Asya’da Jeopolitik Fay Hatları

Geçtiğimiz şubat ayında Asya’da meydana gelen iki önemli gelişme Asya’yı dünyanın gündemine taşıdı. Gelişmelerden birincisi Kuzey Kore ile ABD arasında gerçekleştirilen Hanoi Zirvesi, bir diğeri ise Keşmir nedeniyle Pakistan ile Hindistan arasında yaşanan gerginlik. Her ne kadar iki gelişme de birbirinden bağımsız olarak görülse de tarih boyunca Asya Pasifik bölgesinde yaşanan ve ortaya çıkan hiçbir gelişme tesadüfi değildir. Özellikle, Pakistan-Hindistan gerginliğine daha dikkatli bakıldığında ABD’nin gölgesi fark edilecektir.

12 Haziran 2018’de ilk defa aktif görevde olan bir Amerikan başkanı bir Kuzey Kore lideri ile Singapur’da bir araya geldi. Bu buluşuma Kuzey Kore-ABD arasındaki ilk liderler zirvesi olması bakımından oldukça önemliydi. Aradan tam sekiz ay geçtikten sonra iki lider bir kez daha bir araya gelerek Kore Yarımadasına barışın gelmesini görüştüler. Singapur Zirvesinde bir takım ilkeler üzerinde anlaşsalar da geçen sekiz ay için iki ülke de bir arpa boyu yol gitmedi. ABD’nin talepleri açıktı; vakit kaybetmeden Kuzey Kore’nin nükleer programına son vermesi, tesisleri ve elindeki nükleer silahları uluslararası gözlemcilerin denetiminde imha etmesiydi. ABD’nin karşılığında verdiği ise kocaman bir sıfırdı. Sadece Güney Kore ile yapacağı askeri tatbikatlara son vereceği taahhüdünde bulunmuştu. Zaten bunun gerekçesini de Trump daha başından açıklamıştı. Bu tatbikatların oldukça masraflı olduklarını ve buna gerek olmadığını kendisinin de bu tatbikatlardan nefret ettiğini söyledi. Gerçekten de Hanoi zirvesinden sonra ABD Güney Kore ile tatbikatları durdurdu.

Ancak tüm bunlar Kuzey Kore için yeterli değildi. Daha fazla jest; hatta taviz istiyordu. Bunların başında yaptırımların kaldırılması en azından gevşetilmesi gerekiyordu. Hanoi zirvesinden önce Kuzey Kore uluslararası örgütlere çağrıda bulunarak gıda temininde zorluklar yaşadığını söyleyerek yardım çağrısında bulunuyordu. Sekiz ay boyunca ABD ile Kuzey Kore arasında adeta bir sinir harbi yaşandı. Zaman zaman karşılıklı sert suçlamaların eşlik ettiği bu zorlu süreç, nispeten Doğu Asya’ya bir miktar barış ve istikrar getirse de geleceğin net olmaması bu barışa da gölge düşürmektedir. Kim Jong-un yeni yıl konuşmasında eğer ABD ile yola devam edemezlerse tekrar nükleer programa döneceklerinin sinyalini vermişti. Aynı anda ABD’deki kimi düşünce kuruşluları da özel uydu görüntüleme şirketlerinden elde ettikleri verileri paylaşarak Kuzey Kore’nin nükleer tesislerini imha etmede acele etmediğini, hatta gizli nükleer tesislerinin olduğunu iddia ediyorlardı.

Tüm bu süreç içerisinde Kuzey Kore lideri Kim Jong-un dört defa Çin’e giderek dikkatleri üzerine çekti. Çin ile istişarelerde bulunan kimilerine göre ise Çin devlet başkanı Xi Jinping’den talimat alan Kim Jong-un ABD’ye karşı mesafeli olmasının arkasında yatan neden de buydu. Zaman zaman ilişkiler gerildiğinde Trump’ın Çin’i suçlaması ve Çin’in süreci sabote ettiğini söylemesi de bu söylentileri doğrular niteliktedir. Tüm olumsuzluklara karşın, Amerikan başkanları içerisinde Trump, Asya Pasifik bölgesinde en net adımları atan Amerikan lideri olarak tarihe geçecek gibi gözükmektedir. Gerçekten de Latin Amerika’da,  Ortadoğu’da ve Avrupa’da izlemiş olduğu politikaların aksine Uzakdoğu’da daha yapıcı ve barışsever bir imaj çizmektedir. Bunun ne kadar gerçekçi olduğunu ise gelecek günler gösterecektir. Ancak gerçek şu ki, bugüne kadar Asya’da en iyi inisiyatif alan ABD başkanı olma “onuruna” da sahip olacaktır. Kâğıt üzerinde kimi süslü söylemlerin aksine Trump Asya’da somut adımlar atarak büyük bir gürültü ile gelmekte olan yeni küresel güç olan Çin’i engellemeye çalışmaktadır. Trump, adeta kendisini   Çin ile mücadele etsin diye Tanrı tarafından göreve getirilmiş bir Amerikan başkanı olarak görmektedir.

HANOİ ZİRVESİ

Tüm dünyanın heyecanla beklediği Kuzey Kore-ABD ikinci zirvesi nihayet Hanoi’de 27-28 Şubat 2019 tarihleri arasında gerçekleşti. Uzmanların ve gözlemcilerin çok şey beklemedikleri zirveye Trump büyük umutlarla geldi. Ancak bu umutlar yerini hayal kırıklığına bıraktı.  Trump, görüşmeyi kısa keserek hiçbir anlaşma imzalamadan zirveyi terk etti. Görüşmenin arkasından yapılması düşünülen öğle yemeği de iptal edildi. Kim Jong-un ise her zaman ki gibi bu zirvede resmen bir PR (halkla ilişkiler) yaptı.

Devamı M5 Dergisi Nisan 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir