Terminatör 5.0 Yeni Nesil Savaşçılar ve Savaş

Geleceğin askerlerinin nasıl değişeceğine bakalım. Bir insan düşünelim; 50 yaşında olmasına rağmen beden yaşı hep 25 kalıyor. Asla hasta olmuyor, 5 saatlik uyku ile her sabah tüm hücreleri yenilenmiş olarak uyanıyor. Hiçbir bağımlılığı, zayıflığı yok. Yaraları çok çabuk iyileşiyor. Karanlıkta bir kedi gibi görebiliyor, bir kurt gibi düşmanı kokusundan takip edebiliyor ve asla paniklemiyor. Ölüm korkusu alınmış bir savaşçıdan söz ediyoruz.

Üzülerek belirtmek zorundayız ki; bilim ve teknoloji, günümüze kadar neredeyse tamamen savaş ekonomisi kullanılarak ve savaş sahasında kullanılmak üzere gelişmiştir.

Taşların yontulmasından, atomun enerjisinin kullanılmasına, gripli battaniyelerin Kızılderililere dağıtılmasından, H.I.V virüsünün tasarlanmasına kadar birçok örnek bunu kapsamaktadır.

Bunun böyle devam etmeyeceği ve bilimin insanlığın iyiliği için kullanılacağı günleri göreceğimizi umut etmekle beraber, yakın gelecekteki birçok teknoloji ‘Savaşçı ve Savaş’ terimlerini daha önce hiç görülmemiş bir hızda değiştirecek gibi gözüküyor.

Biz asker demek istemiyoruz ama önce savaşçıların nasıl dönüşeceğinden bahsedelim.

İnsanlığın baştan sona değişeceği bu yüzyılda hükümetler ve şirketler, nasıl ki süper-tanrı insanlar tasarlayacaksa bunun bir türevi olarak süper-tanrısal-savaşçılar da oluşacak.

Şimdi, gelin tek tek insanı değiştiren teknolojiler üzerinde geleceğin askerlerinin de nasıl değişeceğine bakalım.

İlk olarak genom projesi odaklı olası gelişmelerden söz edelim. İçinde bulunduğumuz yüzyılda genetik gelişmelerin artması, ucuzlaması, yaygınlaşması, genoma dair büyük verilerin toplanması, genetik mühendisliği ile hem var olan insanların genetik yapılarının değiştirilmesi hem de “tasarlanmış insan” projelerinin artmasına kesin gözü ile bakılıyor.

Bunun insana dair projeksyonu şu anlama gelir. Çok uzun yaşayabilen, hastalıklardan ve yaşlanmadan muaf olan insanlar. Bunun savaşçıya yansıması da böyle olacaktır. Hiçbir hastalığı olmayan, yaşlanmayan ve çok uzun yaşayabilecek olan savaşçılar. Bununla da kalmayacak.

Genetik olarak;

İnsanların en güçlüleri kadar güçlü,

En hızlıları kadar hızlı,

En dayanıklıları kadar dayanıklı,

En iyi uyku kalitesine sahip,

Susuzluğa ve açlığa en dayanıklı insanlara benzeyen,

Yükseklik korkusu-panik atak- endişe bozukluğu- travma sonrası stres bozukluğu gibi genetik temellerimde olan durumlardan büyük oranda muaf,

Bağımlılıklardan genetik olarak korunmuş,

İtaat-başkaldırma-yardımseverlik-dürüstlük gibi karakter özelliklerinin genetik kısmının istenildiği oranlarda tasarlandığı, yani Hitler’in Ari ırkı gibi bir durumdan söz ediyoruz.

Bunu yapmaya başladılar bile. Genom projesinin ucuzlaması ile artık 100 binlerce insanın genomuna bakılıyor. Mesela susuzluğa karşı daha dirençli olan insanların genom verisini üst üste toplarsanız, bununla ilgili genetik özellikler istatiksel olarak belirmeye başlayacaktır. Sonra siz de bu gen dizilimini kullanabilirsiniz.

Genetik müdahaleler bununla da sınırlı kalmayabilir.

Türler arası çapraz genler kullanılarak “kurtadamvari” askerler geliştirilebilir.

Karanlıkta görebilen gözler olabilir.

Düşmanı kokusuyla takip edebilen burunlar olabilir.

Yarasaların işitebildiği frekans aralığını işitebilen kulaklar olabilir.

Aslında bunlardan bazılarını çoktan yaptılar. Denizde yaşayan tek hücreli bir canlı olan ALG’lerin ışığa duyarlı olan proteinlerinin sentezinden sorumlu olan genetik bölüm, “ADENOVİRUS” dediğimiz bir DNA virüsünün içine enjekte edildi. Sonra bu virüsü “RETİNİTİS PİGMENTOZA” dediğimiz genetik bir körlüğe sahip olan farelere enjekte ettiler. Sonradan bu sözde kör fareler görmeye başladı. ALG’in duvarındaki protein bir şekilde kör fareye ışığı göstermişti.

Genetik ve biyolojik teknolojiler sadece savaşçıların tasarlanmasında değil onların kullandığı silahlar, zırhlar, araçlar ve tıbbi müdahalelerin de çok gelişeceği anlamına gelebilir.

Ayrıca şunlar da olabilir.

Yara yeri iyileşmesini bin kat artıran aşılar (yapıldı bile)

3 boyutlu yazıcılar ile savaş alanında kaybedilen uzuvların yine savaş alanında yenilenmesi (bu teknolojinin de prototipi de yapıldı)

Prof. Dr. Uğur BATI
Uzm. Dr. Timur YILMAZ

Devamı M5 Dergisi Nisan 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir