Birinci Dünya Savaşı Osmanlı Ordusunda Hava Gücü

Birinci Dünya Savaşı boyunca savaşan taraflar toplam 154.302 adet uçak üretmiştir. Merkezi güçlerin 51.135 uçağının 45.704’ü Almanya, geri kalanı da Avusturya-Macaristan tarafından imal edilmiştir. Müttefik devletlerden Fransa 67.982, İngiltere 55.093, İtalya yaklaşık 20.000 ve ABD 11.227 adet uçak üreterek kullanmıştır. Bunun yanında pilotsuz tayyare üretme denemelerine başlanmıştır.

İlk motorlu uçağın 1903 yılında havalanışından kısa bir süre sonra dünya devletleri uçakları askerî amaçlı kullanmaya başlamıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın karşıt güçleri, ilk kez 1911 yılında Trablusgarp Savaşı ile kullanılmaya başlayan bu yeni savaş aracını etkin bir şekilde cephelere sürmek suretiyle taktik ve stratejilerini şekillendirmiştir. Birinci Dünya Savaşı içerisinde uçaklar; hava harekât fonksiyonları çerçevesinde keşif, taarruz, psikolojik harp ve lojistik faaliyetlerin yerine getirilmesi gibi birçok farklı yönüyle ön plana çıkmıştır.

Birinci Dünya Savaşı ile birlikte uçakların öneminin iyice anlaşılmasıyla üretim miktarının artmasına ve yeni bir sınıf olarak ordularda havacıların yer almasına neden olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’na Almanya’nın yanında katılan Osmanlı Devleti de müttefiki Almanya’dan temin ettiği uçaklarla cephelerde etkinlik göstermiştir. Savaşın başında 11 uçağa sahip olan Osmanlı Devleti, müttefiki Almanya’dan sağladığı 450 uçak ve 1.500 havacı personelle cephelerde mücadele etmiştir.

Birinci Dünya Savaşı boyunca savaşan taraflar toplam 154.302 adet uçak üretmiştir. Merkezi güçlerin 51.135 uçağının 45.704’ü Almanya, geri kalanı da Avusturya-Macaristan tarafından imal edilmiştir.

Müttefik devletlerden Fransa 67.982, İngiltere 55.093, İtalya yaklaşık 20.000 ve ABD 11.227 adet uçak üreterek kullanmıştır. Bunun yanında pilotsuz tayyare üretme denemelerine başlanmıştır.

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NIN
BAŞLAMASI VE OSMANLI’NIN SAVAŞA GİRİŞİ

Farklı stratejiler ve politikalar nedeniyle savaşa giren Osmanlı Devleti birçok cephede savaşmak zorunda kalmıştır. 29 Ekim 1914 tarihi itibarıyla Rus limanlarının bombalanmasıyla Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girdiğinde altısı uçabilen toplam onbir uçağı vardı. Osmanlı coğrafyasının genişliği ve farklı cephelerdeki harekâtın icrası için hava gücüne duyulan ihtiyaç nedeniyle Başkomutan Vekili Enver Paşa tarafından, Alman Genelkurmaylığından Osmanlı cephelerinde görevlendirilmek üzere iki Alman tayyare bölüğü ve havacı personel istenmiştir. Bu talep uygun görülerek 24 uçak, 12 Alman sivil pilot ile 32 Alman sivil teknisyen, Osmanlı ordusu emrine verilmiştir. Almanya’dan gönderilecek ekipte Fransa Cephesi’nde yaptığı başarılı uçuşlarla öne çıkan Alman Pilot Üsteğmen Serno da gelmiştir. Kendisine Osmanlı ordusuna havacı personel yetiştirme, havacılık konularında komuta kademesine danışmanlık etme ve havacılık teşkilatının yapılandırılması görevleri verilmiştir.

KAFKAS CEPHESİ

Kafkas Cephesi Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda mücadele ettiği ilk cephedir. Bu cephede mücadeleler 1 Kasım 1914 tarihinde Rusların Doğu Anadolu’ya yönelik bir harekâta girişmesi ile başlamıştır. Rus harekâtına karşı önlem olarak elde bulunan faal altı uçaktan ikisi Kafkas Cephesi’nde kullanılmak üzere III. Ordu emrine verilmiştir. III. Ordu’nun keşif ve gözetleme hizmetleri için iki uçaktan oluşturulan müfreze bölgeye gönderilmek üzere Trabzon’a asker ve malzeme götüren vapurlara yüklenmiştir. Karadeniz’i kontrol altında tutan Rus donanması, askerî malzeme yüklü gemileri fark ederek 6-7 Kasım gecesi yaptığı baskın harekâtıyla batırmıştır.

Aynı gemide bulunan ve Kafkas Cephesi’nde oluşturulacak hava birliğinde pilot olarak görevlendirilen Yüzbaşı Salim ve Yüzbaşı Fesa Beyler, Ruslar tarafından esir alınmıştır. Bu nedenle doğuda Ruslara karşı yapılan Köprüköy ve Sarıkamış Harekâtlarında hava gücünden faydalanmak mümkün olamamıştır. Eğer bu harekâtlarda hava unsurlarının kullanılması mümkün olsaydı belki de Allahuekber Dağları’nda Osmanlı ordusu on binlerce şehit vermeyecek, Rusların ilerde Erzurum’u ele geçirmesi önlenebilecekti.

Ruslar, Kafkas Cephesi’nde ilk kez uçağı 4 Mart 1915’te 2’nci Süvari Tümenine karşı kullanmıştır. Rusların hava faaliyetleri karşısında III. Ordu Komutanlığı Kafkas Cephesi’ne bir tayyare müfrezesi gönderilmesini Başkomutanlık Vekâletinden istemiştir. Ancak Başkomutanlık Vekâleti, eldeki uçakların Çanakkale Cephesi’nde görevlendirildiğini, Almanya’dan uçak gelmesi durumunda bir bölüğün verilebileceğini belirtmiştir. Cephe bölgesine uçak getirilemediği için 1915 yılı içerisinde Kafkas Cephesi’nde Türk hava faaliyeti olmamıştır.

1916 yılı içerisinde Erzurum’a taarruz eden Rus ordusunun hava keşif ve gözetleme görevleri Hasankale’de bulunan Sibirya Tayyare Müfrezesi tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu sırada Türk mevzileri tarafından 14 Şubat 1916 günü yerden açılan ateş sonucu bir Rus uçağı vurularak kendi hatlarının gerisine düşürülmüştür. Sibirya Tayyare Müfrezesi Komutanı Teğmen Mayer, 15 Şubat 1916 tarihinde yaptığı keşifte, Türklerin Erzurum’u boşaltmakta olduğunu rapor etmiştir. Yapılan hava keşiflerinin kara keşifleri ile de teyit edilmesi üzerine Ruslar 16 Şubat 1916’da Erzurum’u işgal etmiştir.

Kafkas Cephesi’ndeki gelişmeler ve artan talepler üzerine 25 Ocak 1916 tarihinde III. Ordu için tayyareci Yüzbaşı Ali Rıza komutasında 7’nci Tayyare Bölüğü adında bir tayyare müfrezesi teşkil edilmiştir. Uçaklar acilen gemiyle İstanbul’dan yola çıkarılmıştır. Aynı dönemde II. Ordu emrine verilmesi planlanan iki adet Albatros C.I tipi uçak ve havacı personel Trabzon’a ulaştırılsa da Erzurum’un Rus kuvvetlerinin eline geçmesinden önce cepheye sevk edilememiştir. Bunun üzerine uçakların Trabzon’dan havalanarak Erzincan’a inmeleri ve III. Ordu emrinde kurulacak olan 7’nci Tayyare Bölüğüne dâhil olmaları kararlaştırılmıştır.

7’nci Tayyare Bölüğünün pilotları; Yüzbaşı Ali Rıza ve Üsteğmen Abdullah iken rasıtları ise Üsteğmen Muhsin, Teğmen Fikri idi. Sonradan Bölük Komutanlığına Alman Üsteğmen Fünfhausen ve pilot olarak Astsubay Brent ve Anscwitz atanmıştır. Trabzon’dan Erzincan’a gidecek olan iki tayyare 26 Şubat 1916’da Erzincan’a gitmek üzere uçurulmuş ise de bir tanesi motor arızası yüzünden yolda uygun olmayan bir araziye inerek parçalanmış, diğeri ise Erzincan’a iniş yaparken hasara uğramıştır.

III. Ordu Komutanı Vehip Paşa, hava keşfine büyük önem vermekteydi. 7 Mayıs 1916’da Bölük Komutanı Ali Rıza Bey Albatros, Alman Pilot Astsubay Brent ise Rumpler uçağı ile düşman hatları ötesinde bir keşif görevine gönderilmiş ancak görevi ifa edemeden geri dönmek zorunda kalmıştır. Bunun üzerine Vehip Paşa, iki pilotu da genel karargâha şikâyet etmiş ve uçuculuklarını iptal ettirmiştir.

Ali Rıza Bey’in azlinden sonra bölük komutanlığına Üsteğmen Abdullah (Başuçar) Bey getirilmiştir. Bu arada cephe hattının hızla batıya kaymasıyla birlikte bölüğün elindeki tek avcı-bombardıman uçağı olan Albatros C.I, 23 Temmuz 1916’da Bölük Komutanı Üsteğmen Abdullah Bey’in idaresinde Suşehri Meydanı’na doğru yola çıkarılmış; Zara yakınlarına geldiğinde uçakta meydana gelen arıza nedeniyle mecburi iniş yaparken parçalanmış; pilotun ayakları kırılmış, rasıt Muhsin Bey ise yara almadan kurtulmuştur.

26 Eylül 1917’de Pilot Astsubay Vecihi (Hürkuş) Bey, rasıdı Şükrü Bey’le birlikte girdikleri hava muharebesinde bir düşman uçağını indirmeyi başarmıştır. 8 Ekim 1917’de Vecihi Bey, rasıdı Teğmen Bahattin Bey’le çıktıkları bir keşif uçuşu sırasında bir Rus uçağı ile hava muharebesine girmiş, havadayken yüzünden yaralanmış ve uçağını Erzincan Ovası’na indirmek zorunda kalmıştır. Uçağı yakarak imha etmeyi başaran uçuş ekibi Ruslara esir düşmüştür. Kafkas Cephesi’nin genişliği ve 7’nci Tayyare Bölüğü’nün üzerine düşen ağır yük nedeniyle II. Ordu emrinde 10’uncu Tayyare Bölüğü adıyla Diyarbakır ve Elazığ’da yeni bir hava bölüğü kurulması kararlaştırılmıştır.

1917’de Karadeniz’deki Rus unsurlarına karşı ihtiyaç duyulan keşif ve gözetleme görevleri için merkezi Giresun’da olmak üzere 8’inci Tayyare Bölüğü teşkil edilmiştir. Bölük komutanlığına Yüzbaşı Yakup Sami Bey getirilirken bölükte iki pilot ve üç rasıt görevlendirilmiştir. Şubat 1917’de İstanbul’dan demiryolu ile yola çıkan bölük Ulukışla’ya getirilmiş; uçakların montaj işlemi burada tamamlanmıştır. Montaj işleminden sonra Albatros tipi uçak ile 26 Mart 1917’de yapılan tecrübe uçuşunda tayyare düşmüş; Üsteğmen Ali Sezai Bey ve Makinist Salih Bey hayatını kaybetmiştir. Bu önemli kaybın ardından bölüğün kamyonlarla Kayseri’ye taşınması emredilmiştir.

Devamı M5 Dergisi Ağustos 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir