Gelecek Dünyanın Savaşçıları: Dijital Birlikler

Yakın gelecekte asker ile makine ve teknolojinin birleşmesi sonucunda yeni bir askeri birlik doğacaktır. Gelecekteki “Dijital Birliğin” odak noktası, operasyondaki insansız sistemler ve insanlı birliklerin koordineli ve tam zamanlı olarak yönetilmesini sağlayan komuta kontrol merkezine sahip olmasıdır. Tek bir merkezden bütün operasyon yürütülmekle birlikte asıl hedeflenen amaç, küçük bir birlik ile çok daha büyük bir birliğin görevlerini icra etmektir.

DİJİTAL BİRLİKLER GELİYOR

Dijital dönüşüm, yaşamımızın her alanında yer alıyor. Peki ya geleceğin savaşları bugünkü savaşlardan ne kadar farklı olacak? Avuca sığan Nano İnsansız Hava Araçları (İHA), giyilebilir teknolojiler, askeri dış iskelet ve akıllı gözlüklerin yanında nörobilimden yararlanılması durumunda geleceğin askerinin şimdiki askerin on hatta yüz kat gücünde olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Aslında bu teknolojiler bize çok uzak değil, hatta bugün bir kısmı geliştirilmiş durumda. Nano İHA’lar, atılabilir mini İnsansız Kara Araçları (İKA), Artırılmış Gerçeklik uçuş mekanizması, Askeri Dış İskelet, onlarca kilometre uzaktaki hedefi imha eden kamikaze İHA’lar, çok uzaklardaki sesleri ve sismik hareketleri algılayan giyilebilir sensörler ve daha birçok teknoloji tek bir bütünleşik ortamda birleşiyor. Bu birleşme sonucunda stratejik, taktik ve operasyonel seviyede daha hızlı karar alan, daha çevik hareket edebilen ve daha hızlı sonuca ulaşan geleceğin muharip güçleri meydana gelecektir. Yakın gelecekte, bütün dünya ülke ordularının yaşayacağı, asker ile makine ve teknolojinin birleşerek yeni bir askeri birliğin doğuşuna sebep olacak bu değişime biz “Dijital Birlik” diyoruz.

Son yıllarda savaşlar geçmişin kırsal alanlarından gözle görülür bir şekilde şehirlere doğru hızlıca kaymaya başlamıştır.  Birleşmiş Milletler 2030 yılına kadar dünya nüfusunun büyük bölümün şehirlere göç edeceğini ve şehirlerde yaşayacağını belirtmiştir. Tehlike de işte tam burada ortaya çıkmaktadır. Irak savaşı ve Suriye iç savaşı ileride yaşanacak şehir savaşlarındaki artan eğilimi ve giderek büyüyen tehlikeyi göstermek için birer uyarı niteliğindeki yaşanmış örneklerdir. IŞİD ile mücadele sürecinde Irak’ın Musul kentinde, Suriye’de ise Rakka ve Halep kentlerinde yaşananlara bakıldığında açık ve net bir şekilde savaşın artık sivillerin günlük hayatını çok ciddi bir şekilde etkilediği görülmektedir. Ülkemizde özellikle meskûn mahal çatışmaları olarak adlandırdığımız bu yeni nesil savaş çeşidi, kendine has özellikleri nedeniyle çözülmesi gereken bazı zor problemleri de içinde barındırmaktadır. Örneğin, daracık sokakların operasyonu ve ilerleme hızını zorlaştırması, meskûn mahalde sivil halka zarar vermeden operasyonları sonuca ulaştırmadaki zorluklar, bubi tuzakları ve el yapımı patlayıcıların (EYP) çok sayıda olması ve teröristlerin sık ve dar sokaklardan ve tünellerden hızlı hareket edebilmesi gibi temel problemleri sıralayabiliriz.

GÜNÜMÜZ MESKÛN MAHALDE  SAVAŞ STRATEJİSİ

Daracık sokaklar, sık binalar, gizli yeraltı ve yer üstü tünelleri ve en önemlisi bölgede yaşayan vatandaşlarımızın zarar görmemesi, birliklerin karşılaşacağı temel problemlerdir.  Türk silahlı Kuvvetlerimizin özellikle Sur olaylarında verdiği başarılı operasyonlar gerçekten de takdire şayandır. Orada ordumuzun temel hedefi bölgede yaşayan vatandaşlarımıza zarar vermeden teröristleri etkisiz hale getirmekti. Başarılı olmak için Silahlı Kuvvetlerimiz meskûn mahal çatışmalarında iki temel prensip üzerine hareket etmiştir. Birincisi, bölgede yaşayan vatandaşlarımızın kılına bile zarar gelmemesi, ikincisi isez güvenlik güçlerimizin zayiat vermeden teröristleri etkisiz hale getirip, bölgeyi kontrol altına almasıdır.

Güvenlik güçlerimiz hangi operasyon olursa olsun tamamen insana dayalı bir strateji yürütmektedir. Örnek vermek gerekirse, bir sokağa veya bölgeye operasyon yapılacaksa önce insan İstihbaratına (HUMNIT) dayalı bilgiler kullanılmaktadır. Diğer bir deyişle, bölgedeki casuslarımız hem anlık istihbarat, hem de telsiz, telefon konuşmaları, internet trafiği ve sosyal medya analizi vb. gibi teknolojik istihbarat yöntemleri ile operasyon için gerekli bilgileri sağlamaktadırlar. İstihbarat analizi sonrasında operasyon yapılacak mahalle veya bina belli olduktan sonra operasyon yapacak birim ve araç sayısı belirlenmektedir. İlk olarak bölge zırhlı araç veya birlikler ile ablukaya alınarak güvenlik hattı çekilir. Daha sonra ikinci hat dediğimiz saldırı timleri operasyon merkezine doğru silahlı araçlar ile ilerleyişine başlar. Meskûn mahal çatışmalarında yaşanılan ve karşılaşılan en büyük problemlerden biri de barikatlar ve açılan çukurlardır (hendekler). Özellikle çukur açıldıktan sonra çukurun diğer tarafına el yapımı patlayıcı (EYP) yerleştirilir. Bunun asıl nedeni askerlerin ilerleyişini durdurmaktan çok, askerin ilerleyişini yavaşlatıp EYP saldırısı gerçekleştirmek veya roket saldırısı yapmaktır.

Birlikler bu engeli aştıktan sonra ise keskin nişancı tehlikesi altında binaya girerler. Buradaki temel stratejilerden biri de zırhlı araçları olabildiğince kullanmaktır ancak zırhlı araçlarımızda roketlere karşı aktif koruma sistemi yoktur.  Aktif koruma sistemi, tanklarımızla birlikte gelecekte kullanılacak zırhlı araçlara da entegre edilmelidir. Çünkü askerimizin en çok tehlikede olduğu an, araçtan indikten hemen sonraki andır. Araçlardan indikten sonra birliklerimizin düşman ateşine yakalanma tehlikesi bulunmaktadır. Bunun yanında askerlerimizin karşılaştığı problemlerin başında koordinasyon sıkıntısı ve dost ateşi problemi gelmektedir. Bunun nedeni ise çatışmanın en yoğun olduğu saatlerde birlikler çatışmanın şiddeti ile birlikte psikolojik olarak hareket ederler. Yine de askerimiz bu anda bile dikkat ve disiplini elden bırakmamıştır. Sur çatışmalarında başarımızın nedeni de budur. Yine de savunma sanayimiz bu problemler ve askerin karşılaşacağı sıkıntıları minimum seviyeye indirecek teknolojileri bugünden geliştirmelidir. Askerlerin göğüs göğse operasyonlara gitmesi halen insan unsurunun daha ön planda olduğunu göstermektedir. Oysaki günümüz dünyasında geliştirilen ve kullanılan teknolojileri askerlerimize entegre ederek operasyonları daha etkin ve hızlı bitirebilir, kayıpların önüne geçebiliriz. Bu kapsamda askerimizin makine ve teknoloji ile entegre edilerek yeni nesil askeri sistemlerin doğması gerektiğini değerlendiriyoruz. Biz bu yapıya “Dijital Birlik diyoruz.”  Bu yapının 3 temel ayağı bulunmaktadır.

1. EĞİTİM VE HARBE HAZIRLIK

Havelsan’ın da üzerinde çalıştığı askeri eğitim simülasyonları bu yeni sistemin ilk ayağını teşkil etmektedir. Ne kadar teknolojik olsa da savaşın temelinde asker ve askerin eğitimi ve disiplini yatar. Bu kapsamda Havelsan’ın Eğitim Simülasyon çözümleri askerlerimizi özellikle meskun mahal çatışmaları için gerçekliğe en yakın simülasyon teknolojileri ile eğitmektedir. Askerlerimiz sürekli eğitimlerle olası bir çatışma ortamının psikolojisine kendilerini hazırlamakla birlikte aynı zamanda nasıl daha hızlı ve verimli hareket edeceklerini de öğrenmektedirler.

Devamı M5 Dergisi Nisan 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir