Ulak Haberleşme A.Ş. Genel Müdürü Dr. Metin Balcı: “5G Ve Ötesi’nde Türkiye’nin Mükemmeliyet Merkezi Olmak İçin Hazırız”

Teknolojide “valley of death (ölüm vadisi)” olarak bilinen konsept, Ar-Ge’den üretime geçmedeki zorlu süreci tanımlamak üzere kullanılır. Eğer siz Ar-Ge’nin ardından ürünleştirme sürecini yeteri kadar desteklemezseniz bunlar ölü proje olarak devam ederler. Bu şekilde davranan hiçbir Ar-Ge şirketi “ölüm vadisi”ni geçemez. İşte Savunma Sanayii Başkanlığı Ulak Haberleşme’yi bu bilinçle kurdu ve biz de bu bilinçle hareket ediyoruz.

Ulak Haberleşme A.Ş., ülkemiz  sanayiinde yerli ve milli adımların kilometre taşları arasında yer alıyor. Bu yılın başında da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonu çerçevesinde Külliye’de, Türkiye’nin ilk yerli ve milli baz istasyonu Ulak kuruldu ve kullanılmaya başlandı.

Ulak, artan iletişim ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte uçtan uca, sürdürülebilir ve güvenilir iletişim altyapılarına yönelik ürün ve teknolojilerden, milli ve yerli imkânlar çerçevesinde azami oranda istifade ediyor ve bunu da oluşturduğu ekosistemle beraber sağlıyor.

Aynı zamanda şebeke operatörlerinin kullandığı mobil ve geniş bant haberleşme sistemlerinin Ar-Ge ve mühendislik faaliyetlerini gerçekleştiren bir firma. Ayrıca söz konusu sistemlerin ve yedek parçalarının üretimini, test, montaj ve entegrasyonunu, satış ve pazarlamasını, ithalat ve ihracatını yapıyor. Eğitim, bakım ve destek hizmeti veriyor. Yerli ve milli sanayinin yükselen yıldızı Ulak Haberleşme’nin kurulduğu günden bu yana genel müdürü olan Dr. Metin Balcı ile Ulak’ı, savunma sanayii başta olmak üzere Ulak’ın ülkemiz sanayisindeki yeri, geleceği ile yerli ve milli atılımı konuştuk.

Türkiye’de hemen hemen herkes, cep telefonu reklâmları sayesinde üçüncü ve dördüncü nesil haberleşme teknolojisi ürünleri “3G” veya “4G”yi duymuştur.  Ancak işin teknik detayına girdiğimizde; 3G, 4G, 4.5G, 5G, 6G ve ötesi olarak kast ettiğimiz “Geniş Bant İletişim Teknolojileri”nin rolü ve önemi hakkında fazla bir fikir sahibi değiliz. Bize bu teknolojinin işlevini ve şirketin teşekkülüne gerekçe olarak neden bu alanı seçildiğini anlatır mısınız?

“Geniş Bant” ses ve vidyonun yüksek kalitede ve düşük gecikme ile dağıtımı ve klasik “dar bant” iletişim teknolojilerinin yerine daha geniş frekans aralığında iletişim imkânı sağlayan iletişim teknolojileridir. Günümüzde kullandığımız hücresel haberleşme teknolojileri “geniş bant” özelliklerini her geçen gün daha da etkin bir şekilde kullanmaktadırlar. Örneğin, 4G için 20 Mhz’lik bant genişliklerinden bahsederken 5G için 100 Mhz’lik bant genişlikleri kullanıma girmiştir.

Çalışan geniş bant hücresel iletişim sistemlerine baktığımızda bir uçta elimizde örneğin, cep telefonumuz veya şebekeye bağlı tabletimiz var. Cep telefonu bizim baz istasyonumuza bağlanıyor, bu baz istasyonundan çıkan sinyaller bir şekilde bu ağı (network), yani şebekeyi yöneten yazılıma ulaşmak için “anahtarlar” (switch) ve “yönlendiriciler” (router) üzerinden geçiyor. Bunlara “Taşıyıcı Şebeke” deniyor. Ondan sonra da bu sinyaller şebekeyi yöneten “Çekirdek Şebeke” dediğimiz, yönetim yazılımlarının olduğu yere gidiyor. Bu çevrimi teknik tanımıyla sıralarsak “Kullanıcı Cihazı”, “Radyo Erişim Şebekesi”, “Taşıyıcı Şebeke” ve “Çekirdek Şebeke” diye isimlendirebileceğimiz dört ana bileşenden oluşuyor. İşte biz Ulak Haberleşme olarak, ticari faaliyet gösteren şebeke operatörlerinin kullandığı “mobil” ve “geniş bant” haberleşme sistemlerinin Ar-Ge ve mühendislik faaliyetlerini yapıyoruz.  Örneğin, bizim kendimize ait taşıyıcı şebekelerimiz var, bunun yanı sıra çekirdek şebekeye yönelik devam eden bir projemiz bulunuyor. Hâlihazırda üç firma ile birlikte bunun hazırlıklarını yürütüyoruz ve önümüzdeki sene itibarıyla entegrasyon testlerine başlamış olacağız.

“5G’DE FARDINDALIK 2015’LERE UZANIYOR”

Bugün “iletişim çağı” yaşanıyor ve haberleşme teknolojileri bu çağın en kritik öğeleri durumunda. Sizden önce Türk savunma sanayiinde, aynı işi yapan başka bir şirket var mıydı? Siz boşluğu fark edip mi girdiniz, yoksa katma değerinizle daha güçlü bir rakip olarak mı pazara dâhil oldunuz?

Ulak Haberleşme, iletişim ve bilişim ağlarında milli ve yerli bir mimari ve altyapının oluşturulması için SSB çatı şirketi SSTEK tarafından Nisan 2017’de kurulan, Ekim 2018 de ise %51 hissesi ASELSAN tarafından satın alınan bir firmadır. Şirketin kuruluş hikâyesi için ise 2010’lu yılların başına gitmek gerekiyor: Geniş bant iletişim altyapılarının stratejik olduğu 2012’de karara bağlanmış ve 2013’te bu konuyla ilgili Savunma Sanayi İcra Kurulu’nda (SSİK) bir karar alınmış. Karardaki temel mantık şudur; “geniş bant üzerine gelişen bir teknoloji var ve bu teknoloji stratejiktir, buna yönelik olarak projeler hazırlansın ve altyapı kazanım projeleri başlatılsın ”. İşte bu projelerden bir tanesi de “ Ulak Baz İstasyonu” projesidir.

2007-2008 yıllarında geniş bant teknolojisi olarak WiMax vardı. Deniz Kuvvetleri ’nde WiMax ile ilgili bazı denemeler yapıldı. Bu kapsamda TURKCELL, ASELSAN ve NETAŞ ile muhtelif konular üzerinde çalışıldı. O zamanki geniş bant teknolojisi WiMax idi. Sonradan teknoloji LTE’ye doğru kaydı. Daha sonra ULAK Projesi, 2013 Nisan’ında başlatıldı.

Kısaca şunu vurgulamak istiyorum; biz ülke olarak kendi derdimizi ve ihtiyaçlarımızı ortaya koyduğumuzda buna yönelik tedbirler alıp geliştirebilecek irademiz ve mekanizmalarımız var. Çok şükür kendi alanımızda bu mekanizmalar da çalışmış ki bir karar alınmış, karara uygun birtakım projeler başlatılmış. İşte Ulak Baz İstasyonu bunlardan bir tanesidir.

Diğer bir örnek , “MİLAT (Milli Ağ Teknolojileri Projesi)”  geniş bant çevriminde ifade ettiğim “taşıyıcı şebeke”nin projesidir. Milli, platform-bağımsız ve güvenli bir ağ altyapısı kurulmasını hedefleyen MİLAT Projesi, Kasım 2015’te başlamıştır ki bu en az 2013 yılından itibaren projelendirme ve hazırlık çalışmalarının yapılması demektir. ARGELA tarafından SSB desteği ile başlatılan ve Ar-Ge süreci gerçekleştirilen MİLAT Projesi’nin sözleşme imza töreni 9 Şubat 2016 tarihinde Ankara’da düzenlenen “4.5G’den 5G’ye Geçiş ve Yerli Sanayiinin Önemi” konulu çalıştayda gerçeklemiştir.

Neden? Çünkü MİLAT aslında 5G’nin temel özellikleri, temel kazanımları olan yazılım tanımlı ağ ve sanallaştırılmış fonksiyonlar konseptini barındıran bir projedir. Bu proje kapsamında yerli olarak tasarlanan algoritma ve yazılımlarla, en üst düzeyde bilgi güvenliği sağlanması hedeflenmiştir.

Bunu şunun için vurguluyorum, demek ki Türkiye’de daha Kasım 2015’lerden itibaren 5G konusunda bir farkındalık, bir hazırlık var. Gerek Ulak gerek MİLAT bu yaklaşımın ürünleri olarak ortaya çıktı. Sonuçta 2017’nin sonunda bir taraftan baz istasyonu bir taraftan da taşıyıcı şebeke MİLAT Ar-Ge çalışmaları sonuçlarını verdi. Biz de şimdi bize emanet edilen bu iki projeyi ürünleştirme ve geliştirme sürecinde var gücümüzle, yine ekosistemimizle birlikte gayret ediyoruz.

Düşünün, MİLAT projesi normalde 3 sene olarak planlanan bir projeydi. Ancak projenin başlangıcında piyasaya girmekte geç kalmama, pazardaki yerimizi süratle alma; bunun da ötesinde, tüm dünya ile eş zamanlı olarak markete çıkma planı ve isteği ile 2 sene olarak planlandı ve Ar-Ge süreci 2 senede tamamlandı. Bu heves ve çaba sayesindedir ki 2017’nin Kasım-Aralık aylarında hem Ulak hem MİLAT projeleri tamamlandı.

Sinan Onuş
Merve Seren

Devamı M5 Dergisi Ağustos 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir