Çin Kâğıttan Bir Komünist mi?

26-27 Nisan’da Pekin’de Kuşak ve Yol Girişimi’nin ikinci zirvesi toplandı. Bu zirveyle Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin eksenini Körfez ve Doğu Akdeniz’e kaydırdığı görüldü. Oysa Kuşak ve Yol Girişimi’nin jeopolitik ekseni Orta Koridor üzerinden Türkiye idi. Çin, ABD’nin Orta Doğu’da kurduğu ittifak ülkeleriyle geliştirdiği özel ilişki bu zirvede net bir şekilde görüldü. Bir başka deyişle Çin, Orta Doğu’da ABD’nin ayak izlerini takip etmektedir.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan iki önemli gelişme, Çin’in geleceğe bakışını ve küresel statüsü açısından oldukça önemliydi. Gelişmelerden birincisi, Kuşak ve Yol Girişimi’nin ikinci zirvesinin Pekin’de toplanmasıydı. 37 ülke bu zirveye üst düzeyde katıldı. Zirveyi daha da önemli kılan Xi Jinping’in konuşması oldu.

Dünyanın önde gelen ekonomi kanallarından Bloomberg’in iddiasına göre Xi konuşmasının satır aralarında verdiği mesajla Trump’ın ticari savaş açtığı Çin’den istediği tüm tavizleri kabul ettiğini gösteriyordu. Üstüne, Çin’den ABD ile önümüzdeki ay ticari savaşı bitirecek bir anlaşmanın imzalanabileceği haberi de gelince açıkçası Çin’e bel bağlamış birçok kesimi hayal kırıklığına uğratmış oldu. Ardından ABD, İran’a yaptırımlarda sekiz ülkeye tanıdığı muafiyeti kaldırdı. Çin, sessiz sedasız İran’ın enerji piyasasından çekildi. Çin, bir kez daha hayal kırıklığına uğrattı.

Bu iki önemli gelişme, Çin’in ABD’nin karşısında meydan okuyacak yeni süper güç beklentisini de yerle bir etti. Dünyanın bir kısmı için ABD’nin zorbalıklarına karşı yeni süper güç Çin karşı koyacak, emperyalizm ile mücadele edecekti, zira Çin’in genetik kodlarında bu mücadele vardı. Çin’in bu ürkek tavrı kendi yakın tarihiyle de çelişmektedir. İçinde bulunduğumuz Mayıs ayı, 4 Mayıs 1919’da Çin’in emperyalizm ile mücadele için başlattığı yurtsever başkaldırının yüzüncü yıldönümü ve Çin’de büyük toplantılar ve törenlerle kutlanıyor.

ÇİN’DE 4 MAYIS HAREKETİ

Çin, 1800›lü yıllardan itibaren Avrupalı büyük güçlerin Japonya›nın ve Rusya›nın baskısı altındaydı. Afyon Savaşlarıyla (1839-1842, 1856-1860)  birlikte Çin adeta sömürge hâline gelmişti. Bir zaman Çinlilerin “cüce haydutlar” dedikleri Japonlara karşı mağlup olmaları (1894-1895) ve Tayvan’ı kaybetmeleri, Çin’de ulusal uyanışın ilk kıvılcımlarını yaktı.

1912’de Dr. Sun Yat-sen öncülüğündeki devrimciler binlerce yıllık Çin İmparatorluğu’nu yıkarak Çin Cumhuriyeti’ni kurdular. Ancak kısa ömürlü oldu. O dönemde Çin’de en güçlü ordunun başında bulunan Yuan Shikai elindeki askerî güçle cumhurbaşkanlığını ele geçirdi ve kendisini imparator ilan etti. Ne ilginçtir ki meşruluğu olmayan bir savaş ağası olan Yuan’ın hükümetini ilk tanıyan Başkan Wilson yönetimindeki ABD oldu.

Tüm bu süreç içerisinde Japon İmparatorluğu hızlı bir şekilde Doğu Asya’da büyük bir askerî güç hâline geldi. Hızlı sanayileşme ve silahlanma, Japon İmparatorluğu’nun hammadde ihtiyacını artırıyordu. Japon İmparatorluğu da Avrupalı güçlerin başvurduğu yola başvurarak Asya’da sömürge arayışlarına girdi. Bu arayış beraberinde askerî yayılmayı da getirdi.

Japon İmparatorluğu, Çin’den 1915 yılında “21 istek” diye de bilinen birtakım taleplerde bulundu. Bu talepler açıkça Çin›i, Japon İmparatorluğu’nun bir sömürgesi yapıyordu. Yuan Shikai ve üst düzey Çinliler, aleyhlerine olan bu istekleri kabul ettiler. 21 istek duyulur duyulmaz Çinli vatanseverlerden bu işbirlikçi yöneticilere karşı büyük bir tepki ve öfke doğdu ancak Yuan Shikai’nin ölmesi sonucunda iktidar tekrar el değiştirdi. Bu arada Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi de gündemi değiştirmişti. Japon İmparatorluğu derhal müttefikler yanında savaşa girerek, Alman İmparatorluğu’na savaş ilan etti. Çin ise bir süre bekledikten sonra savaşın seyrini görünce kazanan tarafta olmak için Almanya’ya savaş ilan etti.

Savaşın sonunda 1919 yılında toplanan Paris Barış Konferansı’na Çin çok büyük umutlarla katıldı; ancak konferansta Almanların Çin’deki nüfuz alanlarının hepsi Japonlara verildi. Bu gelişme, Çin’de duyulduğunda üç bin Çinli öğrenci ve aydın Tiananmen Meydanı’na toplanarak büyük bir gösteri yaptı. Gösteriler tüm Çin’e yayıldı. Gösterilerde öğrenciler Çin heyetinden Versay Antlaşması’nı imzalamamalarını istiyordu. Yüzlerce telgraf Paris’e yağdı. Gösterilerde özelikle Pekin Üniversitesi önemli bir rol oynadı. Çin’deki Batılılaşma yandaşı birçok aydın bu süreç içerisinde yer aldı.

Nihayet, Çin heyeti Versay Antlaşması’nı imzalamadan geri döndü. 4 Mayıs Hareketi, yüzyıllar boyunca köleleştirilmiş Çin halkının vatansever bir kalkışı oldu. 1917’de Rusya’da yaşanan Bolşevik Devrim’in rüzgârı da Çin›e ulaşmakta gecikmedi. 4 Mayıs’la başlayan bu süreç Çin’in ilk defa kendisini Batı dünyası ve sistemi içerisinde gördüğü bir zaman dilimiydi. Batı’dan büyük filozoflar ders vermek için Çin’e davet edildi. Marksizm üzerine eserler Çinceye çevrildi. Dahası sosyalist örgütler ortaya çıkmaya başlandı ve iki yıl sonra da 1921 yılında Çin Komünist Partisi kuruldu. Çin’de milliyetçiler tekrar iktidara geldiler.

Devamı M5 Dergisi Mayıs 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir