasyonlarına odaklandı. Bu, hem Orta Doğu hem de Güney Asya için önemli sonuçları olan, bu iki ülke arasında ortaya çıkan stratejik ittifakın son tezahürüdür.

Türkiye ve Pakistan’ın büyüyen yakınlığının derin temelleri var. Bunlar benzer bir yörüngeyi izleyen iki ülke. Her ikisi de Soğuk Savaş sırasında ABD ve Batı’nın müttefikleriydi. Fakat her ikisi de son yirmi yılda Washington’dan giderek uzaklaştı. Her ikisi de orta ölçekli güçlerdi ve bugün bir tür İslami milliyetçi bakış açısıyla yönetileyorlar. Daha da önemlisi her ikisi de Batı ile eski bağlarına alternatif bir uyum arayışı içindeler; bu, küresel kutuplaşmanın arttığı bir dönemde hem İslamabad hem de Ankara’yı Çin ile daha fazla yakınlığa götürüyor.

Peki artan bağlar nasıl bir biçim alıyor? Bunların içerisinde silah alımı önemli bir göstergedir. İslamabad, silah kaynağı için Batı’ya alternatifler aradığından Türkiye şu anda Pakistan’ın dördüncü en büyük silah kaynağı haline geldi.

Pakistan, Türk devlet savunma müteahhidi ASFAT’tan Türk yapımı dört MİLGEM korvet gemisi satın alma sürecinde. Ayrıca 30 adet T-129 ATAK helikopteri siparişi verdi. Pakistan’ın Türk silah sistemlerinin satın alınması için verdiği siparişlerin toplam maliyeti şu anda 3 milyar doları aştı. Türkiye ise Pakistan’dan nükleer silahlar konusunda işbirliği yollarını görüşüyor. Batılı silah sistemlerine bağımlılığı azaltmak isteyen ülkeler Türkiye’ye yöneliyor.

Ancak bu ilişkinin önemi sadece ekonomik ve ticari ilişkilerin ötesine geçmektedir. Hem Pakistan hem de Türkiye, takip etmek istedikleri politika yönlerinin bir sonucu olarak Batı yaptırımlarının olası devamlılığına ilişkin endişelerini haklı çıkardı.

İki ülke arasında artan yakınlık diplomatik alana da yansıdı.Pakistanlı üst düzey yetkililer, Doğu Akdeniz’de gaz arama konusundaki anlaşmazlıklarında Türkiye’ye destek verdiler. Geçtiğimiz yıl, Akdeniz’de her iki ülkenin donanmalarını da içeren ve Kıbrıs ve Yunan karasuları ve hava sahasını ihlal eden bir dizi ortak deniz tatbikatı düzenlendi. Hint Okyanusu’nda da benzer ortak tatbikatlar yapıldı.

Türkiye ise Yeni Delhi’de endişe yaratan bir gelişme ile Pakistan’ın Keşmir’deki iddialarını desteklemeye başladı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Şubat 2020’de konunun Pakistan için olduğu kadar Türkiye için de önemli olduğunu söyledi. Türk Kurtuluş Savaşı olaylarına atıfta bulunan Erdoğan, “Bugün Keşmir için aynı şeyi hissediyoruz. Dün Çanakkale, bugün Keşmir; ikisi arasında bir fark yok” ifadelerini kullandı.

Türkiye, Keşmir meselesini Eylül 2019’da BM Genel Kurulu’nda gündeme dahi getirdi. Bu bağlamda, bölgesel medyada (Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Hawar News) Türkiye’nin Keşmir’de Suriyeli İslamcı müvekkil milislerini konuşlandırma sürecinde olduğunu öne süren son haberler endişelere yol açtı, ancak bu iddialar için henüz somut kanıtlar ortaya çıkmadı.

Ankara ve İslamabad arasındaki stratejik ortaklık, nükleer alandaki endişeleri de artırıyor.Pakistan, 160 konuşlandırılmış savaş başlığına sahip olan bir nükleer güç. Erdoğan, Reuters tarafından aktarılan Eylül 2019’da yaptığı konuşmada, “Bazı ülkelerde bir veya iki değil, nükleer savaş başlıklı füzeler var. Ama [bize nükleer silaha sahip olamayacağımızı söylüyorlar. Bunu kabul edemem.” demişti.

Erdoğan “Yakınlarda neredeyse komşumuz olan İsrail var. İsrail nükleer silahlara sahip olarak ve diğer ülkeleri korkutuyorlar. Ama onlara kimse dokunmuyor. ” diyerek İsrail’i hedef gösterdi.

Türkiye şu anda Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından sürdürülen Tr-1 ve Tr-2 olmak üzere iki nükleer reaktöre sahiptir. Ülke zengin uranyum yataklarına sahiptir. Böylelikle nükleer kapasite geliştirmek için hem iradeye hem de hammaddelere sahipler. Yalnız şu anda sadece bunu yapmak için gerekli bilgiye sahip değil. Nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmasına imza atmayan Pakistan ise bu bilgiye sahip. Bu konuda henüz aktif işbirliğine dair somut bir kanıt ortaya çıkmamış olsa da Türkiye’nin bunu yapacak kapasite de olduğunu hatırlamakta fayda var.

Pakistan ve Türkiye arasındaki ittifak, hızla değişen stratejik bir manzarayı da ortaya çıkıyor. Soğuk Savaş sonrası ABD öncülüğündeki eski güvenlik mimarisi ve onu çevreleyen varsayımlara artık güvenilemez hale geldi. Son on yılda bölgedeki başlıca olaylarda – Suriye iç savaşı, Mısır’daki devrim ve karşı-devrim, Doğu Akdeniz’deki gaz kaynakları üzerindeki rekabet ABD’nin etkisini önemli ölçüde yok etti.

Bunun bir sonucu olarak, yeni bağlantılar ve yeni güç bağları ortaya çıkıyor. Bu açıdan bakıldığında, bu iki devletin bir araya gelmesi Sünni siyasal İslam versiyonlarına meyilli ve kendi çevrelerindeki mevcut güç dengesinin kendi lehlerine çevirecek olmalarını olası kılıyor.

Türkiye, Akdeniz ve Avrupa yolunda bir ulaşım merkezi ve altyapı yatırımları için öncelikli bir ülke olarak Pekin için önemli. Ayrıca Türkiye, Şangay İşbirliği Örgütü’nde gözlemci bir ülkedir. Erdoğan’ın kendisini dünyadaki Müslümanların ve etnik olarak Türklerle bağlantılı tüm halkların lideri olarak sunma çabalarının, kaderinde oldukça sessiz kaldığı Türk Müslüman Uygurlarla dayanışmaya kadar uzanmaması dikkat çekicidir.

Türkiye ve Pakistan; Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi çerçevesinde milyar dolarlık yatırımlar alan ülkeler oldu. Bunlar esas olarak ülkelerin raylı sistemini modernize etmeye odaklanmıştır. Çin’den Pakistan ve İran üzerinden Türkiye’ye direkt demiryolu bağlantısı kurma projesi yeniden canlanma sürecindedir. ITI (İstanbul, Tahran, İslamabad) hattı, Çin ile Türkiye arasındaki ilk düzenli demiryolu bağlantısı olacak. Nikkei Asya’da yakın tarihli bir rapora göre, 2026’da faaliyete geçmesi bekleniyor.

Türkiye, Pakistan ve Azerbaycan dışişleri bakanlarının 13 Ocak’ta İslamabad’da imzaladıkları ortak bildiride Keşmir, Ege anlaşmazlığı, Kıbrıs ve Ermenistan-Azerbaycan ihtilafına ilişkin ortak duruşlara atıfta bulunuldu. Belge, Türk ve Pakistan sinerjisinin mevcut gerçekliğinin faydalı bir özeti niteliğinde.

Ankara-İslamabad ekseni, Batı ve Güney Asya’nın karmaşık jeopolitik satranç tahtasında önemli ve dikkat edilmesi gereken güçlü bir varlık oluşturacak gibi görünüyor…

Kaynak: M5 Özel İçeriğidir. Kaynak Gösterilerek Kullanılabilir.

İlgili Yazılar

Back to top button
Close
Close