Japonya uzun menzilli füze kapasitesini genişletiyor

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün (IISS) yayımladığı bir analiz, Japonya’nın “karşı saldırı” (counterstrike) doktrini kapsamında yerli üretim uzun menzilli füze sistemlerini konuşlandırmaya hazırlandığını ortaya koydu.
Rapora göre Tokyo yönetimi, 2025–2027 mali yılları arasında Hyper Velocity Gliding Projectile (HVGP) ve geliştirilmiş Type-12 gemisavar füzesi gibi sistemleri envantere almayı planlıyor.
Japonya’nın bu adımı, değişen bölgesel güvenlik ortamında daha uzak mesafelerde hedefleri vurabilecek stand-off saldırı kapasitesi oluşturma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Yeni sistemler sayesinde Japonya Öz Savunma Kuvvetleri’nin, ülke kıyılarının ötesindeki düşman askeri unsurlarını hedef alabilecek kapasiteye ulaşması hedefleniyor.
Yeni karşı saldırı doktrini
IISS raporuna göre Tokyo, uzun menzilli hassas vuruş kabiliyeti ile gelişmiş istihbarat ve hedefleme altyapısını bir araya getiren yeni bir karşı saldırı konsepti geliştiriyor. Bu konsept, Japonya’ya yönelik bir tehdit oluştuğunda düşman askeri unsurlarına uzaktan ve hızlı şekilde saldırı düzenleme imkânı sağlayacak.
Planlanan sistemler, özellikle Japonya’nın savunmasında kritik öneme sahip olan uzak adalar ve deniz yaklaşma hatlarının korunması için kullanılacak.
Hipersonik kayıcı mühimmat HVGP
Analizde öne çıkan sistemlerden biri, Mitsubishi Heavy Industries tarafından geliştirilen Hyper Velocity Gliding Projectile (HVGP) oldu.
Karadan fırlatılan bu silah sistemi, balistik füze ile hipersonik kayıcı araç teknolojisinin birleşimi olarak tanımlanıyor. Füze fırlatıldıktan sonra yüksek irtifada güçlendirici roketten ayrılıyor ve hedefe doğru çok yüksek hızda süzülerek ilerliyor.
Resmî olarak açıklanmasa da IISS analizine göre HVGP’nin ilk versiyonunun yaklaşık 500 kilometre menzile sahip olduğu tahmin ediliyor. Daha uzun menzilli yeni bir modelin ise ilerleyen yıllarda geliştirilmesi planlanıyor.
Geliştirilmiş Type-12 gemisavar füzesi
Japonya’nın geliştirdiği bir diğer önemli sistem ise geliştirilmiş Type-12 gemisavar füzesi. Mevcut Type-12 sisteminin modernize edilmiş bir versiyonu olarak görünse de yeni modelin aslında büyük ölçüde tamamen yeni bir füze tasarımı olduğu belirtiliyor.
Yeni Type-12’nin özellikleri arasında:
- Düşük radar görünürlüğü
- Uzatılmış menzil
- Çoklu platform entegrasyonu
bulunuyor.
Füzenin menzilinin en az 900 kilometre olacağı tahmin ediliyor. Sistem kara konuşlu lançerlerin yanı sıra savaş uçakları ve savaş gemilerinden de kullanılabilecek.
Bu kapasite devreye girdiğinde Japonya’nın deniz hedeflerine yönelik saldırı menzili ciddi şekilde artacak. Mevcut sistemlerde:
- Kara konuşlu Type-12: yaklaşık 200 km menzil
- ASM-2 (Type-93) hava-yer gemisavar füzesi: yaklaşık 180 km menzil
bulunuyor.
Japonya genelinde konuşlandırma planı
IISS analizinde yer alan haritaya göre yeni kara konuşlu füze sistemlerinin Japonya’nın farklı bölgelerinde konuşlandırılması planlanıyor. Olası konuşlanma noktaları arasında:
- Kyushu’daki Camp Kengun ve Camp Ebino
- Fuji Dağı yakınındaki Camp Fuji
- Hyakuri Hava Üssü
- Yokosuka Deniz Üssü
- Hokkaido’daki Camp Kamifurano
yer alıyor.
Bu konuşlandırmaların 2025 ile 2027 mali yılları arasında gerçekleştirilmesi öngörülüyor.
ABD yapımı Tomahawk füzeleri de envantere giriyor
Japonya aynı zamanda ABD üretimi Tomahawk kara saldırı seyir füzelerini de envanterine katmaya hazırlanıyor. Yaklaşık 1.600 kilometre menzile sahip bu sistemler Japonya’nın derin saldırı kapasitesini önemli ölçüde artıracak.
Bu kapsamda Kongo sınıfı güdümlü füze destroyeri JS Chokai, Tomahawk kullanabilmesi için ABD’de modernizasyon ve eğitim sürecinden geçiriliyor. Japonya’ya ilk teslimatların Mart 2026 sonuna kadar başlaması bekleniyor.
Yeni nesil gemisavar ve hipersonik projeler
Japonya ayrıca Kawasaki Heavy Industries tarafından geliştirilen New Surface-to-Ship Missile adlı yeni bir gemisavar füze üzerinde de çalışıyor. Bu füze, hedefe yaklaşırken karmaşık terminal manevraları yaparak hava savunma sistemlerini aşmayı amaçlıyor.
2026 başında Japonya’nın Savunma Tedarik Ajansı tarafından yayımlanan test görüntülerinde füzenin son aşamada yüksek manevra kabiliyeti sergilediği görüldü.
Tokyo yönetimi bunun yanında kara saldırı ve deniz hedeflerine yönelik hipersonik füze programını da ilerletiyor. Program kapsamında:
- scramjet motoru
- roket güçlendirici
- harp başlığı
- arayıcı sensör sistemleri
gibi kritik bileşenlerin prototipleri geliştiriliyor.
Uydu ağıyla hedefleme kapasitesi güçlendirilecek
Uzmanlara göre Japonya’nın uzun menzilli saldırı kabiliyetinin etkinliği büyük ölçüde istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) kapasitesine bağlı olacak.
IISS raporuna göre Japonya şu anda sadece dokuz ISR uydusuna sahip ve bu sayı geniş bölgelerde hedef tespiti için yeterli görülmüyor.
Bu açığı kapatmak için Tokyo yeni bir sentetik açıklıklı radar (SAR) uydu takımyıldızı kurmayı planlıyor. Japon IHI Corporation şirketi, Ekim 2025’te Finlandiya merkezli ICEYE ile bu amaçla anlaşma imzaladı.
Projeye göre:
- İlk etapta 4 uydu fırlatılacak
- Daha sonra 20 ek uyduya kadar genişleme seçeneği bulunacak
Bu uydular her türlü hava koşulunda hedef tespiti ve takibi yapabilecek.
Uydu verilerine Japonya öncelikli erişim hakkına sahip olacak ancak sistemin Avustralya ve Birleşik Krallık gibi savunma ortaklarına da destek vermesi planlanıyor.
İlk uydu sistemlerinin Nisan 2026’da devreye girmesi, tam uydu ağının ise 2029 mali yılına kadar tamamlanması hedefleniyor.
İstersen bu gelişme üzerine ayrıca “Japonya’nın pasif savunmadan saldırı doktrinine geçişi ve bunun Çin-Tayvan dengesi ile Türkiye için anlamı” üzerine çok çarpıcı bir jeopolitik analiz de hazırlayabilirim. Bu konu şu anda Asya güvenlik mimarisinde en kritik dönüşümlerden biri olarak görülüyor.
Kaynak: M5



