Uzaydaki Tehlike: Uzay Çöpleri

Uzay çöplerinin kontrolsüz hâlde bulunması gerek yeryüzü gerekse Dünya yörüngesinde konuşlandırılmış pek çok yapay uydu, uzay aracı, uzay istasyonu ve astronotlar açısından büyük risk oluşturmaktadır. Miktarı giderek artan bu başıboş nesneler, aynı zamanda uzay yolculuklarını da riske atmaktadır. Bu riskin nedeni, uzay ortamının kendine özgü yapısından ve başıboş hâle gelen söz konusu cisimlerin kontrol edilememesinden kaynaklanmaktadır. Meydana gelebilecek olumsuz bir durum, uzay faaliyetlerini tehlikeye sokacaktır. Bu yüzden, uzayda faaliyet gerçekleştiren devletlerin ilgilenmesi gereken başlıca sorunlar, uzay kirliliği ile nasıl başa çıkılacağı ve uzay çöplerinin nasıl azaltılacağı üzerine olmalıdır.

“Primum non nocere!”
Hipokrat

Uzay faaliyetleri kapsamında uzaya gönderilen araçların zamanla kullanım dışı hâle gelmeleri sonucunda uzayda bir atık, enkaz yahut hurdalık yığını oluşmuştur. Biriken bu enkaz da giderek uzay çöpü hâlini almaktadır. Kontrolsüz hâlde bulunan uzay çöpleri gerek Dünya’daki yaşam açısından gerekse hâlihazırda devam eden uzay faaliyetleri açısından ciddi risk oluşturmaktadır. Dolayısıyla, uzay çöplerinin ne türden zararlar meydana getirebileceği, meydana gelen bu zarar karşısında ne yapılacağı ve oluşan zararları kimin tazmin edeceği gibi muhtemel sorulara verilecek yanıtlar, uzay hukuku bağlamında büyük önem taşımaktadır.

Bu yazımızda devletlerin, uluslararası örgütlerin veya özel teşebbüslerin giderek artan ihtiyaçları doğrultusunda yoğunlaştırdıkları uzay faaliyetleri ve bunların doğal bir sonucu olarak meydana gelen atık ve hurdaların oluşturduğu uzay çöpleri konusunu ele alacağım.

Hayat döngüsünün kaçınılmaz bir sonucu olarak, günlük yaşamda kullanılan her araç, nihayetinde ömrünü tamamlamakta ve zamanla kullanılamaz hâle gelmektedir. Kullanılamaz hâle gelen bu araçlar, hurdaya dönüşerek âdeta birer çöp yığını oluşturmaktadırlar. Böylesi bir kullanım dışılık sonucu oluşan çöp yığınları, aynen yeryüzündeki gibi, uzay faaliyetlerinin bir parçası olan nesne ve araçlar bakımından da bir kader olarak tezahür eder. Dolayısıyla, uzay boşluğunda da kullanım dışı olan pek çok uzay aracı ve
bunların arda kalan parçalarının oluşturduğu atıklar bulunmaktadır.

İnsan yapımı ilk uydu olan Sputnik-1’in 1957 yılında uzaya gönderilmesinden bu yana dünyayı çevreleyen uzay, sayısız çöple dolmuştur. Patlayan uyduların bataryaları, roketlerin ve uzay araçlarının parçaları, uzay mürettebatının kullanım dışı malzemeleri gibi pek çok nesne, Dünyanın etrafında dönmeye devam ederek kocaman kozmik bir çöplüğün meydana gelmesine yol açmıştır.

Dünyadan uzaya gönderildikten sonra artık kullanım dışı hâle gelen veya uzaya gönderildikten sonra üzerindeki kontrol gücünün kaybedilmesi sonucu uzayda kendi başına serbestçe dolanan (kör devinim) ve bu nedenle artık faydalı bir amaca hizmet etmeyen insan yapımı nesneler, «uzay çöpü» (space debris) olarak tanımlanmaktadır.

Uzay çöplerinin neden kaynaklandıkları ve nasıl sınıflandırıldığı konusunda ise yapılan belirleme genel itibariyle şu şekildedir:

Fonksiyonel Olmayan Araçlar: Hâlihazırda yörüngede yer alan fakat görev ömrünü tamamlayarak kullanım dışı hâle gelen uzay araçlarına denilmektedir. Artık kullanılmayan uydular, bunlara örnektir.

Operasyonel Çöpler: Herhangi bir görev amacıyla uzaya gönderilen uzay araçlarının ek parçalarına veya bileşenlerine denilmektedir. Uzay aracını havalandıran fırlatma roketi, buna örnektir.

Parçalanma Suretiyle Meydana Gelen Çöpler: Uzay araçlarının çarpışması, patlaması, parçalanması gibi kazalar sonucunda meydana gelen uzay çöplerine denilmektedir.

Mikro-partiküller: Bir uzay aracının dış yüzeyinin morötesi ışınım (ultraviole radyasyon), atomik oksijen, mikro meteroid gibi uzay kaynaklı etmenlere maruz kalması sonucu zarar görmesi dolayısıyla uzay aracının dış yüzeyinin parçalanmasıyla oluşan uzay çöplerine denilmektedir.

Uzay çöplerine ilişkin yukarıda bahsedilen sınıflandırmanın yanı sıra, uzay çöplerini meydana getiren kaynakların yaklaşık olarak yüzde 60’ı roket ve uzay aracının kopan veya dağılan parçalarından, yüzde 18’i görev ile bağlantılı atıklar ve roket parçalarından (ki bunlar fırlatma esnasında koruma amacıyla kullanılmış olan parçaları da içermektedir), yüzde 15’i kullanım dışı uydulardan ve kalan yüzde 7’nin de diğer uzaysal etmenlerden oluştuğu söylenmektedir.

OLASI ETKİLER

Uzay çöpleri, Dünya’nın sahip olduğu kütle çekim kuvveti etkisiyle, Dünya’ya yakın bir yörüngede seyredebilirler. Bu nesnelerin kontrolsüz hâlde bulunması gerek yeryüzü açısından gerekse Dünya yörüngesinde konuşlandırılmış pek çok yapay uydu, uzay aracı, uzay istasyonu ve astronotlar açısından büyük risk oluşturmaktadır. Miktarı giderek artan bu başıboş ve tehlike arz eden nesneler, aynı zamanda uzay yolculuklarını da riske atmaktadır. Bu riskin nedeni, uzay ortamının kendine özgü yapısından ve başıboş hâle gelen söz konusu cisimlerin kontrol edilememesinden kaynaklanmaktadır. Meydana gelebilecek olumsuz bir durum, uzay faaliyetlerini tehlikeye sokarak bu tür faaliyetleri sekteye uğratacaktır. Bu yüzden, uzayda faaliyet gerçekleştiren devletlerin ilgilenmesi gereken başlıca sorunlar, uzay kirliliği ile nasıl başa çıkılacağı ve uzay çöplerinin nasıl azaltılacağı üzerine olmalıdır. Yakın tarihli araştırmalar sonucu elde edilen bilgiler ışığında bilim insanları, uzaydaki bu tehlike konusunda önemli uyarılarda bulunmuşlardır.

Devamı M5 Dergisi Mayıs 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir