Kuşak ve Yol İnisiyatifi: Her Yolun Çin’e Çıktığı Bir Dünyaya Doğru (mu?)

Çin’in KYİ’si, Rusya’nın Orta Asya’daki manevra alanını er ya da geç daraltacak. O zaman belki de üç bloklu bir dünyayla karşılaşacağız. Zaten şimdiden böyle bir üçlü düzenin öncüllerini deneyimliyoruz. Dünya gündemini AB(D) ve bağlaşıkları kadar Çin ve Rusya’nın da meşgul ettiği, sıcak zamanlar yaşayacağız. Bunların hepsi, o günlerin ön belirtileri…

Kuşak ve Yol İnisiyatifi (KYİ, eski adıyla Bir Kuşak Bir Yol), üzerinde daha fazla konuşulması gereken bir konu. Zaten biz konuşmasak da o, kendi hakkında her yıl daha fazla konuşturan bir konu niteliği kazanacak.

“Geleceğin dünyası nasıl olacak?” sorusundan kasıt, önümüzdeki 50-100 yıl ise KYİ’siz bir kestirim ve akıl yürütme hep eksik kalmış olacak. Bu yazıda, her proje gibi olumlu olumsuz yönleri olan KYİ’ye gelecekbilim açısından bakmaya çalışacağız. Burada amacımız ne Çin övgüsü ne de yergisi…

KUŞAK VE YOL İNİSİYATİFİ, YENİ İPEK YOLU MU?

KYİ nedir? İlk başta, tarihsel İpek Yolu’nun canlandırılması projesi gibi duruyor. Oysa hedefler de kapsam da bunun çok ötesinde. Eski İpek Yolu, belli rotalarla ve ürünlerle kısıtlıydı. Asya ile Avrupa arasındaki ticaret yollarına karşılık geliyordu.

Bugün kimi zaman ‘Yeni İpek Yolu’ genel adıyla da anılan KYİ, bir kere, çok sayıda rotadan, Avrasya’ya ek olarak Afrika ve Güney Amerika’dan, yalnızca karayolu değil, deniz yolu, demir yolu ve hava yolundan ve yalnızca yol değil, enerji hatlarından ve ekonomik bölgelerden de oluşan çok geniş bir planlamaya karşılık geliyor. Kimilerince bu, insanlık tarihinde görüp göreceğimiz en büyük altyapı projesi. 68 KYİ ülkesi, dünya nüfusunun %65’ini ve üretiminin %40’ını oluşturuyor. Toplam KYİ projeleri için ayrılan bütçenin 4-8 trilyon doları bulması bekleniyor.

KYİ’nin amacı ne? İlk bakışta, bir altyapılaşmayla maliyetlerin düşürülmesi ve ticaret mallarının ucuzlaması gibi bir düşünce öne çıkıyor. Dolayısıyla bu, bir ekonomi ve ticaret projesi. Bu da tarihsel İpek Yolu modeliyle uyumlu nitelikte. Ancak projenin kaçınılmaz olarak ortaya çıkan stratejik, coğrafi ve son çözümlemede askeri sonuçları söz konusu.

KUŞAK VE YOL İNİSİYATİFİ’NDE HER ŞEY PARA MI?

KYİ’de tek ölçüt, finansal göstergeler değil. KYİ’nin “her şeyin para olmadığı” bir modelinin olduğunu nereden anlıyoruz? Zarar eden Çin şirketleri, kimi durumlarda cezalandırılacaklarına ödüllendiriliyorlar. Diğer bir deyişle, KYİ içindeki kimi projeler zararına da olsa yürütülüyor. Bu tür bir hareket, Çin içinde ya kamu yararı ya da istihdam gibi çifte bir seçenekle açıklanabilirdi. KYİ’de bunun karşılığı ise Çin’in jeo-stratejik çıkarları olmuş oluyor. Öte yandan, projeler tümüyle zararına değil; KYİ’de etkin olan Çinli şirketlerin çoğu KİT (kamu iktisadi teşekkülü) değil, özel.

Ayrıca KYİ’nin Çin için başka ekonomik yararları da var: Üretim fazlası, yurtdışına kaydırılmış oluyor. Çin parası daha büyük bir hızla uluslararasılaşıyor. KYİ dolayısıyla renminbi, alım satımlarda ve rezerv parası olarak daha çok kullanılmaya başlanıyor.

Hatlar, çoğunlukla, Çin’in görece yoksul bölgeleri olan batısından ve güneyinden geçtiği için, KYİ’nin Çin’deki bölgeler arası uçurumu küçültmesi bekleniyor.

Ekonomik yararlar dışında, KYİ sayesinde birçok ülkede çok daha fazla sayıda Kong Usta (Konfüçyüs) Enstitüleri açılıyor, Çin kültürü ve dili daha da küreselleşiyor. KYİ’yle birlikte, ‘küreselleşme eşittir batılılaşma’ formülü, ‘tarihin çöp kutusu’na fırlatılıyor. Çoğulcu bir küreselleşme dönemine giriyoruz; kültürel etkiler, tekyönlü ve asimetrik değil, çokyönlü ve çokboyutlu bir nitelik kazanıyor.

ÇİN’İN MALAKKA AÇMAZINA KARŞI

Ya peki, işin askeri boyutu? ABD’nin Çin’in yükselişine karşı sürekli olarak hazırlık yaptığı biliniyordu. KYİ’nin Amerikan tarafındaki karşılığı, Hindistan, Japonya ve Avustralya ile birlikte bir Hint-Pasifik dörtlüsü modeli kurgulamak oldu. Asya-Pasifik değil, ‘Hint-Pasifik’. Böyle diyerek hesapta Çin’i dışlamış oluyorlar. Bundan önce de yine bir Çin karşıtı oluşum olan Pasifik Aşırı Ortaklık öne çıkmıştı, fakat Trump’ın gelişiyle rafa kalktı.

Çin, KYİ’ye dek, yalnızca dış ticaret ilişkilerini değil enerji tedarikini de doğudan Pasifik kıyılarından karşılıyordu. Fakat bu durum, ‘Malakka Açmazı’ olarak adlandırılan sorunu, Çin’in üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallandırıyordu: Pasifik’te Amerikan donanması, oldukça güçlüydü. Çin’in ticaret ve enerji hatları, çeşitli bölge ülkelerinin hak iddia ettiği Güney Çin Denizi’nden (Vietnamcada ‘Doğu Denizi’ denir, ki bu, daha tarafsız bir ifadedir) geçiyordu.

Gelecekte Çin ile ABD arasındaki bir anlaşmazlıkta ABD, Çin’e deniz yolunu kapatabilirdi. Bunun alternatifi, Rusya’nın tarihte sıcak denizlere ulaşma düşüncesi gibi, Malezya ve çevresini es geçerek kısa yoldan Hint Okyanusu’nun batısına ve Arap dünyasına ulaşma çabası olacaktı.

Bununla ilgili aday ülkeler, Myanmar, Sri Lanka ve Pakistan oldu. İlk ikisinde, kamuoyundan gelen tepkiler, projeleri yavaşlattı ve bunlar zaten enerji kaynaklarına Pakistan kadar yakınsak değildi. Hindistan ile Pakistan, İngiliz sömürgeciliğinin bir mirası olarak kanlı bıçaklı düşmandı. Çin’le Hindistan savaşmıştı. Hindistan, Çin’in yükselişinden rahatsız olmuş, ABD’ye yönelmişti. Bu denklemden, kısa sürede, Çin-Pakistan dostluğu çıktı.

Pakistan, Arap dünyasına coğrafi yakınlığı açısından Çin’e bulunmaz bir olanak sunuyordu. Çatışmalarla oldukça zayıflamış olan ülkenin böyle bir can suyuna ihtiyacı vardı. Çin, hem Pakistan’ın ticaretini canlandıracak hem de enerji talebine karşılık vermiş olacaktı.

Devamı M5 Dergisi Ekim 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir