Dijitalleşmenin Askerlik Mesleği Üzerine Etkileri ve Dijital Askerler

İnsan askerler, teknoloji desteği ile giderek dijitalleşmektedir. Aynı dijitalleşme, otonom sistemlerde daha da hızlı görülmektedir. Otomasyon ve sensör sistemlerinde, teknolojik gelişmelere bağlı olarak askeri robotik sistemlerin gelişiminde birçok önemli adımlar atılmıştır. Günümüzde robotlar, bir saldırıya karşı koyma yeteneğine sahip otomatik silah sistemlerinin gelişmiş teknolojileri ile donatılmışlardır.

Dijitalleşme teknolojisinin yaşantımızı etkilediği bir süreci bütün boyutları ile yaşıyoruz. Bu sürecin yakın gelecekte bile bizleri nasıl etkileyeceği konusunda yaptığımız tahminler ve öngörüler yetersiz kalabiliyor, hayal gücümüz zorlanıyor. Her şeye rağmen zorlanan hayal gücümüz inovatif çalışmalara da imza atabiliyor.

Bu hızlı değişim, her meslekte olduğu gibi askerlik mesleğini de kapsamlı bir değişikliğe tabi tutmuştur. Silahlı kuvvetlerin bünyesine dâhil olan son teknoloji ürünü sistem, silah ve araçlar sadece savaşma şeklini değil savaş hukukunu, mesleğin etiğini, eğitim şeklini, organizasyon yapısını, görev içeriklerini kısacası askerliğin bütün boyutlarını etkilemektedir.

Askerliğin sadece çatışma kısmını görerek verilenin bir emek olduğu boyutunu ihmal edenler askerliği bir meslek olarak görmemişlerdir. Dijitalleşmenin bütün hızıyla hüküm sürdüğü günümüzde de bu tutumun sürdüğü, askerlerin askerlik dışında toplumların gelişiminde ve ekonomi de oynadıkları rol görmezden gelinmeye devam edilmektedir. Zürcher, yazısında askerliğin emek boyutuna dikkat çekmiştir. “Emeğin tarihini yazanlar askerlerin yaptıkları işleri uzun süre görmezden geldiler. İş artı değer yaratan bir faaliyet olarak tanımlandığında askerlerin yaptıkları iş, üretken olmaktan çok yıkıcı bir faaliyet olarak görülmüştü, Askeri işgücünün özü itibari ile artı değer yaratmak yerine mutlaka yıkıcı olacağı varsayımı en azından iki nedenden dolayı tartışmaya açıktır. Birincisi, askerler dünyanın her yerinde zamanlarını savaş meydanlarından çok kışlalarda geçirirler ve garnizonlarda tarım, inşaat işleri ve yol yapımında ucuz işgücü olarak istihdam edilirler. Askeri işgücü topyekûn kullanılmasaydı, Fransa’dan Çin’e kadar birbirinden uzak birçok ülkede surlar, bentler, kanallar gibi büyük altyapı yatırımlarını inşa etmek asla mümkün olmazdı. Doğal afetler sonrasında da sık sık askerlere iş düşer ki bu durumda onları tıpkı hastabakıcı ya da ambulans şoförü gibi emekçiler olarak görmek gerekir. İkinci ve asıl neden ise Peter Way’ın öne sürdüğü gibi savaşın nihai sonucudur. Eğer başarılı ise işgal edilen topraklar veya kazanılan iktisadi avantajlar yolu ile devletler ve onların seçkinleri için artı değer yaratılmış olur.” (Zücher,s.11).

Burk’ün tespitleriyle orduların son birkaç yüzyılda geçirdiği evreleri özetlemek gerekirse; “18. yüzyılda aristokratik temelli ancak ulusal bir kurum olmayan ordu yapısından bahsetmek mümkündür. Bu yüzyılın sonuna denk gelen Fransa ve Amerika’daki demokratik devrimlerin de etkisiyle kabul gören “yurttaş-asker” kavramı kitle ordularına (mass army) geçilmesinin önünü açmış ve farklı bir kurumsal yapı ortaya çıkmıştır. Bununla beraber, Soğuk Savaş’ın bitmesiyle kitle ordusu fikri de yerini profesyonel askerliğe ve küçülen yapılara bırakmaya başlamıştır.” (Burk’ten aktaran Bilgiç vd.s:99).

“Günümüzde, teknolojik gelişmelerin harp silah, araç ve gereçlerine yansımasıyla savaşın karakteri daha karmaşık hale gelmiş ve zaman içerisinde karmaşık ve gelişmiş sistemleri kullanacak nitelikli personele duyulan ihtiyaç artmıştır. Bu da sadece komuta kadrolarında değil, daha aşağı kademelerde harp silah, araç ve gereçlerini kullanan personelin de uzman ve kalıcı personel niteliğinde olmasını, başka bir ifadeyle bu kadroların da profesyonel kadrolara dönüştürülmesini zorunlu hale getirmiştir. Tam profesyonel ordu yapısını tercih etmeyen veya bu modele geçemeyen ülkeler için söz konusu kadroların farklı yöntemlerle (sivil veya asker) profesyonelleştirilmesi, orduların hem muharebe etkinliğini artırmış hem de savunmanın daha ekonomik bir şekilde yapılmasına imkân sağlamıştır.” (Bilgiç vd.s:100)

Askerlik mesleğini iş, çalışanları işçi olarak gören görüşler de bu gelişmelerden etkilenmektedir. Eric Jan Zürcher’in derlediği “Askerlik İşi“ adlı kitapta bu duruma dikkat çekilmiştir. “Çoğu devlet hazineye en düşük maliyetli ordu arayışını durmadan sürdürmektedir. Diğer taraftan ordunun da teknolojik açıdan gelişmiş ve güvenilir olması gerekir. Orduya asker alımı ve istihdamında en kapsamlı değişikliklerin çoğu, öğrenilenlerden ders çıkarma ve daha başarılı rakiplerle yarışma arzusundan kaynaklanıyor. Bunun için mutlaka yeni teknolojilere odaklanılması gerekmez, yeni disiplin, eğitim ve kurumsal yapı biçimleri gibi sosyal teknolojilere odaklanmada dikkate alınmalıdır.” ( Zürcher,s:36)İfadeleri her ne kadar teknolojiyi ikinci plana atmış gibi görünse de gelişen ve özellikle de dijitalleşen teknoloji odaklanılması gereken konuları tersine çevirmiş görünmektedir.

NASIL BİR ASKERLİK?
ASKERLİK SİSTEMLERİ VE TARTIŞMALAR

Dünya genelinde askerlik modelleri üzerinde tartışmalar sürmektedir. Özellikle zorunlu askerlik modeli/profesyonel askerlik modeli tartışmaların odağını oluşturmaktadır. Her bir ülkenin farklı jeopolitik konumu, ekonomik durumu, teknolojik seviyesi, eğitim seviyesi, insan kaynağı ve değerleri model yaklaşımlara bakışı da etkilemektedir.

Gelişen teknoloji ve giderek artan yaşlanma olgusu nedeniyle birçok ülke profesyonel askerliği tercih etmeye başlamıştır. Zorunlu askerliğin kaldırılması ile vatandaşlık bağlarının zayıflayacağı, Millet-Ordu bütünleşmesinin sağlanamayacağı vb. yönündeki görüşlere rağmen artan teknolojik imkânlar nitelikli insan gücünün istihdamının önemine işaret etmektedir.

Roth-Douquet ve Schaeffer’e göre profesyonel askerlik nedeniyle üst sosyal sınıflar ile ordu arasında artan mesafe ve yabancılaşma üç temel probleme işaret etmektedir.

Ülkenin toplumsal ortak değerlerin zayıflaması,

Sivil liderliğin kuvvetlenmesinde sorun yaşanması ve son olarak

Bu durumun uzun dönemde orduyu zayıflatması olarak ifade edilmektedir.

Devamı M5 Dergisi Mart 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir