Mücadelenin Değişen Karakteri ve Hipersonik Füzeler

Mücadele edenlerin veya etmesi muhtemel potansiyel rakiplerin asimetrik etkili silah, sistem ve doktrinlere sahip olması, her zaman gündemde olması gereken stratejik bir konudur. Türkiye’nin de bahse konu bu yarışta var olması ve rekabet edebilecek teknolojik seviyesini güçlendirmesi, güvenliğini ve bekasını yakinen ilgilendiren millî bir meseledir. Vakit kaybetmeksizin, bu mücadelede aktör olabilecek oyuncularını özel bir ilgiyle destekleyerek ve koruyarak oyuna dâhil etmesi, yaşamsal bir zorunluluktur. Bu nedenledir ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin hipersonik teknolojiyle ilgili kurum ve kuruluşları, sanayiinin ilgili dallarını ve görevlendirilmiş üniversitelerini bu alana yönlendirmesi, son derece önemlidir.

MÜCADELENİN DEĞİŞEN KARAKTERİ

Savaş tarzlarında köklü değişikliklerin meydana geldiği tarihi dönemeçlerde, teknolojideki baş döndürücü gelişmeler her zaman dikkat çekici ve etkili olmuştur. Bu değişim ve dönüşüm, başta stratejiler olmak üzere doktrinleri, örgütlenmeleri, eğitim ve öğretimi, velhasıl tüm savaş anlayışını derinden etkilemiştir. Askerî alanda devrim olarak görülmesi gereken bu zamanlarda savaşın karakterinin de değiştiği konusunda geniş bir mutabakat bulunmaktadır. Her dönemde, karakterdeki farklıklar kendine özgüdür. Birinci Dünya Savaşı’nda makinalı tüfekler, demir yolları, tel engelleri, mayınlar ve toplar değişimim ana unsurlarıydı. İkinci Dünya Savaşı’nda ise, havacılık ve zırhlı birliklerdeki gelişmelerle birlikte, nükleer silahlar ve gerilla harbinin genişleyen evreni mücadeleyi klasik mecrasından çıkarmıştır.[1] Bugün ise, havacılık, uzay, siber uzay ve bilgi işlem unsurlarının yanı sıra İHA’lar, SİHA’lar, hassas güdümlü mühimmatlar, nanoteknoloji, robotik ve biyoteknoloji gibi alanlardaki gelişmelerin savaşın karakterini değiştirmekte olduğu görülmektedir. Bu süreç, devam etmektedir. Karakter özelliklerinden hangisinin daha belirleyici olacağı konusu tartışmalıdır.[2]

Mutabakat sağlanamamış olsa da, modern savaş kavramlarının tümünü değiştirecek devasa ölçekli baskın unsurun, hipersonik teknolojinin füze sistemlerinde kullanılmaya başlanması olabileceği değerlendirilmektedir.

FÜZE ÇAĞININ GENİŞLEYEN EVRENİ

1500-2000 km veya çok daha uzak mesafelerden gönderilebilecek füzeler, size 10-15 dakikada veya daha kısa bir zaman diliminde gelebilecek bir tehditse, hangi silah sistemleriyle, nerede ve nasıl bir tedbir getirilmesi gerektiği hususu, bekayı ilgilendiren bir güvenlik meselesidir. Bugünü ve yarını tahayyül ederek planlayanlar için Hipersonik Füze Sistemleri’nden gelen veya gelebilecek olan tehdidin boyutları, ne yazık ki önlenemez düzeydedir. Ses hızının 5-10 katı veya daha yüksek süratle gelmesi muhtemel tehditler için tedbir getirmek bir yana düşünmek ve/veya karar vermek için bile zaman bulunamayacaktır. Bugünkü bilinen sistemlerle bahse konu hipersonik tehdidi önlemek hiçbir güç için mümkün değildir. ABD, Rusya ve Çin’in bu konuda bir yarış ve amansız bir çekişme içinde bulundukları çok açıktır. Hindistan’ın Rusya ile birlikte füze geliştirme çabaları çok sınırlı ölçektedir. Küresel güç yarışının en etkili enstrümanlarından biri, belki de en önemlisi olmaya aday bu silahlar/araçlar mutasavver mücadelenin de kaderini belirleyecektir.

[1] Jeremy Black, Savaş ve Dünya, Çev. Y. Özkan, Dost Kitabevi, Ankara, 2009, s. 392-493.

[2] M. Tanju Akad, Modern Savaşın Temel Kavramları, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2011, s. 31.

Devamı M5 Dergisi Nisan 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir