İstihbarat Toplama Disiplinleri

İstihbarat, bir çalışma ve faaliyet alanı olarak, neredeyse bütün disiplinlerin metot ve verilerinden beslenen, spesifik faaliyet alanına ve kullanım amacına göre kendi içerisinde farklı şekillerde sınıflandırılan bir yapı sergilemektedir. Ne var ki istihbaratın konularını ve ilgi alanının sınırlarını net çizgilerle belirleyip tespit etmek ve bunları sınıflandırmaya tabii tutmak oldukça meşakkatlidir. İstihbaratın konuları kendi içerisinde kümelenen ama diğer konuların unsurları ile bütünleşen girift bir nitelik taşımaktadır.

Tarihin ilk zamanlarından itibaren insanoğlu varoluşsal mücadelesi için ham verileri toplamak suretiyle, istihbari niteliği haiz haber ve bilgileri işleyerek amaca yönelik eylemlere dönüştürmüştür. Bu eylem, ilk çağlarda hayatta kalmak için gerekli olan temel ihtiyaçları (gıda, barınma, hammadde, güvenli alan vb.) karşılamaya yönelik gerçekleşirken; zamanla toplulukların kolektif ve örgütlü olarak gerçekleştirdikleri muhtelif amaçlara yönelik faaliyetlere evrilmiştir. Böylece istihbari verileri toplamak; bireysel çabalardan toplumların ve müteakiben devletlerin, bölgesel ve uluslararası örgütlerin yetki alanlarına doğru genişleme göstermiştir.

Dolayısıyla istihbari verileri toplama kaynakları ve yöntemleri de bireylerden gruplara, topluluklardan teşkilatlanmalara, örgütlerden resmi yahut özel kurum ve kuruluşlara değin gelişerek çeşitlenmiştir. Kuşkusuz istihbarat toplama kaynakları, salt kaynağı toplayanların niteliğine göre değil; bunun ötesinde yerelden uluslararası ölçeğe uzanan güvenlik ortamındaki değişimden kaynaklı ihtiyaç ve amaçlara göre de şekillenmiştir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları esnasındaki istihbarat toplama hedef ve kaynakları ile Soğuk Savaş Dönemi birbirinden farklılık sergilediği gibi, 21. yüzyıl istihbaratının maksat ve metotları da önceki dönemlere kıyasla daha farklı bir karakteristiğe bürünmüştür.

Keza istihbarat toplama kaynakları ve metodolojileri; insan kaynağı ve erişime açık verilerin sunduğu imkânların ötesinde ekonominin yanı sıra bilim ve teknolojinin gücünden de etkilenerek gelişme kaydetmiştir.  Ekonomik gücü haiz devletler, istihbarat toplama faaliyetlerine daha fazla kaynak aktarmışlar; bu maksatla daha fazla eleman istihdam ederek, bunları uzak bölgelere uzun süreli faaliyetler icra etmek üzere göndermişlerdir. Böylece devletler, bilfiil sahaya gönderdikleri elemanlar aracılığıyla birinci elden, gerçek-zamanlı ve cari verilere ulaşma imkânı elde etmişlerdir.

Ne var ki güçlü ekonomiye sahip devletler bununla yetinmemişler; aynı zamanda istihbarat elemanlarının iş yükünü hafifletmek, istihbari ürünlerin güvenilirliğini, doğruluğunu ve denetimini arttırmak istemişlerdir. Bu minvalde daha etkin, etkili ve eyleme geçirilebilir istihbarat kaynaklarına ulaşmak gayesiyle bilim ve teknolojiye ciddi yatırımlar yaparak, sunduğu avantajlardan ziyadesiyle istifade etmeye çalışmışlardır.

Diğer taraftan, tarihsel süreç içerisinde ilkel toplumdan tarım toplumuna, tarım toplumundan sanayii toplumuna, sanayii toplumundan bilgi toplumuna geçiş aşamalarında “istihbarat konu ve alanları” hem genişlemiş hem derinleşmiştir. Böylece “istihbarat”, siyasi ve askeri maksatlara hizmet eden sınırları aşarak; diplomasi, ekonomi, ticaret, kültür, sosyoloji, coğrafya, demografi, etnografya, biyografi, bilim ve teknoloji, ulaşım, iletişim, sosyal medya gibi her geçen gün giderek çeşitlenen konu alanlarını bünyesine katmıştır.

İstihbaratın konu ve alanları; “ihtiyaçlara”, “amaçlara”,  “kaynaklara”  ve “hedef kitleye” göre farklı kategorilere ayrılmaktadır. Ayrıca istihbarat konu ve alanları, farklı maksat ve seviyelerde icra edilen faaliyetler olduğundan, nihai istihbarat ürünlerinin formatı ve işlevi birbirlerinden farklılık arz etmektedir. En basit tasvirle, sadece bir sayfadan ibaret stratejik değeri olan bir istihbarat ürününe karşın, operasyonel istihbarata yönelik yüzlerce sayfadan oluşan bir saha raporu da istihbarat kullanıcılarına ve siyasi karar alıcılara sunulabilmektedir.

Bu bağlamda “istihbarat süreci”; “kişiler”, “yabancı devletler”, “gruplar” (terör örgütleri dâhil), “bölgeler” ve “uluslararası yapılar ve unsurlar” için farklı şekillerde ilerlemektedir. Kaldı ki, kimi zaman tüm aktörlerin ve faktörlerin birbirine eklemlenerek analiz edildiği son derece kapsamlı bir muhteviyata sahip istihbarat ürünleri ortaya koyulmaktadır.

Bununla birlikte “geleneksel istihbarat çarkı” modeli; “planlama”, “toplama”, “işleme”, “üretim” ve “dağıtım” şeklinde beş aşamalı bir safhayı temsil etse de uygulamada ve bilhassa günümüz veri akınları karşısında bu aşamaların ardışık ve sistematik bir düzen içerisinde ilerlediğini söylemek mümkün değildir. Zira istihbarat çarkı, farklı aktörlerin ve faktörlerin devreye girmesiyle ve ayrıca istihbarat üreticileri ve kullanıcıları tarafından yöneltilen geri-bildirimlere istinaden kendi içerisinde çok daha kompleks alt-üst birim ilişkilerine ve etkileşimlere tabii kılınmaktadır.

Devamı M5 Dergisi Eylül 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir