Sinyal İstihbaratı (SIGINT) ve Radar İstihbaratı (RADINT)

Ne zaman robotların ve yapay zekânın, insanların yerini alacağına dair haberler basında yer alsa, istihbarat analisti Walter Laqueur’ın 1988 yılında yayımlanan “A World of Secrets: The Uses and Limits of Intelligence-Sırlar Dünyası: İstihbaratın Sınırları ve Kullanımları” kitabı aklıma gelir.

TEKNOLOJİ GÖSTERİR, İNSAN ANLAR!

Her devletin, kurum ve kuruluşun gizli ve açık kaynaklardan istihbarat toplama yöntemleri vardır. Bu yöntemler, ihtiyaca göre tercih edilir. Bu ihtiyaçlar ise kimi zaman büyükelçiliklerde görevli istihbarat elemanlarınca sağlanırken, kimi zaman da açık kaynaklardan temin edilir. Örneğin; Japonya’nın en önemli istihbarat birimleri endüstriyel/teknolojik casusluğa karşı koyma maksatlı olup, Toyota,  Mitsubishi, Nippon, Honda, Nissan ve Hitachi gibi dev çok uluslu şirketlerin bünyesinde yer almaktadır.

Buna mukabil, Sovyet geleneğinin bir devamı olan Rusya’da istihbarat toplama yöntemlerindeki gelenek değişmemiş; Rusya, Soğuk Savaş dönemindeki teknolojik geri kalmışlığından kaynaklanan açığını insan istihbaratı (HUMINT), yani casusluk faaliyetleri ile kapatma gereği duymuş; zaman zaman ideolojisini, zaman zaman da casuslarını kullanarak Batılı ajanlara kanca atmıştır. “Romeo” gibi yakışıklı KGB ajanları ise Batı ülkelerinde kritik birimlerde çalışan kadınları elde etme yoluyla istihbarat toplama yöntemlerini tercih etmiştir.    

Bu makale, istihbarat toplama disiplinlerinden ikisi olan Sinyal İstihbaratı (SIGINT) ve Radar İstihbaratını (RADINT) incelemeyi amaçlamaktadır.

Ne zaman robotların ve yapay zekânın, insanların yerini alacağına dair haberler basında yer alsa, istihbarat analisti Walter Laqueur’ın 1988 yılında yayımlanan “A World of Secrets: The Uses and Limits of Intelligence-Sırlar Dünyası: İstihbaratın Sınırları ve Kullanımları” kitabı aklıma gelir.

Laqueur kitabında, ‘insan zekâsına duyulan ihtiyacın azalmadığını, ancak insanların varlıklarının önemini küçültmenin moda olduğunu, çünkü teknik araçların (teknolojinin) kullanımının politik ve entelektüel olarak daha rahat/elverişli olduğunu’ ifade eder. Şüphesiz ki bu durum, insan istihbaratının/casusluğun (HUMINT) faydasını inkâr edenler ve teknolojik devrim karşısında insan istihbaratının değerini savunanlar arasındaki tartışmayı ve mücadeleyi de istihbarat dünyasının kendi içinde doruk noktasına çıkardı.

ABD ile karanlık dünya istihbaratı arasındaki tarihsel ilişkinin anlaşılması önemlidir. Soğuk Savaş boyunca ABD, istihbarat toplama faaliyetlerini Sovyetler Birliği üzerinde yoğunlaştırmıştır. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Rusların yerini uluslararası birçok “belâ” almıştır. Eski CIA şefi James Woolsey’in belirttiği gibi, “ejderha” gitmiş fakat yerini “bir orman dolusu zehirli yılan” almıştır.

Artık ABD için tek bir düşmanla (Rusya) karşılaşmak yerine, yerinin belirlenmesinin zor olduğu ve bütün dünyaya yayılmış tehditler tarafından –terörizmden organize suça, uyuşturucu trafiğine kadar– bir orman dolusu zehirli yılan meydan okumaktadır. 1990’ların ortasında bütçe kesintileri ve kuvvet sınırlamalarını takip eden 1970’lerden itibaren insan istihbaratından (HUMINT) sinyal istihbaratına (SIGINT) doğru bir hareket görülmüştür.

Clinton döneminde danışman olan CIA eski Direktörü Stanfield Turner ile aynı fikirleri paylaşan Başkan Jimmy Carter, istihbarat birimlerine, özellikle de HUMINT’e karşı açık bir husumet göstermişlerdir. 

Sinyal İstihbaratı (SIGINT), birkaç telefon konuşması veya tankın yeri vb. bilgi toplama faaliyetlerinde önemli bir yere sahip olduğunu kanıtlamayı günümüzde de sürdürmektedir; fakat özellikle örgüt hücrelerinin ne plânladığına dair hiçbir bilgi sağlayamamaktadır. Bu tür bilgilerde hiç şüphe yok ki bir insana ihtiyaç duyulmaktadır.

Şunu göz ardı etmemek gerekir ki; gerek sinyallerle veya gerekse casus uçaklarla olsun milyonlarca veriyi toplayın, kıymetlendirin, analiz edin, sonunda kaynak bilgiye ulaşmak için bir istihbaratçıya ‘kanca atmak’ yeterli olacaktır. Tıpkı ABD tarihinin en sarsıcı casusluk krizinde olduğu gibi… 2001 yılında KGB adına casusluk yaptığı ortaya çıkan üst düzey FBI görevlisi Robert Hanssen de NSA’den gelen milyonlarca bilgiyi KGB’ye ulaştırmıştı. İstihbarat tarihinde klasik casusluk, yani insan istihbaratı (HUMINT) önemini hiçbir zaman kaybetmez. Keza Batı ne kadar teknolojisini geliştirirse geliştirsin; casusluk tarihi, KGB’nin insan istihbaratına dayalı casusluk başarılarıyla yazılmıştır.

Günümüzde New York Times’ın istihbarat kaynaklarından edindiği bilgiye göre, tüm enformasyonun %85’i donanım kaynaklarından (ELINT/SIGINT/PHOTINT/RADINT) buna karşın %15’i casuslardan (HUMINT) temin edilmektedir.

Teknoloji gösterir, insan anlar.

Devamı M5 Dergisi Eylül 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir