Kırım’dan Sonra Karadeniz’de Askeri Dengeler

Türkiye-Rusya Askeri Teknik İşbirliğinin Parametreleri konusunda çalışmak üzere bulunduğum Moskova’da, Rusya Savunma Bakanlığı Kamu Konseyi Üyesi Ruslan Pukhov, olası bir Türk-Rus Savaşına ilişkin üzerinde çalıştıkları senaryoyu şöyle açıklamıştı:

“Birlik (SSCB) dağıldıktan sonra yaptığımız tehdit değerlendirmesinde Türkiye, öne çıkan bir NATO üyesiydi. Senaryoya göre, güneyden giren Türk birlikleri birinci savunma hattı kısa sürede geçiyordu. Tartıştığımız konu, ‘ikinci savunma hattında mı yoksa Moskova’ya yakın 3. sektörde mi nükleer silah kullanılmalı’ idi. Ama bugün durum çok farklı.”

KIRIM SATRANCI

Pukhov ile bu beyin fırtınasını yaptığımız günlerde Rusya, sınırları dışında yaşayan Rusların hayatlarının tehlikede olması durumunda askeri müdahaleyi de içeren yeni askeri stratejik konseptini ilan etmişti. Bu kompleks senaryonun parçalarından biri de Kırım’dı. Zira Kırım nüfusunun çoğunluğu etnik Rus’tu ve Rusya’nın Sivastopol’de Karadeniz filosunun ana karargâhı bulunmaktaydı. Üstelik Moskova, sistematik olarak Kırım’da yaşayanlara Rusya pasaportu dağıtıyordu. Pukhov, Kırım’ın Rusya’nın Karadeniz filosu için ne denli stratejik bir yer olduğunu ve eninde sonunda tekrar Rusya’ya döneceğine inandığını anlatıyordu.

Zira 1954 yılında Ukrayna Sovyeti’ne hediye edilen Kırım, SSCB’nin dağılmasından sonra Rusya için Karadeniz filosunun statüsü anlamına geliyordu. Ukrayna içinse politik bir imaj yaratma ve enerji pazarlığının aracı olarak görüldü.

İLHAKA GİDEN YOL

1992’nin başlarında, Amiral Igor Kasatonov’un komutasındaki Karadeniz filosu, Ukrayna savunmasının bir parçası olmayı reddetti. Karadeniz filosunun, Rus donanması veya Ukrayna donanmasının bir parçası olup olmayacağı belirsiz kaldı.

23 Haziran 1992’de donanmanın, Rusya ve Ukrayna arasında bölünmesine ilişkin antlaşmaya varıldı. Ancak Ukrayna’nın Moskova’ya olan gaz borcu artınca Kiev, Kırım’daki donanmasından geriye kalan kısmı 1995’te borcuna karşılık Rusya’ya vermeyi kabul etti. Aynı yıl yapılan Soçi Antlaşmasıyla donanmanın statüsü belirlendi. Fakat Ukrayna donanması ile Karadeniz filosunun ortaklaşa çalışma esasları, denizcilerin vatandaşlığı, kira miktarları ve süreleri belirsiz hususlar olarak kaldı.

1997’de NATO’nun doğuya doğru genişlemesi söz konusuydu ve Moskova bundan tedirgindi. 28 Mayıs 1997’de Kiev’de donanmanın statüsüne ilişkin daha açık bir anlaşma imzalandı. Anlaşmaya göre:

1. Rus tarafı 20 yıl boyunca Karadeniz filosu için üs, su alanı ve kıyı altyapısını, tarafların rızasına bağlı olarak uzatma imkânı ile kiraladı;

2. Karadeniz filosu ve Ukrayna Deniz Kuvvetleri, yarımadada bir araya getirildi;

3. 97,7 milyon dolarlık kira bedeli, Ukrayna’nın enerji borcundan silindi.

2000’li yılların başından itibaren Ukrayna, Rusya ile Batı arasında bir gerilim hattına dönüştü. Kiev, Kuzey Atlantik İttifakı’na kapı açtı ve bunun sonucu NATO gemileri Karadeniz filosunun yakınına konuşlanmaya başladı. Moskova, 2017’de dolacak kiralama süresinin sonunda Sivastopol’ün bir NATO üssü haline gelmesi kâbusuyla yüzleşti.

2004 İSTANBUL ZİRVESİ MİLAT OLDU

Moskova’nın Atlantik Bloğuna karşı Soğuk Savaş’tan bu yana ilk topyekûn meydan okuması, 2004 yılındaki tarihi NATO zirvesi sırasında İstanbul’da yaşandı.

NATO-Rusya Konseyi toplantılarında Moskova’daki şahin kanadın temsilcisi Savunma Bakanı Sergey İvanov, NATO’nun son genişlemesiyle Baltık ve Karadeniz’de Rusya’yı açıkça tehdit ettiğini söyleyip, ilk defa “sıcak çatışma riski”nden bahsetti. Moskova, bu meydan okumayı yaparken iyi hesaplanmış bir zamanlama seçmişti:

1. NATO, Irak ve Afganistan savaşlarına odaklandığı için üçüncü bir cepheyi açmak hiç de kolay değildi.

2. Irak ve Afganistan savaşları nedeniyle artan petrol fiyatları Rus ekonomisini ayağa kaldırmıştı.

3. Son genişlemeyle Karadeniz’e kıyısı bulunan 6 ülkeden 3’ü (Türkiye, Romanya ve Bulgaristan) artık NATO üyesiydi; Ukrayna ve Gürcistan ise NATO üyelik sürecinin içindeydi. Rusya son hamleyle tamamen kuzeye hapsedilebilirdi.

4. Moskova, 2. Çeçen Savaşı’nda askeri üstünlüğü eline geçirmiş ve Kafkasya’da nispi kontrolü sağlamıştı.

Devamı M5 Dergisi Haziran 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir