Doğa Fabrika Ayarlarına Döndü Pınarlar Birleşti

Arapça bir kelime olan Ayn kelimesinin Türkçe karşılığı, pınar demektir. Ayn el-Arab Arap’ın pınarı, Ayn el-İsa İsa’nın pınarı, Resulayn Resulün pınarı… Bunlar, güvenlik koridorunun pınarlarından birkaçı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) toplantısı dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtlarken ilginç bir cümle kurdu. “Bu cümleyi altını çizerek vurguluyorum” diye özellikle dillendirmesi ise söyleme ayrı bir anlam kattı. Bu söylem aslında kısa süre sonra olacakların da habercisiydi. Zira bu sözlerden saatler sonra Cumhuriyet tarihinin en önemli ve en kritik harekâtı “Barış Pınarı” başladı.

Aslında bu harekât sadece Suriye ve Türkiye için değil, insanlık için de en kritik harekât safhasına dönüştü. Evet, bu cümle abartılı gelmesin, Barış Pınarı Harekâtı, tüm insanlığın içine düştüğü sömürü sarmalından kurtuluş umudu olacak bir harekâttır. Peki, bu harekâtın adı neden Barış Pınarı?

SÜRECİN EN BASİT ÖZETİ

Bu topraklar, bir zamanlar pınarlarından gürül gürül suların aktığı, insanların huzur ve neşe içinde yaşadığı topraklardı ama birileri geldi ve kuruttu. O birileri kuşkusuz Batı’nın gözü dönmüş, paraya ve kana doymayan emperyalist devletleriydi. Bu yapı, tüm dünya coğrafyasını olduğu gibi, bu toprakları da kana, gözyaşına boğmuş ve insanları topraklarından, toprakları insanlarından koparmıştı. Köyler kentler karpuz gibi ikiye bölünmüş, gövdenin bir kolu bir tarafta, bir kolu bir tarafta kalmıştı.

Sorumuza dönersek… Arapça bir kelime olan Ayn kelimesinin Türkçe karşılığı, pınar demektir. Ayn el-Arab Arap’ın pınarı, Ayn el-İsa İsa’nın pınarı, Resulayn Resul’ün pınarı… Bunlar, güvenlik koridorunun pınarlarından birkaçı. Suriye’nin önemli yerleşim yerlerinden olan Resulayn’ın tam karşısında, Türkiye tarafında, Ceylanpınar’ı bulunmakta.

Sömürü için gözü dönmüş eli kanlı katil, bu iki pınarı ortadan ikiye böler ve “Sen Ceylan’ın pınarısın, sen de Resul’ün” dersen, bir gün gelir o pınarlar birleşir, doğa tarihi fabrika ayarlarına döner. İçinde yaşadığımız sürecin en basit özeti bu.

DOMİNO ETKİSİ KORKUSU

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugün, önce kendi fabrika ayarlarına döndü, ardından çevresini bu ayarlara döndürmek için yoğun bir gayret içine girişti. Anadolumuz’da, “Başlamak bitirmenin yarısıdır” diye bir söz vardır. Bu ayarları geri getirmek için uzun ve yorucu bir süreçten geçtik. Bu başlangıcı nerede yaptık derseniz, gözleri şüphesiz, Fırat Kalkanı harekâtına çevirmek gerekir. Zira bu harekât adı gibi, gerçekten bu işgal, kan ve sömürü düzenine önce ülke, ardından insanlık adına kalkan oldu. Bu harekâtı durdurmak için Amerika, bölgedeki tüm olanaklarını kullandı. Ancak başaramadı ve korktuğu başına geldi.

Neydi korktuğu Amerika’nın? Amerika’nın en büyük korkusu, harekâtın domino etkisi yaratması idi. Zira bu, bütün oyunun bozulması anlamına geliyordu. İşte bu olmasın diye, elindeki özel kuvvet askerleri dahil tüm çapulcuları sahaya sürdü. Masa başında ise içimizdeki çapulcu hainleri…

Devamı M5 Dergisi Ekim 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir